İsrail ya hızlı bir anlaşma ya da uzun bir savaş bekliyor

Tel Aviv, Kalibaf ile önceden yapılan temaslardan haberdardı, ancak savaşın devam etmesini tercih etti

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Mart 2026’da Air Force One’a binmeden önce İran’la yapılan görüşmeler hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Mart 2026’da Air Force One’a binmeden önce İran’la yapılan görüşmeler hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
TT

İsrail ya hızlı bir anlaşma ya da uzun bir savaş bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Mart 2026’da Air Force One’a binmeden önce İran’la yapılan görüşmeler hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Mart 2026’da Air Force One’a binmeden önce İran’la yapılan görüşmeler hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile bu hafta içinde olası bir anlaşmaya varılabileceğini duyurduğu açıklamasından dakikalar sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’a ilişkin “Onlar aşağıda… biz ise yukarıdayız” ifadesini kullandı. Netanyahu, Trump’ın açıklamasına doğrudan değinmezken, bu yanıt İsrail’in söz konusu açıklamaya şaşırmadığını, ancak bundan memnun da olmadığını ortaya koydu. İsrail’in her zamanki gibi Washington’a açık bir şekilde karşı çıkamadığı, buna karşın mevcut planın başarısız olmasını umarak savaşın sürmesini tercih ettiği değerlendirildi.

Trump dün sabah yaptığı açıklamayla dünyayı şaşırtarak, İran ile bir anlaşma için görüşmeler yürüttüğünü ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde tamamen açmaması halinde tehdit ettiği enerji tesislerine yönelik saldırıları, verimli görüşmelerin ardından durdurma talimatı verdiğini söyledi.

Trump’ın açıklamasından kısa süre sonra, Netanyahu’nun İsrail parlamentosu Knesset’te istihbarat alt komitesine verdiği brifing öncesinde, Komite Başkanı Boaz Bismuth, Netanyahu’ya “Geçmişte kötü bir anlaşmayı engellemiştiniz, bu kez de aynısını yapın” diye seslendi. Netanyahu ise “İsrail’i daha önce ulaşmadığı seviyelere çıkarıyor, İran’ı ise daha önce görmediği düşük seviyelere indiriyoruz… Biz yukarıdayız, onlar aşağıda” yanıtını verdi.

Netanyahu’nun bu açıklaması sırasında İsrail Başbakanlık Ofisi, Trump’ın sözlerine ilişkin yorum yapmayı reddetti ve İsrail medyasının yönelttiği sorulara yanıt vermedi.

Netanyahu’nun, yanlış anlaşılabilecek ya da Trump’ı rahatsız edebilecek bir değerlendirmeden kaçınmak istediği, Tahran ile yapılması beklenen görüşmelerin sonucunu beklediği belirtildi. Açıklamalardan, Tel Aviv yönetiminin söz konusu müzakerelerden önceden haberdar olduğu anlaşılıyor.

Washington, Kalibaf ile görüşüyor

Bu bağlamda İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, Donald Trump’ın açıklamasının İsrail açısından sürpriz olmadığını yazdı. Gazete, Tel Aviv yönetiminin söz konusu görüşmelerden haberdar olduğunu ve Washington’ın İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile temas halinde bulunduğunu bildirdi.

Yedioth Ahronoth’a bağlı Ynet internet sitesine konuşan İsrailli bir kaynak, Trump’ın açıklamalarının ardından İsrail’in ültimatomun ertelenmesi kararından haberdar edildiğini belirtti. Kaynak, “ABD ayrıca İsrail’den enerji istasyonları ve altyapı tesislerine yönelik saldırıları durdurmasını istedi. Süreç henüz tamamen sona ermiş değil ancak ültimatom fikri geçici olarak rafa kaldırıldı. Trump’ın geri adım attığı açık; çünkü ültimatomunun durumu daha da karmaşık hale getirdiğini fark etti” ifadelerini kullandı.

vffdevf
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran parlamentosu internet sitesi)

Aynı kaynak, bunun savaşın sona ermesinin yakın olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Trump, her ne kadar kayıplarını sınırlamaya başladığı izlenimi verse de, tamamen geri çekilmiş değil. Arabulucular İran ile Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik bir ön anlaşmaya varabilirse, bu durum savaşı sona erdirebilir. Ancak bunun başarılıp başarılamayacağı kesin değil” değerlendirmesinde bulundu.

Arabuluculuk çabaları

Yedioth Ahronoth, Donald Trump’ın açıklamasından saatler önce gazeteye konuşan bir İsrailli yetkilinin sözlerini yeniden yayımladı. Yetkili, Türkiye, Mısır ve Katar’ın perde arkasında, Trump ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik bir anlaşma sağlanması için yoğun çaba yürüttüğünü ifade etti.

Yetkili, İsrail’in bir anlaşmaya varılması halinde Trump’ın kararına uymak zorunda kalacağını ve başka bir seçeneğinin bulunmadığını belirtirken, bunun mevcut durumda İsrail’in tercih ettiği bir seçenek olmadığını vurguladı. İsrail’in saldırı odaklı yaklaşımını sürdürmek istediğini kaydeden yetkili, “Ancak nihayetinde Trump’ın vereceği kararı uygulayacağız” dedi.

fvfr
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile Cenevre’de yaptığı önceki görüşmeler sırasında (Reuters)

Haberde, İsrail’in İran’daki enerji tesisleri ve altyapıya yönelik geniş çaplı bir saldırıyı desteklediği ve bunun karşılığında İran’ın da İsrail altyapısını hedef almasını göze aldığı belirtildi. Bu planın, Trump’ın Hürmüz Boğazı konusunda ilerleme sağlamak amacıyla İran’a ültimatom vermesi ve böylece savaşı sona erdirmeyi hedeflemesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Trump’ın açıklamalarından önce İsrail’de hastanelerin, İran’ın elektrik şebekesini hedef alabileceği ihtimaline karşı hazırlık yaptığı bildirildi.

İsrail’in söz konusu girişimin başarı şansını nasıl değerlendireceğinin belirsiz olduğu, buna karşın olası bir başarısızlığa karşı hazırlık yaptığı aktarıldı. İsrailli bir yetkili, Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Eğer İran, Trump’ın girişimini bir zayıflık olarak görürse bu kötü olur” değerlendirmesinde bulundu.

Ya anlaşma... ya da aylarca sürecek bir savaş

İsrail, mevcut durumda iki seçenekle karşı karşıya olduğunu ve bunlar arasında bir ara yol bulunmadığını değerlendiriyor: Ya bu hafta içinde, Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla başlayacak kademeli bir anlaşmaya varılacak ve ardından nihai çözüme gidilecek ya da aylarca sürecek uzun bir savaş yaşanacak.

Yedioth Ahronoth’a konuşan bir yetkili, Donald Trump’ın savaşı bu şekilde sona erdirmek istemediğini belirterek, “Dünya, İran’ın Trump’ı geri adım attırdığı yönünde bir algıya kapılabilir. Trump, Hürmüz Boğazı meselesinde İran’ın kendisini geri adım attırdığı izleniminden kaçınmak istiyor. Farklı bir anlatı oluşturmak istiyor, ancak İran bu noktada sorun teşkil ediyor” dedi. Yetkili, kademeli bir uzlaşı ihtimaline de işaret ederek, “İran’ın boğazı açmasına karşılık Trump’ın saldırıları azaltması ve geri çekilmeye başlaması mümkün. Ancak İran’ın böyle bir adım atıp atmayacağı belirsiz” değerlendirmesinde bulundu.

devfe
Tahran’daki İran Savunma Bakanlığı’na bağlı elektronik sanayi merkezine düzenlenen hava saldırılarının ardından ortaya çıkan yıkım (Sosyal medya)

Aynı yetkili, bir uzlaşı sağlanamaması halinde uzun süreli bir tırmanış yaşanacağı uyarısında bulunarak, “Eğer anlaşma olmazsa aylar sürecek bir gerilime gidiyoruz. Trump, sahada bir başarı elde etmeye ve Harg Adası’nı kontrol altına almaya çalışacaktır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, olası bir anlaşmanın başarısız olması halinde uzun sürecek bir savaşa işaret eden bu değerlendirmeler, Kanal 12 televizyonu tarafından pazar günü yayımlanan bir haberle de örtüşüyor. Söz konusu haberde, ABD’nin İran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya zorlamak amacıyla haftalar sürebilecek bir operasyon planladığı belirtildi.

Witkoff ve Arakçi

Şarku’l Avsat’ın Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre, Beyaz Saray’daki yetkililer İsrailli muhataplarına, savaşı uzatarak ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı hedefleyen planlı operasyonu için zaman tanınacağını iletti. Operasyonun birkaç hafta süreceği öngörülüyor.

Amerikalı yetkililer, İsrail’e stratejisini değiştirmesi gerektiğini ileterek Washington’ın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı rehin almasına izin vermeyeceğini vurguladı. Yetkililer, “Bu baskıyı onları içten çökertmek için kullanacağız” ifadesini kullandı. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.

fvvb
ABD Başkanı Donald Trump ve ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 7 Mart 2026’da Air Force One uçağında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AFP)

Yedioth Ahronoth, görüşmelerin ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında, üç arabulucu üzerinden yapıldığını doğrularken, Kanal 12 televizyonu, son iki gün içinde ABD ile İran arasındaki mesajların Türkiye, Mısır ve Pakistan tarafından iletildiğini bildirdi.

Kanalın aktardığına göre, bu üç ülkenin dışişleri bakanları Witkoff ve Arakçi ile görüşmeler yaptı.

Öte yandan, ABD ile İran arasında önde gelen arabuluculardan biri olan Umman’ın bu görüşmelere katılıp katılmadığı henüz netleşmedi.

Trump’ın açıklamasından dakikalar sonra Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi bir açıklama yaparak, “İran hakkında ne düşünülürse düşünülsün, bu savaş onların eseri değil… Ancak savaş geniş çaplı ekonomik sorunlara yol açıyor ve devam ederse daha da kötüleşmesinden endişe ediyorum. Umman, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi sağlamak için yoğun çaba harcıyor” dedi.

Kanal 12 televizyonuna konuşan yetkililer, sürecin devam ettiğini ve savaşın sona erdirilmesi ile tüm çözülmemiş sorunların ele alınması üzerine görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

Ayrıca üst düzey bir İsrailli yetkili, bu hafta ilerleyen günlerde İran ve ABD üst düzey yetkililerinin İslamabad’da bir toplantı yapmak üzere görüşmeler yürüttüğünü açıkladı. Bu gelişme üzerine Netanyahu, dün yapılması planlanan siyasi ve güvenlik konularından sorumlu kabine toplantısını çarşamba gününe erteledi.



Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

Kanada, Ebola virüsündeki artış nedeniyle üç Afrika ülkesinden gelen oturum sahiplerine geçici giriş yasağı uygulanacağını açıkladı.

Kanada hükümeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’da ikamet eden kişilerin bugünden itibaren 90 gün süreyle ülkeye girişinin yasaklanacağını duyurdu.

Hükümet, söz konusu geçici tedbirin Ebola virüsünün Kanada’ya giriş ve ülke içinde yayılma riskini azaltmayı amaçladığını belirtti.

Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)

Öte yandan ABD de son haftalarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda veya Güney Sudan’da bulunan yabancıların ülkeye girişini yasaklamıştı.

Kanada Halk Sağlığı Ajansı tarafından yapılan açıklamada, son haftalarda salgından etkilenen bölgeleri ziyaret eden ve semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimî oturum sahipleri ve yabancı uyrukluların 30 Mayıs itibarıyla 21 günlük karantinaya alınacağı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bilgili bir kaynak, Bahamalar’ın da son üç hafta içinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’a seyahat eden kişilere yönelik giriş yasağı açıklamasının beklendiğini söyledi.

Ancak Karayip ülkesi hükümeti dün yaptığı açıklamada, söz konusu üç ülkede son 30 gün içinde bulunan yabancılar için sağlık taramalarının sıkılaştırılacağını ve gerektiğinde karantina uygulanacağını duyurmakla yetindi.


ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe


Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
TT

Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Katar’da, olası mutabakatın ilk aşamasında 12 milyar doların serbest bırakılması mekanizmasını görüştüğünü aktardı. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının, müzakereler sürecinde dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını öngördüğü, söz konusu meblağın yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtildi.

Kaynak, Tahran’ın mutabakat zaptının açıklanmasıyla birlikte bu miktarın yarısının erişime açılmasında ısrarcı olduğunu, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasının planlandığını söyledi. Kaynak ayrıca, Kalibaf’ın Katar ziyaretinin, bu talebin uygulanma mekanizmasını, ilk aşamada 12 milyar dolara erişim yollarını ve buna ilişkin engellerin kaldırılmasını görüşmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kaynak, Güney Kore ve Katar’daki İran fonlarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimin, Tahran’ı uygulama adımlarını yakından takip etme konusunda daha hassas davranmaya yönelttiğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan karmaşık süreçlerin tekrarının önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ziyaret sırasında önceki deneyimlerden yararlanılarak fonlara erişimde herhangi bir aksaklık yaşanmamasının amaçlandığını ve bu konuda ‘iyi sonuçlar’ elde edildiğini söyledi. Kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve genel müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” ifadesini kullanırken, Tahran’ın dosyaya büyük bir temkinle yaklaştığını, çünkü ABD’nin ‘taahhütlerine bağlı kalmayan bir taraf olarak bilindiğini’ öne sürdü.

Tesnim Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberde, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasına garanti sağlamak amacıyla herhangi bir ödeme yapmadığı yönündeki açıklamalarına yanıt verildi. Kaynak, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel hatlarıyla yanlış değil” ifadesini kullanarak, Doha’da görüşülen paranın İran’a ait olduğunu ve mutabakata garanti sağlanmasıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Kaynak ayrıca, Tahran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu fonları geri almak için ‘tam bir hassasiyet ve kararlılıkla’ hareket ettiğini belirtti.

Tesnim, Kalibaf’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile birlikte gerçekleştirdiği Katar ziyaretinin, olası mutabakat muhtırasının ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması amacı taşıdığını yazdı.

Ajans, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle bu fonların bir bölümünün süreç içinde serbest bırakılmasında ısrar ettiğini, böylece somut sonuç ve doğrudan fayda elde etmeyi hedeflediğini aktardı.

Haberde, dosyanın öneminin Kalibaf’ı, müzakere heyeti başkanı sıfatıyla, Katar Emiri ile yapılacak görüşmeleri bizzat takip etmek üzere Doha’ya gitmeye yönelttiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim’den aktardığına göre, ziyaret sırasında ‘ilerleme’ sağlandı ve görüşmelerde ‘ileri yönlü adımlar’ atıldı.