Amr Harkus
Muhammed Bakır Kalibaf birçok açıdan Ali Laricani'nin halefidir, ancak hayatta olduğu dönemde kendisi ile yakın ilişkisine rağmen, Dini Lider Ali Hamaney'in halefi olmayacaktır. Dini Liderin halefi Ayetullahlardan biri olmalı ve kendisi ileri düzeyde dini eğitim almış değil. Meclis Başkanı Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump tarafından adı açık bir şekilde anılmadan, beklenmedik bir şekilde müzakereye davet edildi. Böylece durum önemli ölçüde değişti ve başıboş bir füze veya iç suikast girişimi sonucu öldürülmediği sürece, Kalibaf İran'ın gelecekteki potansiyel liderine dönüştü.
Kalibaf, ABD yönetimiyle herhangi bir temas kurulduğunu hemen reddetti, ancak İran Dışişleri Bakanlığı meselenin ciddi olduğundan bahsetti. Bu nedenle, Tahran'daki yönetim içinde hızla ivme kazanan dönüşüme liderlik edebilecek kişi artık o gibi görünüyor. İç güç dengesini değiştiren ve İran'ın uluslararası sistemle etkileşiminin doğasını dönüştüren suikastlar onu lider konumuna taşıdı.
İran’daki dönüşümler bir tesadüf değil, aksine 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'nde başlayan bir dizi birikmiş dış sorunun kapsamındadır. İçeride ise dönüşümler, ekonomik kriz, Amerikan ve İsrail hava saldırılarından önce ve sonra yaşanan halk protestolarıyla kendini gösterdi. Burada, özellikle “üç Ali”nin (Ali Hamaney, Ali Şemhani ve Ali Laricani) yokluğunun yarattığı boşluk göz önüne alındığında, Kalibaf'ın adı yasama rolünü aşarak, askeri aygıt ile siyasi ve dini elitler arasında köprüye dönüşen kilit bir figür olarak öne çıkıyor.
Savaş, sertlik yanlısı sistem içindeki siyasi güç merkezlerinde radikal bir yeniden yapılanmaya yol açtı. Operasyonların ilk gününde veya kısa bir süre sonra öldürülen üst düzey liderliğe ve diğer komutanlara yönelik saldırıların ardından, baskın ve belirleyici bir güç merkezinin yokluğu, Kalibaf ve diğerlerinin önderliğinde üçüncü kademeye odaklanan yeni bir liderlik yapısı ortaya çıkardı.
Kalibaf sadece geleneksel bir politikacı değil, devrimci kuşağın “tarihi bir figürü”dür. Kariyerine İran-Irak Savaşı sırasında İslam Devrim Muhafızları'nda başladı ve genç yaşta ordu içinde yükseldi
Bugün Meclis Başkanı, İran'da geçiş dönemini yönetecek en nitelikli ve uygun figür olarak kabul ediliyor. Ancak bu, kurumlar içinde gerilim ve çatışmaların var olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bu gerilim ve çatışmalar, üst düzey Devrim Muhafızları subaylarını ve üçüncü kademeden sertlik yanlısı liderleri birinci kademe liderliğe yükselten suikastların ardından ön plana çıktı.
Şimdiye kadar görünen o ki, Kalibaf'ın kişiliği, eski Devrim Muhafızları komutanı ve fiili karar alıcı, aynı zamanda yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı olan Muhsin Rızai ile arasındaki pratik ilişki aracılığıyla siyasi kararlar dayatma gücüne sahip görünüyor. Bu iki isme bir de Yargı Erki Başkanı Muhsin Ejei ekleniyor ve bugün Tahran'da bu ittifak, artık “yönetici koalisyon” olarak biliniyor.
Sahada Kalibaf, operasyonları yöneten ve siyasi direktifleri veren üç üyeli bir “savaş konseyinde” de önemli bir rol oynuyor. Bu konseyde kendisinin yanı sıra, Komutan Muhsin Rızai ve son baskı operasyonlarını yöneten ve sahadaki mevcut savaş faaliyetlerine doğrudan komuta eden Devrim Muhafızları'nın mevcut komutanı Ahmed Vahidi de yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a dayatılan bürokratik ilişkiye gelince, sertlik yanlılarının reformcular üzerindeki kontrolü öne çıkıyor. Bazı politikacılar Pezeşkiyan'ı İran cumhurbaşkanları arasında en şanssızı olarak görüyor. Görev süresi boyunca İran, İsrail ve ABD tarafından iki kez bombalandı. Önderi veya Dini Lideri öldürüldü ve halen sahnede görünmeyen oğul Mücteba Hamaney'den Laricani ve şimdi de Kalibaf'a kadar onun yerine geçenler, birkaç gün içinde yine değişti.
Pezeşkiyan hâlâ cumhurbaşkanlığı görevini yürütse de rolü “savaş konseyi” lehine önemli ölçüde marjinalleştirildi. Savaşın başında, Körfez ülkelerine yönelik İran saldırıları için özür dilemiş ve bunları durdurma sözü vermeye çalışmıştı. Ancak Devrim Muhafızları ve sertlik yanlıları tarafından eleştirilmiş ve açıklamalarından geri adım atmak zorunda kalmıştı. Bugün Pezeşkiyan, sadece resmi açıklamalar yapan bir sembol olarak görülüyor, gerçek güç ise üçlü liderliğin elinde yoğunlaşmış durumda.
Güvenlikten siyasete
Kalibaf sadece geleneksel bir politikacı değil, devrimci kuşağın “tarihi bir figürü”dür. Kariyerine İran-Irak Savaşı sırasında Devrim Muhafızları'nda başladı ve genç yaşta orduda yükseldi. Devrim Muhafızları hava kuvvetleri komutanlığı ve ardından polis teşkilatı başkanlığı görevlerini üstlendi. Bu da onun derin devlet veya iktidar bürokrasisi olarak bilinen yapı içindeki güç ve kontrol mekanizmalarını anlamasını sağladı. Böylece siyasi elitlere katıldı ve hatta ülke liderliği için kilit bir konum olan Tahran belediye başkanlığına atandı. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da daha önce bu görevi üstlenmişti. Belediye başkanlığından sonra her zamanki gibi en büyük blok olan sertlik yanlılarının saflarında meclise girdi ve Meclis Başkanı oldu; böylelikle askeri harcamalar başta olmak üzere yasama ve bütçe tahsisleri üzerinde önemli bir güç elde etti.
Resmi İran pozisyonu çelişkili olmayı sürdürüyor. İran haber ajansları herhangi bir müzakereyi reddederken, Dışişleri Bakanlığı'ndan sızan bilgiler, dolaylı da olsa görüşmelerin yapıldığını doğruluyor

İran liderlerine yönelik devam eden suikastlar, liderlik rolünü oynaması için Kalibaf’ın önünü açtı, tıpkı İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah liderlerine yönelik suikastlarının Naim Kasım'ın Lübnanlı milis grubunun başına geçmesinin önünü açması gibi. Ancak bu iki figür arasında, yetenekleri ve hatta siyasi ve güvenlik rolleri açısından önemli bir fark bulunuyor.
Rejimin karşılaştığı zorluklar
İran rejimi sayısız zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Savaş öncesinde, para biriminin değerindeki keskin düşüş ve yükselen enflasyonun körüklediği bir protesto dalgası yaşandı. Bu çöküş, temel maddelerin fiyatlarının ikiye katlanmasına ve Pezeşkiyan hükümetinin suçlamalara maruz kalmasına yol açtı. Mecliste, Kalibaf kendisini “sorun çözücü” olarak sunarak ve reformcuları hedef alıp, fiyatları istikrara kavuşturacak planlar vaat ederek krizi kendi lehine kullanmaya çalıştı. Bu arada Pezeşkiyan, vaatlerini yerine getirememesi nedeniyle siyasi darbelere maruz kalıyordu. Pezeşkiyan ise bu vaatlerin, hükümetinin Devrim Muhafızları ve Dini Liderlik makamından sorumlu olanlar ile babasının suikastından önce Mücteba Hamaney’in görüşleriyle çelişen kararlar almasına izin verilmediği için yerine getirilmesinin yasak olduğunu söylüyordu.
Kalibaf ve siyasi tasfiyeler
İktidardaki sertlik yanlısı yetkililerde tipik olduğu gibi, yasalar ve mevzuat, hükümet yapısı içindeki siyasi rakipleri sahne dışına itmek için araç olarak kullanılmıştır. “Hassas Görevler Yasası”, Kalibaf'ın mecliste uyguladığı çifte standartların en önemli örneğiydi. Bu yasa, yakın bir aile üyesinin yabancı vatandaşlığı olan yetkililerin hassas ve önemli görevlerde bulunmasını yasaklıyor. Eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif bu yasa sebebiyle Pezeşkiyan'ın yardımcılığından uzaklaştırıldı. Yine yasa oğlu Alman vatandaşlığına sahip olan cumhurbaşkanı yardımcısı Muhammed Rıza Arif’e de uygulanmıştı. Ancak, benzer durumdaki diğer yetkililere, sadece sertlik yanlılarına yakın veya onlarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle dokunulmadı ve görevden alınmadılar. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu ayrımcılık, Pezeşkiyan hükümetine duyulan güveni hem yurt içinde hem de uluslararası alanda zedeledi ve marjinalleşmiş reformist gruplar ile sertlik yanlısı muhafazakâr kanat arasındaki çatışmayı daha da şiddetlendirdi.
Kalibaf, güçlü adam rolünde başarılı olacak mı?
Trump, İran tarafıyla varılan temel anlaşma noktalarına ve yapıcı görüşmelere atıfta bulunarak, İran enerji tesislerine yönelik saldırıların beş gün süreyle askıya alındığını duyurdu. Ancak, İran'ın resmi pozisyonu çelişkili olmayı sürdürüyor. İran haber ajansları halihazırda herhangi bir müzakere yürütüldüğünü inkar edip, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun savaş öncesi haline dönmeyeceğini vurgularken, Dışişleri Bakanlığı'ndan sızan bilgiler, dolaylı da olsa müzakerelerin yürütüldüğünü doğruluyor.
Önümüzdeki haftalar, Kalibaf liderliğindeki ittifakın İran'ı müzakere ve ateşkes yoluyla güvenli bir limana ulaştırmakta başarılı olup olmayacağını ve ülkenin tam teşekküllü bir çatışmaya sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirlemede çok önemli olacak
Veriler, şu anda perde arkasında müzakereleri yöneten en güçlü figürün Kalibaf olduğunu ve bu konuda Rızai ile Vahidi’den oluşan “karar alıcı ittifaka” dayandığını gösteriyor. Askeri tehdit dilini rejimi koruma arzusuyla birleştirme yeteneği, onu Washington'un başlıca muhatabı haline getiriyor; ABD, onu Devrim Muhafızlarını gelecekteki herhangi bir anlaşmaya uymaya zorlayabilecek tek kişi olarak görebilir.
Görünüşe göre bu, tam bir askeri siyasallaşma aşaması. Kalibaf, Rızai ve Ejei'nin yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in desteğiyle kurduğu ittifak, devleti dış darbeleri soğuran ve Lübnan'daki Hizbullah'ı, Irak'taki milis grupları savaşa dahil edip, Körfez şehirlerini bombalayarak krizi komşu ülkelere ihraç eden bir askeri kışlaya dönüştürmeyi başardı.

Ancak rejimin bu görünürdeki istikrarı, özellikle genç nesilden gelen halk tepkisi başta olmak üzere zorluklarla karşı karşıya. Genç nesil artık içeriden reform olasılığına inanmıyor ve rejimin herhangi bir zayıflık anını fırsat bilerek harekete geçmeyi bekliyor. Savaş ayrıca İran'ın füze cephaneliğinin ve altyapısının büyük bir bölümünü kaybetmesiyle önemli askeri ve ekonomik kayıplara yol açtı. Bu durum, İran'ı rejimin hayatta kalması için sert şartları kabul etmeye zorlayabilir.
Önümüzdeki haftalar, Kalibaf liderliğindeki ittifakın İran'ı müzakere ve ateşkes yoluyla güvenli bir limana ulaştırmakta başarılı olup olmayacağını ve ülkenin altyapısını yok edecek tam teşekküllü bir çatışmaya sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirlemede çok önemli olacak. Tek ve net bir güç merkezinin yokluğu, müzakere sürecini tehlikelerle dolu hale getiriyor. Başıboş bir füze bir liderlik toplantısını hedef alıp bazı kişilerin ölümüne yol açabilir veya bir aşırılıkçının düzenleyeceği suikast ülkenin kaderini dördüncü kademeden bir lidere teslim edebilir.
* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.