Trump ve İran arasında Pakistan: Seçim değil, zorunluluktan kaynaklanan arabuluculuk

Coğrafya siyasi nüfuza dönüştüğünde

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)
TT

Trump ve İran arasında Pakistan: Seçim değil, zorunluluktan kaynaklanan arabuluculuk

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)

Kemal Allam 

İsrail basınında yer alan haberlere göre Steve Witkoff, Jared Kushner ve muhtemelen Başkan Yardımcısı J.D. Vance, savaşı sona erdirmek için İslamabad'da İranlı yetkililerle bir araya gelecek.

Bu haberler, Başkan Donald Trump'ın sosyal medya üzerinden İran'a yönelik ABD saldırılarını askıya aldığını ve barış sürecine bir şans daha verdiğini açıklamasıyla eş zamanlı olarak geldi. Aynı bağlamda, Financial Times gazetesi, adlarını açıklamadığı yetkililere atıfta bulunarak, Pakistan ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Trump ile çeşitli temaslarda bulunduğunu ve Tahran ile Washington arasında kilit arabulucu olarak hareket ettiğini belirtti.

Doğrulanmamış haberlere göre İran Meclis Başkanı ve Dini Lider Mücteba Hamaney'e yakın bir isim olan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’li yetkililerle görüşmek üzere İslamabad'a gidebilir. Bilhassa Trump'ın kamuoyunun aklını karıştırma alışkanlığı göz önüne alındığında, işler büyük ölçüde belirsizlikle örtülü olsa da Pakistan da dahil olmak üzere birçok ülke bu savaşı durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Türkiye ve Umman da görüşmeler için potansiyel mekanlar olarak öne çıkarken, Tahran herhangi bir müzakerenin varlığını reddetmeye devam ediyor.

Doğrulanmamış haberlere göre, İran Meclis Başkanı ve Dini Lider Mücteba Hamaney'e yakın bir isim olan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’li yetkililerle görüşmek üzere İslamabad'a gidebilir

Arabuluculuk kumarı

Geçen yazdan beri bir şey netleşti: Başkan Trump, İran krizi başta olmak üzere çeşitli uluslararası krizlerde Pakistan Genelkurmay Başkanı’nı güvendiği kişi haline getirdi. Asım Münir Trump nezdinde sahip olduğu önemli konum sayesinde, geçen yaz da Washington adına arabuluculuk rolünü üstlenmişti. Buna ek olarak, Münir ve Pakistan ordusu ile Suudi Arabistan stratejik bir savunma anlaşması ile birbirine bağlı. Buna dayanarak, Münir, Körfez ülkeleri Tahran'a karşı harekete geçmek zorunda kalmadan önce, geçen hafta boyunca Ortadoğu'daki gerilimleri azaltmaya çalıştı. Münir'in geçen hafta bölgeye yaptığı ziyaret sırasında, ABD Merkez Komutanlığı aracılığıyla ABD ordusuyla doğrudan koordinasyon içinde, istihbarat şefini Tahran'a gönderdi. Ayrıca Münir ile Başkan Trump arasında da doğrudan bir iletişim hattı mevcut.

Bu bağlamda Suudi Arabistan faktörü hafife alınamaz. Riyad ve Tahran arasındaki ilişkilerin son birkaç yıldır kademeli olarak iyileşmesinden İslamabad doğrudan fayda gördü. Pakistan, en büyük askeri ortağı ve önemli stratejik kararlarda yakından koordinasyon içinde olduğu kilit oyuncu Çin'in de dahil olduğu üçlü toplantıların odak noktası oldu.

Pekin, çatışmayla ilgili olarak şimdiye kadar nispeten sessiz kalmış olsa da özellikle İslamabad'ın İran ile savaşa girmesinin daha geniş yankılara yol açması durumunda, Pakistan'daki askeri yatırımlarına ve altyapı projelerine yönelik herhangi bir tehdidi görmezden gelemez.

İranlılar, Pakistan'a etkili güçlerin verdiği desteğin, onu ABD ile müzakerelerde Türkiye ve Umman'dan daha stratejik bir oyuncu haline getirdiğinin farkındalar. Umman, Pakistan'dan daha tarafsız ve diplomatik olarak daha yetenekli olsa da sahada gerçekten etkili bir aktör olmak için gereken askeri güce sahip olmaması nedeniyle askeri olarak yetersiz olarak görülüyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)

Türkiye, birçok ABD ve NATO üssüne ev sahipliği yaparken, resmi olarak bunu inkar etse de Tahran tarafından onlarca yıldır İran karşıtı ittifakın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor.

Pakistan ve İran arasında ise Belucistan konusunda uzun süredir devam eden bir sınır anlaşmazlığı var ve her iki taraf da diğerini çeşitli ayrılıkçı hareketleri desteklemekle suçluyor. Pakistan ve İran ayrıca son on yılda sınır boyunca düzenli olarak karşılıklı ateş açmalara tanık oldu, roket ve top mermileri fırlatıldı ve en az altı kez iki taraftan askerler öldürüldü.

Aslında, ABD ve İsrail'in yanı sıra, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesinden bu yana İran topraklarına füze fırlatan ve saldırı düzenleyen üçüncü ülke Pakistan'dır.

Bu görüşmeler neyi başarabilir?

Eğer bu görüşmeler İslamabad'da yapılacaksa, görüşmelere liderlik edecek kilit isim İran'ın Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani olacaktır. Kaani, Pakistan meselelerinde deneyimli bir isim ve Peştuca ile Urduca dahil olmak üzere birçok dil konuşuyor. Süleymani “Arap dosyası”ndan sorumlu iken, Kaani on yıldan fazla bir süre Afganistan, Pakistan ve Güney ile Orta Asya'daki faaliyetlere liderlik etti. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Kaani ayrıca Dini Lider Ali Hamaney adına Taliban ve Keşmir dosyalarıyla ilgilenmişti. Kudüs Gücü'nde görev yapmış eski askerleri İslamabad'a büyükelçi olarak göndermiş, ayrıca Karaçi ve Ketta'da danışman olarak görev yapmaları için kendisiyle birlikte görev yapmış diğer önemli diplomatları görevlendirmişti.

Buna dayanarak İran, Pakistan Hava Kuvvetleri'nin geçen yıl Hindistan'a karşı elde ettiği başarı, güçlü nükleer cephaneliği ve etkili hava kuvvetleri göz önüne alındığında, İslamabad'ın İsrail'in bombalayamayacağı tek şehir olduğunun farkında. Buna karşılık ne Türkiye ne de Umman, İranlı diplomatların güvenliğini garanti edebilir.

 İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Getty Images)İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Getty Images)

Son birkaç haftadır Pakistan, savaşın yayılmasını önlemek için perde arkasında çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan'daki deneyiminden yararlanarak pragmatik bir arabulucu olarak hareket etme yeteneğine sahip Pakistan'a güvenecektir. İran ve Pakistan, kısa sürelerle de olsa birbirlerine karşı savaştılar, bu nedenle her iki taraf da en kötü senaryoyu biliyor. İranlıların kaybedecek bir şeyleri yok, ancak Pakistan için neyin önemli olduğunun farkındalar.

Bu görüşmeler İslamabad'da yapılacaksa, görüşmelere liderlik edecek kilit isim İran Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani olacaktır. Kaani, Pakistan meseleleri konusunda deneyimli bir isim ve Peştuca ile Urduca dahil olmak üzere birçok dil konuşuyor

İran rejiminin çöküşü durumunda en büyük kaybeden Pakistan olacak gibi görünüyor; bu gerçek, dış gözlemciler tarafından büyük ölçüde göz ardı ediliyor. Afganistan sınırındaki Taliban sorununun yanı sıra, Belucistan'da en az iki isyancı hareketin varlığı ve İran dışında en büyük Şii topluluğuna ev sahipliği yaptığı (bu topluluk, Amerikalılara Tahran'ı devirmede yardım etmesi halinde Pakistan hükümetini ağır bedel ödemekle tehdit etti) göz önüne alındığında, Pakistan'ın arabulucu rolü sadece Tahran için değil, İslamabad için de varoluşsal bir zorunluluktur.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ukrayna savaşı: Rus petrolünde kritik arz kesintisi yaşanıyor

Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
TT

Ukrayna savaşı: Rus petrolünde kritik arz kesintisi yaşanıyor

Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)

Ukrayna saldırıları nedeniyle Rusya'nın petrol ihracat kapasitesi yüzde 40 azaldı.

Reuters'ın analizine göre Ukrayna ordusunun düzenlediği drone saldırıları ve "gölge filoya" ait olduğu öne sürülen tankerlere el konmasıyla Rusya'nın petrol ihracat kapasitesinin en az yüzde 40'ı durma noktasına geldi.

Haberde, bunun "dünyanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı olan Rusya'nın modern tarihindeki en ciddi petrol arz kesintisi olduğu" savunuluyor.

Saldırılar nedeniyle yaşanan arz kesintisinin, İran savaşının etkisiyle petrol fiyatlarının varil başına 100 doları aştığı bir dönemde Moskova'yı olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Ülkenin başlıca gelir kaynakları arasında yer alan petrol üretimi, 2,6 trilyon dolarlık Rus ekonomisinin temelini oluşturuyor.

Ukrayna, bu ay Rusya'nın petrol ve yakıt ihracat altyapısına yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı. Kiev güçleri Karadeniz'deki Novorossisk ile Baltık Denizi'ndeki Primorsk ve Ust-Luga dahil Rusya'nın batı kesimindeki üç büyük petrol ihracat limanını vurdu.

Macaristan ve Slovakya için kritik önem taşıyan Drujba petrol boru hattına 27 Ocak'ta yapılan saldırı sonucu da sevkıyat sekteye uğramıştı. Kiev yönetimi, saldırının Moskova tarafından düzenlendiğini savunmuştu. Ukrayna ordusu da bu boru hattına geçen yıl ağustosta saldırı düzenlemişti.

Bunlara ek olarak Rusya'nın yaptırım altındaki petrolü taşımak için kullandığı "gölge filoya" ait olduğu öne sürülen tankerlere de el kondu.

Avrupa'daki el koymalar, Rusya'nın Murmansk limanından yapılan günlük 300 bin varillik Arktik petrol ihracatının aksamasına yol açtı.  

Diğer yandan Kremlin, Skovorodino-Mohe ve Atasu-Alashankou boru hatları üzerinden Çin'e tedariki sürdürüyor.

Ayrıca Rusya'nın Kozmino limanı üzerinden deniz yoluyla taşınan ESPO Blend ihracatı da devam ediyor.

Analize göre üç güzergahtan yapılan toplam petrol sevkiyatı günde yaklaşık 1,9 milyon varil seviyesinde.

Independent Türkçe, Reuters, Kyiv Post


İran muhtemel Hark Adası işgaline hazırlanıyor

Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
TT

İran muhtemel Hark Adası işgaline hazırlanıyor

Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)

İran, ABD'nin kara harekatı düzenleme ihtimaline karşı Hark Adası'ndaki savunma önlemlerini artırıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, İran'ın olası kara harekatına karşı adaya ek askeri personel ve hava sistemleri sevk ettiğini söylüyor.

Kaynaklara göre İran ordusu, adadaki çok katmanlı hava savunma sistemlerine ek olarak bölgeye MANPAD diye bilinen, omuzdan ateşlenebilen karadan havaya güdümlü füze sistemleri konuşlandırdı.

Ayrıca Basra Körfezi'ndeki adanın çevresine, amfibi çıkarma gemilerinin yanaşabileceği kıyı şeridi de dahil zırh delici mayınlar döşendiği aktarılıyor.

Amerikan ordusu, İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının gerçekleştirildiği adaya 13 Mart'ta hava saldırısı düzenlemişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), aralarında "deniz mayın depolama tesisleri, füze depolama sığınakları ve çok sayıda diğer askeri tesisin" yer aldığı 90'a yakın hedefin vurulduğunu duyurmuştu.

Başkan Donald Trump da "ahlaki nedenlerle" adadaki petrol altyapısını vurmadıklarını söylemişti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X'ten dün yaptığı paylaşımda "İran'ın düşmanları, bölge ülkelerinden birinin desteğiyle İran adalarından birini işgal etmeye hazırlanıyor" ifadelerini kullanmıştı.

Kalibaf, ABD'nin hangi ülkeyle işbirliği yaptığına dair bilgi paylaşmadan, "Bu yönde bir adım atılırsa, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapısı hiçbir kısıtlama olmaksızın amansız şekilde hedef alınacaktır" demişti.

Amerikan ordusu, amfibi gemilerinden çıkarma, baskın ve saldırı görevlerinde uzmanlaşmış, her birinde yaklaşık 2 bin 200 askerin yer aldığı iki Deniz Piyade Sefer Birimi'ni Ortadoğu'ya sevk etti.

82. Hava İndirme Tümeni'ne bağlı yaklaşık 1000 ABD askeri de birkaç gün içinde bölgeye konuşlandırılacak. Kaynaklar, bu ekiplerin Hark Adası'nı ele geçirmeye yönelik olası bir operasyonda görev yapabileceğini söylüyor.

Diğer yandan uzmanlara göre ABD'nin Hark Adası'na çıkarma yapması durumunda askerler hem adadan hem de İran anakarasından saldırıların hedefi olabilir.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İsrailli bir yetkili de bu risklere dikkat çekerek, "Bu tehlikeye girmeden adadaki petrol sahalarını bombalamalarını umuyoruz ama neler olacağını bilmek mümkün değil" diyor.

Financial Times'ın analizinde, Hark Adası'nın ele geçirilmesi halinde ABD'nin, İran'ın tüm petrol ihracatı üzerinde kontrol sahibi olacağına dikkat çekiliyor. Beyaz Saray, bu güçlü kozu Hürmüz Boğazı'nı açması için Tahran'a baskı uygulamak amacıyla kullanabilir.

Öte yandan Tahran yönetiminin, petrol altyapısını düşmana bırakmak yerine yok ederek daha radikal bir karşı saldırıya geçme ihtimali olduğuna da dikkat çekiliyor. 

Independent Türkçe, CNN, Financial Times


Batı istihbaratı: Rusya, İran'a drone desteği veriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Batı istihbaratı: Rusya, İran'a drone desteği veriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Bir habere göre Rusya, İran'ın ABD ve İsrail'e karşı savaş kapasitesini desteklemek için drone, ilaç ve gıdadan oluşan kademeli sevkıyatı tamamlamak üzere.

İstihbarat konusunda bilgilendirilen iki yetkilinin Financial Times'a verdiği bilgiye göre, üst düzey İranlı ve Rus yetkililer, İsrail ve ABD'nin geçen ay Tahran'a ilk saldırısını düzenlemesinden birkaç gün sonra drone teslimatını gizlice görüşmeye başladı.

Batı istihbaratına göre Moskova, teslimatlara mart başlarında başladı ve ay sonuna kadar tamamlanması bekleniyordu.

dsvd
İran Şahid drone'ları, Rusya mühimmatının önemli bir parçası (AFP)

İran'ın yıllarca Moskova'nın Ukrayna istilasına destek vermesinin ardından Rusya, savaş devam ederken Tahran'ın yakın bir müttefiki olmayı sürdürüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya'nın İran'a istihbarat sağladığını defalarca iddia etti. Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Moskova'nın, Washington'ın Kiev'e istihbarat akışını kesmesi karşılığında İran'la askeri istihbarat paylaşımını durdurmayı teklif ederek ABD'ye şantaj yapmaya çalıştığını söyledi.

Pazartesi günü, Rusya'nın İran'a istihbarat sağlamayı sürdürdüğüne dair "inkar edilemez" kanıtlara sahip olduğunu öne sürdü ve Reuters'a verileri gördüğünü söylese de daha fazla ayrıntı vermedi.

Drone sevkıyatı, savaşın başlamasından bu yana Moskova'nın İran'a ölümcül desteğinin ilk kanıtı olabilir.

vfde
Dmitri Peskov, Rusya'nın İran liderliğiyle diyaloğu sürdürdüğünü söyledi (AFP)

Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, drone sevkıyatına dair bir soru üzerine Financial Times'a şunları söyledi:

Şu anda ortalıkta birçok sahte haber dolaşıyor. Doğru olan tek şey, İran liderliğiyle diyaloğumuzu sürdürüyoruz.

İran, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşta önemli rol oynayan Şahid drone'larının kilit tedarikçilerinden biri. Moskova, Ukrayna'ya yönelik saldırıları sırasında geceleri yüzlerce Şahid drone'u ateşledi; bu da Kiev'i savunma amaçlı drone savaşı konusunda uzmanlaştırdı.

Zelenski çarşamba günü, Körfez ülkelerinin Ukrayna'nın drone'lara karşı savunma konusundaki deneyimine büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

fdevfe
Zelenski, Ukrayna'nın Körfez ülkelerine drone uzmanlığını sunduğunu söyledi (BBC)

X'te yaptığı açıklamada, "Bölgede sadece 'Şahid'lerin değil, FPV drone'larının da kullanıldığına dair artan kanıtlar görüyoruz" dedi.

Bu modern savaş ve herkes buna hazırlıklı olmalı. Ukrayna bu alanda uzmanlığa sahip ve desteğimiz karşılığında daha büyük zorluklarla karşılaştığımız alanlarda yardıma ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç, balistik tehditlere karşı korunmayı ve savunma için mali kaynakları da kapsıyor. Ukrayna karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık sunuyor: Bizi güçlendirebilecek olanları güçlendirebiliriz. Dünyadaki mevcut tablo, gerçek sonuçları ve gerçek güvenliği ancak koordineli ortak adımların sağlayabileceğini gösteriyor. Avrupa'da engelleniyoruz ve bu risk devam ettiği sürece kendimizi güçlendirmek için ek fırsatlar aramalıyız. Ortadoğu ve Körfez, Ukrayna'yı güçlendirmek için doğru yönü ve ciddi fırsatları temsil ediyor.

Independent Türkçe