Kemal Allam
İsrail basınında yer alan haberlere göre Steve Witkoff, Jared Kushner ve muhtemelen Başkan Yardımcısı J.D. Vance, savaşı sona erdirmek için İslamabad'da İranlı yetkililerle bir araya gelecek.
Bu haberler, Başkan Donald Trump'ın sosyal medya üzerinden İran'a yönelik ABD saldırılarını askıya aldığını ve barış sürecine bir şans daha verdiğini açıklamasıyla eş zamanlı olarak geldi. Aynı bağlamda, Financial Times gazetesi, adlarını açıklamadığı yetkililere atıfta bulunarak, Pakistan ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Trump ile çeşitli temaslarda bulunduğunu ve Tahran ile Washington arasında kilit arabulucu olarak hareket ettiğini belirtti.
Doğrulanmamış haberlere göre İran Meclis Başkanı ve Dini Lider Mücteba Hamaney'e yakın bir isim olan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’li yetkililerle görüşmek üzere İslamabad'a gidebilir. Bilhassa Trump'ın kamuoyunun aklını karıştırma alışkanlığı göz önüne alındığında, işler büyük ölçüde belirsizlikle örtülü olsa da Pakistan da dahil olmak üzere birçok ülke bu savaşı durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Türkiye ve Umman da görüşmeler için potansiyel mekanlar olarak öne çıkarken, Tahran herhangi bir müzakerenin varlığını reddetmeye devam ediyor.
Doğrulanmamış haberlere göre, İran Meclis Başkanı ve Dini Lider Mücteba Hamaney'e yakın bir isim olan Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’li yetkililerle görüşmek üzere İslamabad'a gidebilir
Arabuluculuk kumarı
Geçen yazdan beri bir şey netleşti: Başkan Trump, İran krizi başta olmak üzere çeşitli uluslararası krizlerde Pakistan Genelkurmay Başkanı’nı güvendiği kişi haline getirdi. Asım Münir Trump nezdinde sahip olduğu önemli konum sayesinde, geçen yaz da Washington adına arabuluculuk rolünü üstlenmişti. Buna ek olarak, Münir ve Pakistan ordusu ile Suudi Arabistan stratejik bir savunma anlaşması ile birbirine bağlı. Buna dayanarak, Münir, Körfez ülkeleri Tahran'a karşı harekete geçmek zorunda kalmadan önce, geçen hafta boyunca Ortadoğu'daki gerilimleri azaltmaya çalıştı. Münir'in geçen hafta bölgeye yaptığı ziyaret sırasında, ABD Merkez Komutanlığı aracılığıyla ABD ordusuyla doğrudan koordinasyon içinde, istihbarat şefini Tahran'a gönderdi. Ayrıca Münir ile Başkan Trump arasında da doğrudan bir iletişim hattı mevcut.
Bu bağlamda Suudi Arabistan faktörü hafife alınamaz. Riyad ve Tahran arasındaki ilişkilerin son birkaç yıldır kademeli olarak iyileşmesinden İslamabad doğrudan fayda gördü. Pakistan, en büyük askeri ortağı ve önemli stratejik kararlarda yakından koordinasyon içinde olduğu kilit oyuncu Çin'in de dahil olduğu üçlü toplantıların odak noktası oldu.
Pekin, çatışmayla ilgili olarak şimdiye kadar nispeten sessiz kalmış olsa da özellikle İslamabad'ın İran ile savaşa girmesinin daha geniş yankılara yol açması durumunda, Pakistan'daki askeri yatırımlarına ve altyapı projelerine yönelik herhangi bir tehdidi görmezden gelemez.
İranlılar, Pakistan'a etkili güçlerin verdiği desteğin, onu ABD ile müzakerelerde Türkiye ve Umman'dan daha stratejik bir oyuncu haline getirdiğinin farkındalar. Umman, Pakistan'dan daha tarafsız ve diplomatik olarak daha yetenekli olsa da sahada gerçekten etkili bir aktör olmak için gereken askeri güce sahip olmaması nedeniyle askeri olarak yetersiz olarak görülüyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Seyyid Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump, 26 Eylül 2025'te Beyaz Saray'da (AFP)
Türkiye, birçok ABD ve NATO üssüne ev sahipliği yaparken, resmi olarak bunu inkar etse de Tahran tarafından onlarca yıldır İran karşıtı ittifakın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor.
Pakistan ve İran arasında ise Belucistan konusunda uzun süredir devam eden bir sınır anlaşmazlığı var ve her iki taraf da diğerini çeşitli ayrılıkçı hareketleri desteklemekle suçluyor. Pakistan ve İran ayrıca son on yılda sınır boyunca düzenli olarak karşılıklı ateş açmalara tanık oldu, roket ve top mermileri fırlatıldı ve en az altı kez iki taraftan askerler öldürüldü.
Aslında, ABD ve İsrail'in yanı sıra, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesinden bu yana İran topraklarına füze fırlatan ve saldırı düzenleyen üçüncü ülke Pakistan'dır.
Bu görüşmeler neyi başarabilir?
Eğer bu görüşmeler İslamabad'da yapılacaksa, görüşmelere liderlik edecek kilit isim İran'ın Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani olacaktır. Kaani, Pakistan meselelerinde deneyimli bir isim ve Peştuca ile Urduca dahil olmak üzere birçok dil konuşuyor. Süleymani “Arap dosyası”ndan sorumlu iken, Kaani on yıldan fazla bir süre Afganistan, Pakistan ve Güney ile Orta Asya'daki faaliyetlere liderlik etti. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Kaani ayrıca Dini Lider Ali Hamaney adına Taliban ve Keşmir dosyalarıyla ilgilenmişti. Kudüs Gücü'nde görev yapmış eski askerleri İslamabad'a büyükelçi olarak göndermiş, ayrıca Karaçi ve Ketta'da danışman olarak görev yapmaları için kendisiyle birlikte görev yapmış diğer önemli diplomatları görevlendirmişti.
Buna dayanarak İran, Pakistan Hava Kuvvetleri'nin geçen yıl Hindistan'a karşı elde ettiği başarı, güçlü nükleer cephaneliği ve etkili hava kuvvetleri göz önüne alındığında, İslamabad'ın İsrail'in bombalayamayacağı tek şehir olduğunun farkında. Buna karşılık ne Türkiye ne de Umman, İranlı diplomatların güvenliğini garanti edebilir.
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Getty Images)
Son birkaç haftadır Pakistan, savaşın yayılmasını önlemek için perde arkasında çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan'daki deneyiminden yararlanarak pragmatik bir arabulucu olarak hareket etme yeteneğine sahip Pakistan'a güvenecektir. İran ve Pakistan, kısa sürelerle de olsa birbirlerine karşı savaştılar, bu nedenle her iki taraf da en kötü senaryoyu biliyor. İranlıların kaybedecek bir şeyleri yok, ancak Pakistan için neyin önemli olduğunun farkındalar.
Bu görüşmeler İslamabad'da yapılacaksa, görüşmelere liderlik edecek kilit isim İran Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani olacaktır. Kaani, Pakistan meseleleri konusunda deneyimli bir isim ve Peştuca ile Urduca dahil olmak üzere birçok dil konuşuyor
İran rejiminin çöküşü durumunda en büyük kaybeden Pakistan olacak gibi görünüyor; bu gerçek, dış gözlemciler tarafından büyük ölçüde göz ardı ediliyor. Afganistan sınırındaki Taliban sorununun yanı sıra, Belucistan'da en az iki isyancı hareketin varlığı ve İran dışında en büyük Şii topluluğuna ev sahipliği yaptığı (bu topluluk, Amerikalılara Tahran'ı devirmede yardım etmesi halinde Pakistan hükümetini ağır bedel ödemekle tehdit etti) göz önüne alındığında, Pakistan'ın arabulucu rolü sadece Tahran için değil, İslamabad için de varoluşsal bir zorunluluktur.
*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


