ABD ve İran, 21 saat süren İslamabad görüşmelerini anlaşma olmadan sonlandırdı: Başlıca anlaşmazlık noktaları Hürmüz ve uranyum stoku

Washington'un son teklifi

TT

ABD ve İran, 21 saat süren İslamabad görüşmelerini anlaşma olmadan sonlandırdı: Başlıca anlaşmazlık noktaları Hürmüz ve uranyum stoku

ABD ve İran, 21 saat süren İslamabad görüşmelerini anlaşma olmadan sonlandırdı: Başlıca anlaşmazlık noktaları  Hürmüz ve uranyum stoku

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD ile İran arasında bugün (Pazar) erken saatlerde sona eren müzakerelerin, İran tarafının nükleer silah geliştirmeme yönündeki Amerikan şartlarını kabul etmemesi nedeniyle bir barış anlaşmasına varılamadan tamamlandığını açıkladı. Vance, İran’a “mümkün olan en iyi ve nihai teklifin” sunulduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın The New York Times ve Axios’tan aktardığı haberlere göre anlaşmazlık konuları arasında İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol talebi ve zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmeyi reddetmesi yer aldı.

Vance, Pakistan’da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’li yetkililerin İran ile yürütülen müzakerelerden anlaşma sağlanamadan ayrılacağını belirtti. Vance “Son derece esnek davrandık, ancak İran Amerikan şartlarını kabul etmemeyi tercih etti” dedi.

Öte yandan, İran Meclis Başkanı ve Tahran heyetinin İslamabad’daki başkanı Muhammad Bakır Galibaf, görüşmeler sırasında ABD’nin İran’ın güvenini kazanamadığını ifade etti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinin başarısının, Washington’ın “aşırı” ve “yasa dışı” taleplerden kaçınmasına bağlı olduğunu söyledi.

ABD ile İran, pazar günü erken saatlerde gerçekleştirdikleri ve 21 saat süren doğrudan görüşmeleri herhangi bir anlaşmaya varamadan tamamladı. Kırılgan iki haftalık ateşkesin akıbeti ise belirsizliğini koruyor.

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılan görüşmelere ABD heyeti adına başkanlık eden ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın nükleer silah geliştirmekten vazgeçmeyi öngören Amerikan şartlarını kabul etmemesi nedeniyle müzakerelerin anlaşmasız sona erdiğini açıkladı.

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ise ABD ve İran’a ateşkesi sürdürme taahhütlerine bağlı kalmaları çağrısında bulundu.

Dar, “Tarafların ateşkese bağlılıklarını sürdürmeleri hayati önem taşıyor” dedi.

Pakistan’ın önümüzdeki günlerde de arabulucu rolünü sürdüreceğini ve ABD ile İran arasında diyaloğu kolaylaştırmaya çalışacağını belirten Dar, diplomatik çabaların devam edeceğini vurguladı.

Görüşmeler, binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve küresel piyasaları sarsan savaşın yedinci haftasına girdiği bir dönemde ilan edilen kırılgan ateşkesten birkaç gün sonra, cumartesi günü başlamıştı.

Vance, müzakereler boyunca ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimdeki diğer yetkililerle sürekli temas halinde olduğunu söyledi.

“Ancak basit gerçek şu ki, onların nükleer silah arayışında olmayacaklarına ve bunu hızlıca elde etmelerini sağlayacak araçları geliştirmeyeceklerine dair açık bir taahhüt görmemiz gerekiyor” diyen Vance, “Bu, ABD Başkanının temel hedefidir ve biz de bu müzakereler aracılığıyla bunu sağlamaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

Başkan Yardımcısı, son 21 saat içinde Trump ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdiğini Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper ile de temas kurduğunu belirtti.

“İyi niyetle müzakere yürüttüğümüz için ekiple sürekli iletişim halindeydik” ifadelerini kullanan Vance, özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın da yanında bulunduğunu aktardı.

Vance, “Buradan çok basit bir teklifle ayrılıyoruz; bu, nihai ve en iyi teklifimiz olan bir anlayış yöntemi. İran’ın bunu kabul edip etmeyeceğini göreceğiz” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinin başarısının Washington'un "aşırı" ve "yasadışı" taleplerden kaçınmasına bağlı olduğunu vurguladı.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim haber ajansı, "abartılı" Amerikan taleplerinin ortak bir çerçeve ve anlaşmaya varılmasını engellediğini ifade etti.



Netanyahu: İsrail ordusu, Güney Lübnan'dan gelen ‘işgal tehdidini’ engelledi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Netanyahu: İsrail ordusu, Güney Lübnan'dan gelen ‘işgal tehdidini’ engelledi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün ofisi tarafından yayınlanan ve Güney Lübnan'a yaptığı bir ziyaret sırasında çekildiği belirtilen bir videoda, İsrail ordusunun Hizbullah üyelerinin oluşturduğu ‘işgal tehdidini’ ortadan kaldırdığını açıkladı.

Siyah kurşun geçirmez yelek giydiği ve etrafı maskeli askerlerle çevrili olarak görüldüğü videoda Netanyahu, “Savaş devam ediyor, Lübnan'daki güvenlik bölgesi de dahil” dedi. Netanyahu, “Gördüğümüz kadarıyla, bu güvenlik bölgesi üzerinden Lübnan'dan gelen işgal tehdidini ortadan kaldırdık” diye konuştu.

Videoda, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile birlikte Güney Lübnan'da bulunduğunu belirten Netanyahu, Güney Lübnan'daki kara operasyonlarının Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki sivillere yönelik roket saldırılarının tehdidini kontrol altına almaya yardımcı olduğunu söyledi. İsrail güçlerinin bölgede Hamas ile de mücadele ettiğini belirten Netanyahu, “Daha fazlasını yapmalıyız ve bunu yapıyoruz” diye devam etti.

Öte yandan İsrail İç Güvenlik Cephesi Komutanlığı dün, Lübnan'dan İsrail'e yönelik 10 roketin fırlatıldığı saldırı tespit edildiğini duyurdu, ancak herhangi bir hasar bildirilmedi.

Netanyahu’nun Güney Lübnan ziyareti, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da yapılacak doğrudan müzakerelerden iki gün önce gerçekleşirken İsrail Başbakanı, “Lübnan geçtiğimiz ay, doğrudan barış görüşmelerini başlatmak için bizimle birkaç kez iletişime geçti. Ben de onayladım, ancak iki şartla; birincisi Hizbullah'ın silahlarının imha edilmesini, ikinci olarak nesiller boyu sürecek gerçek bir barış anlaşması istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre İsrail, iletişime geçilen tarihten bu yana Lübnan'da 248’i kadın, 165’i çocuk ve 85’i sağlık ve acil durum personeli olmak üzere en az 2 bin 20 kişiyi öldürdü.

İsrail, çarşamba günü Lübnan'ın çeşitli bölgelerine, özellikle de Beyrut'a yönelik en geniş çaplı eşzamanlı hava saldırılarını düzenledi. Lübnanlı yetkililere göre bu saldırılarda 350'den fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise saldırılar sonucunda ‘180'den fazla Hizbullah üyesinin’ öldürüldüğünü açıkladı.


Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi
TT

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasında İslamabad'da doğrudan yürütülen görüşmelerin anlaşmaya varılamadan sona ermesinin ardından müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına Hürmüz Boğazı'na ‘deniz ablukası’ uygulamayı planladığını açıklayarak tepki gösterdi. Trump, müzakerelerin ‘son derece dostane’ bir ortamda gerçekleştiğini ve İran'ın nükleer alandaki emellerinden vazgeçmesi dışında ülkesinin ‘neredeyse istediği her şeyi’ elde ettiğini söyledi.

ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı’na girmeye veya çıkmaya çalışan gemileri durdurmaya başlayacağını ve İran'a ücret ödeyen gemileri takip edeceğini açıklayan Trump, deniz ablukasının ‘biraz zaman alacağını, ancak çok yakında yürürlüğe gireceğini’ belirterek, ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda tam seyrüsefer özgürlüğü istediğini vurguladı.

İran'ı ‘deniz mayınlarını kullanarak trafiği aksatmakla ve dünyaya şantaj yapmakla’ suçlayan ABD Başkanı, Tahran'ın tutumunu sürdürmesi halinde askeri tırmanışa gideceği uyarısında bulundu.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), askeri gemilerin boğazı geçmeye yönelik herhangi bir girişimin ‘kararlılıkla’ karşılanacağı uyarısında bulunarak geçiş hakkının yalnızca sivil gemilere, özel kurallara uygun olarak verileceğini belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Pakistan'dan ayrılmadan önce İran'a ‘en iyisi’ olarak nitelendirdiği nihai bir teklif sunduğunu doğruladı. Vance, “Kırmızı çizgilerimizin ne olduğunu açıkça belirttik” dedi. Vance, Washington'ın İran'dan nükleer silah peşinde koşmayacağına dair ‘güçlü bir taahhüt almayı’ beklediğini de sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da İran heyetinin ‘168 ileriye dönük girişim’ sunduğunu belirterek, ‘güven kaybına’ işaret etti. Kalibaf, ‘Washington'ın Tahran’ın mantığını ve ilkelerini anladığını, şimdi ise güvenini kazanıp kazanamayacağına karar verme zamanının geldiğini’ ekledi.

İran Dışişleri Bakanlığı ise görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın, nükleer dosyasının, savaş tazminatlarının ve yaptırımların kaldırılmasının ele aldığını belirtti.

Bakanlık, diplomatik sürecin başarısının karşı tarafın ‘aşırı’ ve ‘hukuka aykırı’ taleplerinden kaçınmasına bağlı olduğunu da açıklamasına ekledi.


Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
TT

Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)

Yarın ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad arasında başlayacak olan Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin ilk turu öncesinde temkinli bir bekleyiş hâkim.

Tel Aviv'de ise İsrail'in tutumu, İsrail yönetiminin Lübnan'daki mevcut durumun olduğu gibi kalmasını tercih ettiğini gösteriyor. Zira bir anlaşmaya varılması halinde, Litani Nehri’nin güneyinde kontrol ettiği bölgeden çekilmek zorunda kalacak ve nehrin kuzeyine çekilen Hizbullah'ın silahsızlandırılacağına dair gerçek bir garanti verilmiş değil.

Beyrut'ta ise, her iki tarafın da kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle müzakerelerin başarısızlığa uğrayacağına dair endişeler söz konusu. Ayrıca, müzakerelerin başarılı olması durumunda bile, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını veya sahada yeni dengelerin kurulmasını amaçlayan herhangi bir anlaşmayı kategorik olarak reddetmesi nedeniyle, olası bir uzlaşmanın Lübnan iç politikasına yansıyacağına dair endişeler de var. Bu durum, müzakerelerin daha başlamadan başarısızlığa uğrayacağına işaret ediyor.