‘Başarısız devşirme girişimi’, yeni Mossad Direktörü’nün yüzüne patladı

‘Sorumluluktan kaçma’ gerekçesiyle atamasına karşı Yüksek Mahkeme’ye dilekçe sunuldu

TT

‘Başarısız devşirme girişimi’, yeni Mossad Direktörü’nün yüzüne patladı

‘Başarısız devşirme girişimi’, yeni Mossad Direktörü’nün yüzüne patladı

İsrailli bir gencin dört yıl önce ortaya çıkan başarısız devşirme girişimi, girişimin sorumlusu olan ve kısa süre önce Mossad Direktörlüğü’ne atanan Roman Goffman’ın karşısına yeniden çıktı. Olay, Goffman’ın İsrail’in en önemli güvenlik kurumlarından birinin başına getirilmesinin resmen onaylanmasından yalnızca iki gün sonra gündeme geldi.

Söz konusu girişimin merkezindeki isim olan genç Ori Elmakayes, bir İsrail kuruluşuyla birlikte dün İsrail Yüksek Mahkemesi’ne başvurarak Goffman’ın atamasının iptal edilmesini talep etti. Başvuruda, ‘yeni direktörün performansında kusurlar bulunduğu’ iddiasına yer verildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden pazar akşamı yapılan açıklamada, Goffman’ın üst düzey atamalardan sorumlu ve Grunis Komitesi olarak bilinen kurulun onayının ardından haziran ayı başında Mossad’ın başına geçeceği duyuruldu. Goffman halihazırda başbakanın askeri sekreteri olarak görev yapıyor.

2022 yılında, henüz 17 yaşındayken Goffman’ın onayıyla görevlendirilen ve ardından gözaltına alınarak tutuklanan Elmakayes, Hükümette Dürüstlük Hareketi ile birlikte Yüksek Mahkeme’ye sunduğu dilekçede Goffman’ı sorumsuzluk ve güvenilmezlikle suçladı.

Goffman’ın, İsrail’in kuzey bölgesinde 210. Tümen komutanı olduğu dönemde, sosyal medya ve Arapça konusundaki yetkinliği nedeniyle söz konusu İsrailli genci Arap dünyasında ‘güvenlik’ faaliyetleri yürütmek üzere görevlendirdiği belirtildi.

dfvbfgr
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önümüzdeki haziran ayında Mossad Direktörlüğü’nü devralacak olan Roman Goffman ile tokalaşıyor. (İsrail hükümeti medya ofisi)

Goffman’ın, ‘yeteneklerinden yararlanmak’ amacıyla Elmakayes’i devşirmeye karar verdiği, kendisine gizli bilgi ve belgeler sızdırdığı ve bunları internet ortamında yaymasını istediği belirtildi. Bu içeriklerin, siyasi figürler ve Arap hükümetlerine karşı kışkırtma yapmak, fitne çıkarmak ve itibarsızlaştırma amacı taşıdığı ifade edildi.

Skandalın ortaya çıkışı

İstihbarat birimlerinin 2024 yılının başında bu skandalı ortaya çıkarmasının ardından genç, ‘gizli güvenlik belgelerini çalma’ suçlamasıyla tutuklandı. Elmakayes’in İsrail yargısına sunduğu dava dilekçesine göre, sorgusu İsrail istihbaratı tarafından ‘işkence altında’ gerçekleştirildi.

Elmakayes, söz konusu materyalleri orduda görevli üst düzey bir subaydan aldığını söylediğinde kendisine inanılmadı. Hatta Goffman’ın adını vermesine rağmen bu kişiyle herhangi bir bağlantı olduğu reddedildi. Genç 44 gün boyunca tutuklu kaldı ve hakkında casusluk suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Daha sonra bir buçuk yıl süreyle ev hapsine alındı. Ancak savunma avukatlarının çabaları sonucu masumiyeti kanıtlandı ve hakkındaki iddianame düşürüldü.

fbfb
Roman Goffman, 22 Ekim’de Kudüs’e yaptığı ziyaret sırasında ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’u dinliyor. (AFP)

Elmakayes ile Hükümette Dürüstlük Hareketi tarafından sunulan başvuruda, özellikle bu olaya odaklanıldı. Avukatlar, merkezinde Goffman’ın yer aldığı davanın ayrıntılarını ortaya koyarak onun dürüstlüğüne gölge düşüren unsurlara dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, Goffman hakkında ‘güvenilmezlik, sorumluluktan kaçma, İsrail ordusuna bağlı soruşturmada gerçeği söylememe, gencin tutukluluğu ve yargılanması sürecinde sessiz kalma, sorumluluk üstlenmeme, herhangi bir suç işlememiş bir küçüğe kötü muamele ve güvenilirlik eksikliği’ gibi suçlamalar yer aldı. Başvuruda ayrıca, Goffman’ın atamasının dondurulması için ihtiyati tedbir kararı alınması talep edildi.

Oylamada yaşanan sorunlar

Goffman’ın atanmasına onay verilmesi, Netanyahu’nun geçtiğimiz aralık ayında kendisini Mossad Direktörlüğü’ne aday göstermesinden yaklaşık dört ay sonra ve üst düzey atamalardan sorumlu Grunis Komitesi’nin oylamasıyla gerçekleşti.

Avukatlar, Elmakayes dosyasına ek olarak, atama kararının ciddi maddi çelişkiler, gerekli bilgilerin eksikliği ve hukuka aykırı bir yöntemle alındığını savundu.

Başvuruda ayrıca, üst düzey atamalar için danışma komitesinin başkanı ve emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Asher Grunis’in görüşlerine de yer verildi. Grunis’in, ‘dürüstlüğündeki kusurlar nedeniyle Goffman’ın Mossad Direktörlüğü’ne atanmasının uygun olmadığı’ yönünde değerlendirme yaptığı vurgulandı.

fevfde
Kudüs’teki İsrail Yüksek Mahkemesi’nin duruşmalarından biri (Reuters)

Başvuruda, atamayı onaylayan komite üyelerinin sunduğu veriler ile azınlık görüşünü dile getiren Asher Grunis’in değerlendirmesi arasında temel çelişkiler bulunduğu öne sürüldü. Dilekçede ayrıca, güvenlik sınıflandırması gerekçesiyle iki komite üyesinin gizli belgelere erişiminin engellendiği, buna karşın bu belgelerin komite başkanı Grunis ve diğer üye Daniel Hershkovitz’e sunulduğu belirtildi.

Bu çerçevede başvuru sahipleri, komite üyelerinin yarısının gizli materyalleri inceleyemediğini, bu nedenle söz konusu üyelerin görüşlerine herhangi bir ağırlık verilmemesi gerektiğini savundu.

Komitenin atamayı 3’e karşı 1 oyla kabul ettiği, ancak Grunis’in karşı oy gerekçesinde Goffman’ın Elmakayes dosyasındaki rolünü ‘son derece ciddi bir ahlaki kusur’ olarak nitelendirdiği ve Mossad Direktörlüğü’ne atanmasının ‘uygunsuz’ olduğunu ifade ettiği aktarıldı.

Hükümette Dürüstlük Hareketi ise yaptığı açıklamada, ‘komite çoğunluğunun kararındaki ciddi kusurlar ve adayın dürüstlüğüne ilişkin komite başkanının değerlendirmelerine rağmen atamanın onaylanmasının makul olmaması’ gerekçesiyle mahkemeden atamanın iptali ve üst düzey atamalar danışma komitesinin kararının geçersiz sayılmasını talep etti.

Goffman’ın ordu kökenli olarak Mossad’a gelmesinin kurum içinde geniş çaplı mesleki itirazlara yol açtığı, bunun nedeninin istihbarat alanındaki deneyim eksikliği olduğu ifade edildi. Mevcut Mossad Direktörü David Barnea’nın, Elmakayes vakasını Mossad gibi hassas bir yapı için tehlikeli bir gösterge olarak değerlendirdiği aktarıldı. Elmakayes’ın ise teşkilat mensuplarına hitaben, “17 yaşındaki bir genci yüzüstü bırakan, sizi de yüzüstü bırakır” ifadesini kullandığı belirtildi.



YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
TT

YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)

YouTube, canlı yayınlarda sohbet etkileşimi arttığı zaman bütün izleyiciler için reklamları durduracağını açıkladı.

Google'a ait video platformunda reklamlardan tamamen kaçınmanın yolu ücretli abonelikten geçiyor. Ayrıca bazı kullanıcılar reklam engelleyici eklentilerle de kesintisiz video izleme deneyimi yaşamaya çalışıyor.

YouTube, 13 Nisan Pazartesi günü yayımladığı blog yazısında canlı yayınlarda reklam gösterimine getireceği istisnaları paylaştı.

Blog yazısında "Tüm sohbetin enerjiyle dolup taştığı anlar var. Bu kolektif enerjiyi korumak için sistemimiz artık Canlı Sohbet etkileşiminin en yüksek olduğu anları algılayarak reklamları herkes için otomatik olarak engelliyor" ifadelerine yer verildi.

Bu sayede içerik üreticilerinin, reklam kesintisi olmadan yayındaki ivmeyi koruması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra Süper Chat, Süper Etiketler ve hediyeler gibi yollarla yayıncıya destek olan izleyiciler, satın alma işleminden hemen sonra kendilerine özel reklamsız bir pencereyle ödüllendirilecek.

Süper Chat ve Süper Etiketler, kullanıcıların sohbetteki mesajlarının öne çıkması için satın aldığı özellikler.

Şirket artık daha fazla ülkedeki içerik üreticisinin canlı yayınlarda hediye alabileceğini belirtirken, listeye Kanada, Güney Kore, Endonezya, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda eklendi. Bu uygulama Türkiye'de henüz mevcut değil.

Canlı yayınları öne çıkarmayı amaçladığı anlaşılan YouTube'un bir diğer yeniliği de içerik üreticilerinin, artık aynı anda hem dikey hem de yatay formatlarda yayın yapma imkanı olması.

Platform, 2025'te ABD'deki canlı yayın izleme süresinin yüzde 30'undan fazlasının televizyonlardan geldiğini ve bu nedenle yayıncılara içeriklerini her türlü ekrana göre ayarlama imkanı vermek istediğini belirtiyor.

YouTube içerik üreticilerine daha fazla yaratıcı kontrol kazandıracak canlı yayın özelliklerini gelecek aylarda çıkarmayı planladığını ifade ediyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Gizmodo, YouTube


Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) ve Fransa önderliğinde Avrupa ülkeleri, savaş sonrası dönemde ABD olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmak için plan yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, planda ABD, İsrail ve İran'ın yer almayacağını söylüyor.

Hürmüz'ün açılmasına yönelik plana BK'nin yanı sıra Almanya'nın da katılabileceğini ifade ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BK Başbakanı Keir Starmer, savaş sonrası dönemde Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin planları Paris'te cuma günü düzenleyecekleri toplantıda görüşecek. Diğer ülkelerin de videokonferans yoluyla katılacağı etkinlik için Çin ve Hindistan'a da davet gönderildiği fakat bu ülkelerin katılımının henüz kesinleşmediği aktarılıyor.

Kaynaklara göre Fransa yönetimi, Tahran'ın plana yanaşmamasına yol açacağı için ABD'nin sürece dahil edilmesini istemiyor. BK yönetimiyse Washington'ın planda yer almamasının operasyonun kapsamını sınırlandırabileceğini savunuyor.

Avrupa'nın üzerinde çalıştığı planın üç genel hedefi var. Birincisi, halihazırda Hürmüz'de mahsur kalmış yüzlerce geminin bölgeden ayrılmasını sağlamak için gerekli lojistik altyapıyı oluşturmak. Ardından gemilerin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için mayın temizleme çalışması yürütülmesi öngörülüyor. Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Hürmüz'ün bazı bölgelerine mayın döşemişti.

Analistlere göre Avrupa, mayın temizleme operasyonları için ABD'den çok daha fazla kaynağa sahip. ABD mayın temizleme filosunu büyük ölçüde hizmet dışı bırakmışken, Avrupa güçlerinin 150'den fazla gemisi var.

Planın nihai amacıysa nakliye şirketlerine Hürmüz'den geçmenin güvenli olduğuna dair teminat vermek. Bunun için fırkateyn ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlanması öngörülüyor.

Washington ve Tahran heyetleri arasında 11-12 Nisan'da yapılan görüşmelerde sonuç elde edilememesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması talimatını vermişti.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin iki güne tekrar başlayabileceğini öne sürerken, Beyaz Saray ablukayı daha da sıkılaştırıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukayla İran'ın ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90'ının durdurulduğunu savundu.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini iddia etmişti.

Ancak başta BK ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirmişti.

Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Macron Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, DW


Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
TT

Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka, Çin'le gerginliği düşürme stratejisinde sorun yaratabilir.

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda pazartesi günü uygulamaya başladığı abluka, savaş öncesi dönemde İran petrolünün yüzde 80'inden fazlasını satın alan Çin'le ilişkilerde gerginliğe yol açabilir.

Donald Trump, nisanda yapmayı planladığı Çin ziyaretini İran savaşı nedeniyle mayısa ertelemişti. New York Times'a (NYT) konuşan kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndaki abluka sürse bile Trump'ın Pekin'de Çin lideri Şi Cinping'le görüşmeyi tekrar ertelemeyeceğini savunuyor.

Diğer yandan Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan pazartesi günü yapılan açıklamada, Beyaz Saray'ın abluka kararı "sorumsuzca ve tehlikeli" diye nitelenmişti.

Şi de salı günkü İspanya ziyaretinde, Pekin ve Madrid yönetimlerinin "dünyanın orman kanunlarına geri dönmesini engellemek için birlikte çalışacağını" söyledi.

ABD'nin ablukasına rağmen yaptırımlara tabi Çin menşeli "Rich Starry" gemisinin boğazdan geçmesi de dikkat çekmişti.

NYT'ye göre Trump, Şi yönetimine karşı tavrını yumuşak tutmaya çalışırken, İran savaşı Pekin'le ilişkilerinde elini zora sokuyor.

Joe Biden döneminde görev yapmış ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, şunları söylüyor:

Başkan Trump, en önemli iki hedefinin birbiriyle doğrudan çeliştiği bir durum yarattı. Bunlardan biri, Çin'inkiler de dahil Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm yük gemilerinin takibe alınması ve kontrol edilmesi. Diğeriyse Pekin'e yapacağı ziyaretin açıkça olumlu geçmesi yönündeki isteği.

Analize göre, yaklaşık bir ay sonra gerçekleşecek toplantı öncesinde ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyip Nicolas Maduro'yu kaçırması ve Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka gibi kritik konuların nasıl bir çerçevede tartışılacağı henüz belirlenmedi.

Ayrıca iki liderin görüşmesinde büyük ihtimalle Tayvan meselesi, Çin'in nükleer silah cephaneliği ve Pekin'İn Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri gibi başlıklar da gündeme gelecek.

Georgetown Üniversitesi'nden Rush Doshi de "İran'daki durum, ABD ve Çin arasındaki gerginliği azaltma ortamını bozabilir" diyor.

Diğer yandan ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin salı günü yayımladığı anket sonuçlarına göre 2023 itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 14'ü Çin'e olumlu bakıyordu.

Ancak bu oranın son çalışmada yüzde 27'ye çıktığı görülüyor. Özellikle Demokratlar ve gençler arasında Çin'e yönelik tutumun değiştiğine dikkat çekiliyor.

Amerikalıların yüzde 17'si, Şi'nin dünyadaki sorunlarla ilgili doğru adımlar atacağına güven duyduğunu belirtiyor. Bu oran da 2023'tekine kıyasla iki kat arttı.

Öte yandan, halkın Trump'ın Çin hakkında doğru politika kararları alacağına duyduğu inanç azalıyor. Trump'a duyulan güven oranı yüzde 39'a gerileyerek geçen yıla göre 6 puan düştü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Global Times, BBC