İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

IMF'nin küresel bir durgunluk uyarısı, zaten kasvetli olan durumu daha da kötüleştiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
TT

İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)

Yedi haftalık savaş, İran’daki yönetimi devirmeyi ya da ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm taleplerini kabul ettirmeyi başaramadı. Reuters’ın analizine göre bu süreç, ABD ve müttefiklerinin karşıtları açısından Trump’ın temel zayıflıklarından birini ortaya koydu: ekonomik baskı.

İran’ın dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden deniz trafiğine açacağını açıklamasına rağmen, Ortadoğu’daki kriz Trump’ın iç ekonomik maliyetlere ne ölçüde katlanabileceğinin sınırlarını gösterdi.

Trump, 28 Şubat’ta İsrail’e katılarak İran’a yönelik saldırılara başlamış, bunu özellikle nükleer programla ilgili “yakın güvenlik tehditleri” ile gerekçelendirmişti. Ancak ABD’de yakıt fiyatlarının artması, enflasyonun yükselmesi ve kamuoyu desteğinin düşmesiyle birlikte Trump, iç etkileri hafifletecek bir anlaşmaya varmak için zamanla yarışıyor.

Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).

Analistlere göre İran ağır askeri darbe almasına rağmen, Trump ve ekibinin hafife aldığı ekonomik maliyetler yaratma kapasitesini gösterdi. Bu durum, küresel ölçekte ciddi bir enerji şokuna yol açtı.

Enerji maliyetleri ve resesyon riski

Trump, savaşın yol açtığı iç ekonomik kaygıları sık sık kamuoyu önünde küçümsedi. ABD, İran’ın kontrolü nedeniyle fiilen kesintiye uğrayan küresel petrol sevkiyatlarının beşte birine doğrudan bağımlı olmasa da artan enerji fiyatları Amerikan iç piyasasını olumsuz etkiledi. Uluslararası Para Fonu’nun küresel resesyon riskine ilişkin uyarıları ise tabloyu daha karamsar hale getirdi.

ABD’de geniş destek bulmayan savaştan çıkış yolu bulma yönündeki baskılar artarken, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’deki sınırlı çoğunluğunu korumaya çalışıyor.

İranlı yetkililer de bu durumun farkında olduğundan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, Trump yönetimini müzakere masasına çekmek için kullandığı belirtiliyor.

Analistler, Çin ve Rusya’nın da benzer ders çıkarabileceğini değerlendiriyor. Buna göre Trump ikinci döneminde askeri güç kullanmaya istekli görünse de iç ekonomik baskılar arttığında diplomatik çıkış yolları arıyor.

ABD Eski Başkanı Barack Obama döneminde görev yapmış dış politika danışmanı Brett Bruen, “Trump ekonomik baskıyı hissediyor; bu da bu savaşta bir zayıflık noktası” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai ise yönetimin enerji piyasalarındaki “geçici” sorunları çözmek için İran’la anlaşma arayışını sürdürürken, “başkanın maliyetleri düşürme ve büyüme gündemine odaklanmayı sürdürdüğünü” ifade etti.

Politika değişimi

Trump’ın 8 Nisan’da hava saldırılarından diplomasiye yönelmesi, finans piyasaları ve bazı destekçilerinin baskısı sonrası gerçekleşti.

Ekonomik sıkıntının bir kısmı, gübre sevkiyatlarının aksaması nedeniyle Trump’ın önemli seçmen tabanlarından olan çiftçilere yansıdı. Artan jet yakıtı fiyatları ise uçak bileti maliyetlerini yükseltti.

İki haftalık ateşkesin sona ermesine yaklaşılırken, öngörülemez bir lider olarak bilinen Trump’ın hedeflerini karşılayan bir anlaşmaya varıp varamayacağı, ateşkesi 21 Nisan sonrasına uzatıp uzatmayacağı ya da askeri operasyonları yeniden başlatıp başlatmayacağı belirsizliğini koruyor.

Diğer yandan, İran’ın boğazın açık kalacağını duyurmasıyla birlikte küresel petrol fiyatları sert bir düşüş gösterdi, finans piyasaları ise yükseldi.

Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)

Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenli olduğunu açıklayarak İran’la “büyük ölçüde şartları belirlenmiş” bir anlaşmanın yakında imzalanacağını söyledi. Ancak İranlı kaynaklar, henüz giderilmeyen pürüzlerin bulunduğunu ifade etti.

Uzmanlar, savaş kısa sürede bitse bile ekonomik hasarın giderilmesinin aylar hatta yıllar alabileceği uyarısında bulunuyor.

Temel soru ise olası anlaşmanın, İran’ın nükleer silah elde etmesinin önlenmesi de dahil, Trump’ın belirlediği hedefleri karşılayıp karşılamayacağı.

ABD-İsrail saldırılarının ardından yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun yer altına taşındığı tahmin edilirken, Trump Reuters’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın bu malzemelerin çıkarılıp ABD’ye taşınmasını da içerdiğini söyledi. İran ise uranyumun yurt dışına gönderilmesini kabul ettiğini reddetti.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, müzakerelerde ABD’nin “birkaç kırmızı çizgiyi” koruduğunu belirtti.

Öte yandan Trump’ın savaşın başında İran halkına hükümeti devirmeleri yönündeki çağrısı da karşılık bulmadı.

ABD’nin Avrupa’dan Asya’ya uzanan müttefikleri ise Trump’ın kendileriyle istişare etmeden savaşa girme kararından ve İran’ın boğazı kapatmasının yaratabileceği risklerden başlangıçta endişe duydu.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Gregory Poling, “Bu savaş müttefikler için alarm zili oldu. ABD yönetiminin sonuçları yeterince hesaba katmadan plansız hareket edebileceğini gösterdi” yorumunda bulundu.

2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında dönemin ABD Başkanı Joe Biden, petrol arzını azaltıp fiyatları artırma riskinden dolayı Moskova’nın enerji sektörüne yaptırımlar konusunda temkinli davranmıştı.

İkinci dönem kampanyasında düşük benzin fiyatı ve düşük enflasyon vaat eden Trump’ın ise fiyat artışlarına yol açtığı yönündeki eleştirilerden etkilendiği görülüyor. Geçen yıl Çin’e uygulanan gümrük tarifelerini, Pekin’in misilleme yapmasının ardından düşürmesi buna örnek gösteriliyor.

Yanlış hesaplar

Trump’ın ticaret savaşında Çin’in tepkisini yanlış hesaplamasına benzer şekilde, İran’ın bölgedeki enerji altyapısını hedef alarak ve stratejik su yolunu kapatarak vereceği ekonomik karşılığı da öngöremediği değerlendiriliyor.

 Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)

ABD’li yetkililer, Trump’ın bu savaşın Venezuela’ya yönelik sınırlı bir operasyon gibi olacağını düşündüğünü, ancak bu kez sonuçların çok daha geniş çaplı olduğunu ifade etti.

Analistlere göre bu durum, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Asyalı müttefiklere, Trump’ın Çin ile daha dostane ilişkiler arayışı kapsamında kendi bölgesel hedeflerini onların güvenlik kaygılarını ikinci planda tutarak ilerletebileceği mesajını veriyor.

Aynı durum Ortadoğu için de geçerli. Bölgedeki aktörler diplomatik bir çözüm isterken, uzun vadeli istikrarı sağlayacak güvenlik garantilerinin de gerekli olduğuna dikkat çekiyor.



G7 Zirvesi, Trump’ın kararlarının gölgesinde Evian’da toplanıyor

(foto altı) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 14 Haziran’da Fransa’nın güneyinde ikili görüşmeler için gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi karşıladı. (AP)
(foto altı) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 14 Haziran’da Fransa’nın güneyinde ikili görüşmeler için gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi karşıladı. (AP)
TT

G7 Zirvesi, Trump’ın kararlarının gölgesinde Evian’da toplanıyor

(foto altı) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 14 Haziran’da Fransa’nın güneyinde ikili görüşmeler için gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi karşıladı. (AP)
(foto altı) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 14 Haziran’da Fransa’nın güneyinde ikili görüşmeler için gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi karşıladı. (AP)

Dünyanın en büyük ekonomilerinden bazılarını bünyesinde barındıran G7 Zirvesi, Fransa’nın doğusunda İsviçre sınırına yakın, Cenevre Gölü kıyısındaki Fransız tatil beldesi Evian’da bugün başlayacak. Üç gün sürecek zirve öncesinde Fransa-İsviçre sınırının her iki tarafında da olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.

Fransız tarafı, ünlü maden suyu kaynakları ve lüks otelleriyle tanınan Evian kentinin bulunduğu Haute-Savoie bölgesine yaklaşık 16 bin polis, jandarma, asker, itfaiye görevlisi ve sınır muhafızı konuşlandırdı. Güvenlik güçleri; botlar, motosikletler ve insansız hava araçlarının (İHA) yanı sıra atlı birlikler ve eğitimli köpek timleriyle destekleniyor. İsviçre makamları ise hava, kara ve gölde güvenliği sağlamak amacıyla en az 4 bin askerin görevlendirildiğini açıkladı. Cenevre’de, zirvenin düzenlenmesine ve G7 ülkelerinin liberal politikalarına karşı protesto gösterileri için binlerce kişinin kente gelmesinin beklendiği belirtilirken, federal hükümet de Cenevre ve çevresindeki polis güçlerine destek vermek üzere birkaç bin askeri seferber etti.

xscd
Cenevre’de G7 Zirvesi’ne karşı protesto gösterisi düzenleyen kalabalık… Yetkililer, ayaklanma çıkmasından endişe ediyor. (EPA)

Paris yönetimi, Evian Zirvesi’ne katılacak lider ve heyetleri taşıyan uçakların iniş yapacağı Cenevre Havalimanı’na da yüzlerce güvenlik görevlisi sevk etti. Fransız ve İsviçreli makamların temel hedefi, 2003 yazında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın başkanlığında düzenlenen G8 Zirvesi sırasında Cenevre’de yaşanan protesto gösterileri ve şiddet olaylarının tekrarlanmasını önlemek.

Saray diplomasisi

Bu yıl G7 dönem başkanlığını yürüten Fransa, zirvenin başarılı geçmesi için tüm koşulları sağlamaya özen gösteriyor. Zirve ayrıca, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gelecek yıl ilkbaharda ikinci görev süresinin sona ermesiyle Elysee Sarayı’ndan ayrılmadan önce ev sahipliği yapacağı son G7 toplantısı olma özelliği taşıyor.

Evian’da bir araya gelen G7 liderleri arasında görev süresi bakımından en kıdemli isim Macron olarak öne çıkıyor. Macron daha önce 2019 yılında, Fransa’nın güneybatısında Atlas Okyanusu kıyısında bulunan Biarritz kentinde düzenlenen benzer bir zirveye ev sahipliği yapmıştı. Ancak Fransız diplomasisinin, gerek Cumhurbaşkanlığı gerekse Dışişleri Bakanlığı düzeyinde en fazla önem verdiği konu, ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye başından sonuna kadar katılımını güvence altına almak ve görüşmelerin sorunsuz şekilde ilerlemesini sağlamak oldu. Paris, böylece Trump’ın zirve sona ermeden Washington’a döndüğü ve sonuç bildirgesini imzalamayı reddettiği geçen yılki Toronto Zirvesi’nde yaşananların tekrarlanmasını önlemeyi hedefliyor.

Paris yönetimi, zirve gündeminden çevre, küresel ısınma ve Trump’ın gümrük tarifeleri gibi ihtilaflı başlıkları çıkardı. Bununla da yetinmeyen Fransa Cumhurbaşkanlığı, Trump için özel bir jest hazırlayarak, çarşamba günü zirvenin sona ermesinin ardından Paris’in batı girişinde bulunan tarihi Versay Sarayı’nda bir yemek düzenlenmesini planladı. Davetin, ABD’nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kutlamaları kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Bilindiği üzere Fransa, Kral XVI. Louis döneminde 1778’den itibaren İngiliz sömürge yönetimine karşı ayaklanan Amerikalılara mali ve askeri destek sağlamıştı. Fransız kuvvetlerine, 1781’deki Yorktown Kuşatması’nda önemli rol oynayan Marquis de Lafayette komuta etmişti. Fransa Cumhurbaşkanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bağımsızlığını pekiştiren anlaşmanın 1781 yılında Versay Sarayı’nda imzalandığını belirterek Trump’ın saraya davet edilmesinin gerekçesini açıkladı. Ancak Paris’in o dönemde sağladığı büyük mali destek, devlet bütçesini ciddi şekilde zayıflatmış, bu durum da Fransız Devrimi’ne giden süreci hızlandıran etkenlerden biri olmuştu. Devrimin ardından Kral XVI. Louis, yaklaşık on yıl sonra Concorde Meydanı’nda giyotine gönderilmişti.

Evian Zirvesi, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana katıldığı diğer uluslararası toplantılardan farklı olmayacak; ABD Başkanı yine zirvenin en dikkat çekici ve belirleyici ismi olacak. Trump ve diğer liderler, ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın ardından ilk kez aynı masa etrafında bir araya gelecek. Ancak Trump, bu süreçte diğer altı G7 liderinden destek görmedi. Aksine, liderlerin büyük bölümü söz konusu savaşı açık şekilde eleştirirken, özellikle küresel enerji ve ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasına yönelik Washington’ın destek çağrılarına da olumlu yanıt vermedi. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel bir enerji krizine yol açarken dünya ekonomisinde de ciddi sarsıntılara neden oldu. Bununla birlikte, ABD ile İran arasında bir çerçeve anlaşmasının imzalanmasına yönelik sürecin son aşamaya gelmesi, Trump üzerindeki baskının azalmasına katkı sağlayabilir. ABD Başkanı’nın, söz konusu çerçeve anlaşmasının imzasını iki önemli gelişmeyle aynı döneme denk getirmeye özel önem verdiği belirtiliyor: 80. yaş günü ve G7 Zirvesi.

Hürmüz Boğazı’nın kaderi

İran ile savaşın geleceği ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması, Evian Zirvesi’nin ana gündem maddelerinden biri olacak. Konunun iki ayrı platformda ele alınması bekleniyor. Bunlardan ilki, Macron’un davetiyle Evian’a gelen Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderlerinin de katılacağı genişletilmiş toplantı olacak. Dosya ayrıca, Trump’ın söz konusu üç liderin yanı sıra Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile gerçekleştireceği ikili görüşmelerde de gündeme gelecek.

Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları, zirve öncesinde yaptıkları açıklamada, Evian’da bir araya gelecek liderlerin İran’ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgesel politikalarına ilişkin olarak Tahran’dan talep edilebilecek temel şartlar konusunda ortak bir anlayışa varmaya çalışacaklarını belirtti. Bu yaklaşım, özellikle Avrupalı ülkelerin İran dosyasına yeniden ağırlık verme ve konunun yalnızca ABD’nin tek taraflı inisiyatifiyle şekillenmesini engelleme isteğini ortaya koyuyor. Avrupa tarafı, İran meselesinin uluslararası ve çok taraflı bir çerçevede ele alınmasını savunuyor.

dsvfdv
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın 17 Nisan’da Elysee Sarayı’nda düzenlediği ortak basın toplantısından (Reuters)

Avrupa ülkeleri, ABD’nin İran dosyasında tek taraflı hareket etme ihtimalinden endişe duyuyor. Ancak Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’dan oluşan Avrupa Troykası, hem ikili Avrupa yaptırımları hem de kaldırılması veya hafifletilmesi için üçlünün ve Avrupa Birliği’nin (AB) onayını gerektiren uluslararası yaptırımlar sayesinde önemli bir koz bulunduruyor. Evian Zirvesi'ne katılan Arap liderler de toplantılarda Arap ve bölgesel çıkarları savunma, ayrıca savaş sonrası dönemde Tahran ile ilişkilerin geleceğine ilişkin vizyonlarını ortaya koyma fırsatı bulacak.

Öte yandan Fransa ve Birleşik Krallık, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla bağımsız bir ‘deniz güvenlik koalisyonu’ kurulmasına yönelik girişimlerini Trump ile görüşmek istiyor. İki ülke, söz konusu planın nasıl ilerletilebileceği ve bölgedeki donanmasını en azından şimdilik çekmeyi düşünmeyen ABD ile nasıl bir koordinasyon sağlanabileceği konusunda değerlendirmelerde bulunmayı hedefliyor. Ancak ABD ile İran arasında bir uzlaşma sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve açık hale gelmesi durumunda, bu koalisyonun işlevinin ne olacağı da tartışma konusu olarak öne çıkıyor.

Tarafların tamamı, boğazda gemi geçişlerinin herhangi bir ücret alınmaksızın serbest şekilde sürdürülmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Buna karşılık İran, ‘hizmet bedeli’ olarak tanımladığı uygulamalar aracılığıyla boğazı önemli bir gelir kaynağına dönüştürmeyi planlıyor. Bir ABD’li yetkili, Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesi konusunu da gündeme getirmek istediğini belirtti. Birleşik Krallık ve Fransa da çatışmaların sona ermesinin ardından bu stratejik su yolunun mayınlardan arındırılması çalışmalarına katkı sunmaya hazır olduklarını daha önce açıklamıştı.

Yine Ukrayna

Macron, Rusya ile savaş dosyasının ele alınacağı özel oturuma Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’yi de davet etmek istedi.

Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre Avrupalı liderlerin temel hedeflerinden biri, son üç ayda büyük ölçüde geri planda kalan Ukrayna meselesini yeniden ABD yönetiminin gündemine taşımak. Avrupa başkentleri, Washington’ın dikkatini yeniden bu dosyaya çekmeye çalışıyor.

fvgf
Aralık 2025’te Londra’da Macron, Zelenskiy, Starmer ve Mertz arasında gerçekleşen toplantıdan (AP)

Aynı kaynaklara göre Avrupalılar, Washington’ın Ukrayna için öngördüğü ve Kiev’in Rus güçlerinin tam kontrolünde bulunmayan Donbas bölgesinin tamamından vazgeçmesini de içeren barış planlarının, sahadaki dengelerin görece Ukrayna lehine değişmesi nedeniyle artık anlamını büyük ölçüde yitirdiği görüşünde.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna dosyasının giderek ağırlaşan mali ve siyasi yükünü de yakından hissediyor. Bu kapsamda Avrupa tarafı, son dönemde Kiev’e mali krediler ve askeri harcamaların finansmanı için 90 milyar euroluk bir paket ayırdı. Söz konusu kaynakların bir bölümü, Ukrayna ordusu için Amerikan yapımı silahların satın alınmasında kullanılacak. Bununla birlikte, mevcut göstergeler ABD’nin Ukrayna dosyasına yeniden güçlü ve aktif biçimde dahil olacağına işaret etmiyor. Nitekim Beyaz Saray, zirve kapsamında Trump ile Zelenskiy arasında ikili bir görüşme planlanmadığını açıkladı. Ancak iki liderin, Ukrayna konusuna ayrılan oturum sırasında bir araya gelmelerinin önünde herhangi bir engel bulunmuyor.

İsrail’in savaşları

Paris yönetimi, Ukrayna ve İran dosyalarının taşıdığı öneme rağmen, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik savaşı ile İsrail-Hizbullah çatışmasını da zirve gündemine taşımakta kararlı görünüyor. Fransa, her iki dosyada da ABD’nin belirleyici etkisi nedeniyle konunun liderler düzeyinde ele alınmasını istiyor.

Mevcut durumda, Trump’ın Gazze için ortaya koyduğu barış planının yalnızca sınırlı bir bölümü hayata geçirilmiş bulunuyor. Bu nedenle Paris, Evian Zirvesi’ni diplomatik sürece yeniden ivme kazandırmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Fransız tarafı ayrıca, geçtiğimiz cuma günü Paris’te düzenlenen geniş katılımlı toplantılarda bir araya gelen Filistinli ve İsrailli sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı tavsiyelerin zirve liderlerine iletilmesini planlıyor. Fransa, bu girişim aracılığıyla iki devletli çözüm vizyonunu yeniden canlandırmayı ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde 142 ülkenin desteklediği New York Bildirgesi’ni uluslararası gündemin üst sıralarına taşımayı hedefliyor.

sdvfrfbfr
Evian kentinde bir araya gelecek olan G7 liderlerini tasvir eden maskeler takan protestocular (AFP)

16 Nisan’da imzalanan Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ise büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldığı değerlendiriliyor. ABD ile İran arasında şekillenmekte olan çerçeve anlaşmanın Lübnan’a ilişkin hükümleri konusunda da belirsizlik sürüyor. Washington’ın arabuluculuğunda ABD Dışişleri Bakanlığı’nda yürütülen Lübnan-İsrail görüşmeleri sonucunda ortaya çıkan planın kırılgan bir yapıya sahip olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın söz konusu planı reddettiği ifade ediliyor. Buna karşılık İsrail’in, Güney Lübnan’daki askeri operasyonlarını Bekaa Vadisi’ne kadar genişletme niyetinde olduğu aktarılıyor. Bu nedenle, ABD’den net ve belirleyici bir siyasi karar çıkmadığı sürece mevcut krizin belirsiz bir süre daha devam etmesi bekleniyor.

Öte yandan G7 liderlerinin temel görevi, küresel ekonomiyi ilgilendiren başlıca mali ve ekonomik sorunlara çözüm aramak olacak. Fransa, bu konuda daha geniş bir uzlaşı zemini oluşturmak amacıyla G20 üyesi bazı ülkelerin liderlerini de zirveye davet etti. Bu kapsamda Hindistan, Brezilya, Güney Kore, Mısır ve Kenya liderleri Evian’da bulunacak. Mısır ve Kenya aynı zamanda G20 içinde Afrika Birliği’ni (AfB) temsil eden ülkeler arasında yer alıyor. Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre zirve sonunda yaklaşık 16 bildirinin yayımlanması öngörülüyor. Bildirilerde ekonomik büyümenin yeniden canlandırılması, küresel yönetişim, enerji güvenliği ve dijital ekonomi gibi başlıca küresel meselelerin yanı sıra kanserle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi gibi sosyal politika başlıklarının da ele alınması bekleniyor.


Vance, ara seçimlerin ardından 2028'de başkanlık için aday olmayı değerlendirecek

Cumhuriyetçi Senato adayı J.D. Vance, 20 Nisan 2022'de Ohio'da düzenlenen seçim öncesi bir etkinlikte (Arşiv- Reuters)
Cumhuriyetçi Senato adayı J.D. Vance, 20 Nisan 2022'de Ohio'da düzenlenen seçim öncesi bir etkinlikte (Arşiv- Reuters)
TT

Vance, ara seçimlerin ardından 2028'de başkanlık için aday olmayı değerlendirecek

Cumhuriyetçi Senato adayı J.D. Vance, 20 Nisan 2022'de Ohio'da düzenlenen seçim öncesi bir etkinlikte (Arşiv- Reuters)
Cumhuriyetçi Senato adayı J.D. Vance, 20 Nisan 2022'de Ohio'da düzenlenen seçim öncesi bir etkinlikte (Arşiv- Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, 2028 Cumhuriyetçi Parti başkan adaylığına ilişkin kararını, 2026 ara seçimlerinin ardından eşi ve İkinci Leydi Usha Vance ile birlikte değerlendireceğini belirtti.

Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerine katılıp katılmayacağı konusunda henüz kesin bir karar vermediğini belirten Vance, CBS Sunday Morning programına yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray için olası bir adaylık kararında kendisini “güçlü şekilde destekleyeceğini” düşündüğünü söyledi.

Vance, “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın nihayetinde vereceğim herhangi bir kararı güçlü biçimde destekleyeceğinden hiç şüphem yok. Ancak bu kararın ayrıntıları hakkında henüz konuşmadık” dedi.

Siyasi geleceğinin şu an için öncelikleri arasında yer almadığını vurgulayan Vance, “Oturup sürekli başkanlığa aday olup olmayacağımı düşünmüyorum” ifadelerini kullandı. Eşiyle birlikte ailelerinin geleceğini değerlendireceklerini belirten Vance, bu görüşmenin 2026 ara seçimlerinin sonuçlarının ardından yapılacağını kaydetti.

Başkan Trump ile gelecekteki siyasi planları hakkında herhangi bir görüşme yapmadığını söyleyen Vance, “Bu konuyu hiçbir zaman ben açmıyorum. Ancak Başkan bunu sık sık gündeme getiriyor; bazen kamuoyu önünde, bazen de özel olarak. Sonuçta o bir siyasetçi ve siyasete büyük ilgi duyuyor” dedi.

Vance ayrıca, gelecekte üstlenebileceği herhangi bir görevin mevcut görevine odaklanmasını etkilemesini istemediğini belirterek, “Başkanlık ya da başka bir makam için geleceğe dönük hesapların, başkan yardımcısı olarak performansımı etkilemesini istemiyorum. Bunun yolu da mevcut görevime odaklanmaktan geçiyor” diye konuştu.

Cumhuriyetçi Parti içinde 2028 seçimlerinin en güçlü potansiyel adaylarından biri olarak görülen Vance’in yanı sıra, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Teksas Senatörü Ted Cruz ve Missouri Senatörü Josh Hawley gibi isimlerin de olası adaylar arasında gösterildiği belirtiliyor. Ayrıca muhafazakâr medya figürü Tucker Carlson’ın adı da zaman zaman adaylık senaryolarında gündeme geliyor.

Vance, Trump tarafından 2024 seçimlerinde başkan yardımcısı adayı olarak seçilmeden önce iki yıl boyunca Ohio eyaletini ABD Senatosu’nda temsil etti. ABD Deniz Piyadeleri’nde görev yapan Vance, Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2016 yılında yayımlanan ve çok satanlar listesine giren Hillbilly Elegy (Bir Hillbilly’nin Ağıtı) adlı anı kitabıyla da tanınıyor.

Öte yandan, Washington Post’un daha önce yayımladığı bir habere göre Vance’in 2028 seçimleriyle ilgili kararını ertelemesinde, temmuz ayında dünyaya gelmesi beklenen dördüncü çocuğunun doğumunun da etkili olabileceği öne sürülüyor. Haberde, bu bilginin Vance’e yakın ancak kimliği açıklanmayan bir kaynağa dayandırıldığı belirtildi.


Şerif: İran ve Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ı da kapsayan bir barış anlaşmasına vardılar

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Reuters)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Reuters)
TT

Şerif: İran ve Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ı da kapsayan bir barış anlaşmasına vardılar

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Reuters)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Reuters)

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran'ın aralarındaki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya vardığını ve anlaşmanın resmî imza töreninin cuma günü İsviçre'de gerçekleştirileceğini açıkladı.

Şerif'in açıklamasından kısa süre sonra ABD Başkanı Donald Trump, sahibi olduğu Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "İran İslam Cumhuriyeti ile anlaşma artık tamamlandı" ifadelerini kullandı.

Anlaşmaya, İsrail'in bugün Lübnan'a düzenlediği ve hem İran'ın hem de Trump'ın tepkisini çeken saldırılara rağmen varıldığı belirtildi.

Anlaşmanın ayrıntıları ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Şerif, anlaşmanın "Lübnan da dâhil olmak üzere bütün cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını" öngördüğünü belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre daha önce ajansa konuşan çeşitli kaynaklar, taslak anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sona erdirilmesini ve mevcut ateşkesin uzatılmasını içerdiğini aktarmıştı. Kaynaklar ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin 60 gün sürecek müzakere dönemi boyunca erteleneceğini ifade etmişti.

Trump da sosyal medya paylaşımında Hürmüz Boğazı'nın "herhangi bir geçiş ücreti alınmaksızın" açık olacağını ve ABD'nin deniz ablukasının da sona ereceğini belirtti.

Trump paylaşımında, "Dünyanın bütün gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol akmaya devam etsin!" ifadelerini kullandı.