Küresel yatırım görünümünde, Nisan 2026 başında ABD ile İran arasında ilan edilen ateşkesin ardından önemli bir yön değişimi yaşandığı belirtiliyor. Bu gelişme, piyasalarda TINA (There Is No Alternative / hisse senetlerine alternatif yok) olarak bilinen eğilimi yeniden güçlendirirken, yılın başında etkili olan TIARA (There Is A Real Alternative / gerçek bir alternatif var) stratejisinin etkisini zayıflattı. Söz konusu strateji, yatırımcıların daha ucuz değerlemeler ve zayıf dolar getirileri arayışıyla Avrupa ve Asya piyasalarına yönelmesini ifade ediyordu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 7 Nisan’daki açıklamasının bu dönüşümde kritik bir eşik olduğu belirtilirken, o tarihten bu yana ABD hisse senetlerine yaklaşık 28 milyar dolar giriş olduğu ifade edildi. Bu durumun, küresel enerji şoklarından büyük ölçüde izole olabilen ‘ABD ekonomik motoruna’ duyulan güveni yeniden artırdığı değerlendiriliyor.
Franklin Templeton bünyesindeki küresel yatırım stratejisti Michael Brown, son altı yılda yaşanan dördüncü büyük dış şokun piyasaları etkilediğini belirterek, yatırımcıların uzun vadede en güçlü performansı sergileyen ve kısa vadede yoğun yatırım çeken ekonomiye geri döndüğünü ifade etti.
Verilere göre, S&P 500 endeksi savaş öncesi seviyelerin yüzde 2 üzerine çıkarak 7 bin puan eşiğini aşarken, bu yükselişin ABD piyasalarındaki güçlü momentumu yansıttığı aktarıldı. Buna karşılık Avrupa ve Asya piyasalarında ise ciddi çıkışlar yaşandı; Avrupa hisse senedi fonlarından 4,7 milyar dolarlık çıkış kaydedildiği ve bunun 2024’ten bu yana en büyük çıkış olduğu belirtildi. Brown ayrıca, savaşın etkilerinin özellikle Avrupa ve Asya ekonomileri üzerinde daha güçlü baskı oluşturduğunu, buna karşılık enerji ihracatçısı konumundaki ABD’nin stratejik olarak daha avantajlı bir konumda bulunduğunu ve bu nedenle yatırımcılar açısından daha dayanıklı bir piyasa olarak öne çıktığını vurguladı.
Kâr tarafında ise fark daha net şekilde ortaya çıkıyor. S&P 500 kapsamındaki şirketlerin kârlarının, özellikle teknoloji sektöründeki güçlü performansın etkisiyle yaklaşık yüzde 14 artması bekleniyor. Buna karşılık Avrupa şirketlerinde kâr büyümesinin yüzde 4,2 ile sınırlı kalacağı ve bunun büyük ölçüde petrol ve gaz sektöründen kaynaklandığı ifade ediliyor.
Bu belirgin performans farkı, büyük yatırım bankalarının ABD hisse senetlerine yönelik tavsiyelerini ‘ağırlık artır’ seviyesine yükseltmesine yol açtı. Bu değerlendirme, ABD ekonomisinin dış şoklara karşı daha güvenli ve güçlü bir yatırım limanı olarak görülmeye devam ettiğini gösteriyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da benzer bir tablo çizerek büyüme tahminlerini güncelledi. Euro Bölgesi için büyüme beklentisi belirgin şekilde aşağı çekilerek yüzde 1,1 seviyesine indirilirken, ABD ekonomisinin yüzde 2,3 büyüme ivmesini koruduğu belirtildi. Küresel stratejistler mevcut tabloyu özetlerken, “Altı yılda dört küresel şok yaşandıktan sonra, sermayenin kendini sürekli olarak en iyi performansı gösteren ve geleceğe en fazla yatırım yapan ekonomiye yönlendirmesi doğaldır” değerlendirmesinde bulunuyor.
