İsrail'in Lübnan'da sarı hat çekme planının detayları

Güneydeki onlarca köy tahliye edildi ve 80 bin yedek asker gerektiren bir güvenlik bölgesi oluşturuldu

Yerinden edilmiş sakinler, güney Lübnan'daki Nebatiye kentine dönerken yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
Yerinden edilmiş sakinler, güney Lübnan'daki Nebatiye kentine dönerken yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'da sarı hat çekme planının detayları

Yerinden edilmiş sakinler, güney Lübnan'daki Nebatiye kentine dönerken yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
Yerinden edilmiş sakinler, güney Lübnan'daki Nebatiye kentine dönerken yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)

Emel Şehade

İsrail, 10 günlük ateşkes anlaşmasıyla eş zamanlı olarak Lübnan topraklarında yeni bir gerçeklik dayattı. Sınır çizgisine yakın her kent ve köyde askeri mevziler kurmanın yanı sıra, İsrail ordusunun kapsamlı bir şekilde taramaya devam ettiği Güney Lübnan'daki geniş bir alanda Gazze'de kullanılan “sarı hat” modelini kopyaladı. Plana göre, bu alan içinde hiçbir ev veya köy kalmayacak ve sakinlerinin geri dönmesine izin verilmeyecek.

Bir İsrailli yetkili, ateşkes anlaşmasına rağmen ordunun operasyonlarına devam ettiğini belirterek, anlaşmanın hava kuvvetleri ve topçu birliklerinin Tel Aviv'in güvenliğine tehdit olarak gördüğü herhangi bir hadiseye karşılık verme özgürlüğünü tanıdığını kaydetti.

“Anlaşma sırasında yapılan ateş açma, saldırı amaçlı değil savunma amaçlıdır ve kuzeydeki askerlerin ve sakinlerin güvenliğini korumayı amaçlamaktadır.” İsrail ordusu bu gerekçeyle, Lübnan'daki kontrolünü günlük saldırılar, tarama operasyonları ve “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı alan içindeki her kentte askeri mevziler kurarak sürdürüyor.

İsrail ordusunun açıklamasına göre ateşkes anlaşmasının hemen ardından sınıra kadar uzanan yeni bir kontrol hattı kurulmaya başlandı. Bu hat, kara operasyonları sırasında ele geçirilen tanksavar füze hattıdır. Gazze Şeridi'ne benzer şekilde, bu hat da “Sarı Hat” olarak adlandırılıyor ve sınıra olan uzaklığı birkaç kilometreden yaklaşık 10 kilometreye kadar değişiyor.

İsrail ordusuna göre, Sarı Hat bölgesinde 55 Lübnan köyü bulunuyor; ancak Savunma Bakanı Yisrael Katz daha önce Tel Aviv'in yaklaşık 80 Lübnan köyünü kapsayan bir alanı kontrol ettiğini belirtmişti.

Böylelikle Bint Cubeyl kenti de dahil olmak üzere Sarı Hat bölgesi içinde kalan Hizbullah unsurları şimdi teslim olmak zorunda. Teslim olmayı reddederlerse, İsrail ordusu yerleri tespit edildiğinde onları öldürmekle tehdit ediyor. İsrail, hedeflerine ulaşmak için tehditleri izleme ve engelleme bahanesiyle Lübnan üzerinde insansız hava aracı (İHA) uçuşlarını da sürdürecek.

efv
İsrail, Hizbullah'ın askerlerini el yapımı patlayıcılar ile dolu bölgelere çekmeye çalışabileceğinden endişe ediyor (AFP)

Bir İsrailli yetkili, “Lübnan'da saldırmıyoruz, aksine ateşkes anlaşmasına uygun olarak tehditleri engelliyoruz” dedi. Bu arada, Katz dün, kendisinin ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun, orduya ateşkes sırasında askerlerine veya sınırların ve halkın güvenliğine yönelik herhangi bir tehdide karşı tüm güçle saldırma talimatı verdiklerini vurguladı.

Katz ayrıca, tanksavar hattını (esas olarak Sarı Hattı) da içeren plana göre ordunun operasyonlarına devam edeceğini ve ona göre Hizbullah operasyonlarının merkezi haline gelen temas hattına yakın beldeleri yıkacağını açıkladı. “Gümüş Saban” olarak adlandırılan operasyonun amacının, bölgeyi ve köyleri temizleyerek ordunun konuşlanabileceği temiz bir alan haline getirmek olduğunu ifade etti.

Ancak ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda kesin bir şey söylemeyen İsrail Savunma Bakanı, Lübnan hükümetini tehdit ederek, Hizbullah'ı silahsızlandırma taahhüdünü yerine getirmemesi halinde, İsrail ordusunun Litani Nehri'nin kuzeyinde ve Lübnan genelinde devam eden askeri operasyonlarının devamı olarak bunu yapacağını, İsrail hava kuvvetlerinin operasyon özgürlüğünü koruduğunu vurguladı.

Bu arada bir İsrailli askeri yetkili, “güvenlik kurumunun çatışmaya devam etmeye hazırlandığını ve Hizbullah'ın ordu personelini el yapımı patlayıcılarla dolu bölgelere çekmeye çalışmaya devam edeceğini değerlendirdiğini” vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre yetkili, “ordunun mevcut hedefinin, askerlerin tuzaklı bölgelerde yaşayabilecekleri kayıpları en aza indirirken altyapıyı ortaya çıkarmaya devam etmek olduğunu” belirtti.

Güvenlik bölgesinin yükü

İsrailli The Marker gazetesinde yayınlanan bir haber, İsrail'in güvenlik bölgesinde diretmeye devam etmesinin hem askerler için tehlikeleri hem de aşırı maliyetler açısından sonuçları konusunda uyardı.

Habere göre yeni güvenlik bölgesinin kurulması, çok sayıda düzenli ve yedek kuvvetin konuşlandırılmasını gerektiriyor ve ciddi sayıda yedek birliğin seferber edilmesini zorunlu kıldı. Yine habere göre bir güvenlik kaynağı, Güney Lübnan'da bir güvenlik bölgesi olduğu sürece ordunun 80 bin yedek askere ihtiyaç duyacağını tahmininde bulundu. Ordu bölgede ne kadar uzun süre kalırsa, mevzilerin inşası ve güçlendirilmesi ve karmaşık lojistik hazırlıkların yapılması için gereken yatırımlar da o kadar büyük olacak.

Haberde, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in yedek askerlerin üzerindeki ağır yük ve onlara verilen çok sayıda görevle ilgili daha önce yaptığı uyarıların altı çizildi. Zamir'in uyarısının, bu küçük grubun üzerindeki görev yükünden, unsurlarının yorulması ve hükümetin Haredileri zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutmasından kaynaklanan öfkeden duyulan korkudan kaynaklandığı açıklandı. Bu durumun askere alım oranında düşüşe yol açacağı belirtildi.

Ancak The Marker, Güney Lübnan'daki yeni güvenlik bölgesinin var olmaya devam etmesinin yol açacağı siyasi ikilemin sadece siyasi ve güvenlik ile ilgili değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik olduğunu da belirtiyor. İlave bir güvenlik bölgesi, halihazırda askerlik yapan vatandaşlar için bir yük haline gelebilecek iken, hükümet öncelikle askerlikten kaçanlarla ilgileniyor.

İran ve Lübnan arasında

ABD ve İran arasında bir anlaşmaya varılmasının önündeki engellerin ortasında, yeniden savaş beklentileri artıyor. İsrail Hava Kuvvetleri hazırlıklarını tamamladı ve İran'da vuracağı yeni bir hedef bankası hazırladı. Bu arada İsrail, Lübnan'da operasyonlarına devam ediyor ve kontrolü elinde tutuyor; İran cephesinin yeniden alevlenmesi durumunda Hizbullah'ın İsrail'e yönelik yeni ve yoğun bombardımanına hazırlanıyor.

İsrailliler, hem İran hem de Lübnan cephelerinde savaşın yeniden patlak vermesi durumunda İsrail'in yenilgiye uğramasından duydukları korkuyu da gizlemediler. Emekli General Itzhak Brik de savaşın başlayabileceğini söylüyor.

Şöyle devam ediyor: “Önerilen planın temel sorunu sadece içeriği değil, esas olarak içeriğindeki eksikliktir. Zenginleştirilmiş uranyum sorununu çözmeye ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya odaklanmak, hastalığı görmezden gelip semptomlarını tedavi etmek gibidir.”

Brik, Lübnan'daki savaşı sona erdirmenin ve İsrail'e ateşkes dayatmanın iç huzuru sağlamanın bir yolu olduğuna inanıyor. İran'a gelince, “Trump'ın bakış açısından, nakliye yollarının yeniden açılması ekonomik bir başarı ve zaferdir, ancak İsrailliler olarak bizim bakış açımızdan bu, Tahran'a önemli bir pazarlık kozunun teslim edilmesidir” diye değerlendiriyor.

“Trump'ın görev süresi sona erdiğinde, İsrail kendisini yeniden inşa eden, zenginleşen ve ağır bir şekilde silahlanmış İran’a karşı tek başına bulabilir” diye uyarıyor.

Bundan sonra ne olacak?

Bu soruya cevaben, emekli General Itzhak Brik, “Eğer bu senaryo gerçekleşirse, İsrail her cephede kaybedecektir. Caydırıcılığın çökmesini önlemek için Tel Aviv'deki liderlik dört paralel yol üzerinde çalışmalıdır.

Birincisi: Bölgesel ittifaklar; bu kapsamda İran hegemonyasına karşı aynı korkuyu paylaşan ılımlı Arap devletleriyle ilişkiler derinleştirilmelidir. Bu, salt resmi normalleşme anlaşmalarının ötesine geçen ortak bir çıkardır.

İkincisi: İki parti ile ilişkilerin yeniden kurulması; İsrail tek bir başkanın desteğine güvenemez, Trump sonrası dönemde meşruiyetini sağlamak için Demokrat Parti ve Avrupa ile ilişkilerini onarmalıdır.

Üçüncüsü: Bağımsız bir güç oluşturmak; İsrail ordusu, Amerikalılara tam bağımlılığın tehlikeli bir kumar olduğunu kabul ederek, hızlandırılmış bir modernizasyon sürecinden geçmelidir.

Dördüncü yol ise ulusal bütünleşmedir; bunu da Itzhak “dış tehdit, toplumsal çözülmenin derhal durdurulmasını gerektiriyor. Zira bölünmüş bir toplum, İran'ın psikolojik savaşının kolay bir hedefidir” diyerek açıklıyor.

Brik, karar vericilere şu uyarıyı yaparak sözlerini bitiriyor: “Füzeleri ve terörizmi görmezden gelen herhangi bir anlaşma barış değil, sadece bir sonraki savaşı ertelemedir ve bu savaş çok daha kötü koşullar altında gerçekleşecektir.”



Pakistan Genelkurmay Başkanı Trump'a İran limanlarına uygulanan ablukanın görüşmeleri engellediğini söyledi

Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
TT

Pakistan Genelkurmay Başkanı Trump'a İran limanlarına uygulanan ablukanın görüşmeleri engellediğini söyledi

Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)

Pakistanlı bir güvenlik kaynağı bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ordu Komutanı Asim Munir ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'la savaşı sona erdirmek için yapılacak görüşmelerde İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması konusundaki tavsiyelerini dikkate alacağını söylediğini belirtti.

Bugün, ABD'nin İran limanlarına uygulanan ablukayı kırmaya çalışan bir İran kargo gemisine el koyduğunu açıklamasının ardından, Washington ve Tahran arasındaki ateşkesin çökeceğine dair endişeler arttı ve İran da misilleme yapacağını belirtti.

Bölgede daha kalıcı bir barışa ulaşma çabaları da sallantıda görünüyordu; zira İran, ABD'nin ateşkesin yarın sona ermesinden önce başlaması umulan ikinci tur müzakerelere katılmayacağını açıkladı. Öte yandan Pakistan, görüşmelerin yarına kadar yeniden başlamasını sağlamak için pazar gününden beri Washington ve Tahran ile yoğun bir diplomatik temas sürecini yürütüyor.


Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
TT

Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bugün Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin normal seyrinin korunmasının önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Çin devlet televizyonu CCTV’den aktardığına göre Şi görüşmede, ‘Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açık kalması gerektiğini, bunun bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun ortak çıkarına hizmet ettiğini’ ifade etti.

Haberde ayrıca Şi’nin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile yaptığı görüşmede Çin’in ‘derhal ve kapsamlı ateşkes’ çağrısını yinelediği belirtildi.


Çin, ABD’nin İran bayraklı bir gemiye el koymasından duyduğu endişeyi dile getirdi

Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
TT

Çin, ABD’nin İran bayraklı bir gemiye el koymasından duyduğu endişeyi dile getirdi

Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)
Hürmüz Boğazı, NASA tarafından uzaydan çekilen bir görüntüde görülüyor (DPA)

Çin, bugün (Pazartesi) ABD’nin deniz ablukasını aşmaya çalışan İran bayraklı bir gemiyi alıkoymasına ilişkin endişelerini dile getirdi ve tüm tarafları barış görüşmelerine geri dönmeye çağırdı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, “ABD’nin söz konusu gemiye zorla müdahale etmesinden endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Sözcü Guo, ABD ve İran yeniden müzakere masasına dönmeye davet etti.

ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin çökebileceğine yönelik kaygılar bugün artarken, Washington yönetimi İran’a ait bir yük gemisini, Tahran limanlarına uygulanan ablukayı delmeye çalıştığı gerekçesiyle alıkoyduğunu açıkladı. Tahran ise bu adıma karşılık vereceği tehdidinde bulundu. Bölgede daha kalıcı bir barış sağlanmasına yönelik çabaların kırılgan bir zeminde ilerlediği değerlendirilirken, İran, ABD’nin ateşkes süresi dolmadan başlatmayı planladığı ikinci tur görüşmelere katılmayacağını duyurdu.

ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürürken; İran ise küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine uyguladığı kısıtlamayı önce kaldırdı, ardından yeniden devreye aldı.

ABD ordusu, dün (Pazar) yaptığı açıklamada, İran bayraklı bir yük gemisinin Bender Abbas Limanı’na doğru seyrettiği sırada altı saat süren bir gerilimin ardından motorlarının devre dışı kalması üzerine ateş açıldığını bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, deniz piyadelerinin daha sonra helikopterlerle gemiye çıkarma yaptığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Artık gemileri üzerinde tam kontrolümüz var ve içinde ne olduğunu inceliyoruz” ifadelerini kullandı.

İran ordusu, geminin Çin’den geldiğini açıkladı. Devlet medyası ise bir askeri sözcünün şu sözlerini aktardı: “İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, ABD ordusunun gerçekleştirdiği bu silahlı korsanlığa yakında karşılık verecek ve intikam alacaktır.”