İtalya Savunma Bakanı’ndan Şarku’l Avsat’a konuştu: Aspides misyonunu Hürmüz Boğazı’nı kapsayacak şekilde genişletme tartışmaları var

Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

İtalya Savunma Bakanı’ndan Şarku’l Avsat’a konuştu: Aspides misyonunu Hürmüz Boğazı’nı kapsayacak şekilde genişletme tartışmaları var

Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Roma’da gökyüzü, Ortadoğu’daki gerilimin ritmini andırır şekilde sürekli değişiyordu; güneş bir anda bulutların ardına çekiliyor, ardından sert bir yağmurla şehri kaplıyordu. Aynı gün içinde bile yön değiştiren ABD ve İran açıklamalarıyla bu hava arasında dikkat çekici bir paralellik oluşuyordu.

Bu dalgalı süreç eşliğinde İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği kapsamlı röportajda, Avrupa Birliği’nin deniz operasyonlarını ve seyrüsefer güvenliğini genişletmesini sağlayacak şekilde Aspides Avrupa misyonunun kapsamının Hürmüz Boğazı’nı da içerecek biçimde genişletilmesine yönelik görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Crosetto ayrıca, Asya’nın boğazın hayati önemi nedeniyle daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Bakan Crosetto, Suudi Arabistan’ın “kışkırtıcı” olarak nitelendirdiği İran saldırılarına karşı tutumunu “son derece ciddi ve önemli” olarak değerlendirdi. Riyad’ın savaşın tırmanmasını engellemeye çalıştığını, kendini savunurken provokasyonlara yanıt vermekten kaçındığını ve bugün savaşın sona ermiş olabileceği yönündeki koşulların oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Crosetto ayrıca Roma ile Riyad arasındaki savunma sanayii ilişkilerinin hızla derinleştiğini belirterek, İtalya’nın yalnızca satış yapan bir ülke olmadığını, ortak üretim ve geliştirmeye dayalı stratejik ortaklıklar kurmayı hedeflediğini ifade etti. Bu yaklaşımın Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” hedefleriyle uyumlu olduğunu ifade etti.

dfvfdv
Guido Crosetto, ülkesinin son savaş sırasında füze ve insansız hava araçlarına karşı kullanılan sistemler de dâhil olmak üzere savunma kabiliyetleri gönderdiğini açıkladı. (Şarku’l Avsat)

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişe ücret uygulaması fikrini kesin bir dille reddeden Crosetto, “İran’ın Hürmüz Boğazı’na herhangi bir ücret ya da kısıtlama getirmesi kesinlikle kabul edilemez. Bu boğaz serbest bir geçiş yolu olarak kalmalıdır” dedi.

Suudi Arabistan ve Körfez’in İran saldırılarına yaklaşımı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın İran saldırılarına karşı tutumunu övgüyle değerlendirerek, Riyad’ın çatışmanın tırmanmasını önlemeye çalıştığını, kendini savunmakla yetindiğini ve Körfez’de normalleşme koşullarının oluşmasına katkı sunduğunu söyledi.

“Barış, savunma ve caydırıcılık üzerine inşa edilir”

Crosetto’ya göre Körfez ülkeleri bu savaştan önemli bir ders çıkardı: Barışın yalnızca savunma ve caydırıcılık temelinde mümkün olduğu. İran’ın saldırıları, bu ülkelerin herhangi bir saldırganlık göstermemiş olmasına rağmen gerçekleşti.

Bakan, enerji tesisleri ve su arıtma tesislerinin hedef alınmasının beklenmedik olduğunu, bu durumun Körfez ülkelerine hem sivil hem askeri altyapıyı koruma ihtiyacını gösterdiğini belirtti.

İtalya’nın rolü

Crosetto, İtalya’nın Körfez ülkelerine savunma desteği sağladığını, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına karşı teknolojiler gönderdiğini, bunun satış değil “yardım” niteliğinde olduğunu ifade etti.

Savunma ilişkilerinde hızlı büyüme

İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin hızla geliştiğini belirten Crosetto, yakın zamanda uydu alanında anlaşma imzalandığını, hava savunma, deniz ve havacılık alanlarında müzakerelerin sürdüğünü söyledi.

“Farklı türde bir ortaklık”

Crosetto, İtalya’nın Suudi Arabistan ile yalnızca ticari değil, ortak geliştirme ve teknoloji transferine dayalı stratejik bir ortaklık kurmak istediğini vurguladı. Bu yaklaşımın “Vizyon 2030” ile uyumlu olduğunu belirtti.

Avrupa’da caydırıcılığın yeniden şekillenmesi

Bakan, son savaşın Avrupa’daki caydırıcılık anlayışını değiştirdiğini, savunmanın ülkeler arasında ne kadar entegre olursa o kadar güçlü hale geldiğini söyledi. NATO’ya güvenin sürdüğünü ancak Avrupa’nın daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

İran’da fiili yönetim Devrim Muhafızları’nda

Crosetto, İran ile ilişkilerin sınırlı olduğunu belirterek, ülkede fiili gücün Devrim Muhafızları’nda olduğunu ve bunun diplomatik diyaloğu zorlaştırdığını söyledi.

Hürmüz Boğazı’nda serbest geçiş vurgusu

İran’ın boğazı kontrol ederek savaş aracı haline getirmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Crosetto, benzer uygulamaların başka boğazlara da yayılabileceği uyarısında bulundu.

NATO’nun geleceği

Crosetto, NATO’nun uzun vadede varlığını sürdüreceğini ve hem Avrupa hem ABD için değerli bir yapı olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı için yeni güvenlik modeli

Bakan, “Aspides” misyonunun Hürmüz Boğazı’nı da kapsayacak şekilde genişletilmesinin tartışıldığını, ancak bunun yalnızca Avrupa değil, Asya ülkelerinin de sorumluluk üstleneceği daha geniş bir uluslararası yapıyı gerektirdiğini söyledi.

İran’ın füze kapasitesi ve küresel tehdit

Crosetto, İran’ın nükleer ve uzun menzilli füze kapasitesinin yalnızca İsrail için değil, Avrupa şehirleri için de tehdit oluşturduğunu belirtti.

İnsansız hava araçları savaşın doğasını değiştiriyor

Bakan, Ukrayna ve Körfez savaşlarının modern savaşların doğasını değiştirdiğini, özellikle insansız hava araçlarının ve yapay zekâ destekli sistemlerin savaş alanında belirleyici hale geldiğini ifade etti.



ABD, İran'a yönelik köprü saldırılarını genişletti... Tahran Körfez ülkeleri, Ürdün ve Suriye'yi hedef aldı

ABD, İran'a yönelik köprü saldırılarını genişletti... Tahran Körfez ülkeleri, Ürdün ve Suriye'yi hedef aldı
TT

ABD, İran'a yönelik köprü saldırılarını genişletti... Tahran Körfez ülkeleri, Ürdün ve Suriye'yi hedef aldı

ABD, İran'a yönelik köprü saldırılarını genişletti... Tahran Körfez ülkeleri, Ürdün ve Suriye'yi hedef aldı

ABD, Cuma günü erken saatlerde İran'a yönelik hava saldırılarını genişleterek daha fazla köprüyü hedef aldı. Saldırılar, Başkan Donald Trump'ın Tahran'ı Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü gevşetmeye zorlamak amacıyla İran'ın altyapısını hedef alma tehdidinin bir parçası olarak gerçekleştirildi.

Buna karşılık İran, bölgedeki komşu ülkelere yönelik yeni füze saldırıları düzenledi ve saldırılarının giderek artacağı uyarısında bulundu. İran'ın füzeleri ve insansız hava araçları Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman Sultanlığı, Ürdün ve Suriye'yi hedef aldı.

ABD kamuoyuna en yoğun izlenme saatinde hitap eden Başkan Donald Trump ise savaşın planlandığı şekilde ilerlediğini savundu. Trump, "İran'da da büyük bir üstünlük sağlıyoruz. Bu çabanın sonuçlarını çok ama çok yakında göreceksiniz." ifadelerini kullandı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi, Libyalı bir şüpheli hakkında dava açılabileceğine hükmetti

Halid Muhammed Ali el-Hişri
Halid Muhammed Ali el-Hişri
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Libyalı bir şüpheli hakkında dava açılabileceğine hükmetti

Halid Muhammed Ali el-Hişri
Halid Muhammed Ali el-Hişri

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıçları, dün Libya'daki en kötü şöhretli cezaevlerinden birini yönettiği iddia edilen Libyalı Halid Muhammed Ali el-Hişri hakkında birden fazla suçlamanın yöneltilebileceğine hükmetti. Karar, el- Hişri'nin yargılanmasının önünü açtı.

48 yaşındaki el- Hişri, 2014-2020 yılları arasında işlendiği öne sürülen 17 ayrı savaş suçu ve insanlığa karşı suç ile itham ediliyor. Suçlamalar arasında zulüm, köleleştirme, işkence, tecavüz ve kasten öldürme yer alıyor.

Savcılık, el- Hişri'nin Libya'da Terörle ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırıcı Gücü (RADA) tarafından yönetilen Mitiga Cezaevi'nin kadınlar koğuşundan sorumlu olduğunu öne sürüyor.

İddianameye göre, binlerce kişi hukuka aykırı şekilde gözaltına alındı, insanlık dışı koşullarda tutuldu ve Mitiga Cezaevi'nde sistematik biçimde kötü muamele ile işkenceye maruz bırakıldı.

El- Hişri'nin avukatları ise önceki duruşmalarda müvekkillerinin hakkındaki tüm suçlamaları reddettiğini ifade etti.

UCM yargıçları bu hafta, davaya bakma yetkisine sahip olduklarını teyit ederek savunmanın itirazını reddetti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre savunma, davanın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Libya'daki ağır suçların yargılanması için mahkemeye verdiği yetki kapsamında olmadığını savunmuştu.

El- Hişri davası, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde Libya'da işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara odaklanan ilk dava olacak.

UCM, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2011 yılında, NATO destekli ayaklanmanın ardından Libya'daki olayları mahkemeye sevk etmesinden bu yana ülkede işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçları soruşturuyor.

Davanın başlangıç tarihi henüz belirlenmedi. Ancak yargılamanın 2027 yılının başlarında başlaması bekleniyor.


İsrail parlamentosu tartışmalı medya yasasını onayladı

İsrail Knesset'indeki bir toplantı (Knesset web sitesi)
İsrail Knesset'indeki bir toplantı (Knesset web sitesi)
TT

İsrail parlamentosu tartışmalı medya yasasını onayladı

İsrail Knesset'indeki bir toplantı (Knesset web sitesi)
İsrail Knesset'indeki bir toplantı (Knesset web sitesi)

İsrail Parlamentosu (Knesset), dün medya sektörünü düzenleyen tartışmalı yasa tasarısını onayladı.

İletişim Bakanı Şlomo Karhi, düzenlemenin daha önce sıkı şekilde denetlenen medya sektörünü bürokrasiyi azaltarak serbestleştirmeyi ve rekabeti artırmayı amaçladığını söyledi.

Buna karşın muhalifler, yasanın Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağcı-dindar hükümete medya üzerinde daha fazla nüfuz kurma imkânı sağlayacağından endişe ediyor. Eleştirmenler ayrıca hükümeti eleştiren televizyon ve radyo kuruluşları üzerindeki baskının artabileceğini savunuyor.

Yasa, hükümetin atamalar üzerinde çok daha geniş yetkiye sahip olacağı yeni bir medya otoritesinin kurulmasını öngörüyor. Düzenlemeyi destekleyenler ise İsrail medyasının ağırlıklı olarak sol veya liberal çizgide olduğunu, muhafazakâr görüşlerin yeterince temsil edilmediğini belirterek daha dengeli ve rekabetçi bir medya ortamının gerekli olduğunu ifade ediyor.

Yasanın, yapılacak hukuki itirazların ardından İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından tamamen ya da kısmen iptal edilip edilmeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Şarku’l Avsat’ın İsrail basınından aktardığına göre yeni yasaya karşı mahkemeye çok sayıda başvuru yapıldı.

Bugün parlamentonun, 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde feshedilmesi beklenirken, iktidar koalisyonu tartışmalı birçok düzenlemeyi hızlandırılmış yasama süreciyle geçirmeye çalışıyor.

Knesset, çarşamba günü de Başsavcı Gali Baharav-Miara'nın yetkilerini önemli ölçüde sınırlandıran bir düzenlemeyi kabul etti.