Washington: David E. Sanger ve Luke Broadwater
Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmek açısından kritik olduğunu söylediği bir maddeden söz ediyor: “nükleer toz”.
Trump’ın anlatımına göre İran’ın nükleer programı geçen yıl ABD bombardımanları sonucu büyük ölçüde zarar gördü ve enkaz altında geriye yalnızca toz benzeri kalıntılar bulunuyor.
"Nükleer toz" ifadesi, Trump'ın aslında kastettiği şeyi, yani İran'ın büyük dalış tüpleri büyüklüğündeki kaplarda depoladığı, bomba yapımında kullanılabilecek nitelikteki uranyum stokunu önemsizleştirmek için kullanılmış gibi görünüyor.
Gerçekte bu madde bir “toz” değildir. Depolandığında genellikle gaz hâlinde bulunur, ancak oda sıcaklığında katı forma dönüşebilir. Nemle temas ettiğinde oldukça uçucu ve son derece zehirli bir hâl alır; yanlış kullanılması durumunda ise nükleer reaksiyonlara yol açabilir.
Trump’ın kullandığı ifade hem uranyum zenginleştirme sürecinin karmaşıklığını hem de savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin zorluklarını basitleştirmektedir. Nükleer uzmanlar ise bu terimi daha önce duymadıklarını belirtiyor.
Matthew Kroenig, “Bunu yalnızca Trump’ın kendine özgü mecazi anlatım biçimi olarak yorumladım” dedi.
Şarku’l Avsat’ın The New York Times’ten aktardığı habere göre aşağıda, Trump’ın “nükleer toz” ifadesiyle neyi kastettiğine ve bunun çatışmanın sona erdirilmesi açısından neden önem taşıdığına daha yakından bakılıyor.
1 Temmuz 2025 tarihli Maxar Technologies tarafından sağlanan uydu görüntüsü, kompleks çevresindeki binada hareketlilik ve 22 Haziran’da ABD’nin Fordo yakıt zenginleştirme tesisine düzenlediği hava saldırısının açtığı çukurları gösteriyor (AFP- arşiv).
“Nükleer toz” nedir?
ABD Başkanı Donald Trump’ın “nükleer toz” ifadesiyle kastettiği, İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirdiği uranyumdur. Bu oran, genellikle nükleer silah yapımında kullanılan yüzde 90 saflık seviyesine oldukça yakındır.
Bu düzeyde zenginleştirilmiş yakıtın, elektrik üretimi gibi sivil nükleer enerji amaçları açısından bir faydası bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu durum, İran’ın bu materyali kısa sürede silah yapımına uygun seviyeye çıkarabileceğine dair uluslararası toplum için bir uyarı işareti olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu aşamadan sonra dahi bir nükleer silahın üretilmesi için birçok ilave adım gerekmektedir.
ABD, haziran ayında üç ana nükleer tesisi hedef aldı, bunlar arasında İsfahan yakınlarındaki bir kompleks de bulunmaktadır. Bu tesiste, silah seviyesine yakın zenginleştirilmiş uranyumun önemli bir bölümünün depolandığı düşünülmektedir.
Uzmanlara göre söz konusu materyal henüz silah seviyesinde olmasa da bu hedefe oldukça yakındı ve İsfahan’daki tesiste tutuluyordu. Tesisin bombalanmasının ardından bu materyalin enkaz altında kalmış olabileceği değerlendiriliyor.
ABD istihbarat yetkilileri, İran’ın bu materyale ulaşmak için kazı çalışmaları yürüttüğünü düşünüyor; ancak herhangi bir miktarın taşındığına dair kesin kanıt bulunmuyor.
Uranyum, düşük seviyelerde nükleer reaktörleri çalıştırmakta, yüksek seviyelerde ise nükleer silah üretiminde kullanılabilen nadir bir radyoaktif izotop olan “U-235” içermektedir.
Uranyum zenginleştirme sürecinin amacı, bu izotopun oranını artırmaktır. Bu işlem genellikle gaz santrifüjleri aracılığıyla gerçekleştirilir; söz konusu cihazlar, yakıtın saflığını artırmak için son derece yüksek hızlarda döner.
Neden savaşın sona erdirilmesi açısından önem taşıyor?
Trump, İran’ın nükleer materyalini ABD’ye teslim etmeyi kabul ettiğini öne sürmüş, ancak Tahran bu iddiayı reddetmiştir.
Trump, Arizona’da yaptığı bir konuşmada, “ABD tüm nükleer tozu alacak. Nükleer tozun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, B-2 bombardıman uçaklarımızın ürettiği beyaz toz halindeki maddedir” ifadelerini kullanmıştır.
İran’ın zenginleştirme faaliyetleri, Trump’ın ABD’yi Ortak Kapsamlı Eylem Planı'ndan (KOEP) çekmesinin ardından hız kazanmıştır. Trump, anlaşmanın yeterince katı olmadığını savunmuş ve İran’a yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamıştır.
Buna karşılık İran, anlaşmanın getirdiği sınırlamaları aşarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmış ve nükleer materyal üretimine yeniden başlamıştır.
Justin Logan, “Anlaşmadan önce İran çok düşük seviyelerde zenginleştirme yapıyordu. Bu nedenle Trump’ın ‘nükleer toz’ dediği şey, anlaşma imzalandığında veya ilk aylarında İran’da mevcut değildi” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, New York'ta bir basın toplantısı sırasında (AP).
Savaş sırasında bu materyal çıkarılabilir mi?
Trump, zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılmasının zor olacağını kabul etti. Kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Onu çıkarmak uzun ve zorlu bir süreç olacak” ifadesini kullandı.
Bu işlemin, İran’ın onayı olmadan gerçekleştirilmesi ise neredeyse imkânsız olarak görülüyor.
Logan’a göre bu görev uzun zaman alacak ve sahada çok sayıda teknik uzmanın çalışmasını gerektirecek. “Bu işi silahların gölgesinde yürütmeye çalışmak bana göre mantıklı değil” ifadelerini kullandı.
Aynı zorlukların İran için de geçerli olduğu belirtiliyor. Logan, “Bu materyal oldukça hassas. Yer altındaki depolama koşullarını bilmiyoruz. Depolama tanklarının durumu iyi olmayabilir. Hem bizim hem de İranlılar için sahada ciddi teknik uzmanlık gerektiren bir süreç söz konusu” dedi.
