Fransa, Manş Denizi'ni geçerek İngiltere'ye ulaşmaya çalışan 119 göçmeni kurtardı

Bir tekneyle Manş Denizi'ni geçen göçmenler (Arşiv- AFP)
Bir tekneyle Manş Denizi'ni geçen göçmenler (Arşiv- AFP)
TT

Fransa, Manş Denizi'ni geçerek İngiltere'ye ulaşmaya çalışan 119 göçmeni kurtardı

Bir tekneyle Manş Denizi'ni geçen göçmenler (Arşiv- AFP)
Bir tekneyle Manş Denizi'ni geçen göçmenler (Arşiv- AFP)

Fransız yetkililer, hafta sonu boyunca Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaşmaya çalışan 100’den fazla göçmenin kurtarıldığını, bir kişinin ise hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

Yetkililerin dün yaptığı açıklamaya göre cumartesi günü düzenlenen çeşitli operasyonlar kapsamında Fransa’nın kuzey kıyılarında görev yapan arama kurtarma ekipleri, geçiş girişiminde bulunan 119 kişiyi kurtardı. Söz konusu operasyonlar, bölgeden sorumlu Fransız sahil güvenlik kurumu “Premar” tarafından yürütüldü.

Bilincini kaybettiği belirtilen bir göçmen, helikopterle kuzey kıyısındaki Boulogne kentinde bulunan bir hastaneye sevk edildi.

Öte yandan, perşembe günü İngiltere ile Fransa arasında, düzensiz göçmenlerin Manş Denizi üzerinden geçişini engellemeye yönelik üç yıl süreli yeni bir anlaşma imzalandı. Anlaşma kapsamında Londra yönetimi, Fransız operasyonlarının finansmanına katkısını artırdı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre 2025 yılında Fransa’nın kuzey kıyılarından İngiltere’nin güneyine geçmeye çalışan 29 göçmen hayatını kaybetti.

Bu yılın başından beri ise söz konusu tehlikeli deniz yolculuğu sırasında en az 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.



Pakistan'daki sürecin tıkanmasının ardından ateşkes tehlikeye girdi

Sultan Heysem bin Tarık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi kabul etti (ONA)
Sultan Heysem bin Tarık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi kabul etti (ONA)
TT

Pakistan'daki sürecin tıkanmasının ardından ateşkes tehlikeye girdi

Sultan Heysem bin Tarık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi kabul etti (ONA)
Sultan Heysem bin Tarık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi kabul etti (ONA)

ABD/İsrail-İran savaşında varılan geçici ateşkes, dün yeni bir sınavla karşı karşıya kaldı. Pakistan müzakerelerinin çıkmaza girmesiyle birlikte ABD Başkanı Donald Trump, Tahran üzerindeki baskısını artırarak petrol depolamasının ‘saatli bomba’ olarak nitelediği tehlikesine dikkati çekti ve ‘İran’a karşı zafer’ konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, Amerikan ablukası altındaki İran limanlarından sevkiyatların durmasının ardından petrol birikimi ve sınırlı depolama kapasitesi nedeniyle İran'ın petrol boru hatlarının patlama tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına yaklaşık 3 gün kaldığını söyledi. Tahran'ın ‘baskı altında’ olduğunu belirten Trump, müzakere etmek istiyorsa güvenli hatlar aracılığıyla Washington'la iletişime geçmesi gerektiğini vurguladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'ta Sultan Heysem bin Tarık ile Hürmüz Boğazı'na dair yapılan görüşmelerin ardından İslamabad'a döndü. İran medyası, Arakçi'nin Pakistan aracılığıyla Washington'a nükleer dosya ve boğaza ilişkin ‘kırmızı çizgiler’ konusunda mesajlar ilettiğini bildirdi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bir telefon görüşmesinde Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'e Tahran'ın tehdit ya da abluka altında ‘dayatılan müzakerelere’ girmeyeceğini bildirdi. Pezeşkiyan, bir uzlaşı zemini oluşturulmadan önce İran limanlarına uygulanan abluka da dahil olmak üzere tüm engellerin kaldırılmasını istedi.

Öte yandan Tahran'da görüş ayrılıkları derinleşti. İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, Pakistan'ın rolünü eleştirerek ülkenin ‘iyi bir dost ve komşu’ olduğunu, ancak ‘uygun bir arabulucu olmadığını ve Amerikalıların isteğine aykırı bir şey söylemediğini’ vurguladı. Rızai, herhangi bir arabulucunun tarafsız olması gerektiğini de dile getirdi. Öte yandan Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, Dini Lider (Rehber) Mucteba Hamaney'in emirlerine doğrultusunda Hürmüz Boğazı'nın önceki haline döndürmeyeceklerini açıkladı.


Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında 3 kişi öldü

ABD, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye hava saldırısı düzenledi (Arşiv- Reuters)
ABD, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye hava saldırısı düzenledi (Arşiv- Reuters)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında 3 kişi öldü

ABD, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye hava saldırısı düzenledi (Arşiv- Reuters)
ABD, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye hava saldırısı düzenledi (Arşiv- Reuters)

ABD’nin doğu Pasifik Okyanusu’nda uyuşturucu taşıdığı şüphesiyle hedef aldığı bir tekneye düzenlediği son askeri saldırıda dün 3 kişi hayatını kaybetti. Açıklama, Amerika Birleşik Devletleri Güney Komutanlığı tarafından sosyal medya üzerinden yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Latin Amerika sularında uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı öne sürülen teknelere yönelik operasyonları geçen yıl eylül ayı başından bu yana sürüyor. Söz konusu operasyonlarda şimdiye kadar en az 186 kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, Karayipler’de de benzer saldırıların düzenlendiği bildirildi.

ABD ordusu ise hedef alınan teknelerin herhangi birinde uyuşturucu bulunduğuna dair somut kanıt sunmadı.

Güney Komutanlığı, dün gerçekleşen saldırının ardından “X” platformunda yayımladığı videoda, suda hızla ilerleyen bir teknenin patlama sonucu alev aldığı görülüyor. Açıklamada, daha önceki beyanlar tekrar edilerek, bilinen kaçakçılık güzergâhları üzerinde “şüpheli uyuşturucu kaçakçılarının” hedef alındığı ifade edildi.

Saldırıların, ABD’nin bölgede son dönemlerin en büyük askeri varlığını oluşturduğu bir zamanda başladığı ve ocak ayında gerçekleştirilen, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun gözaltına alınmasıyla sonuçlanan operasyondan aylar önce gerçekleştiği kaydedildi. Maduro, New York’a götürüldü ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanıyor, ancak suçlamaları reddediyor.

Trump, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle “silahlı çatışma” içinde olduğunu savunarak, bu saldırıları ülkeye uyuşturucu akışını durdurmak için gerekli birgerilim olarak nitelendiriyor.

Öte yandan, eleştirmenler söz konusu saldırıların hukuki dayanağını sorgulamaya devam ediyor.


Ukrayna'ya yapılan yardımların dondurulmasına rağmen küresel askeri harcamalar arttı

Geçtiğimiz ocak ayında Ortadoğu'daki bir üsten havalanan ABD Hava Kuvvetleri F-15E Strike Eagle savaş uçağı (ABD Ordusu)
Geçtiğimiz ocak ayında Ortadoğu'daki bir üsten havalanan ABD Hava Kuvvetleri F-15E Strike Eagle savaş uçağı (ABD Ordusu)
TT

Ukrayna'ya yapılan yardımların dondurulmasına rağmen küresel askeri harcamalar arttı

Geçtiğimiz ocak ayında Ortadoğu'daki bir üsten havalanan ABD Hava Kuvvetleri F-15E Strike Eagle savaş uçağı (ABD Ordusu)
Geçtiğimiz ocak ayında Ortadoğu'daki bir üsten havalanan ABD Hava Kuvvetleri F-15E Strike Eagle savaş uçağı (ABD Ordusu)

Bir düşünce kuruluşunun yayımladığı rapora göre, küresel askeri harcamalar 2025 yılında yüzde 2,9 artış gösterdi. ABD’de harcamalar yüzde 7,5 azalırken, Başkan Donald Trump’ın Ukrayna’ya yeni askeri mali yardım sağlamayı durdurmasının bu düşüşte etkili olduğu belirtildi.

Stockholm International Peace Research Institute verilerine göre, küresel askeri harcamalar 2025’te 2,89 trilyon dolara ulaşarak üst üste 11’inci yıl artış kaydetti. Bu rakam, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2,5’ine denk gelirken, 2009’dan bu yana en yüksek seviyeye işaret ediyor.

Enstitü raporunda, “Mevcut krizler ve birçok ülkenin uzun vadeli askeri harcama hedefleri göz önüne alındığında, bu artışın 2026 ve sonrasında da sürmesi muhtemel” değerlendirmesinde bulunuldu. Küresel askeri harcamaların yüzde 51’ine denk gelen 1,48 trilyon dolarlık kısmının ise ABD, Çin ve Rusya tarafından gerçekleştirildiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre ABD’nin askeri harcamaları 2025 yılında 954 milyar dolara geriledi, bunun başlıca nedenini Ukrayna’ya yeni askeri mali yardım paketlerinin onaylanmaması oluşturdu.

Önceki üç yılda ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı toplam askeri finansmanın 127 milyar dolar olduğu belirtilirken, raporda ABD’deki düşüşün geçici olabileceği vurgulandı. Nitekim ABD Kongresi’nin 2026 yılı için onayladığı askeri harcama bütçesinin 1 trilyon doların üzerine çıktığı, 2027’de ise 1,5 trilyon dolara ulaşabileceği ifade edildi.

Küresel artışın başlıca nedeni olarak Avrupa’daki yüzde 14’lük yükseliş gösterilirken, bölgedeki toplam harcamaların 864 milyar dolara ulaştığı bildirildi.

Öte yandan, Rusya ve Ukrayna’nın askeri harcamalarının savaşın dördüncü yılında da artmaya devam ettiği, NATO üyesi Avrupa ülkelerindeki yükselişin ise Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Orta ve Batı Avrupa’daki en güçlü yıllık artış olduğu kaydedildi.

İsrail’in askeri harcamalarının 2025’te Gazze’de çatışmaların şiddetinin azalmasıyla yüzde 4,9 düşerek 48,3 milyar dolara gerilediği, İran’ın harcamalarının ise üst üste ikinci yıl azalarak yüzde 5,6 düşüşle 7,4 milyar dolara indiği belirtildi.