Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilirhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5270196-trump-%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCk-projesi%E2%80%99ni-ask%C4%B1ya-ald%C4%B1%E2%80%A6-tek-sayfal%C4%B1k-mutabakat-sava%C5%9F%C4%B1-bitirebilir
Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir
TT
TT
Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edilmesini öngören “Özgürlük Projesi”ni geçici olarak durduracağını açıkladı. Trump, İran ile kapsamlı bir anlaşmaya varılması yönünde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerken, savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın yakın olduğuna dair haberler gündeme geldi.
Trump, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ablukanın tamamen yürürlükte kalmaya devam etmesi konusunda anlaştık. Ancak bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için ‘Özgürlük Projesi’ kısa bir süreliğine askıya alınacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı, Pekin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Tahran’ın yalnızca “adil ve kapsamlı bir anlaşma” istediğini vurguladı.
Daha sonra Axios haber sitesi, yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran’ın “savaşı sona erdirmek için tek sayfalık bir mutabakata yaklaşmakta olduğunu” aktardı. Söz konusu anlaşmanın, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya almasını, ABD’nin ise yaptırımları kaldırmasını ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakmasını içerdiği belirtildi. Ayrıca iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik kısıtlamaları kaldırması öngörülüyor.
İmar çalışmaları ile füze arasında... Aden Valisi havalimanına yönelik saldırıdan kurtulduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5332756-i%CC%87mar-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1-ile-f%C3%BCze-aras%C4%B1nda-aden-valisi-havaliman%C4%B1na-y%C3%B6nelik-sald%C4%B1r%C4%B1dan
İmar çalışmaları ile füze arasında... Aden Valisi havalimanına yönelik saldırıdan kurtuldu
Husilerin saldırısından önce Aden Havalimanı’nda incelemelerde bulunan Aden Valisi (SABA)
Aden Valisi ve devlet bakanı Abdurrahman Şeyh’in çarşamba sabahı programında, gerçekleştireceği saha ziyaretlerinin kritik anlarla yarışa dönüşeceğine dair hiçbir işaret yoktu. Her zamanki gibi günlük çalışmalarını takip etmek üzere evinden çıkan Şeyh’in programında, kentteki çeşitli proje alanları ve tesislere ziyaretler yer alıyordu.
Bu ziyaretler arasında Aden Uluslararası Havalimanı da bulunuyordu. Havalimanında pistin rehabilitasyon çalışmalarını inceleyen Şeyh, projenin ilerleyişi hakkında yetkililerden bilgi aldı. Ziyaretini tamamlayarak başka noktalara gitmek üzere havalimanından ayrıldı. Ancak kısa süre sonra, havalimanı çevresine düşen bir balistik füze ile kendisinin hedef alınmaya çalışıldığı haberini aldı.
Valinin havalimanından ayrılması ile saldırı girişimine ilişkin haberin ulaşması arasında yalnızca kısa bir süre vardı. Devam eden projeleri ve çalışmaları yerinde incelemek amacıyla başlayan olağan bir ziyaret, Şeyh’in ayrıldığı noktaya yönelik saldırıdan kurtulmasıyla dikkat çekici bir tesadüfe dönüştü.
Şeyh, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin olağan saha incelemelerinin bir parçası olduğunu belirterek saldırı girişiminin kendisi havalimanından ayrıldıktan sonra gerçekleştiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı tarafından yürütülen rehabilitasyon projesinin üçüncü aşamasını takip ettiğini kaydeden Şeyh, ziyaret sırasında pistteki çalışmaların seyri hakkında bilgi aldığını ve tamamlanma oranının yüzde 70 ila 80’e ulaştığının kendisine aktarıldığını ifade etti. Ardından kentteki diğer noktalara yönelik ziyaretlerini sürdürmek üzere havalimanından ayrıldığını belirtti.
Havalimanı, valinin günlük programındaki son durak değildi. Şeyh, buradan ayrıldıktan sonra başka projeleri ve hizmet çalışmalarını incelemek üzere saha ziyaretlerine devam etti. Program kapsamında 50. Cadde güzergâhındaki çalışmaları takip eden vali, Kriminal Soruşturma Dairesi ve Narkotikle Mücadele Dairesi başta olmak üzere çeşitli güvenlik birimlerini de ziyaret etti.
Zamanlamadaki bu tür çarpıcı tesadüfler ve doğrudan ya da dolaylı saldırılardan kurtulma deneyimleri, Yemen’de 2015 yılında savaşın başlaması ve Husilerin iktidarı ele geçirmesinin ardından Aden’de günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Güvenlik kaygıları günlük çalışmaların içine nüfuz ederken projeler ve hizmetler, tüm zorluklara rağmen hayatın devamlılığını sağlamaya yönelik çabaların önemli bir unsuru olmayı sürdürüyor.
Şeyh, yerel yönetimin saha hareketliliği sırasında güvenlik önlemleri aldığını belirtti. Husilerin insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzeler kullanmasına karşı alınan önlemler arasında, ziyaret noktalarında uzun süre kalmamak ve ziyaretlerle hareketlilik programını önceden açıklamamak yer alıyor. Vali, Aden’de ve diğer vilayetlerde güvenlik birimlerinin çok sayıda Husi uyuyan hücresini ortaya çıkardığını da hatırlatarak bu önlemlerin kenti ve hayati öneme sahip tesislerini korumaya yönelik güvenlik çabalarının bir parçası olduğunu vurguladı.
Şeyh, söz konusu düşmanca eylemlerin Yemenlileri görevlerini yerine getirmekten ve ülkelerine hizmet etmekten alıkoyamayacağını belirtti. Saldırıların Aden’de hayatı durduramayacağını ve yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmaları sekteye uğratamayacağını ifade etti.
Aden’in temel ihtiyaçları: Gaz, elektrik ve ilaç
Güvenlik gündemi ve valinin saldırı girişiminden kurtulmasının ötesinde, tarihi Aden kenti temel ihtiyaçların karşılanması konusunda da çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Evlerde kullanılan tüp gaz, elektrik ve ilaç temini, savaş koşullarından, tedarik üzerindeki baskılardan ve artan talepten etkilenen başlıca alanlar arasında yer alıyor.
Vali, bazı temel ihtiyaçların karşılanmasında güçlükler yaşanmasına rağmen genel durumun endişe verici olmadığını söyledi. Ev tipi gaz krizinin, savaş koşullarından etkilenen Marib vilayetinden gelen tedarikle bağlantılı olduğunu belirten Şeyh, mevcut miktarlara kıyasla talebin artmasının da piyasadaki arzın yetersiz kalmasına yol açtığını kaydetti.
Elektrik, olağanüstü koşulların sektördeki baskıyı daha da artırabileceği Aden’de, kentin en önemli hizmet sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Elektrik alanındaki sıkıntılar, halkın günlük yaşamında ihtiyaç duyduğu temel hizmetleri de doğrudan etkiliyor. Sağlık sektöründe ise sağlık kuruluşlarının görevlerini yerine getirebilmesi ve hastaların ihtiyaçlarına yanıt verebilmesi için ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinin kesintisiz sürdürülmesi gerekiyor.
Bu zorluklar karşısında Aden Valisi, Suudi Arabistan’ın Yemen’i Kalkınma ve Yeniden İmar Programı, Müşterek Kuvvetler ile Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi tarafından sağlanan desteğe teşekkür etti. Şeyh, söz konusu kurumların ilaç ve tıbbi malzemelerin düzenli biçimde temin edilmesine katkıda bulunduğunu belirtti.
Yerel yönetimin, güvenlik ve ekonomik zorluklara rağmen projeleri takip etmeyi ve hizmetlerde istikrarı korumaya yönelik çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.
Saldırı girişiminden önce ayrıldığı havalimanı ile ziyaret etmeyi sürdürdüğü yollar ve kamu tesisleri arasında Aden, savaşın beraberinde getirdiği risklerle hayatı yeniden canlandırma çabalarının iç içe geçtiği bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor. Havalimanı çevresine düşen füze, valinin günlük programını yarıda bırakmasına neden olmadığı gibi, Şeyh’in açıklamasına göre, yerel yönetimin çalışmalarını sürdürme kararlılığını da değiştirmedi. Husilerin yol açtığı tüm engellere rağmen yeniden imar projeleri ve kamu hizmetleri, ilerlemeye çalışan kentte varlığını korumaya devam ediyor.
Trump ile Kuzey Kore lideri arasında bu yıl görüşme gerçekleşme ihtimali zayıflıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5332594-trump-ile-kuzey-kore-lideri-aras%C4%B1nda-bu-y%C4%B1l-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fme-ger%C3%A7ekle%C5%9Fme-ihtimali-zay%C4%B1fl%C4%B1yor
ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)
Trump ile Kuzey Kore lideri arasında bu yıl görüşme gerçekleşme ihtimali zayıflıyor
ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)
Konu hakkında bilgi sahibi beş kaynak, ABD’li ve Güney Koreli yetkililerin, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında bu yıl bir görüşme yapılması ihtimalinin giderek azaldığını düşündüğünü açıkladı.
Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Kuzey Kore lideriyle görüşen tek ABD Başkanı olan Trump, Pyongyang ile müzakereleri yeniden başlatmaya istekliydi. Ancak Kuzey Kore, nükleer programını sınırlandırmayı amaçlayan diplomatik girişimlere fazla ilgi göstermedi.
Dördü ABD ve Güney Kore’den üst düzey yetkililerden bilgi alan, beşincisi ise Güney Koreli bir yetkili olan kaynaklar, Washington’un Trump ile Kim arasında bir görüşme düzenlenmesi konusunda Kuzey Kore’den henüz herhangi bir cevap almadığını belirtti.
Kaynaklar, gelecek ay Çin’de düzenlenmesi planlanan bölgesel zirveye kadar çok az zaman kaldığına dikkat çekti. Söz konusu zirvenin, iki lider arasında bir görüşme gerçekleştirilmesi için olası fırsat oluşturabileceği ifade edildi.
Lavrov’un İran ziyareti: Rusya’nın bölgesel rolünü şekillendiren 'zorunlu ortaklık'https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5332618-lavrov%E2%80%99un-i%CC%87ran-ziyareti-rusya%E2%80%99n%C4%B1n-b%C3%B6lgesel-rol%C3%BCn%C3%BC-%C5%9Fekillendiren-zorunlu-ortakl%C4%B1k
Lavrov’un İran ziyareti: Rusya’nın bölgesel rolünü şekillendiren 'zorunlu ortaklık'
Kiev'de bir sivil, Aziz Mihail Katedrali önünde sergilenen Rus-İran yapımı 'Şahid-136' tipi İHA'yı inceliyor (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un birkaç gün önce Tahran’a gerçekleştirdiği önemli ziyaretin ardından en çok dikkat çeken gelişme, Kremlin’in ABD ile İran arasında kabul edilebilir bir uzlaşmaya varılması için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu yeniden gündeme getirmesi oldu.
Rusya’nın bu önerisi, bu kez Ukrayna konusunda ABD ile Rusya arasında yürütülen görüşmelerin yanı sıra, Washington ile Moskova ilişkilerinin daha kapsamlı biçimde normalleştirilmesi, “dizel anlaşması” sonrasında yakınlaşma ve diğer alanlarda geniş çaplı iş birliği ihtimallerinin tartışıldığı bir dönemde gündeme gelmesi nedeniyle özel önem kazandı.
Kısa süre içinde, Ukrayna ve İran dosyalarının olası pazarlıklar çerçevesinde birbirine bağlanabileceği yönünde yorumlar ortaya çıktı. Buna göre Rusya, Ukrayna konusunda Kremlin’e önemli kazanımlar sağlayacak bir uzlaşma karşılığında İran meselesinde ABD’ye yardımcı olmaya hazır olabilirdi. Peki, Moskova, ABD Başkanı Donald Trump’a bu konuda ne sunabilir?
Batılı medya kuruluşlarında ve siyasi çevrelerde, Rusya’nın eski ama yeniden gündeme gelen önerisi konuşulmaya başlandı: İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun, 2015’teki önceki “nükleer anlaşma” senaryosuna benzer şekilde Rusya topraklarına taşınması. Moskova bu öneriyi daha önce birçok kez gündeme getirmiş ve İran’ın elindeki stokun nükleer silah geliştirmek amacıyla kullanılmasını önleme konusunda ABD Başkanı’na, Rusya’nın tam güvenceleri eşliğinde başarı ilan etme fırsatı sunabilecek makul bir çıkış yolu olarak değerlendirmişti.
Bu seçenek, Moskova’nın İran’ın tutumunu etkilemek amacıyla başka unsurlarla birlikte sunabileceği çözüm paketinin parçası olabilir. Ancak Rus uzmanların belirttiği üzere, bu öneri geçmişte olduğu gibi bugün de çok sayıda risk barındırıyor. Bunların başında İran’da bu senaryoya ilişkin bir uzlaşının bulunmaması geliyor. Tahran’da Rusya’nın tutumunu açıkça eleştiren ve Moskova’nın Batı’yla büyük çaplı anlaşmalara varması durumunda İran’ı yüzüstü bırakabileceği uyarısında bulunan çevrelerin sesi giderek yükseliyor. Üstelik bu kuşku karşılıklı: Rusya’daki etkili çevreler de İran’a yönelik benzer uyarılarda bulunuyor.
Ancak daha da önemlisi, yalnızca bu seçeneğin sorunu çözmeye yetmeyecek olması. Rusya’nın İran’ın bölgesel politikalarına ve bölgedeki silahlı vekil güçlerine yönelik tutumunda bir değişiklik yok. Tahran’ın füze kapasitesine ilişkin Rusya’nın yaklaşımı da İran’ın lehine. Kremlin zaman zaman Arap ülkelerine ve uluslararası kamuoyuna güvence vererek İran’ın bu kapasiteyi bölge ülkelerinin çıkarlarına karşı kullanmasını önleyebileceği izlenimini verse de Moskova’nın temel tutumu değişmiş değil.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 8 Ekim’de. (AFP)
Dikkat çekici bir başka nokta da İranlı yetkililerin zenginleştirilmiş uranyum stokunun Rusya dâhil hiçbir ülkeye taşınmasını resmî düzeyde reddetmiş olması. Bu durum, Moskova ile Tahran’ın ortak hareket etme mekanizmaları konusunda ne ölçüde uzlaştığı sorusunu gündeme getiriyor. Bazı uzmanlara göre Moskova da aslında stokun taşınması konusuyla ilgilenmiyor. Çünkü böyle bir adım, Batı’dan önemli siyasi teşvikler gelmediği sürece Rusya’ya ilave yükler getirebilir. Bu da İran’ın tutumunun iki taraf arasında açıklanmamış bir anlaşmanın sonucu olabileceği ihtimalini doğuruyor.
Üstelik nükleer stokun taşınması, Batı’nın Moskova’ya yönelttiği eleştiriler arasında tek başına duran bir konu değil. İki ülke arasındaki gelişmiş askerî, teknik ve istihbarat iş birliğine ilişkin suçlamalar da giderek artıyor.
Lavrov’un İran ziyareti, Moskova ile Tahran arasındaki mevcut etkileşim biçimini bir kez daha gözler önüne serdi. İki ülke arasındaki önemli askerî ve teknik iş birliği, kamuoyuna açıkça ilan edilmese de belirsiz diplomatik söylemlerin arkasında sürdürülüyor.
Tarihsel olarak ihtiyatlı bir çizgide ilerleyen Moskova-Tahran ilişkileri, iki temel etken sayesinde adeta askerî ittifak niteliğine büründü: Ukrayna savaşı ve elektronik ve uzay tabanlı istihbarat teknolojilerinin hızla gelişmesi. Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre bu teknolojiler, Kremlin’in çeşitli ülkelere sunduğu başlıca imkânlar arasında yer almaya başladı.
Bu çerçevede bir siyasi yorumcu, “Geleneksel ve modern hibrit savaşın kurallarını yeniden şekillendiren Rusya-İran ittifakı, ‘hayatta kalma ekonomisi’nin ana hatlarını oluşturarak Batı’nın teknolojik üstünlüğünü dengelemeye çalışıyor” diye yazdı.
Bu noktada, Ukrayna savaşının ilk aşamasında Rusya’nın İran’ın desteğine ciddi ölçüde ihtiyaç duyduğu hatırlanmalı. Moskova, İran’dan binlerce Şahid-136 mühimmatı satın aldı. 2026 yılına gelindiğinde ise bu alışveriş belirgin biçimde karşılıklı bir nitelik kazandı. Geleneksel ağır silahların yetersizliği ve Ukrayna cephesinin ihtiyaçları nedeniyle İran’a Su-35 savaş uçaklarının teslimatına ilişkin sözleşmelerin dondurulması üzerine Moskova, İran’a uzay tabanlı keşif ve gözetleme verileri sağlayarak bu açığı telafi etmenin bir yolunu buldu.
Batılı istihbarat kuruluşlarına göre Rusya, Tahran’la operasyonel bilgi paylaşımını kapsayan geniş çaplı bir program başlattı. Bu program esas olarak yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini ve Ortadoğu’daki ABD askerlerinin, savaş gemilerinin ve uçaklarının hareketlerine ilişkin koordinatları içeriyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de daha önce Kremlin’in elektronik istihbarat verilerini Tahran’la paylaştığına ilişkin kanıtlar bulunduğunu açıklamıştı.
Abbas Arakçi ve Sergey Lavrov, pazartesi günü Tahran’daki İran Dışişleri Bakanlığında yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısına gelirken. (AP)
Haberlere göre İran, şu anda Rusya’ya kamikaze tipi insansız hava araçları ve düşük maliyetle, yüksek miktarlarda üretilebilen İHA teknolojileri sağlıyor. Buna karşılık uydu görüntüleri, elektronik harp verileri ve silahlarının güdüm sistemlerini modernize etmeye yönelik destek alıyor.
Bu gizli iş birliğinin etkisi, İran’ın bölgedeki ABD hedeflerine yönelik saldırıları sırasında da görüldü. İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının (İHA) bazı askerî üsleri hedef alan saldırılarda yüksek isabet oranına ulaşması, söz konusu iş birliğinin sonuçlarına örnek olarak gösterildi.
Dolayısıyla Moskova’dan beklenen yalnızca İran’ın nükleer stokunun başka bir ülkeye taşınmasını sağlamak değil. Rusya’nın, Tahran’a sağladığı istihbarat desteği ve bilgi paylaşımının oluşturduğu tehditleri de ciddiyetle ele alması gerekiyor. Peki, Kremlin bu aşamada kendisinden beklenen rolü gerçekten üstlenebilir mi?
İki ülke arasındaki ilişkiler son yıllarda yeni bir düzeye ulaşmış olsa da tam kapsamlı bir ittifakın kurulmasını engelleyen aynı etkenler bugün de varlığını sürdürüyor: karşılıklı güvensizlik, kaynak yetersizliği ve stratejik düşünce farklılıkları.
Sonuçta İran bölgesel bir güç. Rusya ise çok daha büyük hedefler peşinde koşuyor ve küresel ölçekte uluslararası bir rol üstlenmeye çalışıyor. Bu nedenle iki ülkenin hedeflere ilişkin bakış açıları köklü biçimde farklılaşıyor. Çeşitli nedenlerle çıkarları kesişebilse de iki ülkenin tamamen aynı çizgide buluşması oldukça uzak bir ihtimal.
Bu tablo, Kremlin’in ilerleyen aşamada İran üzerindeki ortağını etkileme kapasitesinin sınırlarını ortaya koyuyor; ancak mevcut aşamada bu kapasitenin belirleyici olması beklenmiyor.
Şarku’l Avsat’ın Batılı diplomatların değerlendirmelerinden aktardığına göre Kremlin, İran’ın Ortadoğu’daki faaliyetlerini tırmandırma veya sınırlama konusunda sahip olduğu etkiyi Trump’la yürütülen müzakerelerde bir baskı aracı olarak kullanmayı sürdürecek. Putin’in stratejik hesabı basit: Tahran’a sağlanan askerî ve uzay tabanlı desteği azaltmak ya da kısıtlamak karşılığında Washington’dan, özellikle Ukrayna konusunda, belirli tavizler elde etmek.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة