Trump'a yönelik suikast girişimi zanlısına yeni suçlamalarhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5270249-trumpa-y%C3%B6nelik-suikast-giri%C5%9Fimi-zanl%C4%B1s%C4%B1na-yeni-su%C3%A7lamalar
Trump'a yönelik suikast girişimi zanlısına yeni suçlamalar
Cole Thomas Allen yakalandıktan sonra (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump'ın da katıldığı Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'ne saldırı düzenlediğinden şüphelenilen zanlı, dün yayınlanan güncellenmiş iddianameye göre, bir federal ajana ateş açmakla da suçlanıyor.
Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre; "federal ajana öldürücü silahla saldırmak" şeklinde kayda geçen bu dördüncü suçlama, zanlıya daha önce yöneltilen "ABD Başkanı’na suikast girişimi" ve iki ayrı "ateşli silah yasasına muhalefet" suçlamalarına eklendi.
Federal Savcı Jeanine Pirro tarafından yapılan açıklamada, yürütülen soruşturma sonucunda 31 yaşındaki Cole Allen’ın kullandığı pompalı tüfekten çıkan bir saçmanın, Gizli Servis (Secret Service) ajanının giydiği çelik yeleğe isabet ettiğinin kanıtlandığı belirtildi.
Zanlı Cole Allen, etkisiz hale getirilip gözaltına alınmadan önce birden fazla el ateş etti. Saldırgan, 25 Nisan tarihinde akşam yemeğinin düzenlendiği otelin girişindeki güvenlik kontrol noktasını aşmaya çalışmıştı.Zanlının yargı süreci, ilave edilen bu ağır suçlamalarla birlikte devam ediyor.
Küba, Rubio'nun adaya uygulanan petrol ambargosu konusunda yalan söylediğini belirtiyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5270258-k%C3%BCba-rubionun-adaya-uygulanan-petrol-ambargosu-konusunda-yalan-s%C3%B6yledi%C4%9Fini-belirtiyor
Küba, Rubio'nun adaya uygulanan petrol ambargosu konusunda yalan söylediğini belirtiyor
Rubio, Beyaz Saray'daki basın toplantısında (EPA)
Küba, dün ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu, ABD’nin Küba’ya petrol ablukası uyguladığını reddetmesi nedeniyle yalan söylemekle suçladı.
Küba, ocak ayından bu yana bir enerji krizi yaşıyor. Kriz, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı ve Küba’nın müttefiki Nicolas Maduro’yu yakalamasının ardından derinleşti. Washington ayrıca, komünist adaya ham petrol gönderen ülkelere gümrük tarifeleri uygulamakla tehdit etti.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, X platformunda yaptığı paylaşımda, Rubio’nun “basitçe yalan söylemeyi seçtiğini” ve “ABD Başkanı Donald Trump ve Beyaz Saray sözcüsüyle çeliştiğini” ifade etti.
Rodríguez’in açıklamaları, Rubio’nun birkaç saat önce Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında yaptığı değerlendirmelere yanıt niteliği taşıyor. Rubio, “Küba’ya yönelik başlı başına bir petrol ablukası yok” diyerek, “Küba’nın daha önce Venezuela’dan ücretsiz petrol aldığını, bunun yaklaşık yüzde 60’ını yeniden satarak gelir elde ettiğini ve bunun halkın yararına olmadığını” savundu.
Rubio ayrıca, “Aslında yaşanan tek şey, Venezuelalıların artık Küba’ya ücretsiz petrol vermeme kararı almasıdır”ifadelerini kullandı.
Öte yandan Rodríguez, Donald Trump yönetiminin 1 Mayıs’ta Küba’nın enerji sektörüne yönelik uyguladığı ilave yaptırımları da kınadı. Rodríguez, “Bakan (Rubio), bugün Küba halkına verilen zarar ve yaşatılan sıkıntının tamamen farkında” dedi.
Şu ana kadar Washington yönetimi, mart ayı sonunda yalnızca bir Rus petrol tankerinin adaya ulaşmasına izin verdi. Donald Trump ise bu sevkiyatın tek seferlik olduğunu belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Pekin'dehttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5270255-i%CC%87ran-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-pekinde
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran haber ajansları Fars ve Tesnim’in bildirdiğine göre bugün Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüşmek üzere Pekin’e geldi.
Fars Haber Ajansı, Arakçi’nin “diplomatik bir heyetin başında Pekin’e geldiğini” ve ziyaret kapsamında iki ülke arasındaki ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri Çinli mevkidaşıyla ele alacağını belirtti. Çin, ABD’nin Tahran’a yönelik gelirleri kısıtlama çabalarına rağmen İran petrolünün başlıca ithalatçılarından biri olmayı sürdürüyor.
Söz konusu ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin’e yapması planlanan ziyaret öncesinde gerçekleşiyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Çin’e, İran Dışişleri Bakanı üzerinde baskı kurması çağrısında bulunarak, “Umarım Çinliler (Arakçi’ye) söylenmesi gerekeni iletir; zira boğazlarda yaptıklarınız sizi küresel düzeyde yalnızlaştırıyor” ifadelerini kullandı.
Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimlerihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5270243-osmanl%C4%B1-ge%C3%A7mi%C5%9Fi-ve-rus-n%C3%BCfuzu-aras%C4%B1nda-ermenistan-se%C3%A7imleri
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Ömer Önhon
Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, küresel enerji güvenliğini ve alternatif transit yolları uluslararası gündemin ön saflarına taşıdı. Kafkasya bölgesi bu bağlamda kilit bölgelerden biri. Enerji kaynaklarına sahip olan ve/veya hayati ulaşım yolları üzerinde bulunan üç Kafkas ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabetin yanı sıra, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölgesel güçlerin rekabetinden, ek olarak, bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinden pay almak isteyen Batılı ülkeler ile diğer güçler arasındaki rekabetten doğrudan etkilenmektedir.
Gürcistan, büyük ölçüde Batı ile mi yoksa Rusya ile mi daha yakın ilişkiler konusunda yaşanan ciddi bir siyasi krizle mücadele etmeye devam ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, her iki ülkenin de 1990 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından şiddetli bir şekilde yeniden su yüzüne çıktı.
Ermenistan, 2020'deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından tamamen sona ermeden önce, yaklaşık 35 yıl boyunca Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal etti. Bu savaşı, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirilen bir günlük askeri operasyonu izledi.
Bu durum, Azerbaycan ve Ermenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünü açtı. Ne var ki halen çözülmesi gereken birçok hassas konu mevcut.
Seçimler öncesi durum
Ermenistan'da 7 Haziran'da seçimler yapılacak. Geçen hafta Erivan'a yaptığım bir gezi sırasında, bu seçimlere giden süreçte ülkedeki durumu bizzat gözlemleme fırsatım oldu.
Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ermenistan'daki ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, Başbakan Nikol Paşinyan ve Sivil Sözleşme Partisi'ne destekte düşüşe neden oldu. Paşinyan'a destek oranının yaklaşık yüzde 25-30'a düştüğü söyleniyor. Bununla birlikte, artık ona sempati duymayan seçmenler bile diğer adaylara daha fazla karşı oldukları için, Paşinyan hâlâ önde gelen aday konumunda.
Türkiye, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle Ermenistan'da ve genel olarak Kafkasya'da önemli bir konuma sahiptir
Paşinyan'ın en öne çıkan potansiyel rakipleri arasında, eski cumhurbaşkanı ve aşırı milliyetçi Taşnaktsutyun Partisi (Ermeni Devrimci Federasyonu) tarafından desteklenen Ermeni İttifakı'nın adayı Robert Koçaryan, Ermeni-Rus işadamı ve Güçlü Ermenistan Partisinin adayı Samvel Karapetyan yer alıyor.
Eski Ermenistan dışişleri bakanı, Paşinyan karşıtı cephenin ana dayanaklarını “Rusya, Kilise ve Taşnaklar” olarak tanımladı.
Paşinyan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi, Batı ile bağları güçlendirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ediyor. Ancak rakiplerinin politikaları, komşu ülkelerle devam eden çatışma ve Rusya ile daha yakın ilişkilerle dolu bir geleceğe işaret ediyor.
Erivan'da, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan ile çatışmayı sona erdirme anlaşmasını protesto eden bir halk gösterisi 12 Kasım 2020 (AFP)
Paşinyan, kazanma olasılığı en yüksek aday olmaya devam ediyor. Ancak soru şu: Eğer kazanırsa, yönetebilecek mi, yoksa ona karşı olan güçler ülkeyi krize sürükleyecek şekilde yönetime dahil mi olacaklar?
Türkiye'nin konumu ve rolü
Türkiye, hem Ermenistan'da hem de genel olarak Kafkasya'da, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle bu denklemde önemli bir konumda yer alıyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşu Kafkasya'da yeni bir dönemi başlattı" dedi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin başladığını belirtti.
Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor
Bu yaklaşım -Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türkiye'nin önce Ermeni soykırımını tanıması şartını kaldırma kararıyla birlikte- yenilenmiş diplomasiye zemin hazırladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Ermenistan tarafından atanan özel temsilciler düzenli görüşmeler yapmaya devam ediyor.
Buna paralel olarak, Türk Hava Yolları ve Türkiye'nin en büyük özel havayolu şirketi Pegasus Havayolları, İstanbul ile Erivan arasında günlük direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu uçuşlar her iki yönde de tamamen dolu olup, yolcuların büyük çoğunluğu Ermeni vatandaşlardan oluşuyor.
İki ülke arasında şu anda doğrudan ticaret bulunmuyor, ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan'a yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde Türk malı ihraç ediliyor.
35 yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican/Margara sınır kapısından insan ve araç geçişine izin verecek altyapı mevcut olmasına rağmen, sistemi aktif hale getirmek için gerekli siyasi karar henüz alınmadı.
Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini, diplomatik bağların kurulmasını ve iki ülke arasındaki sınırın tamamen açılmasını istiyor. Bu yönde olumlu gelişmeler olduğunu belirtiyor ancak aynı zamanda yavaş ilerlemeden de şikayetçi.
Türkiye’nin doğusunda Türk-Ermeni sınırına yakın Kars Kalesi, 9 Ocak 2022 (AFP)
Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor.
Öte yandan Türkiye, 2009'da Türkiye ve Ermenistan'ın Zürih Protokollerini imzalamasıyla yaşanan gerilimlerin tekrarını önlemek için Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile koordine etmeye ve senkronize etmeye önem veriyor.
Azerbaycan ise, barış anlaşması imzalanmadan önce Ermenistan'dan anayasasında Karabağ'ın Ermenistan'ın bir parçası olduğunu öngören maddeleri kaldırmasını bekliyor.
Paşinyan bu adımı atmaya hazır olduğunu açıkladı, ancak önce seçimleri kazanması gerekiyor. Daha sonra anayasa değişikliğinin parlamento tarafından onaylanması ve ardından halk referandumuna sunulması gerekiyor.
Türkiye ve Ermenistan arasındaki son önemli ve olumlu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Forumu toplantısına katılması oldu. Erivan'da bulunduğu süre boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ermeni mevkidaşıyla ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmenin iyi geçtiği belirtildi.
Rusya da Ermenistan için büyük bir endişe kaynağı
Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor.
Paşinyan, Ermenistan'ın geleceğini Batı ile iş birliği ve entegrasyonda gören bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesini destekliyor ve ülkesinin tekrar Rus egemenliğine girmesini istemiyor.
Eski bir üst düzey Ermeni diplomat, “daha fazla Batı” ve “daha fazla Türkiye”nin Ermenistan için “daha az Rusya” anlamına geldiğini söyledi.
Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor
Paşinyan iktidara geldiğinden beri, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzu ve varlığı belirgin şekilde azaldı. Elektrik şebekesi artık Ermeni devletinin kontrolünde ve sınır kontrolü Ruslardan Ermeni sınır muhafızlarına devredildi.
Ancak, doğalgaz, bankacılık ve demiryolları gibi ülkedeki diğer stratejik sektörler kısmen veya büyük ölçüde Rus kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Gümrü'deki Rus 102. Askeri Üssü de varlığını sürdürüyor.
Trump'ın iş ve kâr odaklı politikası
Yaklaşık 1800 çalışanıyla Erivan'daki ABD Büyükelçiliği'nin büyüklüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan'a ve daha geniş çapta bölgeye olan ilgisinin açık bir göstergesi.
ABD Başkanı Donald Trump, Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen üçlü anlaşma imza töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile el sıkışıyor, 8 Ağustos 2025 (Reuters)
Başkan Trump, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmanın, dünyada sona erdirdiği dokuz savaştan biri olduğunu defalarca dillendirdi. Trump, adını taşıyan Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi aracılığıyla barış anlaşmasından faydalanma yönünde adımlar attı.
Bu proje, 43 kilometrelik bir ulaşım ve enerji koridoru üzerinden Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne ve oradan da Türkiye'ye bağlayacaktır. Yol Ermenistan'ın Sünik bölgesinden de geçiyor.
Türkiye ve Azerbaycan, uzun zamandır Zangezur Koridoru olarak adlandırdıkları bu projeyi güçlü bir şekilde destekliyorlar. Bu proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'nin Orta Asya ve genel olarak Asya ile bağları güçlenecektir.
Ancak İran, sınırlarındaki olası bir Amerikan varlığından endişe duyduğu ve bunu bölgesel bir merkez olma hırsıyla rekabet edebilecek bir girişim olarak gördüğü için projeden memnun değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Rusya'nın da benzer çekinceleri var.
Peki Ermeni diasporası nerede duruyor?
Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor.
Erivan'da görüştüğüm, çok çeşitli görüşleri temsil eden Ermeni politikacılar ve kanaat önderleri, Ermeni diasporasının ve sertlik yanlısı Taşnakların hâlâ bir güce sahip olduğunu, ancak eskiden sahip olduğu kadar güç ve nüfuza sahip olmadığını söylediler.
Birinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan ve Ermenistan'ın soykırım olarak nitelendirdiği, Türkiye'nin ise o dönemin şartlarında her iki tarafın da kayıplar verdiği trajik olaylar olarak tanımladığı ölümler, on yıllardır Türkler ve Ermeniler arasında büyük bir gerilim kaynağı oldu.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Türkiye, geçmişteki trajik olayların iki ülke arasındaki ilişkileri gölgelemesini önlemeyi ve gelecekte karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan bir politika izliyor.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni kökenli birçok Osmanlı vatandaşının büyük acılar çektiğini, Ermenilerin acısını paylaştığını ve hayatını kaybeden tüm Osmanlı vatandaşlarını bir kez daha saygıyla andığını ifade etti.
Bu adımlar, iki ülke arasındaki acı hatıraların üstesinden gelme, düşmanca politikaları terk etme ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği fikrini benimseme umuduyla atılıyor.
Sonuç olarak, genel izlenimim şu ki, bazı görüş ayrılıkları olsa da, Türkiye ve Ermenistan arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı, ortak bir gelecek inşa etmek için gerekenlerin büyük bir kısmı zaten mevcut durumda; yeter ki siyaset bu yönde ilerlemeye devam etsin ve çeşitli üçüncü taraflar olayların seyrini olumsuz yönde etkilemesin.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة