Trump ile Tahran arasında Hürmüz krizi derinleşiyor:  İran’ın direncini Çin ve Rusya mı güçlendiriyor?

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
TT

Trump ile Tahran arasında Hürmüz krizi derinleşiyor:  İran’ın direncini Çin ve Rusya mı güçlendiriyor?

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için şartlarını sertleştirmesinde birçok etkenin rol oynadığı açıkça görülüyor. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından Washington ile yürütülen müzakere sürecini açık bir çıkmaza sürükledi.

Analistlerin çoğu, yoğun Amerikan ve İsrail operasyonlarının İran’ı köşeye sıkıştıracağını ve rejimi daha fazla kayıp vermemek için uzlaşma masasına iteceğini tahmin ediyordu. Ne var ki, ateşkesin ardından yaşananlar bu mantıksal kurguyla uyuşmadı; Tahran, askeri baskıya rağmen geri adım atmak yerine direnci artırmayı seçti.

Tahran, taleplerini geri çekmek yerine ateşkesi, iç dengelerini yeniden düzenlemek için bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor görüntüsü verdi. İran’ın bu yaklaşımında; karmaşık iç siyasi dengeler, Çin ve Rusya’dan aldığı dış destek ile Trump’ın müzakerelerde geniş kapsamlı bir zafer elde etmesinden çekinen bölgesel ve uluslararası aktörlerin tereddütlü tavrı etkili oluyor.

İç bölünmeler sertleşmeyi derinleştiriyor

İran yönetimini taviz vermeye zorlaması beklenen saldırıların, Tahran’daki karar alma mekanizmasında ters etki yaratmış olabileceği değerlendiriliyor.

Savaşı sona erdirecek tek merkezli bir karar mekanizması ortaya çıkmak yerine, rejim içinde farklı eğilimlerin öne çıktığı görülüyor. Bir kesim tam çöküşü önlemek isterken, diğer bir kesim herhangi bir uzlaşının teslimiyet görüntüsü vereceğinden endişe ediyor. Başka bir grup ise zamanın, küresel ekonominin ve ABD iç siyasetinin Washington’u şartlarını yumuşatmaya zorlayabileceğine inanıyor.

sdbgrtb
Aralık 2018'de Hürmüz Boğazı'nda İran Devrim Muhafızları'na ait devriye botlarının üzerinden uçan bir ABD helikopteri (Arşiv - AP)

Amerikan Girişim Enstitüsü araştırmacısı Michael Rubin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İran içinde farklı kanatlar arasında hakemlik yapabilecek bir iç otoritenin yokluğunun rejimin sertleşmesini artırdığını söyledi.

Rubin, “Geçmişte İran lideri, özellikle anlaşma yapılıp yapılmaması gibi zor konularda farklı fraksiyonlar arasında hakem rolü oynuyordu. Eğer Mücteba öldüyse artık bir hakem yok. Her grup, rakipleri tarafından zayıf veya hain olarak gösterilmemek için en sert ve en engelleyici pozisyonu almaya çalışacaktır” dedi.

Bu değerlendirme, Trump’ın da dikkat çektiği çelişkiyi açıklıyor. Trump, İranlıların sözlü olarak zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmeyi kabul ettiklerini ancak yazılı yanıtta bunun yer almadığını söylemişti.

Ayrıca bu durum, Trump’ın İran yönetimindeki ayrışmayı tanımlamak için kullandığı “ılımlılar ve deliler” ifadesine de ışık tutuyor. Washington’un saldırıların Tahran’da birleşik bir karar doğuracağı yönündeki beklentisi, görünüşe göre iç siyasi hesaplarla karşılaştı. İran’da sertlik yanlısı bir tutum, siyasi açıdan uzlaşmadan daha az riskli görülüyor.

Hürmüz: Geçici bir baskı kartı

Hürmüz Boğazı İran’ın elindeki en önemli koz olmaya devam ediyor. Deniz trafiğinin aksaması, Tahran’a savaşın maliyetini enerji piyasalarından enflasyona, Asya’dan Avrupa’ya ve hatta ABD iç siyasetine kadar geniş bir alana yayma imkânı sağlıyor.

dfrgt
Dini lider Mücteba Hameney'in afişinin yer aldığı billboard(AP)

Bu nedenle İran, boğazın yeniden açılmasını yaptırımların hafifletilmesi ve deniz güvenliğinde rolünün tanınması gibi siyasi ve ekonomik şartlara bağlıyor.

Ancak bu kozun da sınırsız olmadığı belirtiliyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı araştırmacısı Jonathan Schanzer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada İran’ın gücünü olduğundan fazla gördüğünü savundu.

Schanzer, “İran rejiminin ateşkes ilanından bu yana tutumunu değiştirdiğini düşünmüyorum. Ancak savaşı sürdürmek hata olur. ABD sonunda ekonomik savaşla, askeri operasyonlarla ya da her ikisiyle üstünlüğü ele geçirecektir. Hürmüz şu an için İran’a belli bir avantaj sağlıyor ama enerji akışları yeniden düzenlenip bölgedeki diğer üreticiler devreye girdikçe bu durum değişecektir. Savaşı sürdürmek rejim açısından kaybedilmiş bir bahistir” dedi.

Bu yaklaşım, Washington’un karşı stratejisini de yansıtıyor. ABD ve müttefikleri, İran’ın savaşın maliyetini büyütmek için kullandığı zamanı enerji akışlarını yeniden yönlendirmek, üretimi artırmak ve Hürmüz’ün etkisini azaltmak için kullanmayı hedefliyor. Böylece İran’ın stratejik baskı aracı olarak kullandığı boğazın, uzun vadede rejimin kendi üzerinde yük oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Çin ve Rusya faktörü

Tahran’ın sert tutumunun bir kısmı Çin ve Rusya’ya yönelik hesaplara dayanıyor.

Analistlere göre Pekin, İran’ın çökmesini ya da ABD’nin tam bir zafer elde ederek Asya’nın merkezinde ve batısında kendi şartlarını dayatmasını istemiyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı analize göre özellikle Çin’in Şandong eyaletindeki küçük rafinerilerden oluşan ağ, yaptırımlara rağmen İran petrolünü işlemeyi sürdürüyor. Bu durum İran ekonomisine milyarlarca dolar kazandırarak rejime ciddi baskı altında mali manevra alanı sağlıyor.

Ancak Çin’in desteği de belirli sınırlarla bağlı. Pekin, Körfez petrolüne büyük ölçüde bağımlı ve Hürmüz’ün uzun süre kapalı kalması Çin sanayisi ile tedarik zincirlerine zarar verebilir, Asya’daki ekonomik yavaşlamayı derinleştirebilir.

Bu nedenle Trump, İran dosyasını Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ilişkiler açısından daha büyük bir testin parçası olarak görüyor: Çin, Tahran’ı uzlaşmaya mı zorlayacak yoksa krizi Washington’u müzakere masasında zayıflatmak için mi kullanacak?

Rusya ise savaşı, ABD’nin küresel maliyetlerini artırmak ve dikkatini diğer dosyalardan uzaklaştırmak için bir fırsat olarak görüyor. Ancak Moskova da Pekin gibi, Washington yeniden saldırı kararı alırsa İran’ı askeri ve ekonomik sonuçlardan tamamen koruyabilecek kapasiteye sahip değil.

Bu durum, “dost desteğinin” sınırlarını ortaya koyuyor. Bu destek İran’ın direncini uzatabiliyor ancak güç dengelerini kökten değiştirmeye yetmiyor.

Trump: Tırmanış ile benzin fiyatları arasında

Washington’da ise Trump’ın rahat bir pozisyonda olmadığı görülüyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Trump, müzakerelerin çıkmaza girmesinin ardından askeri operasyonların yeniden başlatılmasını görüşmek üzere ulusal güvenlik ekibiyle toplantı yaptı.

Trump, ateşkesin “yoğun bakım cihazlarına bağlı” olduğunu ve İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemeye yönelik bir “planı” bulunduğunu söyledi.

Amerikalı yetkililer; Hürmüz’de gemilere eskort sağlanmasını öngören “Özgürlük Projesi”nin yeniden devreye sokulması ya da henüz vurulmayan askeri hedeflere yönelik bombardımanın yeniden başlaması gibi seçeneklerin değerlendirildiğini belirtti.

Ancak kararın zamanlaması oldukça karmaşık görünüyor. Trump’ın Çin ziyareti öncesinde büyük bir askeri karar alınması beklenmiyor. Bunun yanı sıra ABD iç siyaseti de ciddi baskı oluşturuyor.

Benzin fiyatları galon başına yaklaşık 4,52 dolara yükselirken, anketler ara seçimler yaklaşırken Trump’ın ekonomik performansına yönelik desteğin gerilediğini gösteriyor.

Bu nedenle Trump’ın federal benzin vergisini askıya alma seçeneğine açık olduğu belirtiliyor. Ancak böyle bir adım Kongre onayı gerektiriyor ve tüketicilere tam anlamıyla yansımayabileceği değerlendiriliyor.

Bu açıdan bakıldığında Tahran, savaşın artık yalnızca askeri değil aynı zamanda ABD içinde siyasi ve ekonomik bir mücadeleye dönüştüğüne inanıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kaldığı her gün, Amerikan tüketicisi üzerindeki baskıyı artırıyor ve Trump’ın rakiplerine “savaşın enflasyonu yükselttiği ve ekonomiyi zayıflattığı” yönünde eleştiri fırsatı veriyor.

Ancak İran’ın bu hesabı da ciddi riskler içeriyor. Trump, Tahran’ın Hürmüz ve seçimleri kendisine karşı baskı unsuru olarak kullandığına kanaat getirirse, iç baskının kararlarını sınırlamadığını göstermek amacıyla yeni bir saldırıya yönelebilir.

Brookings Enstitüsü araştırmacısı Michael O’Hanlon, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada mevcut belirsizliği şu sözlerle özetledi:

“Her iki taraf da üstünlüğü ele geçirmeyi umuyor. Ancak şu an için kimin haklı olduğunu kimse bilmiyor.”

Sonuç olarak savaş, bombardımanın ötesinde çok daha karmaşık bir aşamaya girmiş durumda. Hürmüz Boğazı hâlâ denklemin merkezinde yer alıyor: Şimdilik İran’ın elindeki önemli bir baskı kartı, ancak Trump ateşkesin zaferini engelleyen bir örtüye dönüştüğüne karar verirse, bu durum hızla savaşın yeniden başlamasına yol açabilir.



Trump: İran konusunda Çin Devlet Başkanı'nın yardımına ihtiyacımız yok

ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
TT

Trump: İran konusunda Çin Devlet Başkanı'nın yardımına ihtiyacımız yok

ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Air Force One uçağının merdivenlerinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, salı günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile son derece önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere ülkesinden ayrılarak Pekin’e hareket etti. Zirvenin gündeminde İran savaşı önemli bir yer tutacak.

ABD Başkanı Donald Trump, yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, İran’daki çatışmalar konusunda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile kapsamlı bir görüşme yaptığını belirtti. Trump, buna rağmen İran dosyasında Pekin’in desteğine ihtiyaç duymadığını ifade etti.

İran konusunda konuşan Trump, “İran ya doğru olanı yapar ya da biz askerî görevi tamamlarız” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’ne gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

“İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Bir şekilde kazanacağız; ister barışçıl yollarla ister başka şekilde.”

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri, ticaret anlaşmazlıkları, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı ve diğer ihtilaflı konular nedeniyle gerilen ilişkileri istikrara kavuşturma amacıyla altı aydan uzun bir sürenin ardından ilk kez yüz yüze görüşecek.

Trump, İran’la ilgili savaşın henüz sonuçlanmadığı ve diplomatik müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Çin’e gidiyor.

Pekin yönetimi İran ile ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda İran petrol ihracatının en büyük tüketicilerinden biri olmaya devam ediyor. Trump, Çin’e baskı yaparak Tahran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını, İran’ı Washington ile anlaşmaya varmaya ikna etmesini ve ABD ile İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmesini istemişti.

ABD Başkanı’nın çarşamba günü Pekin’e ulaşması, perşembe ve cuma günleri ise resmî görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu ziyaret, Trump’ın 2017 yılından bu yana Çin’e yapacağı ilk ziyaret olacak.

Trump daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, “Konuşacak çok fazla konumuz var. Açıkçası İran’ın bunlardan biri olduğunu söylemiyorum çünkü İran büyük ölçüde kontrolümüz altında” dedi.

Öte yandan Trump, Venezuela’daki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması için çalışacağını belirterek, ülkenin geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez’e güvendiğini ifade etti.

Trump bu konuda şunları söyledi:

“Hepsinin serbest bırakılması için çalışacağız. Şunu söyleyebilirim ki Delcy Rodriguez olağanüstü bir iş çıkarıyor. Venezuela halkı yaşananlardan memnun.”


Huckabee: Trump seçimden önce İsrail'i ziyaret edebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
TT

Huckabee: Trump seçimden önce İsrail'i ziyaret edebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Knesset'te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşüyor (Arşiv - AFP)

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Donald Trump’ın yakında İsrail’e resmî bir ziyaret gerçekleştirebileceğini, hatta bunun Ekim ayında yapılması beklenen parlamento seçimlerinden önce gerçekleşebileceğini söyledi.

Ziyaretin seçimlerden önce yapılması durumunda, birçok krizle karşı karşıya bulunan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçim şansını artırabileceği değerlendiriliyor. Huckabee, Tel Aviv Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, Trump’ın İsrail ile ittifakı güçlendirmekte kararlı olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın  Yedioth Ahronoth gazetesinden aktardığı habere göre Huckabee, söz konusu ziyaretin bu yaz çok yakında gerçekleşmesini umduğunu belirterek, “Trump, İsrail’e en yakın Amerikan başkanıdır ve İsrail ile ortaklığın değerini en iyi anlayan liderdir. Trump’ı her gördüğümde ona İsrail’e gelmesi gerektiğini söylüyorum. Burada halkın sevgisi ve takdiriyle karşılanacaktır. Ona, eğer burada yani İsrail’de seçimlere girseydi oyların yüzde 95’ini alacağını söyledim. Geriye kalan yüzde 5 ise ona oy vermezdi çünkü onlar akıl hastanelerinde bulunuyor ve zaten oyları sayılmaz” dedi.

Öte yandan İsrail Parlamentosu (Knesset), pazartesi günü seçimler öncesindeki son yaz dönemine çeşitli krizlerin gölgesinde başladı. En ciddi kriz ise salı günü, aşırı muhafazakâr Haredi partilerinin parlamentoyu feshetme yönünde adım atacaklarını açıklamasıyla patlak verdi.

Degel HaTorah partisinin ruhani lideri Haham Dov Landau, salı günü partiye mensup milletvekillerine Knesset’i feshetmek için harekete geçmeleri talimatını verdi. Netanyahu ve ekibinin Haredi temsilcilerle yaptığı görüşmelerde, askerlik muafiyeti yasa tasarısının mevcut haliyle geçirilemeyeceğinin iletilmesinin ardından Landau, “Artık Netanyahu’ya güvenmiyoruz” dedi.

Landau’nun milletvekillerine el yazısıyla gönderdiği mesajda şu ifadeler yer aldı:

“Başbakana güvenmiyoruz ve artık kendimizi onun ortağı olarak görmüyoruz. Ona karşı herhangi bir yükümlülüğümüz kalmamıştır. Bundan sonra yalnızca Haredi Yahudiliği için en doğru olduğunu düşündüğümüz şekilde hareket edeceğiz. Seçimlerin mümkün olan en kısa sürede yapılması gerektiğine inanıyoruz. Artık bir blok oluşturulmasından söz edilemez.”

vfrbtgrft
30 Haziran 2024'te Kudüs'te İsrail ordusuna askere alınmaları kararına karşı düzenlenen gösteri sırasında Harediler (AP)

Knesset’te dört sandalyeye sahip olan ve milletvekili Moşe Gafni’nin liderliğini yaptığı “Degel HaTorah” fraksiyonu da diğer Haredi partilere katılarak, “Netanyahu’ya güvenilemeyeceğini ve artık bir ittifakın kalmadığını” açıkladı.

Toplantı öncesindeki son dakikalara kadar Netanyahu, Gafni’yi Knesset’in feshi yönünde adım atmaktan vazgeçirmeye çalıştı ve askerlik muafiyeti yasasını geçirmeye uğraşacağını söyledi. Ancak Landau buna karşılık, “Ona inanmıyorum” dedi.

Açıklamadan dakikalar sonra Degel HaTorah, Yisrael Beiteinu, Yesh Atid (şu anda Naftali Bennett ittifakının bir parçası), ayrıca Birleşik Arap Listesi partileri Knesset’in feshedilmesine ilişkin yasa tasarısını sundu. Tasarının gelecek hafta parlamentonun gündemine alınması bekleniyor.

Muhalefet lideri ve Yesh Atid Partisi Başkanı Yair Lapid de Knesset’in yaz dönemi açılışında parlamentonun feshedilmesi çağrısı yaparak, “acıların, bölünmenin, felaketlerin ve hükümet çöküşünün sona erdirilmesi gerektiğini” söyledi.

Yedioth Ahronoth gazetesi ise “Degel HaTorah” açıklamasının ardından seçimlerin Ekim sonu yerine Eylül ayında yapılma ihtimalinin belirgin şekilde arttığını yazdı.


Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
TT

Art arda gelen istifalar Starmer üzerindeki baskıyı artırıyor

Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)
Starmer, yerel seçimlerde partinin aldığı yenilginin tüm sorumluluğunu üstlendiğini söyledi (AP)

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’ın hükümetinden salı günü peş peşe istifalar geldi. İstifaların nedeni, iktidardaki İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı ağır yenilgiye rağmen Starmer’ın görevde kalmayı sürdürmesi oldu.

Starmer, kabine toplantısında yaptığı açıklamada, son iki gündür artan istifa çağrılarına rağmen görevini sürdüreceğini söyledi. Partide düzenli bir liderlik geçişi sağlanabilmesi için görevden ayrılma takvimi açıklamasını isteyen 80’den fazla milletvekili kamuoyu önünde çağrıda bulundu.

Yaklaşık iki yıldan kısa süredir başbakanlık görevini yürüten Starmer, İşçi Partisi’nin tarihindeki en ağır seçim yenilgilerinden birinin sorumluluğunu üstlendiğini kabul etti. Ancak parti liderliği için resmi bir seçim sürecinin başlatılmadığını vurguladı.

Kabine üyelerine hitabında, “Ülke bizden yönetmeye devam etmemizi bekliyor. Ben de bunu yapıyorum ve bizim yapmamız gereken de bu” ifadelerini kullandı.

sdvfdvfd
Starmer bir inşaat alanını gezerken ve kapıya yazılmış talimatlarda şöyle yazıyor: "Çıktıktan sonra kapıyı kapatmayı unutmayın" (Reuters)

Başbakanlık Ofisi “10 Downing Street” tarafından paylaşılan açıklamada Starmer, son 48 saatte yaşanan siyasi istikrarsızlığın hem ülke ekonomisi hem de hane halkı üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

Starmer ayrıca, “Ülke görev süremi sürdürmemi bekliyor. Benim yaptığım da budur ve hükümet olarak yapmamız gereken de budur” ifadelerini kullandı.

Ancak Starmer’ın bu tutumu, parti içindeki çok sayıda ismin beklentileriyle açık biçimde çelişiyor.

Bakanlardan istifa dalgası

İngiliz basınında yer alan haberlere göre İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, pazartesi akşamı Starmer’a tutumunu yeniden değerlendirmesi yönünde tavsiyede bulundu.

Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamalarda, İngiltere’nin kronik sorunlarıyla daha sert şekilde mücadele edeceği sözünü vererek konumunu güçlendirmeye çalıştı.

Ülkenin, Brexit referandumundan bu yana yaşadığı siyasi kaosun ardından İşçi Partisi’ne verilen güçlü parlamenter çoğunluğun yalnızca iki yıl sonra liderlik tartışmalarıyla zayıflatılmasını affetmeyeceğini savundu.

sdcd
Portföysüz Bakan Anna Turley Salı günü Downing Street'ten ayrılıyor (EPA)

Salı günü İngiltere Adalet Bakan Yardımcısı Alex Davies-Jones da Starmer’ın parti liderliği ve başbakanlık görevini sürdürmesini protesto ederek istifa etti.

Davies-Jones, X platformunda yayımladığı mesajında Starmer’a hitaben, “Daha fazlasını yapmak zorundaydık. Bu nedenle büyük bir üzüntüyle istifa etmekten başka seçeneğim kalmadı” dedi.

Kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetten korunmadan sorumlu Bakan Jess Phillips de aynı gerekçeyle görevinden ayrıldı.

Şarku’l Avsat’ın Sky News’ten aktardığı habere göre istifa mektubunda Phillips, “Tartışmadan kaçınma isteği, neredeyse hiç tartışmamamız anlamına geliyor. Bu da ilerleme fırsatlarını engelliyor ve geciktiriyor” ifadelerini kullandı.

sds
Sağlık Bakanı Wes Streeting (EPA)

Phillips ayrıca, “İşçi Partisi hükümetinin başarılı olmasını istiyorum. Ancak ne benim ne de ülkenin beklediği değişimi görebiliyorum. Bu nedenle mevcut liderlik altında bakan olarak görevime devam edemem” dedi.

Devlet Bakanı Miatta Fahnbulleh de X platformunda yayımladığı istifa mektubunda Starmer’a, “Ülke ve parti için doğru olanı yapmaya, düzenli bir geçiş süreci için takvim belirlemeye çağırıyorum. Böylece yeni bir ekip ülkeye vaat ettiğimiz değişimleri hayata geçirebilir” ifadeleriyle seslendi.

Epstein Tartışması Krizi Derinleştirdi

Starmer’a yönelik istifa çağrıları, eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile bağlantılarına rağmen göreve getirilmesine ilişkin haberlerin ardından hız kazandı.

Cinsel suçlardan hüküm giyen Epstein ile ilişkileri nedeniyle tartışma yaratan bu atama, parti içindeki rahatsızlığı artırdı.

vdfvfd
Starmer, Güney Londra turu sırasında bir inşaat işçisiyle konuşuyor (AP)

Başbakan Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamada mücadeleyi sürdüreceğini ve kendisinden şüphe duyanların yanıldığını kanıtlayacağını söyledi.

İngiliz gazeteleri, Başbakan Yardımcısı David Lammy ve Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın da aralarında bulunduğu bazı üst düzey bakanların Starmer’la mevcut durumu görüştüğünü yazdı.