ABD Başkanı Donald Trump, pek çok uluslararası dosyada elinde ‘kazanan kozlar’ bulunduğunu söylemeye alışık olsa da uzmanlar, diplomasinin tıkandığı ve Hürmüz Boğazı krizinin sürdüğü bu konjonktürde İran ile yaşanan mevcut gerilimin Trump'a geniş bir manevra alanı tanımadığını düşünüyor.
Ortadoğu Enstitüsü'nden (Middle East Institute/MEI) araştırmacı Brian Katulis, Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada Washington'ın kendi hatasından kaynaklanan bir kıskaçla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Katulis, ABD'nin içinde bulunduğu durumun, ocak ayında hâkim olan ‘her şeyi başarabilecek bir Amerikan ordusu’ imgesini büsbütün çürüten bir çelişkiler sarmalı olduğunu vurguladı.
Amerikan Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Garrett Martin ise İran'daki bu ‘çıkmazın’, ocak ayında hâkim olan imgeyle tam bir zıtlık oluşturduğunu vurguladı. O dönemde, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun hızla ele geçirilmesi gibi ‘en olağanüstü operasyonları’ dahi gerçekleştirebilecek bir Amerikan ordusuna dair güçlü bir kanı vardı. Trump da bu örneği sürekli hatırlatmaktan geri durmuyor.
Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nden araştırmacı Mona Yacoubian ise Washington'ın İran rejiminin yapısını, işleyiş biçimini, neye katlanmaya hazır olduğunu ve elindeki baskı araçlarını hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamadığını söyledi. Yacoubian, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, buna karşın Trump'ın elinde iyi kozların, hatta herhangi bir kozun bulunduğunu görmediğini de sözlerine ekledi.
Trump, ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının başından bu yana yaşananları ‘küçük bir savaş’ olarak nitelendirmeyi sürdürüyor. Ne var ki Trump, kendini uzun ve yıpratıcı bir çatışmanın içinde bulurken bu çatışmanın askeri ile ekonomik yansımaları dinmiyor.
"Çöp tenekesi"
Trump, İran'ı ABD’nin taleplerine çöp tenekesine atılacak bir yanıt sunmakla eleştirdi ve ‘son derece samimiyetsiz’ olarak nitelendirdiği İranlı liderlerin görüşlerini sürekli değiştirdiğinden yakındı. Bununla birlikte Trump, diplomatik bir çıkış yolunun hâlâ mümkün olduğunu da vurguladı.
Savaşın başından bu yana Trump'ın söylemi, askeri olarak ezme tehditleri ile hızlı siyasi çözüm vaatleri arasında gidip gelemeye devam etse de bu iki yoldan hiçbiri şimdiye kadar somut bir sonuç vermedi. Trump, bir yanda İran ‘medeniyetini’ yerle bir etmekten söz ederken öte yanda Hürmüz Boğazı'nın İran ile ortak yönetimi fikrini gündeme taşıdı.
Başlangıçta altı haftayı geçmeyeceğini öngördüğü savaş için Trump, daha sonra elinde her türlü zamanın bulunduğunu ve hiçbir şeyi aceleye getirmediğini söyledi. Tüm bunlar olurken Hürmüz Boğazı'nın kapanması krizi, dünya ekonomisini derinden etkilemeye devam ediyor.
Trump, ilk başkanlık döneminde eski Başkan Barack Obama döneminde Washington ile Tahran arasında imzalanan nükleer anlaşmayı sert bir şekilde eleştirmiş ve çok daha iyi bir anlaşma yapacağını taahhüt etmişti. Ancak uzmanlara göre bu hedefe ulaşmak hiç de kolay değil.
Katulis, Trump'ın nasıl daha iyi bir anlaşma elde edeceğini bilmediğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Garrett Martin'e göre ise işi daha da zorlaştıran bir etken var. Öyle ki İran, petrol ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimin ne denli güçlü bir ‘baskı kozu’ oluşturduğunu artık bizzat keşfetti.
AFP'nin aktardığı değerlendirmelere göre dünya liderleri, olası gelecek anlaşmazlıklarda Trump ile nasıl başa çıkacaklarına dair dersler çıkarmak amacıyla onun bu çatışmayı nasıl yönettiğini yakından takip ediyor.
Bu liderler arasında Trump'ı bugün Pekin'de ağırlayacak olan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de bulunuyor.
Katulis, Trump'ın Çin'e daha önce olduğundan çok daha zayıf bir konumda gideceğini vurguladı. Özellikle ABD ordusunun bir buçuk ay içinde silah ve cephane stoklarının büyük bölümünü tükettiğine dikkati çeken Katulis, Çin'in bu durumu yakından gözlemlediğinin altını çizdi.