Fransa, bir İsrail şirketinin yerel seçimlere müdahale etmiş olabileceği iddialarını soruşturuyor

Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
TT

Fransa, bir İsrail şirketinin yerel seçimlere müdahale etmiş olabileceği iddialarını soruşturuyor

Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)

Bilgi sahibi üç kaynak, Fransız makamlarının, ‘BlackCore’ adlı az bilinen bir İsrail şirketinin, geçtiğimiz mart ayında gerçekleştirilen belediye seçimleri öncesinde aşırı sol bir partiyi hedef alan dış müdahale kampanyasında rol oynayıp oynamadığını soruşturduğunu bildirdi.

Kaynaklardan ikisi, Fransız istihbarat birimlerinin şu anda söz konusu operasyonu kimin finanse etmiş olabileceğini araştırdığını aktardı. İddiaya göre kampanya, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin üç adayını hedef alan bir karalama çalışmasını kapsıyordu. Kampanya kapsamında yanıltıcı internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden adayların suç teşkil eden davranışlarda bulunduğu öne sürülürken, çevrim içi ortamda hakaret içerikli reklamlar da yayımlandı.

BlackCore, internet sitesi ve LinkedIn sayfasında kendisini ‘etki operasyonları, siber alan ve teknoloji alanlarında uzmanlaşmış seçkin bir şirket’ olarak tanımlarken, ‘modern bilgi savaşı çağı’ için kurulduğunu ifade ediyor. Ancak Reuters’a göre şirketin arkasındaki kişi ya da yapı tespit edilemediği gibi, merkezinin doğrulanması veya İsrail şirket kayıtlarında adına rastlanması da mümkün olmadı.

fdvfdv
Boyun Eğmeyen Fransa Partisi milletvekili Sebastien Delogu’nun 29 Mayıs 2024’te Paris’te düzenlenen Filistin yanlısı bir gösteri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Reuters)

Şirket, hükümetler ve siyasi kampanyalar için ‘anlatıları şekillendirmeye yönelik gelişmiş stratejiler, ileri düzey araçlar ve güçlü güvenlik sistemleri’ sunduğunu belirtiyor.

Reuters, BlackCore’a ait belgeleri incelediğini ve bu belgelerde şirketin, bir Afrika hükümeti adına yürütülen ayrı bir sosyal medya operasyonundaki rolünü kabul ettiğini aktardı.

Belgelerde tarih bulunmazken, operasyonun bu yılın ocak ayında başladığı ve 14 hafta sürdüğü ifade edildi. Belgeler Reuters’a bir kişi tarafından sağlanırken, bazı ayrıntıların gizli tutulması talep edildi.

Reuters’ın, söz konusu Afrika operasyonuyla ilgili olarak Facebook’un sahibi Meta Platforms şirketine yönelttiği soruların ardından Meta, operasyonu yürüten ağın, Fransa’daki belediye seçimleri öncesinde başlatılan dezenformasyon kampanyasıyla bağlantılı olduğunu açıkladı. Ancak şirket, operasyonun arkasındaki tarafın kimliğini paylaşmadı.

Meta, ‘koordineli aldatıcı davranış’ kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle bir hesap ve sayfa ağını kaldırdığını duyurdu. Şirket, yanıltıcı faaliyetlerin İsrail kaynaklı olduğunu ve esas olarak Fransa’yı hedef aldığını belirtti.

BlackCore’a atfedilen dezenformasyon kampanyasına ilişkin bilgi sahibi iki kaynak, şirketin Afrika’daki faaliyetlerinden de haberdar olduklarını, ancak ayrıntı veremeyeceklerini söyledi.

Diğer iki kaynak ise Google ve TikTok şirketlerinin, kendi ağlarını izleme ve güvenlik çalışmalarını yürütürken Fransa’daki dezenformasyon operasyonunun bazı unsurlarını bağımsız şekilde tespit ettiğini ifade etti.

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi görüş ayrılıklarına yol açıyor

Fransız yetkililer ve adayların kendileri, operasyonun Marsilya Belediye Başkan Adayı Sebastien Delogu, Toulouse Belediye Başkan Adayı François Piquemal ve Roubaix Belediye Başkanı David Guiraud’u hedef aldığını belirtti.

d ffdb
Boyun Eğmeyen Fransa Partisi milletvekili François Piquemal, Paris’teki Ulusal Meclis binasının çatısında duruyor, 5 Mayıs 2026 (Reuters)

Operasyonun ayrıntıları ilk kez mart ayında Le Monde gazetesi tarafından gündeme taşındı. Gazete, Viginum Ajansı’nın, Marsilya, Toulouse ve Roubaix’deki ‘bir Fransız siyasi partisini’ ve adaylarını hedef alan ‘yabancı dijital müdahale’ planını ortaya çıkardığını duyurdu.

Le Canard Enchaine gazetesi ise yetkililerin bir İsrail şirketinden şüphelendiğini yazdı, ancak şirketin adını paylaşmadı.

BlackCore’a atfedilen şüpheli dezenformasyon kampanyası, Fransa’da ve diğer ülkelerde siyasi kutuplaşmanın derinleştiği ve demokrasiye yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde, yerel seçimlerin dahi ne denli gergin bir atmosfere sürüklendiğini gözler önüne serdi.

Kamuoyu yoklamaları, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin toplumda keskin görüş ayrılıklarına yol açtığını gösteriyor.

Filistin yanlısı çizgisiyle bilinen parti, bazı Yahudi toplumu liderleri ve siyasi rakipleri tarafından sık sık antisemitizmle suçlanırken, parti bu suçlamaları reddediyor. Öte yandan bazı iş insanlarının da partinin yüksek vergiler ve aşırı kamu harcaması içeren politikalarından endişe duyduğu belirtiliyor.

Buna rağmen parti, yüzde 10 ila 15 arasında değişen seçmen desteğini koruyor. Analistler, bu desteğin, Nisan 2027’de yapılması planlanan Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalmak için yeterli olabileceğini değerlendiriyor.

Anketlerin aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin ikinci tura kalabileceğine işaret etmesi, merkez siyasete yakın Fransız seçmenlerde, ikinci turun aşırı sağ ile radikal sol arasında geçebileceği yönünde kaygıları artırıyor.

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, Viginum Ajansı’nın kendilerini, adaylarını hedef alan yabancı bir müdahale konusunda uyardığını ve soruşturmayı yürüten yetkililerle iş birliği yaptıklarını açıkladı.

Parti tarafından yapılan açıklamada, “Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu tür saldırıların yaşanmasını bekliyoruz” ifadesine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Teknolojik gelişmelerin bu tehdidi önemli ölçüde artırması muhtemel” denildi.

Haberin yayımlanmasının ardından, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin 2027 cumhurbaşkanı adayı ve parti lideri Jean-Luc Melenchon, hükümete yabancı müdahalelere karşı daha sert düzenlemeler getirilmesi çağrısında bulundu.

Melenchon, “Korunmaya ihtiyacımız var. Eğer biz korunursak, diğer tüm partiler de korunmuş olacak” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise BlackCore adlı şirketten haberdar olmadıklarını açıkladı.

Adayların itibarını zedelemek

Sebastien Delogu, sol oyların bölünmesini önlemek amacıyla Marsilya Belediye Başkanlığı seçimlerinin ikinci turundan çekildi. Delogu, mart ayında, artık erişime kapalı olan ‘Sophie’nin Blogu’ adlı internet sitesinin kendisi hakkında niteliği belirtilmeyen uygunsuz cinsel davranış imalarında bulunmasının ardından hakaret davası açtı.

Aynı dönemde Marsilya’nın çeşitli noktalarında, akıllı telefonlarla tarandığında kullanıcıları söz konusu blog sitesine yönlendiren QR kodları da dağıtıldı. Reuters, blogun yazarının kimliğini tespit edemediğini ve kendisine ulaşamadığını bildirdi.

Delogu’nun avukatı, dava dosyasının içeriğini paylaşmaktan kaçınırken, şikâyetin blog sitesi ve QR kodlarıyla bağlantılı olduğunu doğruladı. Marsilya Savcılığı ise yorum taleplerine yanıt vermedi.

Viginum Ajansı, Roubaix seçimlerini kazanan David Guiraud’un da ‘aynı planla bağlantılı Facebook sayfaları’ tarafından hedef alındığını açıkladı. Guiraud ise yorum taleplerine dönüş yapmadı.

Toulouse’da sol ittifaka liderlik eden ancak ikinci turda az farkla seçimi kaybeden François Piquemal, anonim sosyal medya hesapları, internet siteleri ve yerel bir gazetede yayımlanan hakaret içerikli ilanlarla hedef alınmasının ardından polise başvurduğunu söyledi.

Piquemal, yürütülen ceza soruşturmalarının saldırıların arkasındaki kişileri ortaya çıkarmasını umduğunu belirtti. Hedef alınmasının nedeninin Gazze’ye verdiği destek ve ‘Fransa’nın üçüncü büyük kentinde seçim kazanabilecek bir aday’ olması olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Seçim yenilgisinin ardından Piquemal, yabancı müdahale iddiasıyla sonuçların iptali için başvuruda bulundu. Toulouse İdare Mahkemesi henüz kararını açıklamadı.



ABD'lilerin yüzde 90'ı yönetimde yolsuzluk olduğuna inanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, makamını kendisini zenginleştirmek ve arkadaşlarını ödüllendirmek için kullanmakla suçlanıyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, makamını kendisini zenginleştirmek ve arkadaşlarını ödüllendirmek için kullanmakla suçlanıyor (Reuters)
TT

ABD'lilerin yüzde 90'ı yönetimde yolsuzluk olduğuna inanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, makamını kendisini zenginleştirmek ve arkadaşlarını ödüllendirmek için kullanmakla suçlanıyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, makamını kendisini zenginleştirmek ve arkadaşlarını ödüllendirmek için kullanmakla suçlanıyor (Reuters)

Yeni bir ankete göre ABD vatandaşlarının neredeyse yüzde 90'ı artık Washington DC'de hükümet yolsuzluğunun yaygın olduğuna inanıyor.

Mayıs ve haziran arasında bin kişiye soru soran Gallup'ın son anketinin ortaya koyduğu oran, bir önceki yıla göre yüzde 10'luk bir artışı ve son 20 yılın en yüksek seviyesini temsil ediyor. Bu oran, 2010'la 2025 arasında büyük ölçüde yüzde 72'yle yüzde 79 arasında seyretmişti.

Siyasi eğilimler arasında hafif bir fark vardı. Cumhuriyetçilerin yüzde 83'ü federal yönetimi yolsuz diye değerlendirirken, bağımsızların yüzde 90'ı ve Demokratların yüzde 91'i aynı görüşü paylaşıyordu.

Gallup'a göre bu algı en çok Demokratlar arasında artış gösterdi. Joe Biden'ın 2024'te iktidarda olduğu dönemde Demokratların sadece yüzde 57'si aynı şeyi söylüyordu. Oran, Donald Trump'ın başkanlığında geçen yıl hızla yüzde 76'ya, bu sene ise yüzde 91'e yükseldi.

ABD'nin toplam puanı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ndeki diğer 37 ülkenin hepsinden daha yüksekti.

Eski Sovyet uydu devletleri bir zamanlar düzenli olarak yüzde 90'ın üzerinde puan alırken, 2023'ten bu yana sadece 4 ülke daha yüksek toplam puan kaydetti. Nijerya ve Gana 2024'te yüzde 90'lık bir oran elde ederken, Lübnan ve Peru sırasıyla 2024 ve 2025'te yüzde 92'yi gördü.

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 71'inin ABD iş dünyasını yolsuz olarak gördüğünü gösterdi. Bu, geçen yıla göre 18 puanlık bir artış olsa da Washington'daki federal yönetime ilişkin olumsuz algının hâlâ 18 puan altında.

George Washington Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan David Szakonyi, Washington Post'a "Washington'da bir şeylerin yolunda gitmediğine dair geniş bir fikir birliği var" diyerek, partizan bölünmeyle parçalanmış bir ortamda nadir bir uzlaşma noktasına dikkat çekti.

Demokratlar ara seçim kampanyalarında bu konuyu kullanmaya ve yolsuzluk karşıtı mesajlar vermeye başladı bile. Ayrıca Trump'ı "kendi çıkarını gözetmek" ve başkanlığı kendisini veya müttefiklerini zenginleştirmek için kullanmakla suçluyorlar.

Trump, mayısta Adalet Bakanlığı'nın Biden döneminde siyasi zulüm gördüğü iddia edilen mağdurlar için 1,8 milyar dolarlık tazminat planı başlatmayı önermesiyle büyük tepki çekmişti. Ancak bu fikir, Trump'ın mağdur destekçilerini ödüllendirmek için tasarlanmış bir "rüşvet fonu" olduğu yönündeki şikayetler üzerine iptal edilmişti.

Siyasi yelpazenin her iki tarafındaki politikacılar da yolsuzluk algısının güçlenmesinde rol oynadı.

Örneğin, New Jersey'nin eski Demokrat senatörü Bob Menendez rüşvet, gasp, dolandırıcılık, adaleti engelleme ve yabancı ajanlık da dahil 16 ağır suçtan hüküm giyerek 2024'te 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Kongre üyelerinin kişisel çıkarlarını korumak için borsada işlem yapmaları da endişe kaynağı oldu.

Independent Türkçe


İsrail, Güney Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri'nde Hizbullah tünellerini temizlediğini duyurdu

İsrail'in Güney Lübnan'da stratejik öneme sahip Ali Tahir Tepeleri'nden çok uzak olmayan Arnun'daki saldırısı sonrası yükselen duman (DPA)
İsrail'in Güney Lübnan'da stratejik öneme sahip Ali Tahir Tepeleri'nden çok uzak olmayan Arnun'daki saldırısı sonrası yükselen duman (DPA)
TT

İsrail, Güney Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri'nde Hizbullah tünellerini temizlediğini duyurdu

İsrail'in Güney Lübnan'da stratejik öneme sahip Ali Tahir Tepeleri'nden çok uzak olmayan Arnun'daki saldırısı sonrası yükselen duman (DPA)
İsrail'in Güney Lübnan'da stratejik öneme sahip Ali Tahir Tepeleri'nden çok uzak olmayan Arnun'daki saldırısı sonrası yükselen duman (DPA)

İsrail ordusu, Güney Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri bölgesinde Hizbullah'a ait yer altı altyapısının temizlenmesine yönelik operasyonların sürdüğünü açıkladı. Ordu, birliklerinin söz konusu tesisleri etkisiz hale getirmek amacıyla çalışmalarına devam ettiğini bildirdi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, 36. Tümen'e bağlı güçlerin son dönemde Ali Tahir Tepeleri bölgesinde bulunan ve ordunun "güvenlik bölgesi" olarak nitelendirdiği alanda iki yer altı güzergâhını temizlediği belirtildi. Birliklerin tepelerin hem yer üstünde hem de altında "operasyonel kontrol" sağladığı kaydedildi.

Açıklamaya göre İsrail güçleri bölgeyi Hizbullah mensuplarından temizledi. Bazı Hizbullah mensuplarının öldürüldüğü, bazılarının ise bölgeden kaçtığı öne sürüldü.

Yer altı tesisleri

İsrail ordusu, Hizbullah mensuplarından temizlenen yer altı altyapısının etkisiz hale getirilmesine yönelik operasyonların sürdüğünü belirtti. Operasyonların tamamlanmasının ardından durum değerlendirmesine bağlı olarak ordunun bölgede savunma düzenine geçeceği ifade edildi.

Ordu, söz konusu tesislerde bulunan Hizbullah mensuplarının İsrail ve İsrail ordusuna karşı saldırı planları üzerinde çalıştığını öne sürdü. Son haftalarda bu güzergâhlarda gerçekleştirilen operasyonların, buradan İsraillilere ve İsrail güçlerine yönelik saldırı düzenleme kapasitesini etkisiz hale getirdiği belirtildi.

İsrail ordusu, yer altı yapılarında operasyon odaları, silah ve askeri teçhizat için ayrılmış odalar, jeneratör ve konaklama alanlarının yanı sıra duş tesisleri ve mutfak bulunduğunu açıkladı. Ordunun değerlendirmesine göre bu donanım, Hizbullah mensuplarının çatışmaları yönetmesine ve uzun süre bu tesislerde kalmasına olanak sağlıyordu.

İsrail ordusu söz konusu tesisleri, iki on yıl boyunca inşa edilen "stratejik altyapı" olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu yapıların İran rejimi tarafından planlandığı ve finanse edildiği iddia edildi.

Operasyonlar sürüyor

İsrail ordusu, Güney Lübnan'da güvenlik bölgesi olarak adlandırdığı alanda temizleme operasyonlarını sürdürdüğünü belirtti. Ordu, Hizbullah'ın kendisine yönelik herhangi bir saldırı planını hayata geçirmesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Açıklamada, Hizbullah'ın İsrail güçlerine karşı herhangi bir faaliyet girişiminde bulunması halinde bunun "güçlü şekilde karşılık bulacağı" ifade edildi. İsrail ordusu aynı zamanda Lübnan'daki ateşkes anlaşmasına bağlılığını sürdürdüğünü bildirdi.


ABD saldırılarında hayatını kaybeden İranlı askerlerin sayısı 13’e yükseldi

Bir kadın, Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçen araçların arasında yolu geçiyor... 2 Eylül 2026 Çarşamba (AFP)
Bir kadın, Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçen araçların arasında yolu geçiyor... 2 Eylül 2026 Çarşamba (AFP)
TT

ABD saldırılarında hayatını kaybeden İranlı askerlerin sayısı 13’e yükseldi

Bir kadın, Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçen araçların arasında yolu geçiyor... 2 Eylül 2026 Çarşamba (AFP)
Bir kadın, Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçen araçların arasında yolu geçiyor... 2 Eylül 2026 Çarşamba (AFP)

Tahran yönetimi, perşembe günü yaptığı açıklamada, bu hafta ABD’nin düzenlediği saldırılarda hayatını kaybettiği bildirilen İranlı askerlerin sayısının en az 13’e yükseldiğini duyurdu. Ölenler arasında düzenli ordudan 6 kişi, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nden 4 kişi ve Besic güçlerinden 3 kişi bulunuyor.

Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, ABD’nin salı günü düzenlediği ve son haftaların en geniş çaplı saldırıları olarak nitelendirilen operasyonlarda İran’ın güneyinde düzenli ordudan 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ölenler arasında 3 pilotun da bulunduğu belirtilirken, ajans saldırıların gerçekleştiği noktalar hakkında bilgi vermedi.

Tesnim daha önce, Devrim Muhafızları’nın seferberlik kolu olan Besic güçlerine mensup 3 kişinin Basra Körfezi’ndeki Lavan Adası’nda hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Söz konusu kişilerin cenaze törenleri çarşamba günü ülkenin güneyinde düzenlendi.

Devrim Muhafızları da ülkenin batısında Hava-Uzay Kuvvetleri’ne mensup 4 personelin öldüğünü açıkladı. Reuters’a göre salı günü düzenlenen saldırılarda açıklanan toplam askeri kayıp sayısı en az 13’e ulaştı.

cfdvbg
CENTCOM’un yayımladığı bir videodan alınan ve çarşamba günü şafak vakti İran’ın güneyindeki bir iletişim kulesinin hedef alındığını gösteren görüntü

İran makamları, savaşın şubat ayı sonunda başlamasından bu yana silahlı kuvvetlerinin toplam kayıplarına ilişkin genel bir bilanço açıklamazken, askeri kurumlar ve İran medyası hayatını kaybedenlerin isimlerini farklı zamanlarda duyuruyor.

Tesnim ayrıca  pazar günü ABD’nin İran’ın güneyine düzenlediği ve yaklaşık bir aylık görece sakin dönemin ardından çatışmaların yeniden tırmanmasına yol açan saldırılarda 3 kişinin öldüğünü bildirmişti. Nour News ise bu kişilerden ikisinin Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri mensubu olduğunu açıklamıştı.

Saldırıların bilançosu

İran Sağlık Bakanlığı’ndan bir yetkili, çarşamba günü yaptığı açıklamada, 30 Ağustos ile 2 Eylül tarihleri arasında 18 kişinin hayatını kaybettiğini, 142 kişinin ise yaralandığını duyurdu.

İran makamları, ölenler arasında Hürmüzgan eyaletindeki Kuhestak’ta bir düğün töreninin düzenlendiği noktayı hedef alan saldırıda hayatını kaybettiği belirtilen 4 kişinin de bulunduğunu açıkladı.

Yetkililer, saldırıda onlarca kişinin de yaralandığını belirtirken, ABD tarafı Kuhestak’ta hangi hedefin vurulduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

Sivillerin hayatını kaybettiğine ilişkin haberler üzerine ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan ordusunun asla sivilleri hedef almadığını belirterek, son saldırıların İran’a ait askeri tesisleri ve askeri kapasiteyi hedef aldığını vurguladı.

sawvef
CENTCOM’a bağlı iki Amerikan F-16 savaş uçağı. CENTCOM, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlarını yürütüyor (CENTCOM)

Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi ise perşembe günü Kuhestak saldırısına karşılık verme tehdidini yineledi. İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamasında Vahidi, “Bu şehitlerin temiz kanı yerde kalmayacak ve mutlaka intikamları alınacaktır” ifadelerini kullandı.

Tahran, saldırıdan ABD’yi sorumlu tutarak olayı savaş suçu olarak nitelendirirken, Washington bölgedeki belirli hedefe ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

Savaşın kayıpları

Savaş, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başladı ve ardından çatışmalar bölgedeki diğer cephelere yayıldı.

Farklı kaynaklar tarafından açıklanan verilere göre, çatışmalarda çoğunluğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Ancak askeri ve sivil kayıplara ilişkin üzerinde uzlaşılan toplam bir rakam bulunmuyor.

ABD ise savaşın başlamasından bu yana güçlerine mensup 18 kişinin öldüğünü, 750’den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.

Çatışmalar, aralıklı yaşanan gerilim döneminin ardından bu hafta yeniden geniş çaplı olarak tırmandı. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan gelişmeler kapsamında ABD güçleri İran’daki hedeflere yönelik saldırılarını yeniden başlatırken, Tahran da bölgedeki ABD’ye ait olduğunu belirttiği hedeflere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi.