Doğu Kongo, isyancı 23 Mart Hareketi’nin (M23) aylardır görülmemiş bir şekilde çekilmesiyle birlikte temkinli bir sakinleşme sürecine giriyor. Bu gelişme, ABD’nin bir buçuk yılı aşkın süredir tıkanan müzakerelerin ardından yeniden hız kazanan diplomatik adımlarıyla eş zamanlı yaşandı.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika uzmanı, söz konusu çekilmenin şüpheyle karşılanması gerektiğini düşünüyor. Çünkü M23 daha önce de çekilme hamlelerini anlaşmayı sonuçlandırmak yerine yeniden konuşlanmak ve kazanım elde etmek için kullanmıştı.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, yıllardır şiddetli bir silahlı isyanla boğuşuyor. Ülkenin doğusunda ordu, M23 ile Demokratik Güçler İttifakı'ndan oluşan bir koalisyonla karşı karşıya. M23, nüfuzunu genişletmeyi ve yönetimi ele geçirmeyi hedefliyor. Ruanda sınırı yakınlarındaki bölgeleri kontrol eden M23, Kigali'yi kendisine destek vermekle suçluyor. Demokratik Güçler İttifakı ise Kongo-Uganda sınırı yakınlarında faaliyet gösteren ve DEAŞ ile bağlantılı bir silahlı grup.
Salı günü Kongo ordusu ve isyancılardan bir yetkili, Ruanda destekli M23’ün Doğu Kongo'daki Güney Kivu eyaletinin birçok kilit noktasından çekildiğini ve Ruanda sınırı yakınlarındaki mevzilere gerilediğini açıkladı. Reuters ve RFI'nin aktardığı habere göre bu, aylardır yaşanan ilk büyük saha dönüşümü olma özelliği taşıyor.
Kongo ordusu açıklamalarına göre çekilme, Kinşasa'nın askeri baskısı ile Washington'ın diplomatik baskısına verilen bir yanıt niteliği taşıyor.
ABD’nin hamlesi
Hareket, geçtiğimiz aralık ayında Kongo'nun doğusundaki stratejik açıdan kritik öneme sahip Uvira şehrine saldırı düzenledi. Bu saldırı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasında kısa süre önce ABD’nin arabuluculuğuyla imzalanan bir barış anlaşmasını fiilen çiğnemesi anlamına geliyordu ve Washington'ın sert tepkisine yol açtı.
Ancak M23, ‘ABD talebi’ olarak nitelendirdiği bir istek doğrultusunda ocak ayında şehirden çekildi. Geçtiğimiz pazartesi günü de bazı köy ve kasabalardan güçlerini geri çekti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz cuma günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Doğu Kongo'daki çatışan tarafları ateşkese uymaya ve gerilimi düşürmeye davet etti.

Çadlı siyasi analist ve Afrika işleri uzmanı Salih İshak İsa'ya göre M23'ün Doğu Kongo'nun bazı bölgelerinden çekilmesi, gerçek anlamı ve bunun ciddi bir barış sürecinin başlangıcını mı yoksa yalnızca geçici bir yeniden konuşlanma taktiğini mi temsil ettiği konusunda geniş çaplı bir tartışma doğurdu. M23’ün artan bölgesel ve uluslararası baskılar eşliğinde birçok kez ateşkese bağlılığını ilan ettiğini vurgulayan İsa, bununla birlikte geçmişteki deneyimler nedeniyle şüphelerin güçlü bir biçimde varlığını koruduğunu, çünkü bölgenin defalarca kez uzun soluklu olmayan ateşkes anlaşmalarına sahne olduğunu ve bazı çekilmeler kuvvetleri yeniden örgütlemek ile askeri ve siyasi nüfuzu pekiştirmek için fırsat olarak kullanıldığını kaydetti.
İsa, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgesel rekabet, doğal kaynaklar üzerindeki çatışma ve devlet otoritesinin zayıflığıyla iç içe geçmiş Doğu Kongo çatışmasının karmaşık yapısı, herhangi bir saha adımının gerçek bir barışa doğru dönüşümün habercisi olduğuna hükmetmek için tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.”
Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi
İsa'ya göre bu çekilmelerle ilgili değerlendirmeler, büyük ölçüde önümüzdeki dönemin ortaya koyacaklarıyla yapılmalı. Eğer çekilmelerin ardından ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, devlet kurumlarının yeniden işlevselleşmesi ve net bir müzakere sürecinin başlatılması gibi somut adımlar atılırsa, yaşananlar ciddi bir anlaşmanın habercisi sayılabilir. Ancak askeri hareketler ve saha gerginlikleri sürmekte devam ederse, bu adımlar stratejik bir dönüşümden ziyade siyasi ve askeri bir manevra olarak yorumlanacak.
ABD’nin hamlelerinin etkisine ilişkin olarak M23 üzerindeki ABD baskısının önceki dönemlere kıyaslandığında çok daha güçlü ve sistemli bir görünüm sergilediğini düşünen İsa, bu değerlendirmeyi özellikle Büyük Göller bölgesinin istikrarına yönelik artan uluslararası ve bölgesel ilgi ile Washington'ın gerginliği dizginlemek amacıyla Kongo ile Ruanda arasında mutabakat sağlamaya yönelik çabalarının desteklediğini ifade etti.
ABD'nin, çatışmanın sürmesinin bölgesel güvenliği tehdit ettiğini ve insani krizi derinleştirdiğinin farkında olduğunu düşünen İsa, bu yüzden Washington'ın anlaşmazlıkla bağlantılı taraflar üzerinde baskı uygulamak için siyasi, diplomatik ve ekonomik araçlara başvurmaya çalıştığını vurguladı.
İsa'ya göre Washington geçici bir sakinleşme sağlamayı ya da tarafları müzakere masasına çekmeyi başarabilse de krizin kökleri kapsamlı biçimde ele alınmadığı sürece bunu kalıcı bir barışa dönüştürmekte ciddi güçlüklerle karşılaşacak.
İsa, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şimdiye kadar gerçek bir barış planına ulaşma fırsatları mevcut görünüyor. Ne var ki bunlar halen kırılgan ve yavaş seyrediyor. Çünkü Doğu Kongo'daki tablo karmaşık bir yapıya sahip ve salt bir ateşkesin çok ötesine geçiyor.”