Trump'a meydan okuyan Cumhuriyetçi Parti'de kalamıyor

Rakipleri bunun bedelini seçimlerde ödüyor

Trump Beyaz Saray'da (DPA)
Trump Beyaz Saray'da (DPA)
TT

Trump'a meydan okuyan Cumhuriyetçi Parti'de kalamıyor

Trump Beyaz Saray'da (DPA)
Trump Beyaz Saray'da (DPA)

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın sarf ettiği "Trump’a meydan okuyanların Cumhuriyetçi Parti’de yeri yok" sözleri, ABD’deki mevcut siyasi manzarayı özetler nitelikte. Louisiana’da yapılan Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinin sonuçları da bu gerçeği tescilledi. 2015 yılından bu yana Senato’da görev yapan mevcut Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, koltuğunu koruma yarışını kaybetti. Cassidy’nin yenilgisinin arkasındaki temel neden ise 6 Ocak 2021’deki Kongre baskını olaylarının ardından Başkan Donald Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanmış olmasıydı.

Trump, Senato’daki azil girişiminde Demokratlara katılan 7 Cumhuriyetçiden biri olan Cassidy’nin bu oyunu unutmadı. Cassidy’nin yenilgisinin ardından yaptığı açıklamada, Senatör’ün kendisini iktidara taşıyan kişiye –geçmiş ön seçimlerde kendisine verdiği desteğe atıfta bulunarak– "sadakatsizlik ettiğini" belirtti. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "Siyasi kariyerinin sona erdiğini görmek çok güzel" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, 16 Mayıs 2026'da Louisiana ön seçimlerinde yenilgiyi kabul ettikten sonra (AFP)Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, 16 Mayıs 2026'da Louisiana ön seçimlerinde yenilgiyi kabul ettikten sonra (AFP)

Siyasi geleceği bitiren "ihanet"

Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, 16 Mayıs 2026'da Louisiana ön seçimlerindeki yenilgisini kabul etti. Trump’ın yakın müttefiki Graham’ın da vurguladığı gibi, bu sert sözler Cumhuriyetçi Parti’nin yaşadığı acı gerçeği gözler önüne seriyor. Trump, kendisine meydan okuyanları veya ajandasını sabote etmeye çalışanları asla affetmiyor. Graham, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Trump’ı siyasi olarak yok etmeye çalışan veya ajandasına karşı duran herkes kaybedecektir. Bu parti, Donald Trump’ın partisidir" dedi. Graham, hızını alamayarak Trump’ı "yok etmeye" çalışan her Cumhuriyetçinin kendi siyasi geleceğini karartacağını ve bir daha hiçbir makama aday olamayacağını belirterek, "Onu yok etmeye çalışırsanız, yok olursunuz. İşin özü budur" sözleriyle durumu özetledi.

Bu dikkat çekici denklem, Trump’ın popülaritesindeki dalgalanmaların, kendi tabanı üzerindeki nüfuzunu sarsmadığını kanıtlıyor. Bu durum, önümüzdeki kasım ayında yapılacak ve seçmenlerin Cumhuriyetçilerin Kongre’deki kaderini belirleyeceği ara seçimler öncesinde, eyaletlerde devam eden ön seçim sürecinde de net olarak görülüyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boppert, 23 Nisan 2026'da Kongre önünde (Reuters)Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boppert, 23 Nisan 2026'da Kongre önünde (Reuters)

Trump’ın bir sonraki "kurbanı"

Cassidy’nin saf dışı kalmasının ardından gözler, Trump’ın bir sonraki hedefi olarak görülen Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie’ye çevrildi. Massie, Temsilciler Meclisi’ndeki oylamaların çoğunda Trump’ın aleyhinde oy kullanmıştı. Seçmenler salı günü Massie’nin eyaleti Kentucky’de ön seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanırken, Trump bu Kongre üyesini "Amerikan ulusuna bir hakaret" ve "Amerikan tarihinin en kötü milletvekili" olarak nitelendirdi.

Graham ise oylama başlamadan önce yarışın sonucunu ilan ederek şu ifadeleri kullandı:

"Bu partide, Trump’ın ajandasını sabote etmeye çalışan veya kendisini ve ailesini hedef alan hiçbir Cumhuriyetçiye yer yoktur. Massie’nin yaptığı gibi Demokratlarla ittifak kurup onun ajandasını engellemeye çalışırsanız kaybedersiniz. Cassidy’nin yaptığı gibi onu görevden uzaklaştırmak için Demokratlarla iş birliği yaparsanız yine kaybedersiniz."

Tarihin en pahalı reklam savaşı

Reklam harcamaları açısından Kentucky’deki Temsilciler Meclisi ön seçim yarışı, "AdImpact" şirketinin verilerine göre 32 milyon doları aşarak tarihinin en pahalı yarışı haline geldi. Bu fonların büyük bir kısmı, Trump yanlısı gruplar ve İsrail destekçisi organizasyonlar tarafından, Massie aleyhindeki reklamlar için harcandı. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Massie, İsrail karşıtı duruşu ve özellikle Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) lobisinin çıkarlarını savunan herkesin Adalet Bakanlığı’na "yabancı ajan" olarak kaydolmasını zorunlu kılan yasa tasarısı önerisiyle tanınıyor.

Trump’ın Massie’yi düşürme çabaları sadece rakiplerini desteklemekle sınırlı kalmadı; Massie’nin seçim kampanyasına destek veren Cumhuriyetçi Temsilci Lauren Boebert de dahil olmak üzere, ona arka çıkan tüm Cumhuriyetçileri siyasi olarak bitirmekle tehdit etti.

Güvende olan cumhuriyetçiler

Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins, 14 Mayıs 2026'daki bir duruşmada (AFP)Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins, 14 Mayıs 2026'daki bir duruşmada (AFP)

Ancak Trump’a karşı çıkan her Cumhuriyetçi tehlikede değil. Bunun en net örneği, Senatör Susan Collins’in Senato’daki güç dengesini belirleyebilecek kritik bir koltuk için kıran kırana mücadele verdiği Maine eyaleti.

Collins, son olarak İran savaşı dosyası da dahil olmak üzere birçok konuda Trump’ın aleyhinde oy kullanmış olsa da Trump, başkanlık seçimlerinde rakibi Kamala Harris’e oy veren bu eyalette Collins’in koltuğuna muhtaç olduğunun farkında. Maine’de Trump’ın geniş bir popülaritesi bulunmuyor; bu nedenle ön seçimlerde karşısına hiçbir Cumhuriyetçi rakip çıkarılmayan Collins ile karşı karşıya gelmekten kaçındı.

Cumhuriyetçi Parti, eyalette Demokratları mağlup etmek için Collins’i tüm gücüyle destekliyor. Trump ve ekibi, Collins’e muhalif seçmenleri çekebilmesi ve koltuğunu koruyabilmesi adına kendisine geniş bir muhalefet alanı tanıdı. Cumhuriyetçiler için Collins, Anayasa Mahkemesi üyelerinin onaylanması gibi kritik dönemeçlerde zaman zaman kendi ajandaları doğrultusunda oy kullanan ılımlı bir isim.

Trump’ın başkan yardımcısı adayı JD Vance, eyaletlerin dinamiklerine göre şekillendirilen bu Cumhuriyetçi stratejiyi şu sözlerle özetledi:

"Susan’ın en sevdiğim yönü bağımsızlığıdır, çünkü Maine doğası gereği bağımsız bir eyalettir. Açıkçası, eğer bazen arzu ettiğim kadar katı bir partizan olsaydı, Maine halkı için uygun bir isim olamazdı."



Trump'tan California'daki cami saldırısına ilişkin açıklama: Korkunç bir durum

İslam Merkezi'ndeki silahlı saldırının yaşandığı yerin yakınındakiler birbirlerini teselli etti (Reuters)
İslam Merkezi'ndeki silahlı saldırının yaşandığı yerin yakınındakiler birbirlerini teselli etti (Reuters)
TT

Trump'tan California'daki cami saldırısına ilişkin açıklama: Korkunç bir durum

İslam Merkezi'ndeki silahlı saldırının yaşandığı yerin yakınındakiler birbirlerini teselli etti (Reuters)
İslam Merkezi'ndeki silahlı saldırının yaşandığı yerin yakınındakiler birbirlerini teselli etti (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün California eyaletindeki bir camide meydana gelen ve ölümle sonuçlanan silahlı saldırının ardından yaşananları «korkunç bir durum» olarak nitelendirerek üzüntüsünü dile getirdi.

Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında kendisine yöneltilen bir soru üzerine Trump, "Korkunç bir durum. İlk bilgileri aldım" ifadelerini kullandı ve durumu yakından takip edeceğini belirtti.

ABD'li yetkililer, dün 17 ve 19 yaşlarında iki gencin San Diego şehrindeki bir İslam merkezine ateş açtığını, olayda 3 erkeğin hayatını kaybettiğini ve saldırganların daha sonra intihar ettiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre polis, olaya ilişkin «nefret suçu» kapsamında soruşturma başlattı.

Söz konusu İslam merkezi, resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre San Diego bölgesindeki en büyük camiye ev sahipliği yapıyor.

San Diego Emniyet Müdürü Scott Wahl, hayatını kaybedenler arasında camide görevli bir güvenlik görevlisinin de bulunduğunu açıkladı.

Tehdit etkisiz hale getirildi

San Diego polisi, dün erken saatlerde eyaletin güneyindeki şehre ait bir cami kompleksine silahlı bir saldırganın girmesi üzerine "tehdidi etkisiz hale getirdiklerini" duyurmuştu.

Emniyet müdürlüğünün X platformundan yaptığı paylaşımda, bölgeye güvenlik güçlerinin sevk edildiğinin bildirilmesinin ardından, "İslam Merkezi'ndeki tehdit etkisiz hale getirilmiştir" denildi. Yerel basına yansıyan görüntülerde, onlarca polis aracının sevk edildiği ve ağır silahlı güvenlik güçlerinin bölgeyi kordon altına aldığı görüldü.

Cami İmamından açıklama: Bir İbadethanenin hedef alınması rezilliktir

İslam Merkezi Direktörü İmam Taha Hassan yayınladığı mesajda, binadaki tüm çocukların, personelin ve öğretmenlerin tahliye edildiğini belirterek "herkesin güvende olduğunu" teyit etti.

Hassan, "Daha önce böyle bir trajedi yaşamadık. Şu an için söyleyebileceğim tek şey, burada topluluğumuzdaki tüm ailelerle dayanışma içinde olduğumuz ve onlar için dua ettiğimizdir. Bir ibadethanenin hedef alınması son derece rezilce bir durumdur" ifadelerini kullandı.


AB'nin çelik hamlesi Ukrayna'yı vuracak

Fransa, İspanya ve Polonya gibi AB üyeleri, Çin'in fazla üretimi sonucu oluşan bolluğa karşı harekete geçilmesini istedi (Reuters)
Fransa, İspanya ve Polonya gibi AB üyeleri, Çin'in fazla üretimi sonucu oluşan bolluğa karşı harekete geçilmesini istedi (Reuters)
TT

AB'nin çelik hamlesi Ukrayna'yı vuracak

Fransa, İspanya ve Polonya gibi AB üyeleri, Çin'in fazla üretimi sonucu oluşan bolluğa karşı harekete geçilmesini istedi (Reuters)
Fransa, İspanya ve Polonya gibi AB üyeleri, Çin'in fazla üretimi sonucu oluşan bolluğa karşı harekete geçilmesini istedi (Reuters)

Ukraynalı sanayiciler ve yetkililer, Avrupa Birliği'nin (AB) yeni planına tepki gösterdi.

Brüksel, 1 Temmuz itibarıyla gümrüksüz çelik ithalatı kotasını yüzde 47 azaltacağını ve bu sınırı aşan alımlara ek yüzde 50 gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı.

Avrupa'daki çelik üreticilerini küresel arz fazlasına karşı korumak için hazırlanan planın onbinlerce kişinin iş kaybına çare olması bekleniyor. 

Diğer yandan bu hamle, Rusya'ya karşı Şubat 2022'den beri sürdürdüğü savunmayı finanse etmekte zorlanan Ukrayna'yı olumsuz etkileyecek.

Ukraynalı çelik ve madencilik şirketi Metinvest'in CEO Ofisi Başkanı Oleksandr Vodoviz, Financial Times'a (FT) "Ukrayna şirketlerinin Avrupa pazarına satış yapma imkanını tamamen ortadan kaldıracaklar" dedi.

Vodoviz, ülkesinin AB'ye yaptığı çelik ihracatının yarısından fazlasını karşılayan şirketinin, başka müşteri bulmakta zorlanacağını da vurguladı: 

Farklı piyasalara baksak da oralarda Ruslar ve Türkler var. Onların elektriği bizimkinin 10'da birine mal oluyor ve onlar her gün bombardımana maruz kalmıyor. Çekirdek pazarlarında onlarla yarışmamız ihtimal dahilinde değil. Bizim çekirdek piyasamız hep Avrupa'ydı.

Kotanın düşürülmesi, Dünya Ticaret Örgütü kuralları gereğince AB'nin tüm ticaret ortaklarını etkileyecek. 

FT'nin haberine göre azalan kotayı bu ortaklar arasında paylaştıracak olan Avrupa Komisyonu, Ukrayna'nın yanı sıra 20 ülkeyle daha müzakere halinde. 

Geçen ay Cenevre'de yapılan görüşmelerde AB, 713 bin tonluk çelik ihracatını gümrük vergisiz yapabileceğini Ukrayna'ya bildirdi. 

Ancak Ukrayna'nın AB'ye 2025'te 2,65 milyon ton çelik satıldığı düşünüldüğünde Kiev'in ekonomik kaybı dikkat çekiyor. 

Ukraynalı yetkililer, en büyük müşterilerinin çelik ithalatında yüzde 70'lik kesintiye gitmesinin kendileri için 1 milyar euro kayıp anlamına geldiğini vurguluyor. 

AB yetkilileri, Ukrayna'nın "zor durumunu hesaba katacaklarını" söylese de Kiev'e ayrılan kotanın ciddi oranda düşmesine kesin gözüyle bakılıyor. 

Independent Türkçe, Financial Times, RT


Christopher Nolan, The Odyssey'in perde arkasını anlattı

Akıl Defteri (Memento), Batman üçlemesi ve Prestij (The Prestige) gibi filmlere imza atan Christopher Nolan'ın yeni filmi The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
Akıl Defteri (Memento), Batman üçlemesi ve Prestij (The Prestige) gibi filmlere imza atan Christopher Nolan'ın yeni filmi The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
TT

Christopher Nolan, The Odyssey'in perde arkasını anlattı

Akıl Defteri (Memento), Batman üçlemesi ve Prestij (The Prestige) gibi filmlere imza atan Christopher Nolan'ın yeni filmi The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
Akıl Defteri (Memento), Batman üçlemesi ve Prestij (The Prestige) gibi filmlere imza atan Christopher Nolan'ın yeni filmi The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)

Christopher Nolan, Homeros'un ölümsüz destanı The Odyssey'i beyazperdeye uyarlarken hiçbir masraftan kaçınmadı. 

CBS News'ta yayımlanan 60 Minutes programında Scott Pelley'nin sorularını yanıtlayan vizyoner yönetmen, sinemasının temel taşlarını ve bu dev prodüksiyonun perde arkasını anlattı.

"İzleyiciyi o Truva atının içine sokmak istedim"

Nolan, filmlerinde izleyiciyi hikayenin tam merkezine konumlandırmayı hedeflediğini belirterek sinema felsefesini şu sözlerle özetledi:

Hikayeye her zaman filmin içinden bakan bir perspektifle yaklaşmaya çalışırım. Karakterlere 30 bin fit yükseklikten bakmıyorum; onlarla aynı yarışın, aynı labirentin içinde kalmaya çalışıyorum. Çünkü izleyiciye o mekanın kokusunu, dokusunu, nasıl hissettirdiğini bizzat deneyimletmek istiyorum. Bir hikayenin mümkün olan en sürükleyici ve en uç versiyonunu ortaya çıkarmaya çalışıyorum.

Her projeye sanki son filmiymiş gibi yaklaştığını ifade eden usta yönetmen, "Belirli bir hikayede izleyiciye en zengin görselliği, en eksiksiz olay örgüsünü sunabilmek için ekrana olabildiğince zengin bir dünya taşıma sorumluluğu hissediyorum" dedi.

Tarihçilerin milattan önce 725 ila 675'te yazıldığına inandığı bu destansı şiiri sinemaya bizzat uyarlayan Nolan, yazım ve yönetim sürecindeki yaklaşımını şu sözlerle aktardı:

Yazarken, filmi bir izleyici gibi, hikayeyi dışarıdan deneyimleyen biri olarak hayal ediyorum. Yönetmen koltuğuna oturduğumda ise izleyiciyi tam olarak o atmosferin içine çekmeye çalışıyorum. The Odyssey özelinde konuşursak; seyirciyi o Truva atının içine sokmaya, onları Odysseus'un gemisinin güvertesine taşımaya çalışıyorum.

Sınırları zorlayan prodüksiyon

Nolan, bu yapımın kariyerindeki en zorlu işlerden biri olduğunu da gizlemedi: 

"Ne kadar zorsa o kadar iyi, hele ki konu The Odyssey ise... Bu filmde sınırları gerçekten çok zorladık ve belki de bazı limitlerimizi keşfettik."

Ünlü yönetmen, bu devasa yapım için yaklaşık 610 bin metre IMAX filmi kullandığını açıkladı. Filmin yıldızlarından Matt Damon da programda Nolan'ın bu benzersiz tutkusuna dikkat çekerek şunları söyledi:

Onu diğer yönetmenlerden ayıran şey, anlatmak istediği hikayelerin ve bu hikayeleri anlatış biçiminin inanılmaz derecede iddialı olması. Bu proje özelinde, sinema tarihinde daha önce hiç yapılmamış bir şeyi gerçekleştirmek istedi ve filmin tamamını IMAX kameralarıyla çekti.

Merakla beklenen The Odyssey, 17 Temmuz'da sinemalarda izleyiciyle buluşacak.

Independent Türkçe, CBS News, Hollywood Reporter