Yapay zeka çalışmanın tanımını ve işlerin rolünü nasıl dönüştürüyor?

Bu, çalışanın ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor, ama iş güvencesi aşınıyor ve ‘belirsizlik’ büyüyor

Görsel: Sara Gironi Carnevale
Görsel: Sara Gironi Carnevale
TT

Yapay zeka çalışmanın tanımını ve işlerin rolünü nasıl dönüştürüyor?

Görsel: Sara Gironi Carnevale
Görsel: Sara Gironi Carnevale

Abdurrahman Ayas

Birkaç yıl öncesine kadar robotların insanlara karşı isyan edip onları kontrol altına alacağı korkusu, sadece bilim kurgu filmlerinin senaryolarına özgü bir olgu gibi görünüyordu. Bugünse bu konu üniversitelerde, ofislerde ve şirketlerde günlük konuşmaların ayrılmaz bir parçası haline geldi. Makinenin fiziksel işçinin yerini giderek artan hızda almasından endişe duyan çalışanlar, artık raporları yazacak, metinleri çevirecek, sözleşmeleri gözden geçirecek, tasarımlar üretecek, müşteri sorularını cevaplayacak ve belki de işin bir bölümünü yönetecek bir makinenin bizzat kendi yerini alıp almayacağını sorgulamaya başladı.

ChatGPT'nin 2022 yılı sonlarında piyasaya sürülmesinden bu yana yapay zekanın kapasitesi, bizzat geliştiricilerini şaşırtan bir hızla tırmandı. Bir zamanlar insanlara yardımcı olan program ve yazılımlardan ibaret olan bu teknoloji, yakın zamana kadar üniversite eğitimi, mesleki deneyim ve yıllar hatta on yıllar içinde biriktirilen becerileri gerektiren görevleri yerine getirebilen araçlara dönüştü.

Şarku’l Avsat’ın Londra merkezli haftalık yayınlanan The Economist’ten aktardığı analize göre yapay zekanın neden olduğu istihdam felaketi ele alınırken tarih bu kez tam anlamıyla güvenilir bir rehber olmayabilir. Önceki sanayi devrimlerinin insan emeğine son vermediği doğru olsa da bu devrimler çok daha yavaş gelişmiş, çok daha az kapsamlı olmuş ve bugün yaşanan gibi beyaz yakalı işlerin özünü hedef almamıştı.

Her 10 Amerikalıdan 7’si yapay zekanın iş bulmayı daha da zorlaştıracağını düşünüyor. Amerikalıların yaklaşık üçte biri ise kendi işini kaybetmekten korkuyor.

Derginin aktardığına göre her 10 Amerikalıdan 7’si yapay zekanın iş bulmayı daha da zorlaştıracağını düşünüyor. Amerikalıların yaklaşık üçte biri ise kendi işini kaybetmekten korkuyor. Bu iki oran, kapımıza ansızın dayanan bu teknolojiye yönelik korkudan çok daha derin bir belirsizlik hissini; eğitim, deneyim ve sıkı çalışma hâlâ istikrar için yeterli bir güvence sayılabilir mi? sorusunun yanıt arayışını yansıtıyor.

Eş zamanlı teknolojik ve jeopolitik sarsıntılar

Daha kapsamlı bir perspektiften bakıldığında dünyanın bugün iç içe geçmiş üç sarsıntıyı aynı anda yaşadığı açıkça görülüyor. Bunlardan birincisi teknolojik; yani yapay zeka ve otomasyonun hızla yayılmasıyla, ikincisi jeopolitik; yani art arda patlak veren savaşlar ve farklı türlerdeki enerji ile tedarik zinciri aksaklıklarıyla, üçüncüsü ise mali; yani borç yükünün şişmesi, biriken faizler ve şirketlerin bu karşısında giderek kırılganlaşmasıyla ilgili. Eş zamanlı olarak ortaya çıkan bu sorunlar tam da içinde bulunduğumuz anı hem farklı hem de tehlikeli kılıyor.

dfev
Anthropic şirketinin ABD’nin San Francisco eyaletindeki genel merkezi önünde yapay zeka geliştirmenin geçici olarak durdurulmasını talep eden göstericiler, 21 Mart 2026 (Reuters)

Daha derin bir sorun ise yapay zekanın (AI) istikrarlı ve müreffeh bir iş piyasasına değil, halihazırda artan enflasyon, yükselen fiyatlar ve yavaşlayan büyüme oranlarıyla yorgun düşmüş bir küresel ekonomiye giriş yapıyor olması. Maliyetlerini düşürmenin yollarını arayan şirketler, özellikle yaratıcılıktan neredeyse tamamen yoksun rutin ve tekrarlayan işlerde otomasyonu cazip bir çözüm olarak buluyor.

İlk iş bugünün en zor işi

Bu yüzden yapay zekanın etkileri, uzun işsizler kuyruklarında ani bir biçimde kendini göstermek yerine çok daha sessiz ve bir o kadar tehlikeli bir biçimde var olması beklenen işlerin ortadan kalkmasına yol açıyor. Açıklanmayan pozisyonlar, işe alınmayan stajyerler, iş piyasasına giriş kapısı bulamayan mezunlar bunun somut yansımaları. Haber odalarında pek çok editör, artık kendileri yazmak yerine makinelerin ürettiği metinleri düzeltiyor.

IMF: Tahminler, yapay zekanın dünya genelindeki mevcut işlerin yaklaşık yüzde 40'ını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyeceğine işaret ediyor. Gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 60'a çıkıyor.

Bazı yeni mezunlar en zor işin bizzat ilk iş olduğunu keşfediyor. Önümüzdeki on yılın en tehlikeli sorunlarından biri de belki burada yatıyor. Yapay zekanın bazı çalışanların yerini alma ihtimalini ve bu teknolojinin uzmanların beceri ile deneyim kazandığı yolları kapatabilme olasılığını barındıran ‘giriş düzeyi iş’ kriziyle karşı karşıyayız. Peki ilk iş ortadan kalkarsa, deneyim, eğitim ve kariyer basamaklarını sağlayan bu işler olmadan bir insan nasıl profesyonel çevirmen, gazeteci, avukat ya da programcı olacak?

Yeni işler, ortadan kaybolanlar ve olumsuz sonuç

Bu sorun artık yalnızca bireysel bir mesele olmaktan çıkarak insan becerisinin üretimine dokunan yapısal bir soruna dönüşebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2030 yılına kadar ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin yaklaşık 170 milyon yeni iş imkânı yaratacağını, buna karşın 92 milyon işin ortadan kalkacağını ya da neredeyse yok olacağını öngörürken istihdamda küresel net artış ise 78 milyonda kalıyor.

ebgfrb
Görsel: Reuters

Ancak bu rakamların arkasında çok daha önemli ve karmaşık bir ayrıntı yatıyor. Verilere göre yeni işler, eski işlerini kaybedenlerin eline geçmeyebilir. Çünkü iş türleri de köklü biçimde değişiyor. Piyasa, geleneksel ofis işlerinin ve tekrarlayan idari görevlerin büyük bölümünden çok daha fazla veri analistine, yapay zeka mühendisine ve siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyuyor.

Yapay zekanın dünya genelinde mevcut işlerin yaklaşık yüzde 40'ını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyeceğini tahmin eden IMF’ye göre gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 60'a ulaşıyor. IMF ayrıca hükümetler mevcut çalışanları korumaya ve ek beceriler kazandırmaya yönelik etkin politikalar hayata geçirmediği takdirde bu teknolojinin gelir grupları arasındaki uçurumu derinleştirebileceği uyarısında bulundu.

“Akıllı üretim” ve robotlar çağında bizi neler bekliyor?

Ancak bu dönüşüm ABD'nin sınırlarını aşarak Çin'i de kapsayabilir. Pekin, diğer ülkelerin yaptığı gibi üretkenliği artırmak amacıyla yapay zekadan yararlansa da onu sanayi üstünlüğünü pekiştirmek için stratejik bir araç olarak özellikle benimsemesiyle diğerlerinden ayrılıyor.

IFR: Çin fabrikaları hızla ‘akıllı üretim’ çağına giriyor. Robotlar, yapay zeka, devasa tedarik zincirleri ve devlet desteği iç içe geçerek küresel arenada daha ucuz, daha hızlı ve daha rekabetçi mallar üretiliyor.

Uluslararası Robotik Federasyonu'na (IFR) göre Çin son yıllarda dünya genelindeki yeni endüstriyel robot kurulumlarının yarısından fazlasını gerçekleştirdi; bu veri ülkedeki sanayi otomasyonunun ne denli hız kazandığının açık göstergesi.

Pek çok ülke, onlarca yıldır girmeye çalıştığı üretim kapısının tam geçemeden kapanmaya başladığını fark edebilir.

defvg
Google'da çalışan bir kadın, arkasında New York'un gökdelenleri görünüyor, 10 Mart 2008 (Reuters)

Aynı zamanda savaşlar da endişelerin artmasına yol açıyor. Ortadoğu'daki gerilimler, denizcilik ve enerji aksaklıkları, taşımacılık, nakliye ve sigorta maliyetlerindeki artışlar, zaten yüksek borç yükü ve yıllardır görülmemiş düzeyde zayıflayan kar marjlarıyla boğuşan küresel şirketler üzerindeki baskıyı yoğunlaştırıyor.

Allianz Trade'in yayımladığı ‘2026-2027 Küresel Şirket İflasları Görünümü’ rapor, 2026'nın küresel şirket iflaslarının arttığı art arda beşinci yıl olabileceğine karşı uyardı. Bu yıl söz konusu eğilimin yaklaşık yüzde altı genişlemesi bekleniyor. Allianz Trade, iflas dalgası ve yeniden yapılanma süreçleri nedeniyle özellikle inşaat, perakende, taşımacılık ve hizmet sektörlerinde yaklaşık 2,2 milyon işin doğrudan tehlike altına girebileceğini tahmin ediyor.

Peki yapay zeka Arap dünyasında iş piyasasını nasıl etkiliyor?

Arap dünyasına bakıldığında tablo çok daha hassas bir görünüm alıyor. Bölge, dünyanın en yüksek genç işsizlik oranlarından biriyle, her zaman dijital dönüşümlere ayak uyduramayan eğitim sistemleriyle ve çoğu zaman kamu istihdamına ile görece düşük katma değerli hizmetlere dayanan ekonomileriyle yapay zeka çağına giriyor.

ILO: Arap dünyasında yaklaşık 1,2 milyon iş tam otomasyondan kaynaklanan yüksek riskle karşı karşıya.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) tahminlerine göre Arap ülkelerindeki toplam istihdamın yaklaşık yüzde 2,2'si, yani yaklaşık 1,2 milyon iş, yapay zeka ve dijital teknolojiler nedeniyle tam otomasyon riskiyle karşı karşıya. Çok daha fazla sayıda işin ise tamamen ortadan kalkmak yerine nitelik değiştirmesi bekleniyor.

Öte yandan Arap bölgesi, dünyanın en yüksek genç işsizlik oranlarına sahip olmayı sürdürüyor. ILO'nun en güncel tahminlerine göre 2023 yılında bölge genelindeki oran yaklaşık yüzde 28'e ulaştı ve bazı ülkelerde bu rakam daha da yüksek seyrediyor.

Arap dünyasında gençlik demografisi

Ancak rakamlar tek başına Arap hikayesini tam anlamıyla açıklamıyor. Arap dünyası, Avrupa ve Japonya'dan köklü biçimde farklı bir demografik tablo çiziyor.

Her yıl milyonlarca genç, zaten yeterli iş üretemeyen ekonomilere sahip iş piyasalarına adım atıyor. Mısır, Irak, Cezayir, Ürdün ve Tunus gibi ülkelerde sorun hem üretkenliği artırmak hem de iş piyasasına yeni katılanların büyük kitlesini absorbe edebilmek. Bununla birlikte ‘milyonlarca genç daha az işçi ve çalışana ihtiyaç duyan bir ekonomiye girdiğinde ne olur?’ sorusu da giderek daha sancılı bir hal alıyor.

sdf
Dubai Tıp Üniversitesi'nde öğrenciler sanal hasta simülasyonuyla eğitim alırken, BAE, 26 Ocak 2026 (Reuters)

Arap Körfezi'nde tablo farklı görünüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) veri merkezleri, yapay zeka ve dijital altyapı inşasına güçlü yatırımlar yaparak küresel ileri teknoloji merkezlerine dönüşmeyi hedefliyor.

Amazon Web Services (AWS) de dahil olmak üzere küresel şirketler Körfez bölgesindeki bulut altyapısı ve veri merkezlerine milyarlarca dolarlık yatırım açıkladı. Böylece onlarca yıl boyunca kamu ve idari istihdama dayanan Körfez ülkeleri, geleceğe yönelik net bir öngörü eşliğinde dijital dönüşümün ekonomilerini köklü biçimde değiştireceği bir sürecin eşiğinde.

Dünya bir ‘istihdam felaketi’ yaşamıyorsa da ‘kırılgan işler’ çağına gerçekten giriyor. Daha az istikrarlı ve güvenli işler, daha kaygılı kariyer yolları...

Mısır, Lübnan, Ürdün, Fas ve Tunus gibi ülkelerde ise kaygı daha özgül bir boyut kazanıyor. Bu ekonomiler farklı düzeylerde medya, çeviri, dış kaynak kullanımı, çağrı merkezi hizmetleri ve programlamaya dayanıyor. Bunların tümü yapay zekadan hızla etkilenebilecek sektörler.

Yapay zeka çağında insanın makineden duyduğu kaygı

Yapay zeka devrimi çerçevesinde dünyanın dört bir yanındaki insanların birçoğu işini kaybetmekten çok gerekli olduğu duygusunu yitirmekten korkuyor. Yani günümüzdeki korku artık yalnızca işsizlik korkusu değil, değer, statü ve toplumsal rol kaybı korkusu. Bir çevirmen, yazar, tasarımcı ya da programcı, yıllarca emek vererek öğrendiği becerilerin makineler tarafından saniyeler içinde yerine getirilebileceğini hissettiğinde ne olur?

Bu kaygılar yerinde olmasına karşın pek çok ekonomist halen dünyanın ‘çalışmanın sonuna değil, yeniden tanımlanmasına’ doğru ilerlediği görüşünde. Önceki sanayi devrimlerinin var olmayan yeni meslekler doğurduğu gibi yapay zeka da bugün hayal edilmesi güç fırsatlar ve sektörler açabilir.

dfergt
Çin'in güneyindeki Guangzhou şehrinde otomotiv şirketi XPENG’in merkez binasındaki sergi salonunda yürüyen yeni nesil Iron robotu, 5 Kasım 2025 (AFP)

Küresel yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey, üretken yapay zekanın (Generative AI) geniş çaplı eğitim ve yeniden beceri kazandırma yatırımlarıyla bir arada yürütülmesi halinde 2040 yılına kadar küresel iş gücü verimlilik büyümesine yıllık 0,1 ila 0,6 puan katkı sağlayabileceğini tahmin ediyor.

Ancak ekonomi her şeyi ölçemiyor. Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) ve verimlilik güçlense bile en önemli insani soru olarak ‘çalışanlar bu yeni dünyada kendilerine bir yer bulabileceklerini hissedebilecek mi?’ sorusu yanıt beklemeye devam ediyor.

Dünya bir ‘istihdam felaketi’ yaşamıyorsa da ‘kırılgan işler’ çağına gerçekten giriyor. Daha az istikrarlı ve güvenli işler, daha kaygılı kariyer yolları, teknolojiyi elinde tutanlar ile piyasadan dışlanmamak için çabalayanlar arasında giderek genişleyen bir uçurum... Bu yüzden asıl soru, yapay zekayı nasıl durduracağımızdan ziyade ilerlemenin kendisinin insanlar arasında nasıl ek bir korku, endişe ve toplumsal eşitsizlik kaynağına dönüşmesini önleyeceğimiz olmalı.



İran, Amerika'nın görüşlerini aldık ve inceliyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
TT

İran, Amerika'nın görüşlerini aldık ve inceliyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)

İran resmi haber sitesi Nur News'in aktardığına göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "ABD'nin görüşlerini teslim aldık ve şu anda inceliyoruz" açıklamasında bulundu.

Sözcü Bekayi, Tahran ile Washington arasındaki mesaj trafiğinde Pakistan'ın arabuluculuk rolünü sürdürdüğünü belirtti. Bekayi ayrıca, iki taraf arasındaki çok sayıda iletişim turunun, İran’ın sunduğu 14 maddelik temel taslak çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti.

 


Washington, BM Özel Raportörü Francesca Albanese’ye uygulanan yaptırımları kaldırdı

BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

Washington, BM Özel Raportörü Francesca Albanese’ye uygulanan yaptırımları kaldırdı

BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’e yönelik sert eleştirileriyle bilinen, Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Özel Raportörü Francesca Albanese’ye yönelik yaptırımları bir mahkeme kararı doğrultusunda dün günü kaldırdı.

ABD Hazine Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan bildirimde; Albanese'nin küresel kara listeden çıkarıldığı, böylelikle ana kredi kartlarını kullanmasını ve bankacılık işlemleri yapmasını imkânsız kılan engellerin ortadan kalktığı belirtildi.

Washington yönetimi, Temmuz 2025'te Albanese’yi, ABD'nin Gazze Şeridi'ne yönelik politikalarını eleştiren açıklamaları nedeniyle yaptırım listesine almıştı.

2022 yılında görevine başlayan Albanese, İsrail’i, Hamas’ın 7 Ekim 2023'teki saldırılarına verdiği askeri karşılıkta Gazze’de "soykırım" yapmakla suçlamıştı.

Mahkeme gerekçesi: İfade özgürlüğü kamu yararınadır

Federal Yargıç Richard Leon, geçtiğimiz hafta Albanese’ye yönelik ABD yaptırımlarını askıya aldı. Yargıç Leon kararın gerekçesinde, "İfade özgürlüğünün korunması her zaman kamu yararınadır" ifadesini kullandı.

Rubio: Açıkça antisemitizm yapıyor

Temmuz 2025'te yaptırımları duyuran dönemin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Albanese'nin "taraflı ve kötü niyetli faaliyetlerde" bulunduğunu savunmuş ve kendisini "açıkça antisemitizm yapmak ve terörü desteklemekle" suçlamıştı.

Francesca Albanese ise kendisine İsrail tarafından da yöneltilen antisemitizm iddialarını kesin bir dille reddediyor.


ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze İnsani Yardım Vakfı hakkında soruşturma yürütüyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze İnsani Yardım Vakfı hakkında soruşturma yürütüyor
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze İnsani Yardım Vakfı hakkında soruşturma yürütüyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze İnsani Yardım Vakfı hakkında soruşturma yürütüyor

Financial Times gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki denetleme kurulu, şu an faaliyet göstermeyen "Gazze İnsani Yardımlaşma Vakfı” hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın, vakfın milyonlarca dolarlık acil yardımı nasıl harcadığına odaklandığı belirtildi.

Gazetede dün yer alan haberde, Bakanlık Genel Müfettişlik Ofisi'nin (OIG), Dışişleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz haziran ayında açıklanan 30 milyon dolarlık bir hibeyi mercek altına aldığı belirtildi. Söz konusu hibenin, Gazze'de yardım dağıtması için ABD ve İsrail tarafından desteklenen bu kuruluşa tahsis edildiği ifade edildi.