Riyad Mansur ABD'nin baskısıyla BM adaylığını geri çekti

Lübnan temsilcisi, Genel Kurul Başkan Yardımcılığı için onun yerine aday oluyor

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
TT

Riyad Mansur ABD'nin baskısıyla BM adaylığını geri çekti

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)

Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Filistin’in New York misyonundaki diplomatların vizelerini iptal etme tehditleri üzerine, BM Genel Kurul Başkan Yardımcılığı adaylığını geri çekti.

BM Genel Kurul Başkanı Annalena Baerbock’un Sözcüsü Lanice Collins, "Filistin Devleti'nin adaylığının geri çekildiğini" açıklayarak, "81. Yıllık Oturum Başkan Yardımcılığı görevi için Lübnan’ın adaylığını almış bulunuyoruz" dedi. Collins, coğrafi bölgelere göre mevcut aday listesinde şu anda 16 başkan yardımcısının yer aldığını, kalan 5 koltuğa ise Genel Kurul’un 5 ana komite başkanının geleceğini ve böylece dönem boyunca toplam başkan yardımcısı sayısının 21 olacağını belirtti.

Yeni aday listesinde şu ülkeler yer alıyor: Yeşil Burun Adaları, Mısır, Gabon, Gine-Bissau, Mauritius, Zimbabve, Afganistan, Irak, Moğolistan, Lübnan, Polonya, Antigua ve Barbuda, Dominik Cumhuriyeti, Paraguay, Finlandiya ve İrlanda.

Yalanlamalar ve Diplomatik Baskılar

Daha önce Şarku’l Avsat’ın, Trump yönetiminin Filistin yönetimine adaylığı geri çekmesi için baskı uyguladığına dair sızdırılan bir ABD diplomatik belgesi hakkındaki sorusuna yanıt veren Mansur, daha fazla ayrıntıya girmeden bu iddiaları "gerçek dışı hikayeler" diyerek yalanlamıştı.

Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir Arap diplomat, Mansur’un bu tamamen idari makam için adaylığının sürdüğünü belirtmişti. Diplomat, Genel Kurul Başkanının aynı anda birden fazla toplantıda bulunamaması nedeniyle oturumları yönetmek üzere 21 başkan yardımcısının görev yaptığını hatırlatmıştı. Bununla birlikte aynı kaynak, Trump yönetiminin daha önce de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin baskıları doğrultusunda, Filistinli büyükelçinin Genel Kurul Başkanlığına aday olmasını engellemek için baskı uyguladığına dikkat çekmişti.

Sızan belgede, Mansur’un ABD baskıları sonucu geçtiğimiz şubat ayında Genel Kurul Başkanlığı adaylığından zaten çekildiği, ancak daha düşük bir statüdeki başkan yardımcılığına seçilmesi halinde bile Genel Kurul oturumlarına başkanlık edebileceği belirtiliyordu. Belgede, "Bu nedenle, Filistinliler yarıştan çekilmediği sürece, BM Genel Kurulu’nun 81. Yıllık Oturumu sırasında oturumlara başkanlık etme riskleri hâlâ mevcuttur" ifadesi yer alıyordu.

İsrail’in BM Daimî Temsilcisi Danny Danon ise Mansur’un Genel Kurul Başkanlığı adaylığını geri çekme kararını memnuniyetle karşılayarak, bu adaylığı "Genel Kurul’u İsrail’e karşı siyasi bir sirke dönüştürme girişimi" olarak nitelendirdi.

Genel Kurul Başkan Yardımcılığı seçimlerinin 2 Haziran'da yapılması planlanıyor. Asya-Pasifik grubu aday listesinde Afganistan, Irak, Moğolistan ve Filistin dahil birçok ülke bulunuyordu. Arap Grubu'nun, Perşembe günü öğleden sonra BM'de yapılması planlanan toplantısında sızdırılan ABD belgesi konusunu ele alması beklenmiyordu.

Vize tehdidi ve iptal seçeneği

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 19 Mayıs tarihinde gönderilen ve "hassas ama gizli olmayan" olarak sınıflandırılan belgeye göre, Kudüs’teki Amerikalı diplomatlardan, bu hafta Filistinli yetkililerle doğrudan temasa geçerek Mansur’un adaylığından vazgeçmesini sağlamaları istendi. Belgede, Mansur’un "İsrail'i soykırımla suçlayan bir geçmişi olduğu" iddia edilerek, BM’de üst düzey bir görev üstlenmesinin "gerilimleri artıracağı ve Trump’ın Gazze barış planını baltalayacağı" savunuldu. Ayrıca, "Kongre’nin bu adaylığın devam etmesini çok ciddiye alacağı" uyarısı yapılarak, yönetimin "vize muafiyetlerini yeniden gözden geçirme seçeneğinin masada olduğu" ifade edildi.

Filistinli diplomatların statüsü

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Filistin’in BM misyonundaki tüm üyeler, Büyükelçi Mansur gibi Amerikan vatandaşlığına sahip; önde gelen bir üyenin ise Avrupa vatandaşlığı bulunuyor.

Eski ABD’li Filistin Özel Temsilcisi Hady Amr, vize kısıtlaması tehdidinin "son derece nadir" bir durum olduğunu ve genellikle yalnızca casusluk veya güvenlik müdahaleleri gibi aşırı durumlarda kullanıldığını belirtti. Amr, "Diplomatların sınır dışı edilmesi veya faaliyetlerinin kısıtlanması, devletlerin çatışmaları siyasi ve diplomatik kanallarla çözme yeteneğine zarar verir" dedi.

Trump yönetimi, geçtiğimiz yıl aralarında Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da bulunduğu çok sayıda üst düzey Filistinli yetkilinin, Genel Kurul toplantıları öncesinde ABD’ye giriş vizesi almasını engellemişti.

Amerikalı diplomatlara gönderilen talimatta, Dışişleri Bakanlığı’nın Eylül 2025’te Filistin’in New York’taki BM misyonuna atanan yetkililere yönelik vize yaptırımlarını kaldırma kararına da atıfta bulunuldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise konuya ilişkin, "BM Merkez Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerimizi ciddiyetle yerine getiriyoruz. Vize kayıtlarının gizliliği nedeniyle, Bakanlığın belirli vakalara ilişkin işlemleri hakkında yorum yapmıyoruz" açıklamasında bulundu.



Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor
TT

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Pakistan’ın arabuluculuk girişimiyle Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik İran’la bir anlaşmada ilerleme sağlanmasını umut ediyor. Gözler, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Munir’in Tahran’a yapması beklenen ziyarete çevrildi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, perşembe günü yaptığı açıklamada, Pakistan’ın yürüttüğü diplomatik temasların sürece katkı sağlayabileceğini belirterek, İran’la anlaşma yönünde ilerleme kaydedilmesini umduklarını söyledi.

İran medyasında yer alan haberlere göre, Pakistan dış politikasında giderek daha etkili bir rol üstlenen Orgeneral Asim Munir’in Tahran’a gitmesi bekleniyor. Ziyaretin, “görüşme ve istişarelerin sürdürülmesi” amacı taşıdığı ifade edildi.

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakerelerin “anlaşma ile saldırıların yeniden başlaması arasında bir yol ayrımında” olduğu yönündeki açıklamasının ardından geldi.

Rubio gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Pakistanlıların bugün Tahran’a gitmesini bekliyoruz. Bunun süreci ileri taşımaya yardımcı olmasını umuyoruz” dedi.

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki çeşitli bölgeleri hedef aldı

İsrail ordusu, cuma sabahı Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenledi. İsrail savaş uçaklarının, Güney Lübnan’daki Sıddikin ve Kana beldeleri arasındaki Hafur bölgesini hedef aldığı, saldırıda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail’e ait insansız hava araçlarının ayrıca Deyr Kanun en-Nahr beldesi, Nebatiye kenti ile Burc Rahhal-Deyr Kanun en-Nahr yolu çevresini vurduğu aktarıldı.

Lübnan resmi haber ajansına göre İsrail ordusu, sabah saat 05.00 sularında Güney Lübnan’daki Hıyam beldesinde büyük çaplı bir patlama gerçekleştirdi. Ayrıca İsrail’e ait keşif ve silahlı insansız hava araçlarının Beyrut ve güney banliyöleri üzerinde uçuş yaptığı gözlendi.

Gece saatlerinde İsrail savaş uçaklarının, Hanaviye beldesinde “İslami Sağlık Heyeti”ne ait bir noktayı hedef aldığı saldırıda ise 4 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda sağlık görevlisi yaralandı.

Fransa: Ülkelerin petrol rezervlerini kullanmadan önce savaş konusunda netliğe ihtiyaçları var

Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ise İran savaşı nedeniyle yaşanan enerji krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Financial Times’a konuşan Lescure, hükümetlerin stratejik petrol rezervlerinden yeni bir kullanım kararı verebilmesi için savaşın ne kadar süreceğine dair daha net bir tabloya ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Lescure ayrıca, Paris’te bu hafta düzenlenen G7 maliye bakanları toplantısında stratejik petrol rezervlerinden koordineli yeni bir kullanım konusunun gündeme gelmediğini ifade etti.


"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı

Gazze ile dayanışma amacıyla yola çıkan "Küresel Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınıp sınır dışı edildikten sonra dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı, (AFP)
Gazze ile dayanışma amacıyla yola çıkan "Küresel Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınıp sınır dışı edildikten sonra dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı, (AFP)
TT

"Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınmalarını ve maruz kaldıkları kötü muameleyi anlattı

Gazze ile dayanışma amacıyla yola çıkan "Küresel Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınıp sınır dışı edildikten sonra dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı, (AFP)
Gazze ile dayanışma amacıyla yola çıkan "Küresel Sumud Filosu" aktivistleri, İsrail tarafından gözaltına alınıp sınır dışı edildikten sonra dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı, (AFP)

Gemilerinin uluslararası sularda durdurulmasının ardından İsrail tarafından sınır dışı edilen "Küresel Sumud Filosu" aktivistlerinin ilk grubu dün İstanbul Havalimanı’na ulaştı. Aktivistlerden Julian Cebral’ın bir gözünün çevresinde morluklar olduğu, sol şakağında bir yara ve kürek kemiğinde yaralanma bulunduğu görüldü.

Anvers şehrinden gelen 57 yaşındaki Belçikalı Cebral, filoya ait küçük bir tekneyle Türkiye’den denize açılmıştı. Teknesinde kendisine başka bir Belçika vatandaşı, bir İtalyan, bir Malezyalı, bir Finlandiyalı, Filistin asıllı bir Kanadalı ve bir Güney Afrikalı eşlik ediyordu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Cebral yaptığı açıklamada, pazartesi günü İsrail Deniz Kuvvetleri’nin kendilerini kıyıdan 500 kilometreden fazla uzakta, uluslararası sularda nasıl durdurduğunu anlattı.

Türkiye, Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen özel uçuşlarla 400’den fazla kişiyi tahliye etti ve İstanbul Havalimanı’nda karşılamak üzere doktorlar ile ambulanslar hazır bulundurdu.

Yumruk ve sert müdahale

Cebral, İsrail askerlerinin müdahale anını şu sözlerle aktardı:

"Önce iletişimimizi kestiler, ardından gün ışığında silahlarıyla güverteye çıktılar. Sırf eğlence olsun diye plastik mermi sıktılar. Durdurulan 12. gemi olduğumuzu fark ettik ve şaşırdık. Hücumbotlar her yanımızı sarmıştı. Ellerimiz havada olmasına rağmen bize karşı çok şiddetli davrandılar."

Teknede ikinci kaptan olduğunu belirten Cebral, "İtalyan kaptanımız hâlâ ayaktaydı, bu yüzden doğrudan onu hedef aldılar. Ben de sol şakağıma bir yumruk darbesi aldım" dedi.

Sözlerine devam eden Belçikalı aktivist, "Daha sonra ellerimizi plastik kelepçelerle bağlayıp bizi sert bir şekilde konteynerlerden oluşan hapishane benzeri bir gemiye naklettiler. İngilizce olarak 'Hadi biraz eğlenelim' dediklerini duydum" ifadelerini kullandı.

Hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar

Cebral, aktivistlerin üç gün boyunca doktor muayenesi talep ettiğini ancak kendilerine sürekli "sonra, sonra" yanıtı verildiğini söyledi. Kaburgalarını ve kollarını gösteren Cebral, "Sara (epilepsi) hastası birinin ilacına el koydular. Sirius gemisinde bulunan 7 kişide toplam 35 kırık oluştu" dedi.

Deniz yoluyla İsrail’e götürülürken askerlerin kendilerine ekmek ve su dolu kutular attığını söyleyen aktivist, "Ancak miktar yetersizdi. Yaklaşık 200 kişiydik. Daha fazla su, tuvalet kâğıdı ve kadınlar için hijyenik ped istedik. Her şeyi talep etmek zorunda kaldık" diye konuştu.

Gözaltına alınanlar çarşamba günü gemiden indirilerek araçlarla İsrail'in güneyindeki Aşdod şehri yakınlarında bir gözaltı merkezine götürüldü. Cebral, kelepçelerin "gereğinden çok daha sıkı" olduğunu ve saatlerce başları öne eğik şekilde oturmaya zorlandıklarını belirtti:

"Hiçbir şey göremiyorduk. Boynumuza bastırıyorlardı. Bizi tokatlamaya ve aşağılamaya devam ettiler. Bazıları gülüyor, İsrail milli marşını çalıyordu. Özellikle Ürdünlü ve Tunuslulara karşı çok acımasız davrandılar."

Belçikalı aktivistin aktardığına göre gözaltındakiler sınır dışı edilmeden önce perşembe günü İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı’na götürüldü ve burada da hakaretlere maruz kaldı.

Aktivistlerin sınır dışı edilmesi, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in çarşamba günü aktivistleri elleri bağlı ve diz çökmüş halde gösteren bir video yayınlamasının ertesi günü gerçekleşti. Bu görüntü, geniş çaplı tepkiye ve diplomatik kınamalara yol açmıştı.

Doktor kontrolünün ardından bugün Belçika’ya dönmeyi bekleyen Cebral, İsrail'in Gazze ablukasını kırmayı amaçlayan gelecekteki her filoya yeniden katılmayı planlıyor.

Havalimanında, Bingöl kökenli Türkiye vatandaşı Bilal Kıtay da Küresel Özgürlük Filosu ile çıktığı ikinci yolculuktan dönerek eşine sarıldı. Yaklaşık 10 aktivisti taşıyan bir teknede bulunan Kıtay, İsrail güçlerinin bu kez, nisan ayında gerçekleşen bir önceki sefere kıyasla "çok daha şiddetli" bir yöntem uyguladığını belirtti.

Kıtay, durumu şu sözlerle özetledi:

"Bize saldırdılar, hepimiz darbedildik. Filistinlilerin her zaman yaşadığı şey tam olarak bu. Maalesef, İsrailliler kendi hayvanlarına bile daha iyi davranıyorlar."


Trump, güçlü sera gazlarına yönelik kısıtlamaları kaldırdı

Trump, Oval Ofis'te açıklama yaparken (AP)
Trump, Oval Ofis'te açıklama yaparken (AP)
TT

Trump, güçlü sera gazlarına yönelik kısıtlamaları kaldırdı

Trump, Oval Ofis'te açıklama yaparken (AP)
Trump, Oval Ofis'te açıklama yaparken (AP)

Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, önceki Başkan Joe Biden döneminde getirilen güçlü sera gazı düzenlemelerini kaldırdığını duyurdu. Bu gazların soğutma ve klima sistemlerinde kullanılan ve küresel ısınmaya yol açan hidroflorokarbon (HFC) emisyonlarına yönelik kısıtlamaları içerdiği belirtildi.

Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te konuşan Trump, alınan kararın çevre üzerinde bir etkisi olmayacağını savunarak, Biden yönetiminin politikalarını “saçma” olarak nitelendirdi. Trump ayrıca bu adımın Amerikalılar için yaşam maliyetlerini düşürmeye yardımcı olacağını ifade etti.

ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) yöneticisi Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı’nın da katıldığı basın toplantısında, alınan iki kararın hane halkı ve şirketlere toplamda yaklaşık 2,4 milyar dolarlık tasarruf sağlayacağı açıklandı.

Kararlardan ilki, çeşitli sektörlerin HFC içeren ekipmanları kullanmaya devam etmesine izin verirken, kademeli olarak bu gazlardan vazgeçme planını gevşetiyor. İkinci karar ise ABD taşımacılık şirketlerini bu gazların sızıntılarının onarımıyla ilgili bazı zorunluluklardan muaf tutuyor.

Ancak çevre örgütü Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi'nden David Doniger, bu kararların tüketicilere ve iklime zarar vereceğini, ayrıca ABD’nin çevre dostu soğutucu teknolojilerde rekabet gücünü azaltacağını söyledi.

HFC gazları, 1990’larda ozon tabakasına zarar veren kimyasalların yerine kullanılmaya başlanmıştı; ancak daha sonra küresel ısınmayı ciddi şekilde artırdığı ortaya çıktı.

Klima, Isıtma ve Soğutma Enstitüsü ise bu kararın fiyatları düşürmek yerine artırabileceği uyarısında bulundu. Kurum, düzenlemelerin ertelenmesinin piyasadaki soğutucu talebini artırarak, maliyetleri yükseltebileceğini belirtti.

Michigan Üniversitesi’nden ekonomi uzmanı David Ortega da gıda fiyatlarını düşürmeye yönelik bu tür politikaların etkisinin sınırlı olduğunu, aşırı hava olaylarının tarımsal üretimi olumsuz etkileyerek uzun vadede gıda enflasyonunu artırabileceğini ifade etti.