Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdi

Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
TT

Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdi

Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerini şaşırtan bir açıklamayla Polonya’ya 5 bin ek asker gönderme taahhüdünde bulundu. Karar, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İsveç’te NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla yapacağı görüşmeden saatler önce geldi. Toplantıda İran’a karşı yürütülen savaş konusunda derin görüş ayrılıklarının olduğu bildirildi.

Trump, söz konusu kararı kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımla duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, bu adımı Polonya’nın milliyetçi-muhafazakâr Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile olan ilişkisine bağladı.

Trump paylaşımında, “Mevcut Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin seçilmesindeki başarıya dayanarak ve onunla olan ilişkimiz nedeniyle, Polonya’ya 5 bin ek ABD askeri gönderileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” ifadesini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise Trump’ın açıklamasına teşekkür ederek, ABD’nin Polonya’daki askeri varlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sikorski, İsveç’te NATO görüşmeleri öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’a bu duyuru için teşekkür ediyorum. Polonya’daki ABD varlığı neredeyse mevcut seviyesinde kalacak” dedi.

Bu gelişme, Trump’ın haftalardır NATO üyesi ülkeleri, ABD-İsrail askeri kampanyasına daha fazla destek vermedikleri gerekçesiyle sert şekilde eleştirmesinin ardından gelen ani bir değişim olarak değerlendirildi. Trump, NATO’dan çekilmeyi düşündüğünü söylemiş ve Washington’ın karşılıklı savunma anlaşmasına bağlı kalıp kalmaması gerektiğini sorgulamıştı. NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının İsveç’in Helsingborg kentindeki toplantısına katılmak üzere yola çıkmasından önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özellikle ABD’nin kullanımına açılmayan askeri üsler nedeniyle ‘çok öfkeli’ olduğunu belirtti ve İspanya’yı örnek gösterdi.

Rubio, Miami’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İspanya gibi ülkeler bize üslerini kullanma izni vermeyi reddediyor. Peki o zaman NATO’da neden yer alıyorsunuz? Bu çok makul bir soru” ifadelerini kullandı.

Rubio ayrıca, “Hakkını vermek gerekir ki NATO’daki bazı ülkeler son derece işbirlikçi davrandı. Ancak bunu tartışmamız gerekiyor” dedi.

NATO yetkilileri ise ABD’nin, 32 üyeli ittifaktan İran’a karşı yürütülen savaşa katılım talebinde bulunmadığını, ancak birçok üye ülkenin ABD güçlerinin hava sahalarını ve üslerini kullanmasına izin vererek yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurguladı.

Avrupalı yetkililerin NATO’ya ilişkin endişeleri, bu yıl Trump’ın ittifak içindeki tutumuna dair artan gerilimlerle birlikte daha da derinleşti. Bu endişelere, Trump’ın NATO üyesi Danimarka’ya bağlı bir bölge olan Grönland’ı kontrol altına alma girişimi de eklendi.

Avrupalılar Hürmüz Boğazı konusunda yardım etmeye istekli görünüyorlar

Bakanların, Helsingborg’daki toplantıda Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasına, koşullar elverdiğinde destek vermeye hazır olduklarını vurgulayarak ve Avrupa güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenme taahhüdü sunarak ABD’yi yatıştırmaya çalışmaları bekleniyor.

Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir hat olarak bilinirken, savaşın başlamasından bu yana neredeyse kapalı hale geldiği ve bunun küresel enerji arzında şimdiye kadarki en büyük aksaklığa yol açtığı belirtildi. Avrupalı yetkililerin ABD’nin NATO’ya bağlılığına dair endişeleri, Trump’ın Avrupa’daki 5 bin askerin çekilmesine ilişkin kararının ardından daha da arttı. Bu karar, Trump’ın daha önce Polonya’ya ek asker gönderme taahhüdünden önce açıklanmıştı.

Görsel kaldırıldı.

Polonya’ya gönderileceği söylenen ek kuvvetlerin nereden sağlanacağı ise hâlâ netlik kazanmadı. Washington’un kararları NATO müttefikleri arasında kafa karışıklığı ve endişe yaratırken, başlangıçta askerlerin Almanya’dan çekileceği belirtilmiş, ancak daha sonra Polonya’ya planlanan bir tugayın konuşlandırılmasının ertelendiği ifade edilmişti. ABD ayrıca Almanya’ya uzun menzilli Tomahawk füzelerinin konuşlandırılmasına ilişkin planın da gerçekleşmeyeceğini açıkladı. Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Washington, NATO ülkelerine kriz dönemlerinde ABD’nin ittifaka sağladığı askeri kabiliyetleri de azaltmayı planladığını bildirmeye hazırlanıyor.

NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich ise bu hafta yaptığı açıklamada, geri çekilme planlarının yıllara yayılarak uygulanacağını ve müttefik ülkelere boşlukları telafi edecek kapasite geliştirmeleri için zaman tanınacağını belirterek Avrupa müttefiklerini yatıştırmaya çalıştı.



Rubio, İran ile yapılan görüşmelerde "küçük bir ilerleme" kaydedildiğini söyledi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 22 Mayıs 2026'da İsveç'in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısının kulislerinde konuşma yapıyor (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 22 Mayıs 2026'da İsveç'in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısının kulislerinde konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Rubio, İran ile yapılan görüşmelerde "küçük bir ilerleme" kaydedildiğini söyledi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 22 Mayıs 2026'da İsveç'in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısının kulislerinde konuşma yapıyor (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 22 Mayıs 2026'da İsveç'in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısının kulislerinde konuşma yapıyor (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı açıklamada, Pakistan’ın arabuluculuğunda Tahran ile yürütülen görüşmelerde “sınırlı bir ilerleme” sağlandığını söyledi. Rubio, ABD ile İran arasında bir anlaşmaya varılıp varılamayacağı ya da savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı konusunda ise belirsizliğin sürdüğünü ifade etti.

Rubio, açıklamalarını İsveç’in Helsingborg kentinde dün düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısının açılışında yaptı. Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin talebi üzerine İran’a yönelik askeri operasyonu ertelediğini duyurmasının sonrasında yapıldı. Trump, Pakistan üzerinden yürütülen “ciddi müzakereler” nedeniyle saldırının ertelendiğini açıklamıştı.

Trump’ın müzakerelere fırsat verme kararının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile arasında gerilime yol açtığı değerlendiriliyor. Şubat ayı sonunda başlayan savaşın ardından Trump, İran’a yönelik birçok kez süre vermiş ancak daha sonra bu süreleri geri çekmişti.

Rubio, NATO müttefikleriyle yaptığı görüşmelerde savaş sonrasında Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanmasında ittifakın üstlenebileceği rolü ele aldığını belirtti. Görüşmelerde kaydedilen ilerlemeyi abartmak istemediğini söyleyen Rubio, “Bir miktar hareketlilik var ve bu olumlu bir gelişme” ifadesini kullandı.

ABD’li Bakan, Washington ile Tahran’ın anlaşmaya varamaması halinde alternatif planların hazırlanması gerektiğini vurguladı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı gönüllü olarak yeniden açmayacağını savunan Rubio, “Birilerinin bu konuda bir şey yapması gerekecek” şeklinde konuştu.

Rubio, daha sonra yaptığı açıklamada Avrupa ülkelerine, İran ile savaşın uzaması halinde Hürmüz Boğazı’nın güç kullanılarak açılması için “alternatif plan” hazırlamaları gerekebileceğini ilettiğini söyledi. Bunun doğrudan NATO görevi olmayabileceğini belirten Rubio, ittifak üyelerinin katkı sağlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu kaydetti.

Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıklarının sürdüğü belirtilirken, bunların başında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması geliyor. Söz konusu geçiş noktası, petrol, doğal gaz, gübre ve diğer enerji ürünlerinin sevkiyatı açısından kritik önem taşıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İran limanlarına abluka uygulandığını, nisan ortasından bu yana 94 ticari geminin rotasının değiştirildiğini ve dört geminin faaliyetlerinin durdurulduğunu duyurdu.

22 Mayıs 2026'da (CENTCOM) bir ABD Donanması savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapıyor.22 Mayıs 2026'da (CENTCOM) bir ABD Donanması savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış yapıyor.

NATO'nun rolü

Öte yandan Rubio, NATO müttefiklerine Avrupa’daki ABD askerî varlığındaki olası azaltmalara karşı hazırlıklı olmaları çağrısında bulundu. Bu açıklama, Trump’ın daha önce iptal ettiği konuşlandırma kararından geri adım atarak Polonya’ya 5 bin Amerikan askeri gönderileceğini duyurmasından sonra yapıldı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski bu değişikliği memnuniyetle karşıladı. Ancak Rutte, Rusya tehdidine karşı ABD ile müttefikleri arasındaki koordinasyon eksikliği konusunda endişelerini dile getirdi.

Barrot: NATO’ya “Avrupalı bir karakter kazandırma” zamanı geldi

Rutte ayrıca Avrupa ülkelerini, Kiev’e destek amacıyla daha fazla Amerikan silahı satın almaya ve savunma yükünü daha dengeli paylaşmaya çağırdı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ise artık NATO’ya “Avrupalı bir karakter kazandırma” zamanının geldiğini söyledi.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard da mevcut sürecin “karmaşık” olduğunu ve yönetilmesinin kolay olmadığını ifade etti.

Toplantı, Trump’ın Avrupalıları İran savaşına destek vermemekle eleştirmesi ve NATO’dan çekilmeyi gündeme getirmesinin ardından İsveç’te gerçekleştirildi. Diplomatlar ise Ankara’da yapılacak NATO zirvesi öncesinde bu toplantının görüş ayrılıklarını azaltmasını ve odağın Avrupa’nın artan savunma harcamalarına çevrilmesini umduklarını ifade etti.


ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard istifa etti

Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
TT

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard istifa etti

Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)
Tulsi Gabbard'ın 25 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görev yapan Tulsi Gabbard, eşinin kansere yakalanması nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı. Gabbard böylece Trump’ın ikinci döneminde kabineden ayrılan dördüncü üst düzey yetkili oldu.

Trump, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Gabbard’ın “harika bir iş çıkardığını” söyledi. Gabbard ise istifa mektubunda, “Ne yazık ki 30 Haziran 2026 itibarıyla istifamı sunmak zorundayım” ifadelerini kullandı. Eşi Abraham’a kısa süre önce “son derece nadir görülen bir kemik kanseri” teşhisi konulduğunu belirtti.

Gabbard’ın, Trump’ın İran’a yönelik saldırı kararı sonrası yönetim içinde yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle Beyaz Saray ile sorun yaşadığı yönünde bir süredir kulis iddiaları gündeme geliyordu. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’yen aktardığı habere göre Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent de mart ayında “vicdanen savaşı destekleyemediğini” söyleyerek görevinden ayrılmıştı.

İran savaşı konusunda anlaşmazlık

Eski bir Demokrat Partili Kongre üyesi ve Irak gazisi olan Gabbard, ABD’nin dış müdahalelerine karşı çıkışıyla tanınıyordu. Bu nedenle, ABD’nin 28 Şubat’ta İsrail’le birlikte İran’a yönelik saldırılara katılması sonrası zor bir pozisyonda kaldı.

vfbgf
Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, 23 Temmuz 2025'te Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Mart ayında Kongre’deki oturumda yaptığı temkinli açıklamalar dikkat çekmiş, Trump’ın İran’a saldırı kararına açık destek vermekten kaçınmıştı. Ayrıca Beyaz Saray’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması dahil olası sonuçlara ilişkin uyarılar alıp almadığı sorularına da net yanıt vermemişti.

Senato İstihbarat Komitesi’ne sunduğu yazılı değerlendirmede Gabbard, ABD’nin geçen yıl düzenlediği saldırılar sonrası İran’ın nükleer kapasitesini yeniden inşa etmeye yönelik herhangi bir girişim tespit edilmediğini belirtmişti. Bu açıklama, Trump’ın “yakın bir tehdit” gerekçesiyle savaşın gerekli olduğu yönündeki söylemiyle çelişmişti.

Bu durum, Kongre üyeleriyle yapılan oturumlarda gergin tartışmalara yol açtı. Gabbard, İran’ın oluşturduğu tehdide ilişkin değerlendirme yapmanın kendi görevi olmadığını savunarak, “Yakın bir tehdit olup olmadığına karar vermek istihbarat topluluğunun sorumluluğu değildir” demişti.

Trump yönetiminde art arda ayrılıklar

Gabbard’ın istifası, Trump’ın mart sonunda İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden almasının ardından geldi. Noem, özellikle göç politikaları ve afet yönetimindeki performansı nedeniyle eleştiriliyordu.

ddvdf
Başkan Trump, Gabbard'ın istifasını açıklamasının ardından yaptığı "fantastik" çalışmayı övdü (Reuters)

Adalet Bakanı Pam Bondi de Jeffrey Epstein dosyalarının yönetimi konusunda artan memnuniyetsizlik nedeniyle görevden ayrılan ikinci isim olmuştu. Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer ise hakkında başlatılan etik soruşturmalarının ardından nisan ayında istifa etmişti.

Sürpriz tercih olmuştu

Askeri geçmişine rağmen Gabbard’ın istihbarat alanında doğrudan deneyimi bulunmuyordu. Buna karşın Trump tarafından, ABD’deki 18 istihbarat kurumunu denetleyen Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine getirilmişti.

2020 başkanlık seçimlerinde ilerici bir programla aday olan Gabbard, ABD’nin Orta Doğu’daki savaşlarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını, ülkeyi daha güvensiz hale getirdiğini ve binlerce Amerikalının hayatına mal olduğunu savunuyordu.

sgth
Gabbard'ın 18 Mart'ta Senato önünde ifade verdiği bir duruşmadan bir sahne (Reuters)

Daha sonra başkanlık yarışından çekilerek Joe Biden’ı destekleyen Gabbard, iki yıl sonra Demokrat Parti’den ayrılmıştı. Partisinin “savaş yanlısı elitler” ve “woke ideolojisine saplanmış çevreler” tarafından kontrol edildiğini söylemişti. Ardından bazı Cumhuriyetçi isimlere destek verdi ve Fox News yorumcusu olarak çalıştı.

Daha sonra Trump’a destek veren Gabbard, Trump’ın “gereksiz savaşlardan kaçınma” söylemiyle uyumlu bir çizgi izledi.

İstihbarat kurumlarında geniş değişiklikler

Göreve geldikten sonra istihbarat kurumlarındaki “siyasallaşmayı” sona erdirme sözü veren Gabbard, kısa sürede Trump’ın en tartışmalı siyasi söylemlerinden bazılarını destekleyen isimlerden biri haline geldi. Bunlar arasında 2020 seçim sonuçlarına yönelik şüpheler de yer aldı.

Görev süresi boyunca istihbarat kurumlarında ciddi personel azaltımına giden Gabbard, aynı zamanda kapsamlı reform önerileri hazırlamak üzere yeni çalışma grupları oluşturdu.

Bu yılın başlarında bir istihbarat çalışanı, Gabbard’ı siyasi gerekçelerle bazı istihbarat bilgilerini saklamakla suçlayan resmi bir şikâyette bulunmuş, bunun ardından Demokrat Partili üyeler istifasını istemişti.

44 yaşındaki Gabbard, Amerikan Samoası’nda doğdu ve Hawaii’de büyüdü. Çocukluğunun bir yılını Filipinler’de geçirdi. 21 yaşında Hawaii Temsilciler Meclisi’ne seçilen Gabbard, daha sonra Ulusal Muhafız birliğiyle Irak’a gönderilince görevinden ayrıldı. Gabbard ayrıca ABD Temsilciler Meclisi’ne giren ilk Hindu siyasetçi olmuştu.


South Park'ın yaratıcısı, daha çok korktuklarını açıkladı: Orduları var

Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
TT

South Park'ın yaratıcısı, daha çok korktuklarını açıkladı: Orduları var

Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)
Trump'ın Şeytan karakteriyle cinsel ilişkisi, son sezonlarda sürekli işleniyor (Comedy Central)

Çarşamba düzenlenen Televizyon Akademisi Ödülleri töreninde toplumsal meselelere değinen programlar mükafatlandırıldı. Adolescence, Deaf President Now!, Dying for Sex, Heated Rivalry, Seen & Heard: The History of Black Television ve South Park, TV ekranlarını dünyanın daha iyi bir yer olması için kullanan yapımlar arasında sayıldı.

İlk bölümü 1997'de seyircilerle buluşan South Park'ın yaratıcısı Trey Parker, ödülü almak için sahneye çıktı. 

Hollywood'da pek görülmeyen Parker, "30 yıldır bu programı yaptıktan sonra Televizyon Akademisi'ne 'Neden bu kadar uzun sürdü?' demek istiyorum" ifadesini kullandı. 

56 yaşındaki Amerikalı, Matt Stone'la birlikte sürdürdüğü çizgi filmdeki Donald Trump tasvirlerinden dolayı kendilerine son dönemde daha fazla "Çok cesursunuz" dendiğini söyledi. 

Senaryo ekibini takdir eden Parker, "Bu sene 'Böyle bir şov yapacağız' dedik ve 'Ah, tamam, bu bazılarını gerçekten küplere bindirecek' diye yanıt verdiler" ifadelerini kullandı.

Parker, South Park'a her zaman toplumun bazı kesimlerinden tepki geldiğini vurgulayarak "Hep ne söyleyeceğimizi ya da söyleyemeyeceğimizi söyleyen bir grup oluyor. Ama bu seferki grubun bir ordusu var, bu yüzden durum daha korkutucu" dedi. 

Sahneye iki yaşından beri dizide seslendirme yapan kızıyla çıkan Parker, 12 yaşındaki Betty'ye elindeki ödülü göstererek şöyle espri yaptı:

Seni bu işe zorla soktuğumu biliyorum ama hiçbir zaman korkma ve ne söyleyip söyleyemeyeceğini ya da düşünüp düşünemeyeceğini diğerlerinin belirlemesine izin verme. Her zaman seninle hemfikir kişileri bulacaksın ve belki bunlardan birini sana da verecekler.

Trump'ın ikinci dönemi, çizgi diziye yaradı. 27. sezonun 23 Temmuz'da yayımlanan ilk bölümü, South Park'ın 1999'dan beri görmediği izlenme rakamlarını beraberinde getirmişti. 

İkinci bölüm, ilk üç günde 5,9 milyon izlenen ilk bölümü 300 bin seyirciyle aşmıştı. 

Sonrasında Parker ve Stone'un Paramount'la yılda 250 milyon dolar kazanmalarını öngören 5 yıllık bir anlaşma imzaladıkları açıklanmıştı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Bang Showbiz