Kalibaf’tan Pakistan ordu komutanına: İran haklarından vazgeçmeyecek

Tahran, Washington'u "aşırı taleplerle" müzakereleri engellemekle suçladı

İran İçişleri Bakanı İskender Mümeni, dün Tahran'a gelen Pakistan Ordu Komutanı Asim Munir'i karşıladı (Reuters)
İran İçişleri Bakanı İskender Mümeni, dün Tahran'a gelen Pakistan Ordu Komutanı Asim Munir'i karşıladı (Reuters)
TT

Kalibaf’tan Pakistan ordu komutanına: İran haklarından vazgeçmeyecek

İran İçişleri Bakanı İskender Mümeni, dün Tahran'a gelen Pakistan Ordu Komutanı Asim Munir'i karşıladı (Reuters)
İran İçişleri Bakanı İskender Mümeni, dün Tahran'a gelen Pakistan Ordu Komutanı Asim Munir'i karşıladı (Reuters)

İran devlet televizyonunun haberine göre, İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, bugün Tahran’da Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile yaptığı görüşmede, İran’ın “ulusunun ve ülkesinin haklarından asla taviz vermeyeceğini” söyledi.

Kalibaf, İran silahlı kuvvetlerinin ateşkes sürecinde yeniden kapasite inşa ettiğini belirterek, ABD’nin “akılsızca savaşı yeniden başlatması halinde sonuçların çok daha yıkıcı olacağı” uyarısında bulundu.

İran daha önce ABD’yi, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakereleri “aşırı taleplerle” sekteye uğratmakla suçlamıştı. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın programında yaptığı değişiklikler, çatışmaların yeniden başlayabileceği yönündeki spekülasyonları artırdı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ile yaptığı görüşmede, ABD’nin “çelişkili tutumları ve aşırı taleplerinin” müzakere sürecini engellediğini söyledi. İran ajansları Tesnim ve Fars’a göre Arakçi, söz konusu durumun “Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmeleri aksattığını” ifade etti.

Arakçi ayrıca, ABD’nin “tekrarlanan ihanetlerine rağmen” İran’ın diplomatik sürece “sorumlu bir yaklaşımla” katıldığını , “makul ve adil bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini” dile getirdi.

Asım Münir Tahran’da temaslarda bulundu

İran devlet medyası, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in dün Tahran’da Arakçi ile görüştüğünü bildirdi. Görüşmelerin, İslamabad yönetiminin İran ile ABD arasında arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleştiği kaydedildi.

Haberde, tarafların gece geç saatlere kadar süren görüşmelerde, daha fazla gerilimi önlemeye ve savaşı sona erdirmeye yönelik son diplomatik girişimleri ele aldığı belirtildi.

Asım Münir’in dün İran’a, İslamabad’ın Tahran ile Washington arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimleri kapsamında geldiği aktarılırken, ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirdiğine ilişkin haberlerin gündemde olduğu ifade edildi.

8 Nisan’da ilan edilen ateşkes, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in başlattığı savaşta çatışmaları sona erdirmişti. Ancak müzakereler şu ana kadar kalıcı bir barış anlaşmasıyla sonuçlanmadı.

Pakistan ordusu, Münir’in “devam eden arabuluculuk çabaları çerçevesinde Tahran’a ulaştığını” açıklarken, İran’ın İSNA ajansı ziyaretin “İran ile ABD arasındaki savaşı sona erdirme ve anlaşmazlıkları çözme amacı taşıyan arabuluculuk girişimlerinin” devamı olduğunu yazdı.

Bununla birlikte İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, üst düzey Pakistanlı yetkilinin ziyaretinin ABD ile yakın zamanda bir anlaşma sağlanacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Axios ve CBS’ten aktardığına göre ABD yönetimi İran’a yönelik yeni saldırı seçeneklerini değerlendiriyor. Trump’ın hafta sonu programını değiştirerek Washington’da kalma kararı alması, Tahran’a yönelik yeni askeri operasyon ihtimaline ilişkin yorumları güçlendirdi.

CBS, ABD ordusunun hafta sonu İran’a yönelik olası yeni saldırılar için hazırlık yaptığını öne sürdü. Axios ise Trump’ın dün İran’daki savaşı görüşmek üzere en yakın danışmanlarıyla toplantı yaptığını yazdı. CBS’ye göre ise henüz nihai bir karar alınmış değil.

Trump, dün yaptığı açıklamada, oğlu Donald Trump Jr.’ın New Jersey’deki düğününe katılamayacağını ve “devlet işleri nedeniyle” Washington’da kalacağını söyledi.

İran yönetimi ise “baskılara asla boyun eğmeyeceğini” yineledi. İran Devrim Muhafızları da yeni bir ABD saldırısı halinde savaşın “bölgenin ötesine taşınacağı” tehdidinde bulundu.

İran medyasına göre Arakçi, ABD’nin “tekrarlanan ihanetlerine rağmen” Tahran’ın diplomatik sürece sorumlu şekilde katıldığını ve “makul ve adil bir sonuç” aradığını yineledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, son dönemde arabuluculuk rolünü artıran Katar’dan bir heyetin de İran’ı ziyaret ettiğini ve heyetin Arakçi ile görüştüğünü açıkladı.

Pakistan ve Katar’ın diplomatik temasları, Trump’ın iki gün önce müzakerelerin “anlaşma ile saldırıların yeniden başlaması arasında bir yol ayrımında” olduğu yönündeki açıklamasının ardından hız kazandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Pakistan’ın girişimlerinin “süreci ilerleteceğini umduğunu” belirterek, bazı ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio,Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısında (Reuters)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio,Helsingborg kentinde düzenlenen NATO dışişleri bakanları toplantısında (Reuters)

Trump, New York yakınlarında yaptığı konuşmada, “İran donanmasını, hava kuvvetlerini kaybetti; her şey yok oldu, liderleri ortadan kayboldu” dedi.

“Eğer yanıltıcı haberleri okuyorsanız her şeyin yolunda olduğunu düşünebilirsiniz ama bu doğru değil. Onlar anlaşma yapmayı çok istiyor” ifadelerini kullandı.

Pakistan geçen ay, savaşın başlamasından bu yana Washington ile Tahran arasındaki tek doğrudan müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak görüşmeler anlaşmayla sonuçlanmamıştı. Taraflar o tarihten bu yana çeşitli öneriler sunarken, karşılıklı sert açıklamalar nedeniyle savaşın yeniden başlaması ihtimali gündemde kalmayı sürdürdü.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi da hafta başında ikinci kez Tahran’a gitmişti. İran, Nakvi’nin ziyaretinin ardından ABD’den gelen bir yanıtı değerlendirdiğini açıkladı. İslamabad yönetimi dün Nakvi’nin hâlen Tahran’da bulunduğunu duyurdu.

Müzakereler sürerken Kalibaf çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’yi savaşı yeniden başlatmaya çalışmakla suçlamış ve İran’a yönelik herhangi bir saldırıya “sert karşılık verileceği” uyarısında bulunmuştu.

Müzakerelerdeki temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam eden Hürmüz Boğazı konusunda da küresel petrol stoklarının azalması nedeniyle dünya ekonomisine etkiler konusunda endişeler arttı.

Rubio, İsveç’te NATO dışişleri bakanlarıyla yapacağı toplantı öncesinde, Trump’ın müttefiklerin İran savaşı ve Hürmüz Boğazı konusundaki tutumundan duyduğu “hayal kırıklığının” dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Rubio, “Başkanın görüşleri ve açıkçası bazı NATO müttefiklerinin Ortadoğu’daki operasyonlarımıza verdikleri tepkiler nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığı iyi biliniyor. Bunun ele alınması gerekecek, ancak bugün çözülecek bir mesele değil” ifadelerini kullandı.



İsrail, ABD-İran müzakerelerinde izleyici konumunda kaldı

Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
TT

İsrail, ABD-İran müzakerelerinde izleyici konumunda kaldı

Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ve İran arasında yürütülen müzakerelerde izleyici konumunda kaldı.

New York Times'ın analizinde, Netanyahu'nun İran'da rejim değişikliğinin mümkün olduğuna dair ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği güvencelerin boşa çıktığı belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan iki İsrailli savunma yetkilisi, Netanyahu yönetiminin "ABD'yle İran arasındaki ateşkes görüşmelerinden neredeyse tamamen dışlandığını" söylüyor.

Kaynaklar, İsrail'in bölgedeki liderler ve diplomatlarla İran içindeki ajanlarından bilgi toplayarak Washington-Tahran müzakerelerini takip etmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Süreçte kenarda bırakılmasının, bu yıl genel seçimlere gidilecek İsrail'de Netanyahu'nun işini zorlaştırabileceği yorumu yapılıyor.

İsrail lideri uzun süredir seçmenlere kendisini "Trump'a fısıldayan adam" olarak tanıttı. Netanyahu, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşının ardından yaptığı açıklamalarda Trump'la neredeyse her gün telefonda görüştüğünü de sıkça vurgulamıştı.

Ancak analize göre Trump yönetimindeki bazı yetkililer, Netanyahu'nun Tahran'da rejim değişikliği vaatlerini başından beri gerçekçi bulmuyordu. İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla Washington ve Tel Aviv'in önceliklerinin değiştiğine dikkat çekiliyor.

Axios da iki liderin 19 Mayıs'ta gergin bir telefon görüşmesi yaptığını yazmıştı.

Kaynaklar, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programı ve Hürmüz'deki durumla ilgili 30 günlük müzakere süreci başlatmayı planladığını savunmuştu. Netanyahu'yla Trump'ın Tahran'la yapılan görüşmeler ve savaşın gidişatıyla ilgili anlaşmazlık yaşadığı yazılmıştı.

ABD ve İran, Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde 8 Nisan'da ateşkes anlaşmasına varmıştı.

Buna rağmen ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı sürdürmesi nedeniyle Devrim Muhafızları da gemi trafiğini normale çevirmeyi reddetmişti.

Katar ve Pakistan'dan heyetler, ABD ve İran arasındaki müzakerelerin ilerlemesini sağlamak için dün Tahran'a gitti.  

Gazze savaşında arabuluculuk yapan Doha yönetimi, İran'ın misillemeleri nedeniyle şimdiye dek müzakerelerde devreye girmemişti. Ancak Reuters'a konuşan Katarlı yetkililer, bölgedeki gerilimin sonlandırılması amacıyla ABD'yle koordineli hareket ettiklerini söylüyor.

Tesnim'in aktardığına göre Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir'le İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de dün akşam bir araya gelerek bölgedeki gelişmeleri ele aldı.

CNN de Trump'ın cuma günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Yardımcısı JD Vance ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'le güvenlik toplantısı düzenlediğini yazıyor. Ancak son günlerde saldırıları tekrar başlatma tehditleri savuran Trump'ın süreçte nasıl bir karar alacağı henüz belli değil.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Tesnim, Reuters


İran savaşı, Ukrayna’nın elini nasıl güçlendirdi?

İran menşeli Şahid drone'ları Rusya'daki fabrikalarda da üretiliyor (Reuters)
İran menşeli Şahid drone'ları Rusya'daki fabrikalarda da üretiliyor (Reuters)
TT

İran savaşı, Ukrayna’nın elini nasıl güçlendirdi?

İran menşeli Şahid drone'ları Rusya'daki fabrikalarda da üretiliyor (Reuters)
İran menşeli Şahid drone'ları Rusya'daki fabrikalarda da üretiliyor (Reuters)

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşı, Ukrayna'nın insansız hava araçlarına (İHA) yönelik talepleri artırdı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) verilerine göre ABD ordusu, İran savaşının ilk döneminde 1430’a yakın Patriot füzesi harcadı. 

Buna karşılık Ukrayna, Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşında toplamda 600 Patriot füzesi aldıklarını söylemişti. 

Wall Street Journal'ın analizinde (WSJ), bu denli yoğun bir kullanımın bölgesel stokları ciddi şekilde eriterek ABD savunma sanayisi üzerinde tedarik baskısı yarattığına dikkat çekiliyor.

Bu durum ABD açısından savaşın maliyetini de artırıyor zira Patriot hava savunma sistemindeki önleyici füzelerin tanesinin değeri ortalama 3 milyon dolar.

Buna karşılık İran'ın kullandığı Şahid drone'larıysa çok daha ucuz. İran'ın Rusya'ya da sattığı İHA'ların tanesi yaklaşık 35 bin dolar değerinde.

Kiev ise cephede 4 yıldan uzun bir süredir Şahid'lere karşı koyabilen İHA'lar geliştirmek için çalışıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin danışmanlarından Aleksandr Kamişhin, artık Şahid'lerin yüzde 97'sini düşürebildiklerini öne sürüyor.

Ukrayna, savaşta öğrendikleriyle geliştirdiği askeri teknolojileri komuta kontrol sistemi Delta'da bir araya getirdi. Bu sistem İHA'lar, sensörler, uydular ve diğer bilgi kaynaklarından verileri bir araya toplayarak orduya savaş alanındaki durumu gerçek zamanlı şekilde yönetebilme imkanı sunuyor.

ABD Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll da geçen haftaki açıklamasında Delta'dan övgüyle bahsederek ABD'de üretilen benzerlerini geride bıraktığını belirtmişti.

Kiev yönetimi, bu askeri teknolojiyi Körfez ülkeleriyle işbirliğini geliştirerek daha fazla orduya satmayı planlıyor.

Suudi Arabistan ve Ukrayna, savunma tedarikiyle ilgili mutabakat zaptını martta imzalamıştı.

Ukrayna tasarımı drone'lar üreten Riyad merkezli savunma şirketi Science Technology'nin CEO'su İdris Zekari şunları söylüyor:

Ukrayna'nın savunma teknolojisi, sistemlerin hızla geliştirildiği, duruma göre uyarlanıp iyileştirildiği son derece aktif bir inovasyon ortamını yansıtıyor. Ukraynalılar işbirliğine istekli olduklarını gösterdi, bu istek de karşılık buldu.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan başka bir Körfez yetkilisiyse, ABD'nin muhtemel tedarik gecikmeleri nedeniyle Ukrayna'yla birlikte Türkiye ve Güney Kore gibi ülkelerin savunma sanayisinde alternatif olarak ön plana çıktığını vurguluyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Military Watch Magazine, Reuters


Kaliforniya'da kimyasal sızıntı nedeniyle 40 bin kişinin tahliyesi emri verildi

Kaliforniya'da kimyasal sızıntı nedeniyle 40 bin kişinin tahliyesi emri verildi
TT

Kaliforniya'da kimyasal sızıntı nedeniyle 40 bin kişinin tahliyesi emri verildi

Kaliforniya'da kimyasal sızıntı nedeniyle 40 bin kişinin tahliyesi emri verildi

Kaliforniya’da bir kimyasal tanktan sızıntı meydana gelmesi üzerine yaklaşık 40 bin kişiye tahliye emri verildi. Yetkililer, sızıntının patlamaya ve yoğun nüfuslu bölge üzerinde zehirli gazların yayılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Tankta, plastik üretiminde kullanılan, uçucu ve yanıcı bir sıvı olan 26 bin litre metil metakrilat bulunduğu belirtilirken, itfaiye ekipleri durumun ciddi olduğunu ifade etti.

İtfaiye yetkililerinden biri, olayın büyük çaplı bir kimyasal kirliliğe hatta patlamaya neden olabileceğini söyledi.

Kaliforniya'nın Orange County bölgesinde bir kimyasal tesiste meydana gelen sızıntıdan bir adam tahliye ediliyor (AP)Kaliforniya'nın Orange County bölgesinde bir kimyasal tesiste meydana gelen sızıntıdan bir adam tahliye ediliyor (AP)

Sızıntının meydana geldiği Los Angeles’ın güneydoğusundaki Orange County’ye bağlı Garden Grove bölgesinin Emniyet Müdürü Amir Elfarra, tahliye kararının yaklaşık 40 bin kişiyi kapsadığını ancak binlerce kişinin bölgeyi terk etmeyi reddettiğini açıkladı.

Yetkililer şu ana kadar herhangi bir yaralanma vakasının bildirilmediğini duyururken, sızıntının nedenine ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

Öte yandan ekiplerin, zehirli maddelerin su kanallarına ve birkaç kilometre uzaklıktaki okyanusa karışmasını önlemek amacıyla bariyerler oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.