Yapay zeka güvenlik önlemleri Trump'ın masasında kaldı

ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
TT

Yapay zeka güvenlik önlemleri Trump'ın masasında kaldı

ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)

Donald Trump, yeni yapay zeka modelleri için güvenlik önlemleri getirmesi öngörülen bir başkanlık kararnamesini imzalamaktan vazgeçti. Trump, gerekçe olarak ABD'nin yapay zeka alanındaki liderliğini Çin'e kaptırma ihtimaline dair endişeleri gösterdi.

ABD Başkanı'nın kararı perşembe günü düzenlenecek törende imzalaması bekleniyordu. Ancak planların, Meta CEO'su Mark Zuckerberg'le xAI kurucusu Elon Musk'tan gelen baskılar nedeniyle ertelendiği bildirildi.

Trump, Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada erteleme kararına ilişkin, "Bence bu, önümüzü kesiyor. Çin'in önündeyiz, herkesin önündeyiz ve bu liderliğimizi engelleyecek hiçbir şey yapmak istemiyorum" dedi.

Meta ve xAI yorum taleplerine yanıt vermedi.

Reuters'a konuşan ve kararname hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre düzenleme, yapay zeka geliştiricilerinin gelişmiş modelleri kamuoyuna sunmadan önce ABD yönetimiyle temasa geçmesini öngören gönüllü bir çerçeve oluşturacaktı.

Trump, kararnamenin hangi bölümlerine karşı çıktığını belirtmedi. Teknoloji sektöründeki savunucular, yeni modellerin kullanıma sunulmasını yavaşlatması veya şirketleri güvenlik kaygıları nedeniyle modellerin işleyişini değiştirmeye zorlaması halinde düzenlemenin sektör karlarını olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.

Başkanın ayrıca gelişmiş yapay zeka modellerinin, devlet sistemlerinin siber güvenlik savunmasını güçlendirmek için kullanılmasını planladığı da belirtildi. Başka bir kaynağa göre bu plan; bankalar ve hastaneler gibi ülke ekonomisi açısından kritik sektörlere ait ağları da kapsıyordu.

ABD yönetiminde ve özel sektörde, güçlü yeni yapay zeka sistemlerinin oluşturabileceği siber güvenlik risklerine dair endişeler giderek artıyor. Bu sistemler arasında Anthropic'in Mythos modeli de yer alıyor.

Anthropic, Mythos'un karmaşık siber saldırıları ciddi ölçüde güçlendirebileceği uyarısında bulundu. Ancak Reuters'a konuşan siber güvenlik uzmanları, denetimsiz siber saldırı dalgası korkularının abartıldığını söyledi.

Trump, Ocak 2025'te yeniden göreve dönmesinden bu yana, selefi Joe Biden'ın yönetimine kıyasla büyük teknoloji şirketlerine karşı daha yumuşak bir yaklaşım benimsedi.

Bununla birlikte bazı önde gelen Trump destekçileri, teknoloji alanında daha fazla güvenlik önlemi alınması çağrısı yapıyor.

Son haberler, Trump'ın Özel Kalem Müdürü Susie Wiles'la Hazine Bakanı Scott Bessent'in de yeni yapay zeka modelleri için daha fazla güvenlik tedbiri istediğini gösteriyor.

Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon da Trump'a açık mektup yazarak gelişmiş yapay zeka modelleri için zorunlu test uygulaması getirmesini istedi.

Bannon mektubunda, "Bu şirketlerin kendilerini denetlemesine güvenemeyiz" ifadelerini kullandı.

Ajanslardan da yararlanılmıştır.

Independent Türkçe



ABD demokrasisinin göstergeleri son yarım yüzyılın en düşük seviyesine geriledi.

6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
TT

ABD demokrasisinin göstergeleri son yarım yüzyılın en düşük seviyesine geriledi.

6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)

Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü (International IDEA) tarafından yayımlanan raporda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki temel demokrasi göstergelerinin son yarım yüzyılın en düşük seviyesine gerilediği ve bu durumun küresel ölçekte olumsuz yansımaları olduğu açıklandı.

Basın özgürlüğünden yargı bağımsızlığına ve adalete erişime kadar ABD demokrasisinin ana bileşenlerinin son 50 yılın en dip noktasına indiği belirtildi. Washington’un kurallara dayalı uluslararası düzenden uzaklaşmasının çok taraflılığa olan güveni sarstığı ve otoriter liderleri cesaretlendirdiği vurgulandı.

Araştırmaya konu olan ülkelerin yaklaşık %57'sinde (2020-2025 yılları arasında) yargı bağımsızlığı, seçim dürüstlüğü veya ifade özgürlüğü gibi alanların en az birinde gerileme kaydedildi.

Enstitü Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, Donald Trump’ın 2020 seçim sonuçlarını tanımamasının, seçim süreçlerinin meşruiyetine saldırma konusunda küresel bir emsal oluşturduğunu ve 6 Ocak 2021 Kongre baskınının bu süreci hızlandırdığını ifade etti.

Raporda, ABD’deki bu gelişmelerin Brezilya’da 8 Ocak 2023’te yaşanan kurum baskınları gibi benzer olaylara ve dünya genelinde sivil toplum üzerindeki baskıların artmasına zemin hazırladığı kaydedildi.


ABD Yüksek Mahkemesi, Trump Yönetiminin mektup yoluyla oy kullanma kısıtlamalarını geçici olarak durdurdu

ABD Başkanlık ön seçimleri sırasında posta yoluyla kullanılan bir oyu sandığa atan seçmen (Arşiv- AP)
ABD Başkanlık ön seçimleri sırasında posta yoluyla kullanılan bir oyu sandığa atan seçmen (Arşiv- AP)
TT

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump Yönetiminin mektup yoluyla oy kullanma kısıtlamalarını geçici olarak durdurdu

ABD Başkanlık ön seçimleri sırasında posta yoluyla kullanılan bir oyu sandığa atan seçmen (Arşiv- AP)
ABD Başkanlık ön seçimleri sırasında posta yoluyla kullanılan bir oyu sandığa atan seçmen (Arşiv- AP)

ABD Yüksek Mahkemesi, Kongre kontrolünün belirleneceği kasım ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump yönetiminin ABD Posta Servisi (USPS) üzerinden mektup/posta yoluyla oy kullanma prosedürlerine getirmek istediği yeni sınırlamaların derhal yürürlüğe girmesi talebini reddetti. Yüksek Mahkeme, alt mahkemenin koyduğu geçici durdurma kararını yürürlükte tuttu.

Yüksek Mahkeme yayımladığı kısa gerekçeli kararda, Adalet Bakanlığı’nın alt mahkemenin kararına yönelik itirazında haklı çıkma olasılığının düşük olduğunu ve seçim sürecinin başladığı bu aşamada acil müdahalenin hukuki açıdan uygun olmadığını belirtti.

Karara çoğunlukla katılan Trump’ın atadığı Yargıç Brett Kavanaugh, USPS'in yetki sınırları ileride tartışılabilir olsa da seçimlere haftalar kala böyle bir değişikliği zorunlu kılmanın yerel seçim kurulları için "keyfi ve idari açıdan imkânsız" bir karmaşa yaratacağını vurguladı. Karara yalnızca muhafazakâr yargıçlar Samuel Alito ve Clarence Thomas muhalefet etti.

Alabama, Kuzey Karolina ve Wisconsin gibi eyaletlerin seçmenlere posta yoluyla pusula gönderim sürecini geçen hafta itibarıyla başlatmış olması, sistem değişikliğinin imkansızlığını ortaya koyan temel unsurlardan biri oldu.

Trump yönetiminin planı; eyaletlerin kayıtlı seçmen listelerini federal bir veri tabanına yüklemesini ve oy zarflarında standart barkod tasarımlarına geçmesini şart koşuyordu. Bu şartları yerine getirmeyen eyaletlerin oy pusulalarının USPS tarafından taşınmaması öngörülüyordu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre karar sonucunda, ülke genelinde seçmenlerin yaklaşık üçte birinin yararlandığı mektup yoluyla oy kullanma sistemi, ara seçimlerde mevcut kurallarla uygulanmaya devam edecek.


ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul etti

SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
TT

ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul etti

SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)

ABD Uzay Kuvvetleri, yörüngede savaş yeteneklerine sahip askeri unsurların bulunduğunu resmen açıklayarak, uzayda konuşlandırılmış silahların varlığını ilk kez doğruladı.

Uzay Kuvvetleri sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, "ABD, Amerikan birleşik kuvvetlerini düşman tehditlerinden koruma yeteneğine sahip ve uzay kontrolünü sağlamaya yönelik silahları yörüngeye konuşlandırmıştır" ifadelerini kullandı. Sözcü, bu silahların niteliği veya teknik özellikleri hakkında detay vermekten kaçınırken; "uzay kontrolü" kavramının kinetik (fiziksel) ve kinetik olmayan (elektronik/siber) yöntemlerle rakip kapasiteleri etkisiz hale getirmeyi kapsadığını, bu yeteneklerin hem savunma hem de taarruz amacıyla kullanılabileceğini ifade etti.

Bu hamle; ABD, Rusya ve Çin arasında uzaydaki rekabetin arttığı bir dönemde geldi. Washington, her iki ülkeyi de uzaydaki uzantıları için potansiyel birer tehdit olarak değerlendiriyor. ABD Uzay Kuvvetleri'ne göre Çin, ordusunu modernize etme stratejisi kapsamında anti-uzay kapasitelerini hızla geliştirirken; Rusya ise uzayı doğrudan bir savaş alanı ve gelecekteki çatışmalarda üstünlük sağlamanın temel unsuru olarak görüyor.

Uzayın askerileştirilmesi süreci aslında 1957'de Sputnik'in fırlatılmasıyla başlayan Uzay Yarışı'na kadar uzanıyor. Dönemin iki süper gücü ABD ve Sovyetler Birliği, uyduların silahlandırılması ve imha edilmesi teknolojilerini o yıllardan itibaren araştırmaya başlamıştı.

Yörüngeye nükleer silah yerleştirilmesi endişelerine karşı 1967 yılında imzalanan Dış Uzay Antlaşması, uzayda kitlesel imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklamıştı. Ancak o tarihten bu yana ABD, Rusya, Çin ve Hindistan, söz konusu antlaşma kapsamına girmeyen ve askeri iletişim, keşif ile navigasyon için hayati önem taşıyan uyduları hedef alabilen konvansiyonel uzay savaş sistemlerini geliştirmeye devam ediyor.