ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi akşamı yaptığı, savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine açmaya yönelik mutabakat zaptı ya da anlaşmaya yaklaşıldığı yönündeki açıklaması, Amerikan Kongresi’nde farklı tepkilere yol açtı. Açıklama, gerilimin düşürülmesine yönelik temkinli bir memnuniyetle karşılanırken, anlaşmanın içeriği ve olası taahhütlerine ilişkin kaygılar da gündeme geldi.
Demokratların büyük bölümü çatışmaların sona erdirilmesini, Ortadoğu’daki Amerikan askerlerinin korunması açısından olumlu bir adım olarak değerlendirirken, savaş kararını baştan itibaren eleştirdi ve Trump yönetimini İran’ın kapasitesini güçlendirecek tavizler vermemesi konusunda uyarıda bulundu.
Senato’daki Demokrat azınlık lideri Chuck Schumer, Trump’ın tehdit dozunu düşürmesini ve mevcut krizden çıkış yolu aramasını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Ancak savaşı “yasa dışı, maliyetli ve net hedefi olmayan” bir girişim olarak nitelendirdi.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise Trump’ın anlaşmaya yaklaşıldığı yönündeki açıklamasını destekleyerek, “İran gibi terörün en büyük destekçisini müzakere masasına getirebilecek tek kişi Trump’tır” dedi. Johnson, olası barış anlaşmasının ayrıntılarını öğrenmeyi beklediğini ve Trump’ın liderliğinin Amerika’yı daha güçlü hale getirdiğini söyledi.
Müttefiklerden sert eleştiri
Ancak en sert eleştiriler, Trump’ın en yakın müttefiklerinden ve İran karşıtı Cumhuriyetçi şahinlerden geldi. Cumhuriyetçi Senatörler Lindsey Graham ve Ted Cruz, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak ve İran üzerindeki ekonomik ve askeri baskıyı hafifletecek bir anlaşmaya karşı çıktı.
Graham, X platformunda yaptığı paylaşımda, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki tehdit kapasitesinin devam ettiği bir anlaşmanın, Tahran’ı bölgesel baskın güç olarak göstereceğini savundu. Bunun zamanla İsrail açısından “bir kâbusa dönüşeceğini” ifade eden Graham, İran’ın gelecekte yeniden küresel enerji arzını tehdit edebilecek durumda kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ted Cruz da olası anlaşmadan “derin endişe duyduğunu” belirtti. Cruz, İran rejiminin ayakta kalmasını sağlayacak ve milyarlarca dolarlık kaynak elde etmesine yol açacak herhangi bir anlaşmanın “felaket niteliğinde bir hata” olacağını ifade etti.

Cruz, Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarını ikinci döneminin en etkili kararlarından biri olarak överken, anlaşmanın İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesine ve nükleer silah geliştirme kapasitesine sahip olmasına izin vermesi halinde bunun büyük bir stratejik hata olacağını savundu.
Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker da İran’ın iyi niyetli davranacağı varsayımına dayanan 60 günlük ateşkes önerisinin “felaket” olacağını söyledi. Wicker, İran’la yeniden anlaşma arayışının ABD’nin zayıf göründüğü algısını yaratabileceğini belirterek, “Başladığımız işi tamamlamalıyız” ifadelerini kullandı.
Eleştiriler, Cumhuriyetçiler arasında Trump’ın, eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan ve kendisinin 2018’de çekildiği İran nükleer anlaşmasına benzer bir uzlaşıyı kabul edebileceği yönündeki kaygıları ortaya koydu.
Amerika birinci değil
Trump’ın ilk döneminde dışişleri bakanlığı yapan Mike Pompeo da anlaşmayı eleştirerek, bunun Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasını hazırlayan isimlerin planlarından esinlenmiş göründüğünü söyledi.
Pompeo, anlaşmanın özünde “İran Devrim Muhafızları’na para aktarılması ve kitle imha silahları programının desteklenmesi” anlamına geldiğini savundu. Bunun "Önce Amerika" politikasıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre sözlerine şöyle devam etti: "Basitçe söylemek gerekirse: Lanet olası boğazı açın. İran'ın para almasını engelleyin. İran'ın yeteneklerini, bölgedeki müttefiklerimizi tehdit edemeyecek kadar zayıflatın."
Pompeo’nun açıklamalarına Beyaz Saray’dan sert yanıt geldi. Beyaz Saray yetkililerinden Steven Cheung, Pompeo’nun “ne hakkında konuştuğunu bilmediğini” öne sürdü.
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise İran’la müzakere fikrini tamamen reddederek, “İranlılarla müzakere etmek oksijen israfıdır” dedi. Bolton, ateşkesin İran’a zaman kazandırdığını ve Tahran’ın insansız hava araçları (İHA) üretimini yeniden başlatmasına olanak sağladığını savundu.
Küresel ekonomiye faydaları
Analistler ise olası anlaşmanın küresel ekonomi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceğini, ancak Trump’ın savaş hedeflerine ulaşılamadığını da ortaya koyabileceğini belirtiyor.
Eski diplomat Dennis Ross, Hürmüz Boğazı’nın yeniden tüm gemilere açılmasının savaş öncesi düzene dönüş anlamına geleceğini ifade etti. Ross, önümüzdeki 60 gün içinde İran’ın nükleer programını tamamen sona erdirmeye değil, sınırlandırmaya yönelik müzakerelerin yürütüleceğini söyledi.
Atlantik Konseyi analisti Danny Citrinowicz ise savaşın sürmesinin küresel ekonomiye ağır zarar vereceğini ve İran’ın teslim olacağının garanti olmadığını belirterek, Trump’ın alternatiflerin daha kötü olması nedeniyle Tahran’ın şartlarını kabul etmek zorunda kaldığını öne sürdü.
Beyaz Saray yetkilileri ise mutabakatın İran’ın asla nükleer silah edinmemesi, uranyum zenginleştirme programının askıya alınması ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması yönünde taahhütler içerdiğini savundu.
Bir ABD’li yetkili, Trump’ın İran’ın nükleer programının tamamen sökülmesi ve tüm zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması talebinde ısrar edeceğini, bu şartlar yerine getirilmeden nihai bir anlaşma imzalamayacağını ifade etti.