Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara inen ağır darbe

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
TT

Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla

Amr İmam

ABD, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasına ve yönetilmesine ilişkin planlarını hayata geçirme yolunda ilerliyor. Bu durum, savaşın harap ettiği bölge sakinleri için nadiren açılan bir umut penceresi aralasa da planların önünde ciddi engeller bulunuyor.

Öte yandan bu planlar, Mısır'ı da ince hesaplar yapmaya zorluyor. Çünkü Mısır, Gazze’de ateşkese ulaşılmasındaki kilit rolü ve savaş sonrası toparlanma ile yönetim sürecinde üstlenmek istediği işlev nedeniyle kritik bir konumda.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın sağlanmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor. Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği Gazze Barış Konseyi'nin Hamas'ın silah bırakma taahhüdünü yerine getireceği umudunu yitirdiğinin görülmesinin ardından netlik kazandı.

Gazze Barış Konseyi, haftalarca süren müzakerelerin ve Kahire'de Hamas temsilcileri ve diğer muhataplarla gerçekleştirilen toplantıların ardından Hamas’ın silahlarından vazgeçmeyeceği ve tünel ağını dağıtmayacağı sonucuna vardı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Hamas'ın silah bırakmayı reddetmesi, bir bakıma sürecin tamamına duyduğu güvensizliği yansıtıyor. İsrail'in geçtiğimiz ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te açıklanan Trump'ın on maddelik ateşkes planı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme isteğine ya da kapasitesine ilişkin kuşkular da bu güvensizliğin bir parçası.

Gazze'deki ateşkes resmi olarak yürürlükte kalmaya devam etse de büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünüyor.

İsrail ordusu Gazze'nin çeşitli bölgelerini vurmayı sürdürüyor; bu saldırılar iki yıldır devam eden savaşta 70 bini aşan can kaybına yenilerini ekliyor ve Gazze'nin ayakta kalan binalar ile sivil altyapısını tahrip ediyor.

İsrail ayrıca Gazze'deki işgal alanını genişletmeye devam ederek İsrail askeri bölgesini belirleyen ‘sarı hattı’ Gazze’nin derinliklerine doğru ilerletiyor. Başbakan Netanyahu daha önce İsrail ordusunun, Gazze'nin yüzde 60'ından fazlasını, yani 365 kilometrekaresini kontrol ettiğini açıkladı. Bu oran daha önce yüzde 53'tü.

İsrail'in askeri varlığının bu denli genişlemesi, Hamas'ın bazı kaygılarını haklı çıkarır nitelikte. Filistinlilerin yeniden iskânına yönelik İsrail çağrıları ve sahil bölgesini parlak bir uluslararası tatil köyüne dönüştürmeyi amaçlayan kalkınma önerileri ise bu kaygıları daha da derinleştiriyor.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın akmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor.

Kırılgan bir umut kıvılcımı

Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinli için ateşkes, acılarını hafifletmek bakımından son derece sınırlı kaldı.

İsrail'in iki yıl boyunca sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru, ancak günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor. Gazzeliler yaz sıcağını ve kış soğuğunu hâlâ açık havada geçiriyor.

Evlerinin, sokaklarının ve sivil kurumlarının enkazıyla ve İsrail ateşinde hayatını kaybeden sevdiklerinin acı anılarıyla kuşatılmış durumda olan Gazzelilerin gidecekleri bir yer yok. Havadan bakıldığında Trump'ın daha önce, Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ortadoğu'ya gerçekleştirdiği en az iki ziyaretinde söylediği sözlerine dayanarak ‘yıkım sahnesini’ andıran bir toprakta yaşıyorlar.

sacddsc
Gazze şehrinde, yıkılmış evlerin enkazları arasında, kucağında bir kız çocuğu taşıyarak yürüyen Filistinli bir çocuk, 11 Mayıs 2026 (Davud Ebu el-Kas/Reuters)

İnsani yardımlar Gazze'ye hâlâ sınırlı miktarlarda ulaşıyor. Yaygın açlığı ya da önceki düzeylerde kalmaya devam eden yetersiz beslenme oranlarını fiilen hafifletemiyor. Faaliyetlerini sürdüren az sayıdaki tıbbi tesis ise sonu gelmeyen bir temel malzeme ve ekipman listesiyle boğuşuyor.

İsrail'in iki yıldır sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru olsa da günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mayıs ayı ortalarında yayımladığı raporda belirtildiği gibi Gazze'deki askeri bölgenin genişlemesi insani müdahaleleri sekteye uğratacak, halk üzerindeki baskıyı artıracak ve şiddetten kaynaklanan riskleri yükseltecek. UNRWA ayrıca hastalık taşıyan kemirgen ve böceklerin beslediği halk sağlığı krizinin derinleşmesiyle birlikte Gazze'nin sağlık sisteminin neredeyse çöküşünün eşiğine geldiği ve zaten kötüleşmekte olan yaşam koşullarının daha da kırılgan bir hal aldığı konusunda da uyardı.

Bu bağlamda Gazze'nin ateşkes planı çerçevesinde toparlanma, yeniden yapılanma ve sivil yönetim aşamasına geçmesi, artık yalnızca diğer insanlar gibi güvenlik ve huzur içinde yaşama fırsatı isteyen bölge sakinlerine umut aşılayacak.

Gazzeliler, yeniden yapılanmanın ve normale dönüşün bir gecede gerçekleşemeyeceğinin farkında. Bu geçiş döneminin pratik karmaşıklıklarının da bilincindeler. Bununla birlikte herhangi bir değişim ihtimali, her türlü olumlu değişim, onlara bir ölçüde onur ve güvenlik içinde yaşayabilmek için yeniden can bulmuş bir fırsat sunacak.

Kahire'nin pragmatik hesapları

Mısır, Trump'ın ateşkes planının ilk aşamasının 16 Ekim 2025'te tamamlanmasının ardından planın sonraki aşamalarının uygulamaya konulması için baskı uyguluyor.

Kahire'nin, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden yapılanma ve yönetim aşamasına geçişe itiraz etmesi pek olası değil. Bunun ardında Mısır'ın harekete ilişkin ideolojik tutumu ve kendine özgü güvenlik kaygıları yatıyor.

Mısır uzun süredir Gazze için Hamas'ı dışlayan bir yönetim anlayışını tercih ediyor. Resmi adıyla ‘Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’ olarak bilinen, Gazze'yi yönetmek üzere partili olmayan Filistinli teknokratlardan oluşan bir komite kurulması fikri de geçtiğimiz yıl mart ayında Kahire'de hayata geçirildi. Bu komitenin en belirgin özelliği Hamas'ın dışarıda bırakılmasıydı.

sxcds
Netanyahu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta görev yapan İsrailli askerleri ziyaret ederken, 18 Temmuz 2024 (AFP)

Mısır, bu öneriyi Hamas'a yönelik bir adım olarak sunmadı. Ancak Kahire ile on iki yıldır Gazze'yi yöneten hareket arasındaki ilişkiyi takip eden herkes iki taraf arasındaki derin ideolojik uçurumun farkında. Hamas, Mısır'ın hem iç hem de dış cephede karşı çıktığı ve mücadele ettiği siyasal İslam akımını temsil ediyor.

Trump'ın Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun rivierası’ yapma önerisine karşın geçtiğimiz yıl mart ayında kendi Gazze yeniden yapılanma planını hazırlayan Mısır, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Gazze’nin yeniden inşası Kahire açısından, Gazze ile İsrail'e sınır olan Mısır toprağı Sina'ya Gazze sakinlerinin yerinden edilmesine karşı zorunlu bir set işlevi de görüyor.

Yeniden yapılanma sürecinin başlatılması, Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’nin operasyonlarını Kahire'den Filistin topraklarının bizzat içine taşımasına olanak tanıyacak. Bu da geçiş döneminin daha etkin biçimde yönetilmesine imkân sağlayacak.

Bununla birlikte Mısırlı yetkililer, Hamas'ın dışarıda tutulmasının Gazze'de güvenlik boşluğu yaratıp bölgenin Sina'ya açılan sınırı üzerindeki denetimi zayıflatabileceği kaygısını taşımaya devam ediyor.

Edinilen haberlere göre yüzlerce Filistinli polis memuru, yeniden yapılanma döneminde güvenlik işlerini üstlenmek üzere Gazze'ye konuşlandırılmaya hazırlık kapsamında Mısır'da eğitim görmeye başladı.

Kısım kısım yeniden inşanın riskleri

Ne var ki Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden inşa ve yönetim sürecini başlatmak, tasavvur etmekten çok daha güç.

Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalması, bölgenin farklı kesimleri arasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacak ve yeniden yapılanma çabalarını sekteye uğratacak. Gazze'nin yeniden imarının toplam maliyeti daha önce yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilmişti.

Bu yılın 19 Şubat'ında Barış Konseyi'nin dokuz üyesi yeniden yapılanma planını finanse etmek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlama taahhüdünde bulundu. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir bölümü Konsey'e ulaşabildi.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş, Gazze'nin yeniden imarını finanse etme umutlarının büyük bölümünü söndürdü. Zira savaş, bu finansmanın büyük kısmını üstlenmesi beklenen Körfez ülkelerinin ekonomilerine ciddi zararlar verdi. Savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de başka ülkelerin Gazze'nin yeniden imarı için bağış yapma ihtimalini zayıflattı.

sdvv
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların enkazının dağıldığı bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Savaşın ötesinde uluslararası bağışçıların büyük çoğunluğu olası katkılarını Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinden dışlanması koşuluna bağlıyor.

Bu koşullar, Hamas için adeta bir idam hükmüne benziyor.

Siyasi liderliğinin hâlâ istikrar kazanmadığı hareket, elinde kalan silahların, Gazze genelinde işlettiği tünel ağının ve kontrolündeki bölgelerin son kozu olduğunun farkında.

Hamas'ın bu kozu sıkıca tutmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bunu yaparken Gazze'ye ve Filistin davasının tamamına verdiği zararın farkında; zira 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırılar, kırk yıllık hareket tarihinin en ağır stratejik ve askeri yanlış hesabı olarak Filistinliler nezdinde hareketin popülaritesine derin izler bıraktı.

Öte yandan Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalmaya devam ettiğini kabul ederek bazı kesimlerinin yeniden inşasına başlamak, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin yolunda atılan bir adım olarak Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara ağır bir darbe vuracak.

Kısmi yeniden yapılanmanın beraberinde getirebileceği tüm yararlarına karşın bu süreç, Gazze Barış Konseyi yerle bir olmuş bu topraklar için yeni bir yol çizerken dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.



Barrack, Türkiye sınırına yakın Suriye üssünün bombalanmasının ardından İsrail'i uyardı

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack (Reuters)
ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack (Reuters)
TT

Barrack, Türkiye sınırına yakın Suriye üssünün bombalanmasının ardından İsrail'i uyardı

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack (Reuters)
ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack (Reuters)

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre, ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın uzun süredir terk edilmiş bir askeri üsse düzenlediği son saldırının ardından sert bir uyarıda bulunarak, bundan bir süre önce bir Rus jetinin düşürülmesinin bölgesel gerilimleri nasıl yükselttiğine dikkat çekti.

Bloomberg'in haberine göre Barrack, Mario Nawfal'ın YouTube'daki podcast yayınında yaptığı açıklamada, İsrail'in 18 Ağustos'ta kuzey Suriye'de gerçekleştirdiği saldırılarla Türkiye'yi taciz ediyor olabileceği ihtimalini dile getirdi ve bu durumu "tehlikeli bir oyun" olarak nitelendirdi.

ŞarKu’l Avsat’ın Bloomberg'ten aktardığına göre Barrack programda: "Hatırlarsanız, Türkler benzer koşullar altında bir Rus uçağını düşürmüştü. Önceden haber vermeden ve bir mutabakat olmaksızın sınır bölgesine uçak göndermek tehlikeli bir oyundur" ifadeleri kullandı


Yunanistan'ın bazı bölgelerinde sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması bekleniyor

Orman yangınının sürdüğü Yunanistan’ın Skiros Adası’ndaki sahildeki insanlar (AFP)
Orman yangınının sürdüğü Yunanistan’ın Skiros Adası’ndaki sahildeki insanlar (AFP)
TT

Yunanistan'ın bazı bölgelerinde sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkması bekleniyor

Orman yangınının sürdüğü Yunanistan’ın Skiros Adası’ndaki sahildeki insanlar (AFP)
Orman yangınının sürdüğü Yunanistan’ın Skiros Adası’ndaki sahildeki insanlar (AFP)

Yunanistan Meteoroloji Dairesi, bugün hafta sonu boyunca ülkede etkili olacak hava sıcaklıklarının bazı bölgelerde 40°C'yi aşacağını bildirdi.

Atina’daki Ulusal Gözlemevi’nin verilerine göre, «hafta sonu boyunca Yunanistan’da sıcaklıklarda yeni bir hafif artış kaydedilecek». Gözlemevi, «önümüzdeki haftanın ortasına kadar birçok bölgede sıcak hava dalgasına benzer koşulların hâkim olacağını» belirtti.

En yüksek sıcaklıklar 38 ile 40 derece arasında olacak, ancak bazı bölgelerde yerel olarak 41 ila 42 santigrat dereceye ulaşabilir.

Yunanistan’ın Kimolos Adası açıklarında bir yelkenli tekne (AFP)
Yunanistan’ın Kimolos Adası açıklarında bir yelkenli tekne (AFP)

Yunanistan Meteoroloji Kurumu, «Yunanistan üzerindeki hava kütlelerinin, bu mevsim için normal ortalamalardan 6 ila 8 derece üzerinde olacağını» bildirdi.

Atmosferin alt katmanlarındaki sıcaklık değişikliklerini incelemek için 1500 metrelik bir yükseklik esas alınmaktadır.

Yunanistan yaz aylarında yüksek sıcaklıklara yabancı olmasa da bu yaz Kuzey ve Batı Avrupa'dakilere benzer uzun süreli sıcak hava dalgaları yaşanmadı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre temmuz ortasında meydana gelen ve üç gün süren ilk sıcak hava dalgası sırasında termometreler 42°C'yi gösterdi.


ABD'li bir yargıç, 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini askıya alan politikayı iptal etti

Trump, iç güvenliği artırmayı amaçladığını söylediği sert bir göçmenlik politikası izliyor, (Reuters)
Trump, iç güvenliği artırmayı amaçladığını söylediği sert bir göçmenlik politikası izliyor, (Reuters)
TT

ABD'li bir yargıç, 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini askıya alan politikayı iptal etti

Trump, iç güvenliği artırmayı amaçladığını söylediği sert bir göçmenlik politikası izliyor, (Reuters)
Trump, iç güvenliği artırmayı amaçladığını söylediği sert bir göçmenlik politikası izliyor, (Reuters)

Amerikalı bir federal hâkim, Başkan Donald Trump yönetiminin 75 ülke vatandaşının göçmen vizesi başvurusunu askıya alan tartışmalı politikasını iptal etti.

Manhattan Bölge Hakimi Janet Vargas, Dışişleri Bakanlığı tarafından ocak ayında yürürlüğe konulan politikanın, açıkça hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Hâkim Vargas, söz konusu uygulamanın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya göçmen vizeleriyle ilgili konsolosluk işlemleri konusunda yetki vermeyen federal göçmenlik yasasını ve yetki sınırlarını aştığını belirtti.

Ocak ayında yürürlüğe giren vize askıya alma kararı; Brezilya, Kolombiya ve Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerini, Bosna ve Arnavutluk gibi Balkan ülkelerini, Pakistan ve Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerini, ayrıca Afrika, Ortadoğu ve Karayipler'deki birçok ülkenin vatandaşlarını kapsıyordu.

Dışişleri Bakanlığı, bu ülkelerden gelen başvuru sahiplerinin "kamu yükü olma ve ABD yerel, eyalet ile federal devlet kaynaklarına başvurma ihtimalinin yüksek olduğunu" savunmuştu. Ancak göçmen hakları savunucusu kuruluşlar ve başvuru sahipleri tarafından açılan davada mahkeme, politikanın yasal dayanaktan yoksun olduğuna karar verdi.

Trump yönetimi iç güvenliği artırma iddiasıyla sert göçmenlik politikaları izlerken; insan hakları grupları bu tür hamlelerin ayrımcılığa yol açtığını ve temel hakları ihlal ettiğini savunuyor. Dışişleri Bakanlığı'nın mahkeme kararına nasıl bir cevap vereceği ise henüz bilinmiyor.