Güney Kafkasya artık Washington’un hesaplarında uzak ve tali bir bölge olmaktan çıktı. Rusya, Türkiye, İran ve Hazar Denizi arasında yer alan küçük bölge; Rusya-Ukrayna savaşı ve eski güvenlik sistemine duyulan güvenin zayıflamasıyla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin sözleşme temelli diplomasiyi kalıcı nüfuza dönüştürme kapasitesinin doğrudan sınandığı bir alana dönüştü. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Erivan ziyareti sırasında Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile stratejik ortaklık anlaşması ve kritik minerallere ilişkin bir mutabakat zaptı imzalaması, ayrıca Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu kapsamında iş birliği çerçevesi oluşturulması, Washington’un Kafkasya’daki enerji, maden ve ulaşım koridorlarını Moskova, Tahran ve Pekin’e bırakmak istemediğini ortaya koydu. Ancak dikkat çekici olan, ABD’nin Ermenistan’a yönelik bu açılımının, Washington’un eski müttefiki Gürcistan’daki nüfuzunun aşınmasıyla eş zamanlı gerçekleşmesi oldu. Analistlere göre Gürcistan, Rusya’nın belirgin etkisi altında, Batı ortaklığına daha az önem veren mevcut hükümet nedeniyle giderek İran eksenine yakınlaşıyor.
Ermenistan: ABD’nin yeni bahsi
Şekilsel açıdan bakıldığında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Erivan ziyareti, 7 Haziran’da yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a açık bir destek mesajı taşıdı. İçerik bakımından ise ziyaret, Ermenistan’ın yıllarca süren Rusya’ya güvenlik ve ekonomik bağımlılığının ardından Batı’ya yönelişini sağlamlaştırmaya yönelik Amerikan girişimi olarak değerlendirildi.

Rubio ile Mirzoyan, stratejik ortaklık anlaşması ile kritik minerallere ilişkin bir mutabakatın yanı sıra, Azerbaycan’ı Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye bağlayacak ve Rusya ile İran’dan geçmeyecek şekilde Ermenistan’ın güneyinden uzanan 43 kilometrelik kara koridoruna ilişkin iş birliği çerçevesi imzaladı. İmza töreninde konuşan Rubio, iki ülkenin kritik minerallere ‘güvenilir erişim’ sağlamak için birlikte çalışacağını belirterek, anlaşmanın ekonomik ve stratejik boyutuna dikkat çekti. Söz konusu girişim, Washington’un Asya ile Avrupa arasında yeni bir geçiş hattı oluşturma ve tarihsel olarak Moskova ile Tahran arasındaki dengelerin hâkim olduğu ulaşım düğümünde Amerikan varlığını güçlendirme arzusuyla bağlantılı görülüyor. Bu nedenle analistler, Rubio’nun ziyaretinin yalnızca Paşinyan hükümetine seçim desteği göstermenin ötesine geçtiğini değerlendiriyor. Buna göre Washington, Kafkasya ülkelerine; ticaret yolları, kritik mineraller, yatırımlar ve siyasi güvenceler sunabilen somut bir alternatif sağlayabileceğini göstermeye çalışıyor.
Doğrudan Rus tehdidi
Ancak ABD’nin bölgedeki stratejik hamlesi, öncelikle Rusya’nın baskı kurma kapasitesiyle karşı karşıya bulunuyor. Moskova, Rubio’nun Erivan ziyareti öncesinde ve sonrasında, Ermenistan’ın yararlandığı indirimli enerji tedarikinin durdurulabileceği ya da şartlarının değiştirilebileceği mesajını verdi. Rus tarafı, doğalgaz, petrol ve petrol ürünlerinde sağlanan ayrıcalıklı fiyatların, Erivan’ın Rus entegrasyon alanı içinde kalmasına bağlı olduğunu hatırlattı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Ermenistan, geçen yıl doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 82’sini Rusya’dan karşıladı. Bu durum, Moskova’nın enerji alanında atacağı herhangi bir adımın seçimler öncesinde doğrudan ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.
Öte yandan The Washington Post, Trump yönetiminin stratejisine yönelik en büyük tehdidin, Washington’un dikkat çekici anlaşmalar imzalayabilmesine rağmen enerji, iş gücü, ticaret ve medya gibi alanlarda Moskova’nın sahip olduğu günlük nüfuz ağlarına henüz sahip olmaması olduğunu yazdı. Bu nedenle Rusya, Ermenistan’ın Washington ve Brüksel’e açılımını ‘yüksek maliyetli bir macera’ olarak göstermeye çalışıyor. Paşinyan ise bir yandan Batı ile ilişkileri derinleştirmeye çalışırken, diğer yandan Rusya ile bağları koparma niyetinde olmadığını vurgulayarak iki çizgi arasında denge kurmaya çalışıyor. Analistlere göre bu kırılgan denge, Trump Yolu projesini stratejik bir girişim hâline getirirken, aynı zamanda Moskova’ya yakın ya da Rusya yanlısı iç siyasi güçlerin hedef alabileceği bir seçim kozuna dönüştürüyor.
Gürcistan: En ciddi güvenlik açığı
Ermenistan, Washington açısından bir fırsat olarak görülürken, Gürcistan ise en büyük risk unsuru olarak öne çıkıyor. Çünkü ABD’nin Güney Kafkasya stratejisi, kara koridorlarının Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ticaret ağlarına dönüşebilmesi için Karadeniz limanlarına ve Gürcistan altyapısına ihtiyaç duyuyor. Ancak Gürcü Rüyası hükümeti son yıllarda Batı’ya karşı daha mesafeli ve Rusya’ya daha yakın bir çizgi izlemeye başladı. Hükümetin aynı zamanda muhalefet ve sivil toplum üzerindeki baskısını artırdığı değerlendiriliyor. Son olarak bir Gürcistan mahkemesi, ‘barışçıl devrim’ çağrısında bulunan bir muhalefet liderini iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırdı. Karar, hükümetin Kasım 2024’te Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakerelerini askıya alma kararının ardından devam eden protestoların gölgesinde alındı.

Washington açısından en hassas gelişmelerden biri ise Gürcistan’ın yalnızca Rusya’dan değil, aynı zamanda İran’a doğru da yakınlaşması olarak görülüyor. Hudson Institute tarafından yayımlanan bir rapora göre, özellikle Azerbaycan kökenli Şii azınlık arasında İran bağlantılı ağların Gürcistan’daki faaliyetlerinde genişleme kaydedildi. Raporda, ABD tarafından 2020 yılında İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı bir insan kaynağı devşirme kanalı olarak sınıflandırılan El-Mustafa Uluslararası Üniversitesi’nin Gürcistan’daki şubeleri üzerinden faaliyet yürüttüğü, ayrıca Tahran yanlısı başka dini ve medya kuruluşlarının da ülkede etkinlik gösterdiği belirtildi. Öte yandan The Washington Post, Gürcistan vatandaşlarının dahil olduğu bazı güvenlik olaylarına dikkat çekti. Bunlar arasında Bakü’de Yahudi bir kişiliğe yönelik suikast girişimi ile İran asıllı Amerikalı gazeteci Masih Alinejad’ın ABD’de hedef alınmasına yönelik komplo soruşturması kapsamında suçlanan veya hüküm giyen Gürcistan vatandaşlarının bulunduğu ifade edildi.
Rubio’nun misyonunun başarılı olması için gereken koşullar
Analistlere göre Rubio’nun Ermenistan ziyareti, Washington’un Kafkasya’daki imajını ve çekiciliğini yeniden güçlendirme girişiminin bir parçası olarak okunabilir. Ancak ziyaretin yalnızca bir halkla ilişkiler hamlesi olmadığı, aynı zamanda belirli bir jeopolitik kazanımı kalıcı hâle getirmeyi hedeflediği değerlendiriliyor. Buna göre Washington, Ermenistan-Azerbaycan barış anlaşması ile önerilen koridoru, bölgenin Rusya ve İran’a bağımlılığını azaltacak bir Amerikan nüfuz aracına dönüştürmek istiyor. Bununla birlikte uzmanlar, stratejinin başarısının üç temel koşula bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Bunlar; Moskova’nın Ermenistan’ı ekonomik açıdan baskı altına alamaması, söz konusu koridorun İran ile yeni bir gerilim kaynağına dönüşmemesi ve Washington’un içeride Batı yanlısı çevreleri baskı altına alırken dışarıda İran bağlantılı ağlara alan açan Gürcistan hükümetini ödüllendirmemesi olarak sıralanıyor.
Washington’daki bazı çevreler ise Trump yönetiminin anlaşma odaklı yaklaşımı nedeniyle Tiflis’i, limanlar ve ulaşım koridorları açısından vazgeçilmez bir ortak olarak görmesinden endişe duyuyor. Bu kesimler, Gürcistan yönetiminin özgürlükleri kısıtlamayı ve Washington’un rakiplerine yakınlaşmayı sürdürmesine rağmen ABD’nin buna göz yumabileceği uyarısında bulunuyor. Analistlere göre Gürcü Rüyası hükümetinin politikalarının görmezden gelinmesi, Gürcistan’ı aynı anda hem Amerikan çıkarlarının hem de Washington’un rakiplerinin faaliyet alanına dönüştürebilir. Bu çerçevede uzmanlar, Trump’ın Kafkasya stratejisine yönelik tehdidin yalnızca Moskova ve Tahran’dan kaynaklanmadığını, aynı zamanda ABD’nin büyük hedefleri ile bölgedeki kesintili angajmanı arasındaki boşluktan beslendiğini belirtiyor. Bölgedeki küçük ülkelerin yalnızca anlaşmaları kimin imzaladığına değil, Rus baskısının arttığı, İran bağlantılı ağların harekete geçtiği ve Washington’la yakınlaşmanın maliyetinin kısa vadeli kazanımları aşmaya başladığı dönemlerde kimin sahada kalmaya devam ettiğine baktığı ifade ediliyor.
İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen “TEKNOFEST Mavi Vatan” etkinliği sırasında bir savaş gemisinde bulunan Türk denizciler, 28 Ağustos 2025 (Reuters)
Mısır, İsrail, GKRY, İtalya, Filistin Otoritesi, Ürdün, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Yunanistan'dan heyetler, Kahire'de düzenlenen “Doğu Akdeniz Gaz Forumu” toplantısına katıldı, 16 Ocak 2020 (AFP)
Akdeniz’e açılacak Türk sondaj gemisi Yavuz, Türkiye'nin Dilovası Limanı açıklarında İzmit Körfezi'nde seyrediyor, 20 Haziran 2019 (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (sağda) ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (solda), Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen ortak basın toplantısında, 4 Eylül 2024 (AFP)
Yunan Donanma gemileri, Doğu Akdeniz'deki askeri tatbikatlar sırasında, 25 Ağustos 2020 (AFP)