Tahran'dan Moskova'ya: Yapay zekâ, gözetleme kameralarını bir güvenlik tehdidine dönüştürüyor

Londra'da bir polis operasyonu sırasında kullanılan yüz tanıma kameraları (Reuters)
Londra'da bir polis operasyonu sırasında kullanılan yüz tanıma kameraları (Reuters)
TT

Tahran'dan Moskova'ya: Yapay zekâ, gözetleme kameralarını bir güvenlik tehdidine dönüştürüyor

Londra'da bir polis operasyonu sırasında kullanılan yüz tanıma kameraları (Reuters)
Londra'da bir polis operasyonu sırasında kullanılan yüz tanıma kameraları (Reuters)

Medyaya yansıyan ve güvenilir kaynaklara dayandırılan raporlara göre, yapay zekâ teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeler gözetleme ve siber güvenlik alanını kökten değiştirirken, Rus güvenlik bürokrasisinde de ciddi endişelere yol açtı. Bu endişelerin odağında ise Devlet Başkanı Vladimir Putin ve üst düzey devlet yetkililerinin güvenliği yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığına göre kaynaklar, İran dini lideri Ali Hamaney’e yönelik Tahran’daki suikast girişiminin ardından, Rus güvenlik servislerinin Devlet Başkanı ve yakın kurmaylarını korumakla görevli özel bir gözetleme sistemini geçici olarak kapattığını bildirdi. Kararın arkasında, yapay zekanın kamera verilerini işleyerek hedefleri nasıl tespit edip takip edebileceğine dair ortaya çıkan somut tehditler bulunuyor.

Moskova genelindeki yaklaşık 300 bin kameralık genel izleme ağından tamamen bağımsız olan bu özel sistem, siber saldırı ve dışarıdan sızma risklerini sıfıra indirmek amacıyla internetle bağı tamamen koparılarak derinlemesine bir teknik incelemeden geçirildi ve ardından yeniden devreye alındı.

İstihbarat raporları alarm verdirtti

Söz konusu olağanüstü önlemler, istihbarat raporlarının ardından güvenlik mimarisinin küresel çapta yeniden değerlendirilmesini tetikledi. Raporlar, gelişmiş yapay zekâ analiz teknikleri sayesinde dış aktörlerin devasa boyutlardaki güvenlik kamerası kayıtlarına sızabildiğini, bu yolla kritik isimlerin hareketlerini ve konumlarını nokta atışı tespit edebildiğini ortaya koydu.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Direktörü Aleksandr Bortnikov, bölgesel güvenlik yetkililerine yönelik yaptığı uyarıda, Rusya'nın geniş gözetleme ağının düşmanlar tarafından suiistimal edilebilecek tehlikeli bir zafiyete dönüşebileceği konusunda uyarıdı.

"Üst düzey İranlı yetkililerin son dönemde tasfiye edilmesi net bir uyarı sinyalidir." — Aleksandr Bortnikov, FSB Direktörü

Bortnikov, söz konusu kişilerin konumlarının kısmen İran'ın görsel gözetleme sistemlerindeki "arka kapılar" (backdoors) vasıtasıyla belirlendiğini ifade etti.

Gözetlemede yeni dönem: Doğal dille video analizi

Güvenlik kameralarının hacklenmesi gelişmiş istihbarat servisleri için yeni bir durum olmasa da yapay zekadaki devrimsel ilerlemeler, devasa video ve fotoğraf yığınlarından davranışsal kalıpları çıkarma konusunda eşsiz bir kabiliyet sağladı.

Güvenlik yetkilileri ve uzmanlara göre İsrail istihbaratı bu teknolojileri kullanarak Tahran’ın dijital haritasını çıkardı; üst düzey yetkililerin korumalarının hareketlerini analiz etti ve milyonlarca saatlik görüntü arasından nokta hedefler belirledi. Bu veriler daha sonra insan istihbaratı dahil olmak üzere diğer kaynaklarla harmanlandı.

Uzmanlar, yapay zekanın görsel kabiliyetlerinin 2023'ten bu yana büyük bir sıçrama yaptığını ve geçtiğimiz yıl içinde çağ atladığını belirtiyor. Artık sistemler, yalnızca önceden tanımlanmış parametreleri aramakla kalmıyor; videolarda doğal dil (yazılı komutlar) ile arama yapabiliyor.

Örnek arama senaryoları:

Bir istihbarat analisti sisteme "Birbirine çanta uzatan iki kişi",

"Gün içinde birkaç kez kılık değiştiren bir şahıs",

Veya "Yakın zamanda yeniden boyanmış bir araç" komutunu girdiğinde, yapay zekâ binlerce saatlik kayıt arasından ilgili sahneleri dakikalar içinde bulup çıkarabiliyor.

Avrupalı bir yetkili bu teknolojiyi, yalnızca kişileri veya nesneleri değil, direkt davranış kalıplarını aramaya imkân tanıdığı için gözetleme dünyasının "Kutsal Kasesi" olarak nitelendiriyor.

Küresel güvenlik dengeleri değişiyor

Şehirlerdeki yaygın kamera ağları, artık pasif birer kayıt cihazı olmaktan çıkıp, hedef kişilerin yaşam tarzlarını, ilişkilerini ve kritik tesislere yönelik hareketlerini deşifre eden stratejik bilgi kaynaklarına dönüştü.

Hindistan: Güvenlik açığı risklerine karşı ülke genelinde Çin menşeli kamera kullanımına sert kısıtlamalar getirdi.

Çin: Dünyanın en büyük akıllı gözetleme sistemlerine sahip ülkesi olarak, sahneleri yorumlayabilen, davranış analizi yapabilen ve yazılı komutlarla video içi arama gerçekleştiren yapay zekâ yazılımlarına milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyor. Ancak uzmanlar, bu sistemlerin aynı zamanda Çin'in rakiplerine de siber sızma yoluyla muazzam veri sağlama riski taşıdığına dikkat çekiyor.

Siber güvenlik uzmanları, yeni nesil teknolojilerin video verilerini iletişim kayıtları, sosyal medya hareketleri ve seyahat geçmişiyle senkronize edebildiğini, bunun da bireylerin günlük yaşamına dair eksiksiz bir takip şeması çıkardığını belirtiyor.

Her ne kadar bu sistemler karmaşık çevre koşullarında veya geleneksel kamufle yöntemleri karşısında mükemmel sonuçlar vermese de uzmanların bu konudaki ortak görüşü net: Yapay zekâ, istihbarat dünyasında radikal bir kırılma yarattı. Şehir kameralarını aktif birer analiz ağına dönüştüren bu yeni dönem, devletleri dijital savunma stratejilerini ve güvenlik altyapılarını sıfırdan gözden geçirmeye zorluyor.



Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
TT

Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta Katar'ın kendisine hediye ettiği yeni başkanlık uçağı Air Force One ile ilgili güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Trump, Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi'nden ayrılırken son anda uçak değiştirmesiyle dikkat çekti.

Son anda uçak değiştirdi

Ankara'ya modifiye edilmiş bir Boeing 747 ile gelen Trump, uçağı "gerçekten olağanüstü" sözleriyle övmüştü.

Ancak kısa süre sonra beklenmedik bir kararla Türkiye'den ayrılırken bu uçağı kullanmamayı tercih etti.

Lüks başkanlık uçağı İngiltere'ye Trump olmadan giderken, ABD Başkanı eski Air Force One ile seyahat etti. Trump, bu kararın, ABD ordusunun yeni uçağı inceleyebilmesi amacıyla alındığını söyledi.

Güvenlik sistemi tartışması

New York Times'ın haberine göre Katar Kraliyet Ailesi tarafından hediye edilen yeni uçakta, eski Air Force One'larda bulunan gelişmiş savunma sistemlerinin tamamı yer almıyor.

ABD basınında yer alan haberlerde ise uçak değişikliğinin, İran ile artan gerilim nedeniyle Trump'ın güvenlik ekibinin tavsiyesi üzerine gerçekleştirildi yer aldı. İran'ın Türkiye'ye komşu olması da bu değerlendirmede etkili oldu.

Yeni uçakta bulunan gazetecilerden, savaş bölgelerinde uygulanan standart güvenlik prosedürleri kapsamında pencere perdelerini kapalı tutmaları istendi.

İlk etapta herhangi bir tehdit bulunduğunu reddeden Trump, daha sonra İngiltere'de yeniden Katar'ın hediye ettiği uçağa binerek Washington'a döndü. Bu sırada İran'ın kendisine yönelik olası suikast girişimlerine atıfta bulunarak, "Bu uğursuz kişiler yüzünden tehlikeli bir uçuşta olabilirsiniz. Onlarla uğraşmak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'dan açıklama

Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, AFP’ye yaptığı açıklamada, yeni başkanlık uçağının "başkanı ve ekibini korumaya yönelik üst düzey güvenlik protokolleriyle donatılmış gelişmiş bir platform" olduğunu belirtti.

Cheung, başkana yönelik tehditlere karşı mevcut tüm imkânların kullanıldığını vurgularken, daha önce ABD medyasına yaptığı açıklamada uçakta "şaşırtma ve elektronik karıştırma sistemleri" bulunduğunu söylemişti.

ABD Gizli Servisi ise konuya ilişkin soruları Beyaz Saray'a yönlendirdi.

Eski uçakta gelişmiş savunma sistemleri bulunuyor

Resmî makamlar yeni uçağın teknik özelliklerine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, eski Air Force One'ın radar karıştırma sistemleri, füze karşı tedbirleri ve çeşitli gelişmiş savunma teknolojileriyle donatıldığı biliniyor.

Yeni uçağın bu sistemlerin tamamına sahip olup olmadığı ise açıklanmadı. Ancak eski uçakta bulunan bazı özelliklerin yeni uçakta yer almadığı belirtiliyor.

Katar'ın hediyesi

Katar Kraliyet Ailesi, söz konusu lüks uçağı Trump'ın uzun yıllardır kullanılan başkanlık uçaklarının durumundan şikâyet etmesinin ardından geçen yıl hediye etmişti. Mevcut Air Force One uçakları 1990 yılından bu yana hizmet veriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, uçağın mümkün olan en kısa sürede hizmete alınabilmesi için kapsamlı bir modifikasyon süreci yürüttü. Uçak, 1 Temmuz'da Kuzey Dakota eyaletine yaptığı uçuşla ilk resmî görevini gerçekleştirdi.

Güvenlik ve etik tartışmaları sürüyor

ABD Hava Kuvvetleri, süreci hızlandırmak amacıyla özellikle iç tasarım konusunda bazı tavizler verildiğini kabul etti. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığına göre haziran ayında yapılan açıklamada, bu değişikliklerin güvenlik, emniyet veya haberleşme sistemlerini etkilemediği vurgulandı.

Buna karşın Senato'daki Demokrat üyeler, Hava Kuvvetleri'nden "ulusal güvenliğe ilişkin gerçek endişelerin" giderilmesini talep etti.

Eski Hava Kuvvetleri subayı John Teichert de Fox News'e yaptığı değerlendirmede, "Bir Katar uçağı ne kadar iyi donatılmış olursa olsun, sıfırdan ABD başkanlık uçağı standartlarında ve aynı savunma kabiliyetleriyle tasarlanmış olamaz" ifadelerini kullandı.

Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in teslim etmesi planlanan yeni nesil iki Air Force One hizmete girene kadar kullanılacak. Söz konusu uçakların teslimatı ise çeşitli nedenlerle defalarca ertelendi.

Trump, yeni Boeing uçaklarının göreve başlamasının ardından Katar'ın hediye ettiği uçağın Miami'de kurulacak başkanlık kütüphanesine devredileceğini ve burada sergileneceğini açıkladı.

Öte yandan, değeri yüz milyonlarca dolar olarak belirtilen bu hediye, ABD başkanlarının yabancı ülkelerden kabul edebileceği hediyelere ilişkin etik ve anayasal tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.


Hürmüz Boğazı krizi: “Avrupa şartlı geçiş ücretine sıcak bakıyor”

ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı krizi: “Avrupa şartlı geçiş ücretine sıcak bakıyor”

ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)

Avrupa ülkeleri, belirli şartlar altında Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin ücretlendirilmesine sıcak bakıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarının ardından İran, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirerek küresel piyasalarda enerji krizine yol açmıştı.

Beyaz Saray, Tahran yönetiminden Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini savaş öncesi duruma geri döndürerek hiçbir ücret talep etmemesini istiyor.

Ancak Tahran müzakerelerin başından beri Hürmüz üzerindeki hakimiyetinden vazgeçmeyeceğini vurguluyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, bugün Umman'da Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'yle bir araya gelecek.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre ziyarette, Hürmüz Boğazı ve bölgedeki deniz taşımacılığının güvenliğine odaklanılacak.

Tahran ve Maskat yönetimleri, boğazın yönetimi için işbirliği yapıyor. İran yönetimi, geçişlerin ücretlendirilmesi için Umman'la ortak çalıştıklarını öne sürmüştü ancak Maskat yönetimi, zorunlu ücretlendirme planına karşı olduğunu duyurmuştu.

Guardian'ın haberine göre Avrupa ülkeleri, zorunlu tutulmaması ve Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün kurallarına uyulması şartıyla geçiş ücreti uygulanmasına sıcak bakıyor.

Birleşik Krallık Başbakan Yardımcısı David Lammy, zorunlu geçiş ücretine karşı çıktığını söylemişti. Ancak Guardian'ın diplomasi editörü Patrick Wintour'un aktardığına göre kabinedeki bazı isimler seyrüsefer hizmetleri için ücretlendirme sistemlerinin kabul edilebilir olduğunu düşünüyor. Makalede, bazı Avrupa ülkelerinin de bunu değerlendirdiği savunulurken herhangi bir ülkenin adı paylaşılmıyor.

Yazıya göre Umman yönetimi, Britanyalı hukukçularla çalışarak Malakka Boğazı'ndaki modelin Hürmüz'e uyarlanmasını öngören bir öneri hazırladı. Bu kapsamda gemilerden zorunlu geçiş ücreti alınması yerine deniz güvenliğinin sağlanması, çevrenin korunması, kirlilik riskinin azaltılması ve acil durum hazırlıkları gibi hizmetler için gönüllü katkı mekanizması oluşturulması planlanıyor.

Erakçi'yle Busaidi arasındaki görüşmede bu önerinin de ele alınabileceği aktarılıyor. İran'ın Londra Büyükelçiliği'ndeki yetkililerin, bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan benzer önerilere ilgi gösterdiği ifade ediliyor.

Analizde, Tahran'da süreçle ilgili görüş ayrılıkları yaşandığına dikkat çekiliyor. İran Devrim Muhafızları'ndaki radikal kanat, ABD ve İsrail'in ülkeye savaş açarak uluslararası hukuku çiğnediğini, Tahran'ın da Hürmüz konusunda herhangi bir uluslararası deniz hukukuna bağlı hareket etme zorunluluğu olmadığını savunuyor. Daha ılımlı kesimlerse küresel anlaşmaların gözetileceği bir işbirliğinden yana.

Independent Türkçe, Guardian, Reuters


Ukrayna ordusu: Rusya’ya saldırılar küresel etki yaratacak

Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
TT

Ukrayna ordusu: Rusya’ya saldırılar küresel etki yaratacak

Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)

Ukrayna ordusu, Rusya'ya askeri harekatı hızlandırmak için "uzun menzilli saldırı" birimi kurdu.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, perşembe günü yaptığı açıklamada, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurulan özel komuta biriminin Rusya'ya "küresel etki yaratacak" saldırılar düzenleyeceğini belirtti.

Rusya'nın iç bölgelerindeki hedeflerin önceliklendirileceğini ve Moskova'nın "savaşı sürdürme kapasitesine darbe vurulmasının" planlandığını ifade etti.

Son dönemde Rusya'nın petrol ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını artıran Ukrayna, cuma günü Krasnodar bölgesindeki İlski petrol rafinerisiyle Leningrad bölgesindeki Ust-Luga petrol işleme tesisinin vurulduğunu duyurdu.

Rostov bölgesindeki bir petrol terminali ve deposunun da saldırılarda hasar gördüğü belirtildi.

Ukrayna'nın insansız hava araçları (İHA) komutanı Robert Brovdi, dünkü açıklamasında son 5 günde yaklaşık 50 yakıt gemisine hasar verildiğini, Azak Denizi'nde 10 tankerin vurulduğunu açıkladı.

Brovdi, saldırılar sayesinde Rusya'nın yaptırımları aşmak için kullandığı "gölge filonun" küçüldüğünü savundu.

Saldırıların Rus ekonomisi üzerindeki etkisi de giderek belirginleşiyor. Moskova, Kırım'da haftalardır süren akaryakıt krizi ve diğer bölgelerdeki arz sıkıntıları nedeniyle çarşamba günü mazot ihracatını yasaklamıştı.

Reuters'ın sektör kaynaklarına dayandırdığı hesaplamalara göre Rusya'nın benzin üretimi yaklaşık yüzde 65 azaldı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Ukrayna'yı yıpratma savaşında alt etmek isteyen Rusya'nın, Kiev'in artan drone saldırıları nedeniyle ilk kez ciddi anlamda baskı altında kaldığı yazılıyor.

Özellikle Ukrayna'nın, Moskova ve St. Petersburg'dan Sibirya'nın iç kesimlerine kadar uzanan saldırılarıyla Kremlin'in stratejilerini zora soktuğu ifade ediliyor. Buna rağmen uzmanlar, Ukrayna'nın son saldırılarının savaşın seyrini kesin biçimde değiştirdiğini söylemek için henüz erken olduğu görüşünde.

Eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni, çarşamba günü Telegraph'ta yayımlanan yazısında şu yorumları yapmıştı:

Rusya, Ukrayna'yı tamamen fethetmek için gerekli askeri kapasiteye sahip değil. Aynı şekilde Ukrayna da şu anda işgal altındaki tüm toprakları yalnızca askeri güçle kurtaracak imkandan yoksun. Askeri denge, kesin bir zaferden ziyade karşılıklı olarak birbirini engelleme durumuna dönüştü.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Telegraph