Trump, İran anlaşması ile gerginliğin tırmanması riski arasında

ABD Başkanı Donald Trump, 5 Haziran 2026’da New Jersey eyaletindeki Morristown Havaalanı’na vardıktan sonra Air Force One uçağından iniyor. (AFP/Getty Images)
ABD Başkanı Donald Trump, 5 Haziran 2026’da New Jersey eyaletindeki Morristown Havaalanı’na vardıktan sonra Air Force One uçağından iniyor. (AFP/Getty Images)
TT

Trump, İran anlaşması ile gerginliğin tırmanması riski arasında

ABD Başkanı Donald Trump, 5 Haziran 2026’da New Jersey eyaletindeki Morristown Havaalanı’na vardıktan sonra Air Force One uçağından iniyor. (AFP/Getty Images)
ABD Başkanı Donald Trump, 5 Haziran 2026’da New Jersey eyaletindeki Morristown Havaalanı’na vardıktan sonra Air Force One uçağından iniyor. (AFP/Getty Images)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, yeniden başlayan karşılıklı askeri saldırıların ardından İsrail ve İran üzerinde baskı kurarak tarafları çatışmaları durdurmaya ikna ettiği görülüyor. Trump, barışa ulaşılması amacıyla yürütülen ve ‘nihai aşamaya geldiğini’ söylediği müzakereler sırasında tarafları ‘cehalet’ ve ‘aptallıkla’ suçlayarak sert uyarılarda bulundu.

Son gerilim, iki taraf arasında süregelen sembolik saldırılar ve ‘ateşle verilen mesajlar’ zincirinin yeni bir halkasını oluştururken, Trump’ın en yakın müttefiki İsrail üzerindeki etkisinin boyutu ile nihai aşamaya geldiği belirtilen müzakerelerin sahadaki yansımaları konusunda soru işaretlerine yol açtı.

Karşılıklı saldırılar ayrıca, İran ile bir uzlaşıya varmayı hedefleyen Trump’ın diplomatik yaklaşımı ile Tahran’ın müzakerelerde avantaj elde etmesini veya şartlarını kabul ettirmesini engellemeye çalışan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çizgisi arasındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi.

Beyaz Saray’a göre Trump, 24 saatten kısa bir süre içinde Netanyahu ile ikinci kez telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve İsrail Başbakanı’ndan saldırıları ‘derhal’ durdurmasını istedi.

İran ve İsrail, daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme endişelerini artıran askeri gerilimi düşürmeye hazır olduklarını açıkladı. Ancak taraflar arasındaki tehdit mesajları tamamen sona ermedi. İran ordusu saldırılarını şimdilik durdurduğunu duyururken, İsrail’in Güney Lübnan da dahil olmak üzere operasyonlarına yeniden başlaması halinde daha sert ve güçlü karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Diğer taraftan, Netanyahu’nun Trump’ın baskısı altında İran’a yönelik saldırıların durdurulması talimatını vermek zorunda kaldığı değerlendiriliyor.

Tarafların geçici bir süre için gerilimi düşürmeye hazır olduğu görülse de Beyaz Saray’dan bir kaynak Şarku’l Avsat’a, İsrail’in Güney Lübnan’daki Hizbullah hedeflerini vurma hakkını saklı tutmakta ısrar ettiğini belirtti. Bu durumun, taraflar arasında bir mutabakat zaptı hazırlanmasına yönelik kırılgan görüşmeleri sekteye uğratabileceği ifade ediliyor.

Yaşanan gerilim, Trump’ın İran ile yürürlükte bulunan kırılgan ateşkesi uzatma ve bunun ötesinde Tahran’ın nükleer programı, yaptırımların hafifletilmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kapsayan daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma çabalarını da tehdit ediyor.

 İran’ın pazar akşamı İsrail’e düzenlediği füze saldırısından (Reuters)İran’ın pazar akşamı İsrail’e düzenlediği füze saldırısından (Reuters)

Ateşli mesajlar

Analistler, karşılıklı saldırıların son turunu, olası bir anlaşma öncesinde çatışma kurallarını yeniden şekillendirmeyi ve müzakere pozisyonlarını güçlendirmeyi amaçlayan ‘ateşle verilen mesajlar’ olarak değerlendiriyor.

Ancak çatışmanın daha geniş bir alana yayılma riski sürüyor. Yemen’deki Husilerin çatışmalara dahil olarak Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulunması ve İran yanlısı Iraklı milislerin devreye girme ihtimali, askeri gerilimin coğrafi kapsamının genişlemesine yol açabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

Trump ile Netanyahu arasında kamuoyuna yansıyan görüş ayrılıkları da ABD Başkanı’nın İsrail üzerindeki etkisini ve Netanyahu’yu ne ölçüde dizginleyebileceğini test ediyor. Bölge ise kritik bir yol ayrımında bulunuyor: Ya göreceli bir sükûnet sağlayacak anlaşmaya varılacak ya da yüksek maliyetli ve kontrol edilmesi zor geniş çaplı bir bölgesel gerilim yaşanacak.

Öte yandan, çatışma alanının genişlemesinin önüne geçilse bile karşılıklı saldırıların herhangi bir barış anlaşmasına ulaşılmasını daha da zorlaştırdığı değerlendiriliyor.

New York Times’a göre Netanyahu, Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı barış anlaşmasının İsrail açısından ‘felaket’ sonuçlar doğurabileceğinden ve ülkenin Lübnan’daki Hizbullah’a karşı hareket alanını kısıtlayabileceğinden endişe duyuyor.

Gazeteye konuşan eski İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı ve halen Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nda araştırmacı olarak görev yapan Eyal Hulata, İran’ın savaştan galip çıktığı yönünde bir söylem geliştirdiğini belirtti. Hulata, Tahran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı ayakta kalmasını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü bu söylemin temel unsurları olarak öne çıkardığını ifade etti. Hulata, İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarını ise ‘öfke boşaltma girişimi’ ve güçlü taraf görüntüsü verme çabası olarak nitelendirdi.

Trump’ın hesapları

Trump, İran ile ‘iyi’ bir anlaşmaya varmayı hedeflerken, ABD’de ekonomik koşullara ve yükselen fiyatlara yönelik memnuniyetsizliğin yanı sıra, Tahran ile gerilimin sürmesinin Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerdeki şansını olumsuz etkileyebileceği yönündeki kaygılar da artıyor.

Trump ve üst düzey danışmanları, İran’la yaşanan krizin çözülmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılması halinde enerji fiyatlarının düşeceği tezini öne çıkarıyor. Ancak aralıklı olarak yeniden alevlenen çatışmalar göz önüne alındığında, bunun nasıl ve ne zaman gerçekleşebileceği belirsizliğini koruyor.

Uzmanlar, Trump’ın İsrail’i ve Netanyahu’yu İran’la bir anlaşma ihtimalini zedeleyecek adımlardan vazgeçirmeye yönelik güçlü baskı araçlarına sahip olduğu konusunda görüş birliği içinde. Bununla birlikte, Tahran’ın müzakere masasındaki konumunu güçlendirme çabaları ve karşılıklı saldırıların yeniden yaşanma ihtimali nedeniyle anlaşmaya ulaşma olasılığına ilişkin ciddi şüpheler devam ediyor.

Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)

Atlantik Konseyi bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi Başkan Yardımcısı Matthew Kroenig, Trump’ın hâlâ bir anlaşmaya ulaşılmasını sağlayabilecek ve İsrail’in müzakereleri sekteye uğratmasını engelleyebilecek güçlü baskı araçlarına sahip olduğunu belirtiyor. Kroenig’e göre Trump, İran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla yoğun diplomatik baskıyı sürdürürken, yaptırımları ve deniz ablukasına yönelik uygulamaları da koruyacak. Ancak Kroenig, son gerilimin diplomasiye olan güveni zedeleyebileceğini ve Tahran’daki sertlik yanlılarına anlaşmanın faydasını sorgulamak için yeni argümanlar sağlayabileceğini düşünüyor.

Öte yandan, Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) analizlerinden birinde Charles Kupchan, Trump’ın İsrail’e Hizbullah’a karşı sınırlı veya ‘cerrahi hassasiyette’ operasyonlar düzenleme izni vermesinin çatışmayı geçici olarak dondurabileceğini, ancak kalıcı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalini zayıflatabileceğini savunuyor.

ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçiler ise konuya ilişkin iki farklı çizgide yer alıyor. Bir grup, İran tehdidiyle mücadele açısından İsrail’in saldırılarını gerekli görerek destekliyor. Bu yaklaşımın önde gelen isimlerinden biri Senatör Lindsey Graham olarak gösteriliyor. Diğer grup ise anayasal yetkilendirme olmaksızın daha geniş çaplı bir savaşa sürüklenme riskine dikkat çekiyor ve Kongre denetiminin artırılmasını talep ediyor. Bu kanadın öne çıkan isimleri arasında Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie bulunuyor.



Trump, savunma sanayini silah üretimini artırmaya çağırdı

Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
TT

Trump, savunma sanayini silah üretimini artırmaya çağırdı

Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)
Trump, Pennsylvania'daki Savunma ve İnovasyon Zirvesi'ne katılmak üzere gelişi sırasında (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün savunma alanındaki üst düzey yetkililere, Ukrayna ve Ortadoğu'daki savaşların ABD'nin silah stokları üzerindeki baskısını artırdığı bir dönemde silah üretiminin hızlandırılması ve üretim kapasitesinin artırılması çağrısında bulundu.

Trump, Pensilvanya eyaletinde düzenlenen Savunma ve İnovasyon Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, silah üreticilerine seslenerek, "Dünyanın en yüksek kalitesine sahibiz, ancak daha fazla hıza ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Trump'ın zirveye katılması, yönetimin savunma üretimine verdiği önemin arttığının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ukrayna ve Ortadoğu'daki çatışmalar, büyük miktarda füze, önleyici füze ve diğer silahların kullanılmasına yol açarken, bu durum ABD'nin askeri tedarik zincirlerinin ve üretim kapasitesinin sınırlarını gündeme getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre ABD Ordusu Savaş Koleji'nde düzenlenen zirveye, Amerikan savunma sanayi tabanının güçlendirilmesi ve gelişmiş silah sistemlerinin teslimatının hızlandırılması konularını görüşmek üzere üst düzey askeri komutanlar, savunma yüklenicileri, yatırımcılar ve teknoloji şirketlerinin yöneticileri katıldı.


Fransa Ulusal Meclisi ötenazi yasa tasarısını onayladı

Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
TT

Fransa Ulusal Meclisi ötenazi yasa tasarısını onayladı

Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)
Fransa Parlamenterler, Fransız Parlamentosu'nun alt kanadı olan Ulusal Meclis'te ötanazi yasa tasarısına ilişkin oylama oturumuna katılıyor. Paris, 15 Temmuz 2026 (AFP)

Fransa'nın Ulusal Meclisi, dün tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalanan yetişkinlerin ölümcül ilaçlar almasına izin veren yasa tasarısına nihai onayı verdi. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre bu kararla birlikte yaşamın son dönemindeki bakıma ilişkin yıllardır süren tartışmaların yeni bir aşamaya geçtiği belirtildi.

Ulusal Meclis, daha önce üç ayrı okumada desteklenen yasa tasarısını 291'e karşı 241 oyla kabul ederek, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un üç yıldan uzun süre önce gündeme getirdiği düzenlemeye ilişkin parlamento sürecini tamamladı.

Farklı tahminlere göre, dünya genelinde yaklaşık 300 milyon kişi belirli koşullar altında ötanazi uygulamasından yararlanabiliyor. Bazı ülkelerde ötanazi belirli şartlarla yasal kabul edilirken, bazı ülkelerde ise yardımlı intihara izin veriliyor. Ayrıca ABD'nin birçok eyaletinde de benzer uygulamalar bulunuyor.

Fransa ise giderek yaşlanan nüfusuyla birlikte, kronik hastalıklar nedeniyle uzun süreli bakıma ihtiyaç duyan kişi sayısının arttığı bir dönemden geçiyor.


ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
TT

ABD, "İran kıyıları savaşını" genişletiyor

İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)
İran Devrim Muhafızları'nın sözcüsü konumundaki "Sepah News" sitesinin yayımladığı videoda, yeri belirtilmeyen bir noktadan füze fırlatıldığı görülüyor (AFP)

ABD, dün İran kıyılarına yönelik operasyonlarını genişleterek saldırılarını Hürmüz Boğazı'nın girişindeki Büyük Tunb Adası'nı da kapsayacak şekilde genişletti. Bu gelişme, İran limanları ve kıyı bölgelerine yönelik deniz ablukasının başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların kıyı savunma sistemleri ile "seyir füzelerinin" depolandığı ve fırlatıldığı noktaları hedef aldığını açıkladı. Açıklamada, operasyonların amacının İran'ın ticari gemilere saldırı kapasitesini zayıflatmak olduğu belirtildi.

Operasyonlar, İran'ın güneyindeki Huzistan, Buşehr ve Hürmüzgan eyaletlerinde bulunan kıyı kentlerine kadar yayıldı. Saldırıların, ülkenin güneydoğusundaki Umman Körfezi kıyısındaki bazı noktaları da kapsadığı bildirildi.

İran ordusu, Belucistan eyaletindeki Bempur kışlasını hedef alan saldırıda 7 askerinin öldüğünü açıkladı ve saldırılara "kesin bir karşılık" verme tehdidinde bulundu. İranlı yetkililer ayrıca son günlerde düzenlenen saldırılarda en az 30 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, şu aşamada müzakerelerin yeniden başlatılmasının gündemde olmadığını, önceliğin ABD saldırılarına karşı savunma ve karşılık verme olduğunu söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Washington ile imzalanan "İslamabad Mutabakatı"nın artık geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya ve enerji ihracat güzergâhlarını aksatmaya devam edeceklerini duyurdu. Açıklamada, bu kapsamda Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nın da etkilenebileceğine işaret edildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın müzakere masasına dönmemesi halinde saldırıların köprüler, elektrik santralleri ve enerji altyapılarını da kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehdidinin ardından geldi.