Bill Gates, Epstein davasıyla ilgili ifadesinde kendini savundu: Kimseye zarar vermedim...

Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates, Jeffrey Epstein davasını araştıran Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermek üzere Washington'a geldi, (EPA)
Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates, Jeffrey Epstein davasını araştıran Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermek üzere Washington'a geldi, (EPA)
TT

Bill Gates, Epstein davasıyla ilgili ifadesinde kendini savundu: Kimseye zarar vermedim...

Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates, Jeffrey Epstein davasını araştıran Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermek üzere Washington'a geldi, (EPA)
Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates, Jeffrey Epstein davasını araştıran Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermek üzere Washington'a geldi, (EPA)

Microsoft’un kurucu ortaklarından milyarder Bill Gates, cinsel suçlardan hüküm giyen finansçı Jeffrey Epstein ile ilişkilerine yönelik Kongre'de düzenlenen oturumda "kimseye zarar vermediğini" vurguladı. Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre dünyanın en zengin isimlerinden ve hayırseverlik dünyasının en önde gelen figürlerinden biri olan Gates, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade verdi. Oturum, reşit olmayan kız çocuklarını içeren seks ticareti suçlamalarından yargılanmayı beklerken 2019 yılında New York'taki hapishane hücresinde ölü bulunan Epstein ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirildi.

Gates, kapalı oturum için hazırladığı ve kendi kişisel internet sitesinde yayınlanan yazılı ifadesinde şu sözleri kullandı: "Epstein'ın suç teşkil eden davranışlarda bulunduğuna dair hiçbir şey görmedim ve buna yönelik hiçbir emareye rastlamadım. Onun adasını, çiftliğini veya Florida'daki evini asla ziyaret etmedim. Kesinlikle hiçbir kimseye zarar vermedim."

Epstein ile görüşmüş olmasını "büyük bir muhakeme hatası" olarak nitelendiren Gates, "Eğer onunla geçirdiğim zaman kendisine herhangi bir güvenilirlik kazandırdıysa, bundan derin bir pişmanlık duyuyorum" dedi. Gates, Epstein'ın saygın ve nüfuzlu kişilerle kurduğu ilişkiler aracılığıyla kendisi için bir "güvenilirlik halesi" yaratmaya çalıştığını artık anladığını belirtti.

Komite, Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan ve Epstein ile olan temasına dair yeni soru işaretleri doğuran belgelerin ardından Gates’in ifade vermesini talep etmişti. Epstein’ın zengin ve nüfuzlu isimlerden oluşan çevre ağı yıllardır soru işaretlerine ve komplo teorilerine konu olmaya devam ediyor. Kongre soruşturma komitesi önünde, aralarında eski Demokrat Başkan Bill Clinton ve mevcut Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in de bulunduğu ABD siyasetinin birçok önde gelen ismi ifade verdi. Epstein dosyasında bir kişinin adının geçmesi, o kişinin mutlaka bir suç işlediği anlamına gelmiyor. Ancak bu belgeler, en azından cinsel saldırı hükümlüsü veya ortakları ile bu ilişkileri küçümseyen, hatta inkâr eden belirli kişiler arasındaki bağları göz önüne seriyor.

Amacına ulaşamadı

ABD Adalet Bakanlığı tarafından dava dosyası kapsamında yayınlanan bir e-posta taslağı, Bill Gates'in evlilik dışı ilişkilerine işaret ediyor. Gönderilmediği anlaşılan bu mektupta Jeffrey Epstein, "Bill"e "Rus kızlarla ilişki yaşamasının etkilerini tedavi edecek" ilaçlar bulma konusunda yardım ettiğini iddia ederek övünüyor. Gates ise bu taslağı "sahte" olarak nitelendirerek içeriğini reddetti.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan (WSJ) aktardığına göre Gates, vakfının üyelerine iki Rus kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığını itiraf etmiş, ancak Epstein'ın yasa dışı faaliyetleriyle herhangi bir bağı olduğunu reddetmişti.

Dün gerçekleşen oturumda Gates, Epstein ile 2011 yılında, yani Epstein’ın Florida'da reşit olmayan birini fuhuşa teşvik etme suçlamasını kabul etmesinden üç yıl sonra tanıştığını söyledi. Gates, Epstein'ın vergi ve miras konularında hizmet verdiği kişilerden küresel sağlık faaliyetleri için milyarlarca dolar toplayabileceğini iddia ettiğini belirtti. İfadesinde, "Epstein'ın geçmişte hukuki sorunlar yaşadığını bildiğimi hatırlıyorum ancak işlediği suçların ciddiyetini tam olarak kavrayamamıştım. Herhangi bir inceleme yapmadan tanışmayı kabul ettim" dedi.

Gates, Epstein'ın belirlediği potansiyel bağışçıların hiçbirinin süreci ilerletmeye yetecek kadar ilgi göstermediğinin anlaşılması üzerine, onunla olan temasının Aralık 2014'te sona erdiğini açıkladı ve "Ona daha ileri gitmeyeceğimizi bildirdim, kendisiyle görüşmeyi ve iletişim kurmayı bıraktım" şeklinde konuştu.

Raporlara göre Gates, o dönemki eşi Melinda French Gates'in 2013 yılında Epstein hakkında endişelerini dile getirdiğini kabul etti, ancak buna rağmen Epstein ile en az bir yıl daha iletişimde kalmaya devam etti. 2021 yılında Gates'ten boşanan Melinda French, eski eşinin ve diğer isimlerin Epstein ile ilişkilerine dair akıllarda kalan soruları yanıtlaması gerektiğini belirtmişti.

Gates, dün verdiği ifadesinde Epstein'ın evliliğine sadık kalmadığı gerçeği de dahil olmak üzere kişisel hayatına dair hassas bilgilere vakıf olduğunu öğrendiğini söyledi. Bu ilişkilerin Epstein ile olan temasıyla bir ilgisi olmadığını vurgulayan Gates, Epstein'ın bu sadakatsizlik bilgilerini ve buna eklediği birçok yalanı, kendisini yeniden iletişime geçmeye zorlamak için baskı unsuru olarak kullanmaya çalıştığını aktardı. Gates, "Ancak bu amacına ulaşamadı" dedi.

Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi, ABD yönetiminin davayı nasıl ele aldığını ve ilgili belgelerin nasıl yayınlandığını inceleyen geniş kapsamlı bir inceleme çerçevesinde Epstein ve yardımcısı Ghislaine Maxwell davasını soruşturuyor. Epstein ile uzun yıllar ilişkisi olan ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta dosyaların yayınlanmasına karşı çıkmış, bu durum ikinci başkanlık döneminin ilk yılı boyunca davanın üzerini örtmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları beraberinde getirmişti.

Oturum çıkışında konuşan Cumhuriyetçi Milletvekili Tim Burchett, Gates'in "oldukça iyi çalıştırılmış" göründüğünü, çok az şey açıkladığını ve Epstein'ın olası ortaklarına yönelik yürütülen soruşturmaya yeni hiçbir isim sunmadığını belirtti. Ancak komitedeki kıdemli Demokrat Robert Garcia, Gates'in "Epstein'ın çevresinde bulunan diğer kişiler hakkında kendilerine bilgi sağladığını" ifade ederek, "Şu ana kadar Gates sorularımızı yanıtlama konusunda iş birliği yapıyor" ifadesini kullandı.



Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
TT

Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Arnavutluk’taki 4 milyar euroluk turizm projesi ülkede siyasi kriz yarattı.

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da projeye karşı yapılan gösteriler 11. gününde de devam ediyor. Başbakan Edi Rama’nın ofisi önünde toplanan kalabalık "Arnavutluk satılık değildir" sloganları attı.

Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan proje, flamingo, fok ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarının bulunduğu koruma altındaki bölgenin yakınında olduğundan tepki çekiyor.

"Yeni Arnavutluk" mottosuyla Rama yönetiminin istifasını isteyen hükümet karşıtı hareket "flamingo devrimi" diye de niteleniyor.

Bunun yanı sıra projenin şeffaf olmadığına dair eleştiriler de yapılıyor. Reuters’ın iletişime geçtiği protestoculardan Leand Lakrori şunları söylüyor:

Zvernec’teki proje şeffaflıktan yoksun. Bu, Arnavutluk'ta son 35 yılda yaşananların vardığı son noktadır. Bu yüzden bugün, ‘Artık yeter’ diyoruz.

Analize göre protestolar, 2013'ten beri iktidardaki Rama için son sınav niteliğinde. Arnavutluk lideri, ülkedeki yolsuzluk sorununu çözemediği ve sağlık gibi temel hizmetlerde vaat ettiği iyileştirmeleri yapmadığı için eleştiri alıyor.  

Rama, bu haftaki açıklamasında lüks otel projesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, inşaatın "sorumlu şekilde tamamlanacağını" savundu.  

Projeyi yöneten Kushner’ın ortaklarından Asher Abehsera, Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamasında, protestolara "saygı duyduğunu" söylerken, süreci diyalogla yürüteceklerini öne sürdü.

Projenin detayları henüz belli değil. Ancak WSJ’nin aktardığına göre Zvernec’te otel, villa ve benzeri yapıların inşa edilmesi planlanıyor.

Buna ek olarak Zvernec’in karşısındaki Sazan adasında da ultra lüks bir tatil köyü kurulması öngörülüyor.

Diğer yandan Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi’nin (SPAK) turizm projesiyle ilgili haziran başında açtığı soruşturma sürüyor.

Abehsera, arazinin aylar önce müteahhitler tarafından "net şekilde satın alındığını" söylüyor. Müteahhitler de SPAK’ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtiyor.

Ülkedeki kriz, Tiran yönetiminin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini de olumsuz etkileyebilir. Avrupa Komisyonu’ndan bir yetkili, Politico’ya açıklamasında projeyle ilgili endişelerin Arnavutluk yönetimine iletildiğini bildirmişti.

Kushner’ın Sırbistan’daki projesi de protestolarla karşılanmıştı. Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin, 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı bir bölgede yapılması öngörülüyordu.

Belgrad yönetimi, bölgenin kültürel koruma statüsünü kaldırmış ve Kushner’ın firmasıyla anlaşma imzalamıştı. Ancak hukuki işlemler ve protestoların ardından Trump’ın damadı projeyi iptal etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Politico


Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
TT

Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)

ABD, solcu Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yle görüşmesini son dakikada engellemiş.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre cuma günü Petro ve Mamdani arasında New York'ta gerçekleştirilmesi planlanan toplantı, ABD'li yetkililerin vize uyarıları üzerine iptal edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Petro'nun vizesini geçen yıl iptal etmişti. Karar, Petro'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için Eylül 2025'te ABD'deyken Filistin yanlısı bir eyleme katılmasının ardından gelmişti.

NYT'ye konuşan ABD'li yetkililer, Petro'nun dün yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katılmak için sınırlı bir seyahat izni aldığını, bu toplantı dışındaki diğer faaliyetlere izin verilmediğini belirtti.

Kolombiyalı yetkililer de Bogota'daki ABD Büyükelçiliği yetkililerinin Kolombiya Dışişleri Bakanlığı'yla temasa geçmesinin ardından toplantının iptalini kabul ettiklerini söyledi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan Kolombiyalı yetkililer, Beyaz Saray'ın iptal talebine rağmen Petro'nun Mamdani'yle görüşmek için ABD'ye gitmesi durumunda gözaltına alınmasından endişelenildiğini vurguluyor. Washington'ın görüşmeyi iptal etme talebinin tehdit olarak algılandığı aktarılıyor.

Kaynaklara göre Mamdani ve Petro, Amerika kıtasındaki demokrasinin geleceğini ele alacaktı. Ancak pek çok kişinin, bu görüşmeyi Mamdani'nin "küresel solun lideri olarak yükselişinin bir işareti gibi değerlendireceğini" ifade ediyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

BMGK'de çarşamba günü düzenlenen oturumda Petro, "Filistin devletinin özgür ve egemen olması gerektiğini" tekrar vurgularken, ABD ordusunun Pasifik'te uyuşturucu taşıdığını ileri sürerek tekneleri vurmasını eleştirdi.

Amerikan ordusu, Venezuela'ya askeri yığınak kapsamında geçen yıl 2 Eylül'de Karayipler ve Pasifik'te başlattığı operasyonları sürdürüyor. O tarihten bu yana uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik düzenlenen 63 saldırıda en az 207 kişi öldürüldü.

Petro, geçen yıl kasımda yaptığı açıklamalarda Donald Trump'ın bu operasyonlarını "cinayet" diye nitelemişti. Bunun ardından ABD Hazine Bakanlığı, Kolombiya liderini yaptırım listesine almıştı.

2022'deki seçimi kazanarak Kolombiya'nın ilk solcu lideri olan eski M-19 gerillası Petro'nun, Trump'ın Gazze'deki soykırıma suç ortağı olduğunu söylemesi de ses getirmişti.  

Kolombiya Anayasası, cumhurbaşkanının görevini tek dönemle sınırladığından Petro, ağustosta koltuğu bırakacak.

Trump ise geçen haftaki açıklamasında, Petro'nun partisi Tarihsel Pakt'ın adayı Ivan Cepeda'yı "radikal solcu Marksist" diye niteleyip sağcı rakibi Abelardo De La Espriella'ya desteğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post


ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
TT

ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)

Son günlerde ABD ve İran arasındaki çatışmaların tekrar alevlenmesi, nisanda yapılan ateşkesin kalıcı hale getirilmesine yönelik çabaların sonuçsuz kalabileceği endişelerini artırıyor.

CNN'in analizinde, Donald Trump'ın daha önce sonuç vermeyen bir yönteme yeniden başvurarak bombardımanlarla Tahran'ı teslim olmaya zorladığı yazılıyor.

Ancak yeni saldırıların “Trump'ı çaresiz bırakan mevcut gidişatı uzatma riski taşıdığı” vurgulanıyor. Taarruzun İran yönetimini daha da inatçı hale getirdiği ve müzakerelerde ABD'ye güvenilemeyeceği görüşünü pekiştirdiği belirtiliyor.

Analize göre yeni ABD saldırılarında üç nokta öne çıkıyor.

Birincisi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini eski haline getirmemesinin ve nükleer programını sonlandırmaya yanaşmamasının Trump'ı iyice öfkelendirdiği görülüyor. İkincisi, yeni ABD saldırıları, Trump'ın rakibini anlaşmaya zorlamanın tek yolunun çatışma olduğuna inandığı izlenimini pekiştiriyor. Üçüncü olaraksa Cumhuriyetçi liderin, hassas bir dönemde güç kullanarak müzakereleri tehlikeye atma eğilimi bir kez daha açıkça görüldü.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'nin en kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, İran'ın misillemeyle Birleşik Arap Emirlikleri veya Katar'daki enerji altyapısını tahrip etme kapasitesini elinde tuttuğunu hatırlatıyor. Ayrıca Tahran'ın, Yemen'deki Husilere, Kızıldeniz'deki petrol ihracat rotalarını kesme talimatı verebileceğini savunuyor.

Diğer yandan Hürmüz'deki hakimiyeti ve 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından sağ çıkmasının İran'ı daha da güçlendirdiğine, dolayısıyla Tahran'ın Beyaz Saray'ın taleplerine kolayca boyun eğmeyeceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca ABD'nin saldırıları tırmandırmasının, Körfez'deki müttefiklerini de tehlikeye attığı hatırlatılıyor.

İranlı yetkililer, son saldırılarda iki su deposunun vurulduğunu ve 20 bine yakın kişinin içme suyu tedarikinin risk altına girdiğini açıkladı. İran'ın yarı resmi Batı Asya Haber Ajansı (WANA), Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesindeki Bamani bölgesinde yer alan iki beton su deposunun saldırıların hedefi olduğunu bildirdi.

New York Times'ın incelediği video ve uydu analiz verilerine göre depoların ABD tarafından vurulduğuna dair bulgular var. Bölgede GBU-39 tipi hassas güdümlü bombaların kalıntılarının bulunduğu aktarılıyor. Haberde, ABD ordusunun kasıtlı olarak sivil altyapıyı hedef almasının savaş suçu sayılabileceğine dikkat çekiliyor.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD'nin "yasadışı ve canice saldırılar" düzenlediği, bölgede gerilimin tırmandırılmasından Trump yönetiminin sorumlu olduğu vurgulandı.

Independent Türkçe, New York Times, Tesnim, CNN, Wall Street Journal