İsviçre'de nüfusun 10 milyonla sınırlandırılması önerisi oylanıyor

İsviçre bayrağı, 15 Haziran 2023 tarihinde İsviçre'nin Bern kentindeki İsviçre parlamento binası üzerinde dalgalanıyor (Reuters)
İsviçre bayrağı, 15 Haziran 2023 tarihinde İsviçre'nin Bern kentindeki İsviçre parlamento binası üzerinde dalgalanıyor (Reuters)
TT

İsviçre'de nüfusun 10 milyonla sınırlandırılması önerisi oylanıyor

İsviçre bayrağı, 15 Haziran 2023 tarihinde İsviçre'nin Bern kentindeki İsviçre parlamento binası üzerinde dalgalanıyor (Reuters)
İsviçre bayrağı, 15 Haziran 2023 tarihinde İsviçre'nin Bern kentindeki İsviçre parlamento binası üzerinde dalgalanıyor (Reuters)

İsviçreli seçmenler bugün, ülke nüfusuna üst sınır getirilmesini öngören ve Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkış oylamasına benzer nitelik taşıyan bir öneri için referanduma gidiyor. Söz konusu girişimin ekonomi ve Bern’in Avrupa Birliği ile ilişkileri üzerinde geniş kapsamlı etkiler doğurabileceği değerlendiriliyor.

Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi tarafından sunulan anayasa değişikliği, göç ve kamu hizmetleri ile konut üzerindeki baskılara ilişkin endişeler gerekçe gösterilerek ülke nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyon kişiyle sınırlandırılmasını öngörüyor. Resmî projeksiyonlar, İsviçre’nin bu nüfus seviyesine 2040’ların başında ulaşma yolunda olduğunu gösteriyor.

Söz konusu öneri, Avrupa’da sağ siyaset içinde göçü daha sıkı şekilde sınırlandırmaya yönelik artan eğilimlerin devamı olarak görülüyor. Bu eğilim; yaşam maliyetleri, düşük ekonomik büyüme ve suç oranlarına ilişkin hoşnutsuzluklarla birlikte güç kazanıyor.

Zürih kentinde bir mağazada yarı zamanlı çalışan ve Kenya kökenli 58 yaşındaki Helen Jolly, posta yoluyla oy kullanarak nüfus sınırlamasına destek verdiğini belirtti ve “Nüfus 10 milyonu aşarsa durum zorlaşır. Göçün sınırlandırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Oylama sonuçlarının yerel saatle 10.00’dan itibaren açıklanmaya başlaması bekleniyor.

Önerinin kabul edilmesi halinde, nüfusun 10 milyon eşiğine ulaşması İsviçre’nin Avrupa Birliği ile imzaladığı ve ülkedeki iş gücünün önemli bir bölümünü sağlayan serbest dolaşım anlaşmasını iptal etme sürecini tetikleyebilir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yaşlanan nüfusu zaten 9 milyonu aşan İsviçre’de seçmenler arasında görüş ayrılığı olduğu belirtiliyor.

Anketler, önceki bir çalışmada güçlü destek görülmesine rağmen öneriye desteğin son dönemde gerilediğini ortaya koyuyor.



Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı

Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı
TT

Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı

Trump anlaşmanın bugün imzalanacağını duyururken, İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump ve Pakistan, Ortadoğu’daki savaşı sona erdirmeye yönelik bir ön anlaşmanın bugün (pazar) imzalanacağını açıkladı. Ancak İran, anlaşmanın bu kadar kısa sürede imzalanacağı yönündeki iddiaları reddetti.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, tarafların bir barış anlaşması için çerçeve üzerinde uzlaştığını ve İslamabad’ın anlaşmanın pazar günü elektronik ortamda imzalanması için hazırlık yaptığını, teknik düzeyde görüşmelerin ise gelecek hafta devam edeceğini söyledi.

Trump da İran ile anlaşmanın bugün (pazar) imzalanacağını belirterek, anlaşmanın imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın “herkese açılacağını” ifade etti. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, imzanın “yarın gerçekleşmeyeceğini” söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise İranlı yetkililerin anlaşmanın pazar günü imzalanmasına izin vermeyeceğini ileri sürdü. Haberde, Tahran yönetiminin anlaşmanın Trump’ın doğum gününe denk getirilerek ABD Başkanı için bir propaganda etkinliğine dönüştürülmesine izin vermeyeceği belirtildi.

Rubio, Hindistan’ın protestosunun ardından Washington’un Hürmüz Boğazı politikasını savundu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD saldırılarında üç Hintli denizcinin hayatını kaybetmesinin ardından Hindistan’dan gelen tepkiler üzerine Washington’un Hürmüz Boğazı’na ilişkin tutumunu savundu.

Bloomberg’in haberine göre Rubio, son gelişmeleri görüşmek üzere Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın cumartesi günü yayımladığı açıklamada görüşmenin ayrıntılarına yer verildi.

Rubio, stratejik öneme sahip su yolunda barış ve güvenliği koruma çabaları kapsamında tüm ticari gemilerin ABD kuvvetlerinin talimatlarına derhâl uyması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, ABD öncülüğündeki ablukanın ihlal edilmesine ve İran petrolünün yasa dışı taşınmasına karşı hiçbir müsamaha gösterilmeyeceğini ifade etti.

Bu açıklamalar, ABD Donanması’nın düzenlediği ve üç Hintli denizcinin ölümüne yol açan saldırıların ardından Hindistan’ın resmi protestosunu dile getirmesinden sonra geldi. Jaishankar, X platformunda yaptığı paylaşımda, Hindistan’ın endişelerini Rubio’ya ilettiğini ve Yeni Delhi’nin söz konusu saldırılara güçlü şekilde karşı çıktığını belirtti.

Jaishankar paylaşımında, “Ticari deniz taşımacılığına yönelik bu tür ölümcül eylemler haklı gösterilemez” ifadelerini kullandı.


Arnavutluk yolsuzlukla mücadele yetkilileri, aralarında Trump ailesiyle bağlantılı olduğu şüphelenilen bazı kişilerin de bulunduğu 20 kişiyi soruşturuyor

Göstericiler, 6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı sahil tesisi projesi için belirlenen alanda protesto gösterisi düzenledi (EPA)
Göstericiler, 6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı sahil tesisi projesi için belirlenen alanda protesto gösterisi düzenledi (EPA)
TT

Arnavutluk yolsuzlukla mücadele yetkilileri, aralarında Trump ailesiyle bağlantılı olduğu şüphelenilen bazı kişilerin de bulunduğu 20 kişiyi soruşturuyor

Göstericiler, 6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı sahil tesisi projesi için belirlenen alanda protesto gösterisi düzenledi (EPA)
Göstericiler, 6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı sahil tesisi projesi için belirlenen alanda protesto gösterisi düzenledi (EPA)

Arnavutluk’ta yolsuzlukla mücadele savcılığı, bazı varlıkların kara para aklama faaliyetleriyle bağlantılı olduğu şüphesiyle 20 Arnavut’un gözaltına alınmasını talep etti. Söz konusu kişilerin bir kısmının Trump ailesiyle bağlantılı olduğu iddia edilen bir turizm projesiyle ilişkili olabileceği, dün yerel basında yer alan savcılık açıklamasına dayandırılarak bildirildi.

Yaklaşık iki haftadır, koruma altındaki Zvernec bölgesi ve Sazan Adası’nda planlanan turizm projesine karşı protestolar düzenleniyor. Dün başkent Tiran’da da binlerce kişi gösteri yaptı.

Yolsuzlukla mücadele savcılığına göre, uluslararası kokain kaçakçılığına ilişkin yürütülen soruşturmalarda, bazı kişilerin “mal varlığının kaynağını gizlemek ve yasa dışı gelirleri resmî ekonomiye entegre etmek için kullanıldığı düşünülen işlemlere” karıştığı tespit edildi.

Aynı gün, hakkında yakalama kararı bulunan 20 kişiden dördü gözaltına alındı. Savcılık, Zvernec’teki turizm projesine doğrudan atıfta bulunmadı.

Savcılık açıklamasında ayrıca, mahkemenin çeşitli varlıklar üzerinde ihtiyati haciz kararı verdiği, bunun Tiran, Palasa, Himara ve diğer kıyı bölgelerindeki kentsel gelişim ve gayrimenkul projelerini kapsadığı belirtildi. Haciz kararının toplam değerinin 128,4 milyon euroyu aştığı ifade edildi.

Belgelerde adı geçen şirketin “Albania Land Development” olabileceği değerlendirilirken, Arnavutluk ticaret sicilindeki açık kaynaklara göre Zvernec bölgesinde geniş arazi satın alan yapının bu şirketle örtüştüğü kaydedildi. Ivanka Trump’ın da yakın zamanda bir podcast yayınında Sazan Adası karşısındaki turizm projesine değinerek bölgeyi “beş millik (yaklaşık 8 kilometre) bir sahil şeridi” şeklinde tanımladığı ifade edildi.

Söz konusu “A.Ş.” isminin, bazı haberlerde ve Arnavut basınındaki araştırmacı raporlarda, turizm kompleksine yönelik arazi satışlarında kilit isim olarak geçen Artur Şehu olabileceği belirtildi.

Yolsuzlukla mücadele savcılığı ise bu iddialara ilişkin AFP’nin sorularına dün öğleden sonra cevap vermedi.


Hollanda polisi, Amsterdam'da bir apartmanda meydana gelen ve 7 kişinin yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili soruşturma yürütüyor

Hollanda'nın Rotterdam kentinde bir polis memuru (EPA)
Hollanda'nın Rotterdam kentinde bir polis memuru (EPA)
TT

Hollanda polisi, Amsterdam'da bir apartmanda meydana gelen ve 7 kişinin yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili soruşturma yürütüyor

Hollanda'nın Rotterdam kentinde bir polis memuru (EPA)
Hollanda'nın Rotterdam kentinde bir polis memuru (EPA)

Amsterdam polisi, bir apartman binasında meydana gelen ve 7 kişinin yaralanmasına, yaklaşık 400 kişinin tahliye edilmesine yol açan patlamanın arkasında suç örgütlerinin olup olmadığını araştırıyor.

Polis, dün yaptığı açıklamada 3 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Geniş çaplı kurtarma çalışmalarının ardından yetkililer, enkaz altında başka bir kişinin bulunmadığını değerlendiriyor.

Patlamanın, cuma günü sabaha karşı apartman kompleksine bağlı bir eklenti yapıda meydana geldiği, büyük bir yangına ve binanın bir bölümünün çökmesine neden olduğu belirtildi.

Hollanda basınında yer alan ve itfaiye ekipleri ile görgü tanıklarına dayandırılan haberlere göre, bazı gençlerin binanın bodrum katında patlayıcı düzeneği hazırladığı öne sürüldü. Het Parool ve De Telegraaf gazeteleri, bu düzeneklerin Almanya’da ATM’leri hedef alan saldırılarda kullanılanlara benzer olduğunu aktardı. Şüphelilerin Almanya’da bir soygun planladığı iddia edildi.

Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, yerleşim alanı içinde patlayıcı üretimini kınayarak bunu “toplumsal normlara aykırı davranış” olarak nitelendirdi.

Halsema, Hollanda resmi medyaya yaptığı açıklamada, “Sakinlerin bu faaliyetlerden haberdar olduğu görülüyor, bu da polisin de haberdar olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor” dedi.

Hollanda’da yıllardır bazı suç gruplarının Almanya’daki ATM’leri patlatarak soygun gerçekleştirdiği biliniyor. Bunun dışında, suç çevrelerinde apartmanlar ve ticari binalara yönelik patlayıcı saldırılarının da zaman zaman yaşandığı belirtiliyor.

Halsema, patlayıcı cihazları üreten ve yerleştiren kişilerin tespit edilmeye çalışıldığını belirterek, yerleşim bölgelerinde bu tür saldırı hazırlıklarını “büyük bir sorun” olarak tanımladı.