Washington ile Tahran arasında uzlaşma sinyalleri, Gazze anlaşması sürecinde bir ilerlemeyi garanti etmiyor

Kahire’deki müzakere turunun üzerinden bir hafta geçti

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden yemek alan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden yemek alan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
TT

Washington ile Tahran arasında uzlaşma sinyalleri, Gazze anlaşması sürecinde bir ilerlemeyi garanti etmiyor

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden yemek alan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden yemek alan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)

ABD ile İran arasında, etkileri dördüncü ayına giren savaşın sona erdirilmesine yönelik olası bir uzlaşmaya varılacağı yönündeki açıklamalar art arda gelirken, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına ilişkin dosyada ise durgunluk sürüyor. Kahire’nin ev sahipliğinde bir hafta önce başlayan yeni müzakere turundan henüz nihai sonuç çıkmadı.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, Washington ile Tahran arasında beklenen uzlaşmanın Filistin dosyasını da kapsayıp kapsamayacağı konusunda farklı değerlendirmelerde bulundu. Ancak uzmanlar, savaşın sona ermesinin ABD’nin Gazze Şeridi’ndeki anlaşma dosyasına daha fazla odaklanmasına imkân sağlayacağını ve taraflar üzerinde somut ilerleme sağlanması yönündeki baskıyı artıracağını vurguladı.

Yakında gerçekleşmesi muhtemel bir uzlaşı

ABD ile İran arasındaki arabuluculuk girişimlerinde rol oynayan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, dün X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bir barış anlaşmasına her zamankinden daha yakınız. Anlaşmanın önümüzdeki 24 saat içinde tamamlanmasını bekliyoruz… Bu tarihî barış anlaşmasının kalıcı barış için sağlam bir temel oluşturacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Ancak olası uzlaşmanın Gazze dosyasını da kapsayıp kapsamayacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı basın açıklamasında, Gazze ve bölgedeki diğer cephelere değinerek, “Hizbullah’tan asla vazgeçmeyeceğiz. Savaşın sona ermesi Lübnan’ı ve diğer cepheleri de kapsayacak” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail uzmanı olan Dr. Said Ukkaşe ise Washington ile Tahran arasında gündemde olan uzlaşı mutabakatının Gazze dosyasını kapsayacağını düşünmediğini belirtti. Ukkaşe, söz konusu mutabakatın imzalanmasının ardından ABD yönetiminin en az iki aylık bir süre boyunca dikkatini daha fazla Gazze dosyasına yöneltebileceğini ve böylece tıkanan anlaşma sürecini ilerletme fırsatı bulabileceğini söyledi.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise farklı bir değerlendirmede bulunarak, “İran, uzlaşmanın Lübnan ve diğer bölgeleri de kapsamasını istiyor. Beklenti de bu yönde. Ancak önümüzdeki saatlerde gelişmelerin nasıl şekilleneceğini henüz bilmiyoruz” dedi. Er-Rakab, tamamen sona ermemiş olan Kahire görüşmelerinin, Gazze dosyasında çeşitli uzlaşıların sağlanmasına yönelik bir perspektifin halen varlığını koruduğunu gösterdiğini ifade etti. Bu kapsamda özellikle Tel Aviv ile iş birliği yapan silahlı gruplar, Gazze’deki silah meselesi ve İsrail’in çekilmesi gibi başlıkların, İran dosyasındaki olası uzlaşıyla eş zamanlı olarak ele alındığını belirtti.

Kahire’deki görüşmelerin sürmesini dikkate alan er-Rakab, Gazze dosyasının hâlâ gündemde olduğunu ve müzakere masasındaki yerini koruduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaların da Gazze dosyasının gelecekteki kapsamlı bölgesel uzlaşı paketinin bir parçası olabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdiğini ifade etti.

İsrail’in sert tutumu

Tahran ile Washington arasında üzerinde uzlaşı sağlandığı belirtilen anlaşmanın ayrıntıları henüz açıklanmazken, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz cuma günü yaptığı açıklamada, Tel Aviv’in ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda ABD ve İsrail çıkarlarına dayanan ortak yaklaşımı sürdürmesini beklediğini söyledi. Katz, İsrail’in ‘Lübnan, Suriye ve Gazze’deki güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğini’ vurguladı. Bu İsrail yaklaşımını değerlendiren Ukkaşe, İsrail’in olası bir anlaşmayı engellemeyi sürdüreceğini öne sürerek, Hamas’ın da elinde kalan sınırlı silah kapasitesini korumakta ısrar ederek buna dolaylı katkı sağlayacağını savundu.

Ukkaşe, İsrail’in Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerde kalmaya devam edeceğini ve Filistinlilerin kontrolündeki alanları daraltarak zorunlu göç planlarını hayata geçirmeye çalışacağını ileri sürdü. İsrail’in hâlihazırda Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 60’ını kontrol ettiğini belirten Ukkaşe, bu oranın yüzde 75’e çıkarılabileceğini ve Filistinlilerin yalnızca Gazze Şeridi’nin yüzde 25’lik bölümünde yaşamaya zorlanabileceğini iddia etti. Ukkaşe ayrıca, Hamas’ın artık belirleyici bir askerî güç olmaktan çıktığını savunarak, sivillerle doğrudan karşı karşıya gelmenin yüksek maliyeti nedeniyle İsrail’in kapsamlı bir askerî tırmanışa gitmesini beklemediğini ifade etti.

xsd vdc
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir Filistinlinin cenazesini taşıyan Filistinliler (AFP)

Buna karşılık er-Rakab, Lübnan ve İran dosyalarında çözüm sağlanırken Gazze konusunda net bir uzlaşı vizyonuna ulaşılamamasının ciddi riskler doğuracağı uyarısında bulundu. Er-Rakab, böyle bir durumda İsrail’in Gazze’de daha serbest hareket etme imkânı bulabileceğini söyledi. Er-Rakab’a göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’yi elindeki en zayıf müzakere kartı olarak görüyor. Yaklaşan İsrail seçimleri öncesinde Netanyahu’nun destekçi ve seçmen tabanının desteğini korumak amacıyla Gazze’deki politikalarını sürdürmeye ihtiyaç duyduğunu belirten er-Rakab, bunun Filistinlilere yönelik saldırıların devam etmesi riskini artırdığını ifade etti.

Arabulucuların yolu

Bu endişelerin gölgesinde uluslararası çevreler, bölgedeki çözüm sürecinin tüm dosyaları kapsayan kapsamlı bir nitelik taşıması gerektiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 9 Haziran’da X platformunda yaptığı paylaşımda, “Tüm saldırılar derhâl durmalıdır. Lübnan, İran ve Gazze’deki ateşkes anlaşmalarına eksiksiz şekilde uyulmalıdır” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreteri’nin açıklamaları, Filistinli gruplarla arabulucular arasında Kahire’de yürütülen ve Gazze Şeridi’nde kalıcı ateşkese ulaşmayı amaçlayan görüşmelerin sürdüğü bir dönemde geldi. AFP’ye konuşan Filistinli bir kaynağa göre taraflar, Gazze’de silahların ‘üzerinde mutabık kalınacak bir Filistin kurumunun’ kontrolünde toplanması prensibi üzerinde anlaşmaya varırken, İsrail’in vereceği yanıt bekleniyor.

Uzmanlara göre bu süreçte İran savaşının sona ermesi dengeleri değiştirebilir. Ukkaşe, savaşın bitmesinin ABD yönetiminin dikkatini daha fazla Gazze dosyasına yöneltmesine olanak sağlayacağını, bunun da arabulucuların Hamas üzerindeki baskıyı artırarak müzakerelerde ilerleme sağlamalarına yardımcı olabileceğini belirtti. Ukkaşe ayrıca, böyle bir senaryoda İsrail’in de gerçek anlamda bir geri çekilmeye yönelmesinin mümkün olabileceğini ifade etti.

Er-Rakab ise Kahire ve diğer arabulucuların, bölge açısından kritik bir dönemde Gazze anlaşmasını ilerletmek amacıyla yoğun çabalarını sürdürdüğünü söyledi. Er-Rakab, bu girişimlerin İran ile ABD arasında beklenen uzlaşıdan güç alabileceğini belirterek, Kahire’deki mevcut müzakere turunun, Netanyahu’nun Gazze’de savaşın ve yıkımın sürmesini hedeflediği öne sürülen planın önündeki engelleri kaldıracak bir çözümle sonuçlanmasının önem taşıdığını vurguladı.



İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
TT

İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)

İran üzerindeki baskılar, savaşın, ABD yaptırımlarının ve ekonomik koşulların kötüleşmesinin devam etmesiyle artarken, yetkililer ABD ve İsrail ile bağlantılı olmakla veya protesto eylemlerine katılmakla suçladıkları kişilere yönelik güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Tahran yönetimi dün Kirman eyaletinde dört şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu açıklamanın yanı sıra yargı makamları, ocak ayındaki protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan bir kişi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Öte yandan İran riyali değer kaybetmeye devam ederek yeni bir rekor seviyeye geriledi. Açık piyasada euronun değeri 3 milyon riyali aşarak yeni bir zirveye ulaştı.

4 şebekenin çökertilmesi ve 31 kişinin gözaltına alınması

İran Güvenlik Bakanlığı, ülkenin güneydoğusundaki Kirman eyaletine bağlı Sircan kentinde dört organize şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, şebeke üyelerini ‘Amerikan-Siyonist’ unsurlarla bağlantılı olmak ve güvenliği, kamu ile özel mülkiyeti hedef alan eylemler planlamakla suçladı.

Bakanlık, operasyonun vatandaşlardan gelen ihbarlar ve istihbarat bilgileri doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti. Bakanlığın açıklamasına göre soruşturmalar, şebekelerin kargaşa çıkarmayı ve kent sokaklarında sabotaj eylemleri gerçekleştirmeyi planladığını ortaya çıkardı. Grupların ayrıca çok sayıda molotofkokteyli ile kentteki güvenlik kameralarını hedef almaya yönelik araçlar hazırladığı belirtildi.

Bakanlık, gözaltına alınanları ocak ayında ülkede yaşanan olaylar sırasında şiddet ve sabotaj eylemlerine katılmakla suçladı. Bu eylemler arasında valilik binasının ateşe verilmesi, bankalar ile devlet kurumlarına ve kamu ve özel mülklere zarar verilmesi ve resmî açıklamaya göre silahlara el koyma girişimiyle bir polis merkezine saldırılması da yer aldı.

İran makamları, gözaltına alınanların kimlikleri veya haklarındaki adli süreçlerle ilgili bağımsız ayrıntı paylaşmadı. Gözaltılar, ekonomik koşullar nedeniyle Aralık 2025’in sonlarında başlayan ve daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişleyen protestoların ardından uygulanan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında gerçekleşti.

Ocak ayındaki protestolara katılan bir kişinin idam edilmesi

Ayrı bir gelişmede, İran yargı makamları, ocak ayındaki protestolar sırasında gözaltına alınan Siyavuş Cemşidi Hayr Abadi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini açıkladı. Cemşidi, polise ateş açmak ve ulusal güvenlikle bağlantılı suçlar işlemekten hüküm giymişti.

Yargı makamları, Cemşidi’nin 8 Ocak’ta polis memurlarına en az üç el ateş ettiğini, iki gün sonra Şehrekürd kentinde üzerinde tabancayla yakalandığını bildirdi. Cemşidi ayrıca, internet üzerinden bazı kişilerle ‘güvenlik karşıtı’ olarak nitelendirilen faaliyetler düzenlemek amacıyla iletişim kurmak ve bir ‘görev’ karşılığında para almaya çalışmakla suçlandı.

vbe
İran’da halk protestolarına katıldıkları gerekçesiyle mahkûm edilen çok sayıda kişi idam edildi. (Arşiv)

İran makamları, ekonomik sıkıntılar nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestoların, dini kurumun yönetimine son verilmesi talebinin dile getirildiği geniş çaplı gösterilere dönüştüğünü belirtiyor. Tahran ayrıca, ABD ve İsrail tarafından desteklenen silahlı gruplar ile unsurların protestolara ve bazı şiddet olaylarına katıldığını öne sürüyor.

İdam kararının infaz edildiğinin duyurulması, protestolarla bağlantılı idam cezalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir döneme denk geldi. Çok sayıda ülkenin bu hafta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde protestocular hakkında verilen idam cezalarının infaz edilmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek bunların durdurulması çağrısında bulunduğu bildirildi.

Riyal, euro karşısında 3 milyon sınırını aştı

Ekonomik cephede ise İran riyalinin açık piyasadaki sert değer kaybı devam ederken, euro karşısında ilk kez 3 milyon riyal seviyesini aştı.

Açık döviz piyasası verilerine göre euro dünkü işlemlerde yaklaşık 3,015 milyon riyal seviyesine yükseldi. Dolar ise 2,7 milyon riyal sınırına yaklaştı. Piyasaya ilişkin yayımlanan verilere göre doların değeri bir haftadan kısa sürede yüzde 8’den fazla arttı.

xcvfb
İran riyali banknotlarını elinde tutan bir dövizci, Tahran, 17 Ağustos 2026 (Reuters)

Riyaldeki bu değer kaybı, yaptırımlar, petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar ve savaşın maliyetleri nedeniyle İran ekonomisi üzerindeki baskıların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Güncel ekonomik verilere göre tüketici fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 89,8 yükselirken, son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 73,6 olarak kaydedildi.

Para birimindeki değer kaybı, ithal mallar, ham maddeler, ilaçlar ve makinelerin maliyetini artırırken, bu durum iç piyasadaki mal fiyatlarına doğrudan yansıyor ve hane halkı ile şirketlerin satın alma gücündeki erimeyi daha da hızlandırıyor.

Savaş, ekonomik baskıları yoğunlaştırdı

Riyalin çöküşünün etkileri, gıda fiyatlarında daha belirgin şekilde görülüyor. Tahran’da yaşayanlar, gıda fiyatlarının son aylarda ciddi oranda arttığını belirtiyor.

Bir somun ekmeğin fiyatı yaklaşık 250 bin riyalden 500 bin riyale yükselirken, pirincin kilogram fiyatı 3,5 milyon riyalden yaklaşık 5,5 milyon riyale çıktı. Et satın almak da giderek daha fazla aile için zorlaştı.

Buna, yaşam maliyetlerinin birçok ailenin ayak uydurabileceğinden daha hızlı artmasıyla reel gelirlerde yaşanan düşüş de ekleniyor. Bu durum, ekonomik krizi ülkedeki toplumsal baskıyı artıran başlıca unsurlardan biri haline getiriyor.

tuö
Tahran’ın kuzeyindeki Tecriş Çarşısı’nda alışveriş yapan İranlılar (EPA)

Para birimindeki kriz, İran üzerindeki dış baskıların devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatmasının ardından ABD, ekonomik baskıyı artırmak amacıyla İran limanlarına abluka uygularken, İran’ın petrol ticareti de sert şekilde geriledi.

Washington ayrıca İran’ı desteklediğini belirttiği kuruluşlara yönelik ek yaptırımlar uyguladı. Bunlar arasında bankalar ve havayolu şirketleri de bulunuyor. Söz konusu politika, Tahran’ın dövize ve gelir kaynaklarına erişim kapasitesini azaltmayı hedefliyor.

Böylece İran aynı anda üç düzeyde baskıyla karşı karşıya bulunuyor: Protestolarla bağlantılı takibatların sürmesi nedeniyle güvenlik ve siyasi alanda, para biriminin değer kaybı ve fiyat artışları nedeniyle ekonomik alanda, savaş, yaptırımlar ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar nedeniyle de dış alanda baskı artıyor. Bu unsurların bir araya gelmesi, krizin ülke içindeki toplumsal etkilerinin kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırıyor.


Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor
TT

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin arttığı ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların çıkmaza girdiği bir dönemde, Başkan Donald Trump yönetimi önümüzdeki aşamaya ilişkin istişarelerini yoğunlaştırıyor. Bu süreçte askeri seçeneğe başvurulma ihtimalinin arttığına dair işaretler de güçleniyor. Bu atmosferde Başkan Donald Trump, üst düzey yönetim yetkililerinden büyük çaplı operasyonlara yeniden dönülmesi ihtimalini değerlendirmelerini istedi. Trump, Tahran ile Washington arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde çatışmaların sürdürülebileceği mesajını verdi.

Buna karşılık Tahran, ABD’nin saldırıları yeniden başlatması ihtimaline karşı sahadaki planlarını gözden geçirirken, hedef listesini bölgedeki kritik çıkarlara yönelik saldırıları da kapsayacak şekilde genişletme seçeneğini değerlendiriyor. Bu gelişmeler, İran’ın ticari gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenlediğine ilişkin haberlerin gündeme geldiği Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmandığı bir döneme denk geliyor.

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın İran’ın şartları karşılanmadıkça yeniden açılmayacağını söyledi. Kalibaf, ABD’nin artık zaman kazanmak için oyalama imkanının kalmadığını belirtti.


Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
TT

Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)

Paris Emniyet Müdürü dün yaptığı açıklamada, Fransa genelinde yayılan öğrenci protestolarının artık “kontrolden çıktığını” söyledi. Göstericilere barışçıl yöntemlere dönmeleri çağrısında bulunan emniyet müdürü, yetkililerin şiddet ve vandalizm eylemlerine kararlılıkla karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Çevik kuvvet ekipleri, cuma günü Fransa’nın çeşitli kentlerinde lise öğrencileriyle çatışırken, sendikalar da öğretmenleri greve çağırdı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümeti, sınıflardaki koşullar ve eğitim finansmanı nedeniyle giderek şiddetlenen protestoları kontrol altına almaya çalışıyor.

Pazartesi gününden beri ülke genelinde çoğunluğu gençlerden oluşmak üzere, yaklaşık 5 bin kişi gözaltına alındı. Olaylarda onlarca kişi de yaralandı.

Ulusal Polis Sözcüsü Agathe Fouquet dün RTL radyosuna yaptığı açıklamada, 600’den fazla polis memurunun da yaralandığını söyledi.

Öğretmenler ve vatandaşlar saldırılara maruz kalırken, mülke verilen zararın onlarca milyon avroya ulaştığı tahmin ediliyor.

Paris Emniyet Müdürü Patrice Faure, gelecek salı gününden itibaren yeniden düzenlenmesi planlanan protestolar öncesinde X platformunda yayımladığı mesajda, bu hareketi başlatanların artık olayların kontrolünü ellerinde tutamadığını söyledi. Faure, öğrencilere okulları kapatma eylemlerinden vazgeçmeleri, taşkınlıklara son vermeleri ve barışçıl protesto yöntemlerini benimsemeleri çağrısında bulundu.

Faure, “Barışçıl eylem biçimlerine dönmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Ayrıca ebeveynlerin de çocuklarını “profesyonel provokatörler” ve onların destekçilerinin etkisinden uzak tutma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Öğrenci sendikaları, salı günü ülke genelinde protesto günü düzenlenmesi çağrısı yaptı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre güvenlik yetkilileri, özellikle Paris’in merkezinde düzenlenecek organize gösterilerin şiddetin daha da artmasına yol açmasından endişe ediyor. Ayrıca aşırı sol çizgideki anarşist grupların protesto hareketinin kontrolünü ele geçirmesinden korkuluyor.