Yahudi Araştırmaları Enstitüsü: İsrailliler iç savaştan korkuyor

Anket sonuçları, bölünme tehlikesinin ‘İran'ın nükleer programının oluşturduğu tehdit’ ve Filistinlilerle çatışmanın önüne geçtiğini ortaya koydu

Cumartesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kudüs'teki konutunun yakınlarında hükümetini protesto eden bir göstericiyi gözaltına alan iki İsrailli kadın polis memuru (DPA)
Cumartesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kudüs'teki konutunun yakınlarında hükümetini protesto eden bir göstericiyi gözaltına alan iki İsrailli kadın polis memuru (DPA)
TT

Yahudi Araştırmaları Enstitüsü: İsrailliler iç savaştan korkuyor

Cumartesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kudüs'teki konutunun yakınlarında hükümetini protesto eden bir göstericiyi gözaltına alan iki İsrailli kadın polis memuru (DPA)
Cumartesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kudüs'teki konutunun yakınlarında hükümetini protesto eden bir göstericiyi gözaltına alan iki İsrailli kadın polis memuru (DPA)

Yahudi Araştırmaları Enstitüsü’nün (YIVO) dün yayımlanan yıllık raporunda İsrail toplumundaki iç bölünmeye ilişkin endişelerin arttığı ortaya çıktı. Ankete katılanların yarısından fazlası toplumsal kutuplaşmayı devletin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit olarak değerlendirirken rapor, İsrail basınının ‘olası bir iç savaş’ olarak nitelendirdiği senaryonun Filistinlilerle çatışmadan ve İran'ın nükleer programından ‘daha fazla beka riski’ oluşturduğu kaygısını taşıyan İsrailliler olduğunu gözler önüne serdi.

Rapora göre ankete katılanların yüzde 55'i iç bölünmenin İsrail için en büyük tehlikeyi teşkil ettiğini düşünüyor. Bu oran, yüzde 23 ile ‘İran’ın nükleer programının oluşturduğu tehdidi’ ve yüzde 18 ile Filistinlilerle çatışmayı seçenlerin belirgin biçimde önünde yer alıyor.

İsrail gazeresi Maariv, raporun ‘İsraillilerin Filistinlilerden ve İran'ın nükleer programından çok iç savaş tehlikesinden ciddi biçimde korktuğunu’ ortaya koyduğunu yazdı. Her 10 İsrailliden 6'sı (yüzde 60) ise İsrail içinde kan dökülmesi ve fiziksel şiddet (iç savaş) için şu an gerçek bir tehlikenin mevcut olduğu görüşünde birleşiyor.

Raporda ayrıca İsrail'deki en büyük Yahudi grubu olan laik kesimin yaklaşık yarısının, İsrail'in çocukları ve torunları için en doğru ve en güvenli yaşam yeri olduğuna artık inanmadığını kabul ettiği ortaya kondu.

Halkın büyük çoğunluğu (yüzde 80) Haredilerin (Ultra-Ortodoks Yahudiler) zorunlu askerliğe tabi tutulmasını desteklerken Haredilerin bu karşı duruşu katı bir şekilde devam ediyor. Haredilerin yüzde 79'u, ‘özellikle kendi ihtiyaçlarına yönelik olarak tasarlanmış ayrı yapılar sunulduğu durumlarda dahi’ askere alınmaya karşı çıktığını ifade ediyor.

sdvfdev
Kudüs'te zorunlu askerlik karşıtı bir gösteriye katılan Harediler, 30 Haziran 2024 (AP)

İsrail basını, raporun bugün İsrailliler arasında yakınlık duygusunu engelleyen temel faktörün milliyet, ırk ya da köken değil, birbiriyle rekabet eden siyasi kamplara (sağ ya da sol) aidiyet olduğunu açıkça ortaya koyduğunu aktardı.

Maariv haberinde, “Siyasi kutuplaşma her şeyi tahrip ediyor: Sol seçmenler, sağ seçmenlere yakınlıklarını yalnızca 1,25 puan olarak değerlendirirken sağ seçmenler sol seçmenlere yakınlıklarını 3,48 puan olarak değerlendiriyor” tespitine yer verdi.

Bennett, Netanyahu'nun yeniden seçilmesi konusunda uyardı

Öte yandan eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya sert biçimde yüklenerek İsraillileri ‘Netanyahu'nun bir dönem daha görevde kalmasının İsrail'i toplumundan yoksun bırakacağı’ konusunda uyardı.

Bu yılın sonlarında gerçekleşmesi beklenen seçimlerde Netanyahu'nun en güçlü rakibi olarak görülen Bennett Times of Israel gazetesine verdiği röportajda, Netanyahu'nun her konudaki tutumunu sert bir dille eleştirdi.

Bennett’e göre Netanyahu ‘yönetme, savaşları kazanma, güvenlik ve düzeni yeniden tesis etme, dini aşırıları İsrail toplumuna entegre etme ve İsrail'in zedelenen uluslararası itibarını onarma yeteneğini’ yitirdi.

Şu an birden fazla cephede sürdürülen ‘uzun soluklu savaşı’ eleştiren Bennett, bunun ‘İsrail'in doktriniyle bağdaşmadığını’ ve ‘toplumu, askerleri ve ekonomiyi tükettiği gibi devletin uluslararası konumunu da zayıflattığını’ vurguladı.

Bennett yaklaşan seçimleri ‘İsrail tarihinin en önemli seçimi’ olarak nitelendirdi.

Eski Başbakan Yair Lapid ile birlikte seçimlere tek çatı altında girme kararı aldıkları Birlikte Partisi’nin seçim kampanyası merkezinde gazeteye konuşan Bennett, İsrail'in ‘bir beka anıyla’ karşı karşıya olduğunu belirterek mevcut hükümetin bir dönem daha iktidarda kalmasının İsrail'i ‘ekonomisiz, toplumsal dokusundan yoksun ve etkin uluslararası konumunu yitirmiş bir hâlde bırakacağı’ uyarısında bulundu.

rfb
Bennett ve Lapid, dün akşam İsrail'in Herzliya kentinde ortak basın toplantısı düzenledi (EPA)

2021-2022 yılları arasında Netanyahu'nun koltuğunu devralan Bennett, Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortakları Itamar Ben Gvir ve Bezalel Smotrich'e olan bağımlılığının onu işlevsiz kıldığını düşünüyor. Bennett ayrıca hükümetin Haredilerin zorunlu askerlik meselesini ele alış biçimini de sert dille eleştirerek İsrail'in onlarca yıldır sürdürdüğü Haredi özerkliği anlayışını ‘yavaş bir ulusal intihar’ olarak nitelendirdi.

Yerleşimci şiddetiyle ilgili olarak ise masum Filistinlilere ve askerlere yönelik şiddeti ‘mümkün olan en güçlü ifadelerle’ kınayan Bennett, “İsrail'e hukuku ve düzeni yeniden getireceğim” dedi.

Bennett, Filistinliler konusunda ise şunları söyledi:

“İsrail'in güvenliğini korurken Filistinlilerin onurunu ve geçim kaynaklarını da gözetecek. İsraillilerin güvenliğini tehlikeye atmaksızın onların günlük yaşamını iyileştirecek adımları atmak için gerekli basiretimizi ortaya koyacağız. Ne onlar gidecek ne de biz.”

İsrail toplumunun 7 Ekim 2023 öncesinde bile mevcut hükümet eliyle zayıflatıldığını vurgulayan Bennett, yargı reformunun ve hükümetin tutumunun, İsrail halkının yarısına 'sizi küçümsüyoruz, sizden intikam alacağız' mesajı verdiğini söyledi.



Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News


Çin-Kuzey Kore köprüsü 12 yıl sonra açıldı: Pekin nüfuzunu artırıyor

Yeni köprüyle iki ülke arasındaki ticaret gelişebilir (AP)
Yeni köprüyle iki ülke arasındaki ticaret gelişebilir (AP)
TT

Çin-Kuzey Kore köprüsü 12 yıl sonra açıldı: Pekin nüfuzunu artırıyor

Yeni köprüyle iki ülke arasındaki ticaret gelişebilir (AP)
Yeni köprüyle iki ülke arasındaki ticaret gelişebilir (AP)

Çin'le Kuzey Kore sınırında, Yalu Nehri üzerinde kurulan otoyol köprüsü 12 yıl sonra hizmete açılıyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Yeni Yalu Nehri Köprüsü'nün bugün resmi olarak trafiğe açılacağını bildirdi. Mao, yeni köprünün iki ülke arasında önemli bir altyapı projesi olduğunu, ekonomik, ticari ve insani ilişkilerin gelişmesini sağlayacağını dile getirdi.

Çin'in Dandong ve Kuzey Kore'nin Sinuiju şehirlerini birbirine bağlayan 3 kilometre uzunluğundaki köprünün yapımı 2014'te tamamlanmıştı. Fakat Kuzey Kore tarafındaki inşaatlar tamamlanmadığından hizmete açılamamıştı.

Kuzey Kore'nin pandemide sınırlarını kapamasının ardından iki ülke arasında tren ve uçak seferleri ancak bu yıl martta yeniden başlamıştı.

CNN'in analizinde, köprü açılışının Pekin'le Pyongyang arasındaki ilişkilerin iyileştiği bir döneme denk geldiğine dikkat çekiliyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, haziranda Pyongyang'a giderek Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'la görüşmüştü. Zirve, Kuzey Kore'nin Çin'den nispeten uzaklaşarak Rusya'ya yakınlaşmasının ardından düzenlenmişti. Batılı kaynakların rakamlarına göre en az 2 bin 300 Kuzey Kore askeri Rusya adına Ukrayna cephesinde savaşırken öldürüldü.

Pekin yönetimi, 2010'larda Pyongyang'ın nükleer programına yönelik eleştirel bir tutum sergilerken, son dönemde Pyongyang-Moskova yakınlaşmasının da etkisiyle bu tavrını değiştiriyor.

Hazirandaki toplantı da iki komünist yönetim arasındaki ilişkilerin yeniden iyileşeceğinin işaretini vermişti. BBC'nin haberinde Pekin yönetiminin, yeni köprü üzerinden ticareti ve ikili ilişkileri canlandırarak Pyongyang üzerindeki nüfuzunu artırmak istediği yorumu yapılıyor.

Diğer yandan bazı analistler, yeni köprünün Pyongyang yönetiminin BM yaptırımlarını daha rahat atlatmasını sağlayacağını iddia ediyor.

Güney Kore'deki Kyungnam Üniversitesi'nden Lim Eul-chul, Kuzey Kore'nin köprüyü yaptırımları aşarak hammadde tedariki için "hükümet kontrolündeki bir geçit olarak kullanabileceğini" öne sürüyor.

Seul'deki Kuzey Kore Araştırmaları Üniversitesi'nden Yang Mu-jin ise Çin'in bu konuda ne kadar ileri gitmeye istekli olacağının kısmen Pekin-Washington ilişkilerine göre şekilleneceğini savunuyor.

Independent Türkçe, Global Times, CNN, BBC