Trump, Irak Başbakanı Zeydi’yi önümüzdeki ay Washington’a davet etti

(foto altı) Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (INA)
(foto altı) Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (INA)
TT

Trump, Irak Başbakanı Zeydi’yi önümüzdeki ay Washington’a davet etti

(foto altı) Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (INA)
(foto altı) Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (INA)

ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’ye, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki ülke arasındaki ikili ilişkileri görüşmek üzere temmuz ayı ortasında kendisini Beyaz Saray’da ağırlamayı planladığını iletti. Irak hükümeti ve Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği tarafından bugün yayımlanan ortak açıklamada bu bilgiye yer verildi.

Söz konusu ziyaret, Zeydi’nin mayıs ayı ortasında göreve gelmesinin ardından gerçekleştireceği ilk yurt dışı ziyareti olacak. Zeydi, göreve gelirken ABD’nin baskıları doğrultusunda İran’a yakın grupların silahsızlandırılması ve silah kullanımının devletin tekeline alınması yönünde taahhütte bulunmuştu.

Zeydi’nin medya ofisinden yapılan açıklamada, Başbakan Ali ez-Zeydi ile ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Irak ve ABD hükümetlerinin güçlü ve karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık kurma konusundaki ortak kararlılığını yeniden teyit ettiği belirtildi. Açıklamada, bu ortaklığın Irak halkının egemenlik, güvenlik ve refah beklentilerini karşılamayı ve hem Irak hem de ABD halkı için somut faydalar sağlamayı hedeflediği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, iki tarafın, Irak hükümetinin ‘terörizmin olmadığı daha parlak bir gelecek’ inşa etme vizyonunu ve devlet dışı silahlı grupların tamamen tasfiye edilmesi, bu grupların feshedilmesi ve silahların yalnızca devletin kontrolüne alınmasına yönelik planların uygulanmasını görüştüğü aktarıldı. Tarafların, Irak’ın tam egemenliğinin sağlanması, ülkenin bölgesel çatışmalardan uzak tutulması ve topraklarının hiçbir tarafça bölgesel güvenliği tehdit etmek amacıyla kullanılmaması gerektiği konusunda mutabık kaldığı, ayrıca bu hedeflerin en kısa sürede tamamen hayata geçirilmesinin öneminin vurgulandığı kaydedildi.

Açıklamada, Zeydi’nin iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin derinleştirilmesine yönelik Irak’ın taahhüdünü yinelediği, Barrack’ın da bunu ortak bir yaklaşım olarak memnuniyetle karşıladığı belirtildi. Tarafların ayrıca, Irak’ın, küresel standartlarda internet hizmeti sunulması amacıyla Starlink’e işletme ruhsatı verme sürecini tamamlaması; Chevron ile Batı Kurna-2 ve Nasıriye petrol sahalarının geliştirilmesine yönelik görüşmelere başlamasını olumlu değerlendirdiği ifade edildi. Açıklamada, ABD’li şirketler HKN, Western Zagros ve Hunt’ın, gerekli güvenlik garantilerinin sağlanması koşuluyla faaliyetlerine yeniden başlayabilmelerine izin verilmesinin de gündeme geldiği aktarıldı. Ayrıca Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden canlandırılması için TI Capital ile yapılan mutabakat zaptı çerçevesinde sürecin ilerletilmesi üzerinde durulduğu, bu hattın petrol ihracatı açısından stratejik bir güzergâh olduğu vurgulandı. Zeydi ile Barrack’ın, Irak’ın elektrik ihtiyacının karşılanmasına destek amacıyla iki ülke arasındaki ticari iş birliğinin genişletilmesi konusunda mutabık kaldığı; bu kapsamda Excelerate Energy şirketinin Hür ez-Zübeyr’de sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatı için yüzer terminal geliştirme projesinin de ele alındığı bildirildi.

Tarafların ayrıca, güçlü, birleşik, egemenliğe sahip, demokratik bir federal Irak’ın desteklenmesinin; sağlam anayasal kurumlara dayanmasının ve tüm vatandaşlar arasında tam eşitliğin sağlanmasının önemini vurguladığı, bunun Irak’ın birliği, istikrarı ve refahını güçlendireceği konusunda hemfikir olduğu kaydedildi.



Belarus lideri Lukaşenko: Putin, Yahudi lobisine kandı

Lukaşenko, savaşın sonlanması için hem Ukrayna'nın hem de Rusya'nın taviz vermesi gerekeceğini söyledi (Reuters)
Lukaşenko, savaşın sonlanması için hem Ukrayna'nın hem de Rusya'nın taviz vermesi gerekeceğini söyledi (Reuters)
TT

Belarus lideri Lukaşenko: Putin, Yahudi lobisine kandı

Lukaşenko, savaşın sonlanması için hem Ukrayna'nın hem de Rusya'nın taviz vermesi gerekeceğini söyledi (Reuters)
Lukaşenko, savaşın sonlanması için hem Ukrayna'nın hem de Rusya'nın taviz vermesi gerekeceğini söyledi (Reuters)

Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna savaşında "Yahudi lobisi tarafından kandırıldığını" öne sürdü.

Lukaşenko, Suudi Arabistan devletine ait Al Arabiya'da 15 Haziran'da yayımlanan söyleşisinde, savaşın ilk döneminde Rus ordusunun hızla Kiev'e yaklaştığını, Ukrayna için mağlubiyetin kaçınılmaz olduğunu ileri sürdü. O sırada "bazı siyasetçi ve güçlerin" devreye girerek Putin'den birliklerini çekip barış anlaşması imzalamasını istediğini iddia etti.

"Rusya geri çekilmeden önce herkes Ukrayna'nın günlerinin sayılı olduğunu biliyordu" diyen Lukaşenko, Vatikan ve "Yahudi lobisini" hedef gösterdi:

Muhtemelen bu güçler onu bir kez daha kandırdı. Vatikan ve şaşırtıcı bir şekilde Yahudi lobisi, İsrailliler devreye girdi. Zelenski adına Putin'e 'Tamam, barışa doğru ilerliyoruz artık anlaşabiliriz' dediler.

Lukaşenko, "Yahudi lobisi" ifadesiyle kimi kastettiğini açıkça söylemedi. Ancak Putin'in talimatıyla Şubat 2022'de başlayan savaşın ilk günlerinde, dönemin İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Kiev ve Kremlin arasında arabuluculuk yapmıştı. Moskova'da Putin'le bir araya gelmiş, Zelenski'yle de telefonda görüşmüştü.

Dönemin Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis de Mart 2022'de Rus Ortodoks Kilisesi lideri Patrik Kirill'le videokonferans düzenleyerek ateşkes çağrısında bulunmuştu. Ayrıca iki dini lider, aynı dönemde İstanbul'da yürütülen müzakerelerin önemine dikkat çekmişti.

Diğer yandan Ukrayna ordusundan mayısta yapılan açıklamada, Belarus'ta "500 potansiyel hedefin belirlendiği" bildirilerek saldırı tehdidinde bulunulmuştu. Lukaşenko da örtük şekilde Zelenski'ye atıfla Ukrayna'daki "çok önemli bir hedefi listelerine aldıklarını" söylemişti.

Belarus lideri, röportajında açıklamalarının aşırıya kaçtığını belirterek Zelenski'den özür dilerken, ülkesinin saldırıya uğramadığı sürece Ukrayna için herhangi bir tehdit oluşturmadığını ifade etti.

Röportajda Lukaşenko, İran savaşına da değinerek ABD'deki "nüfuzlu ve zengin İsrail lobisinin" ABD'yi kışkırttığını savundu. Ayrıca ABD'nin ve İran'ın komşuları Hindistan'la Pakistan'ın nükleer silaha sahip olduğuna dikkat çekerek Tahran'ın da bu silahı geliştirebilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Independent Türkçe, Belta, Al Arabiya, Israel Hayom, RT, Kyiv Independent


Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı.

Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı.

Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi.

Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor.

South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor.

Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi.

İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi.

Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor.

Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri.

Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor.

Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor.

Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı.

Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor.

Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti.

Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde.

Independent Türkçe


İran’ı ABD’yle anlaşmanın ardından neler bekliyor?

ABD'deki 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Yeni Zelanda-İran maçı öncesi hükümet karşıtları protesto düzenlemişti (Reuters)
ABD'deki 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Yeni Zelanda-İran maçı öncesi hükümet karşıtları protesto düzenlemişti (Reuters)
TT

İran’ı ABD’yle anlaşmanın ardından neler bekliyor?

ABD'deki 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Yeni Zelanda-İran maçı öncesi hükümet karşıtları protesto düzenlemişti (Reuters)
ABD'deki 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Yeni Zelanda-İran maçı öncesi hükümet karşıtları protesto düzenlemişti (Reuters)

ABD ve İran arasında cuma günü imzalanması planlanan ateşkes mutabakatının bölgedeki gerilimi hafifletmesi beklenirken, Tahran yönetimi öfkeli bir halkla ve ekonomik krizle karşı karşıya.

İran riyalinin ABD doları karşısında dibe vurmasıyla Aralık 2025'te patlak veren geniş çaplı protestolar ülkeyi sarsmıştı.

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre gösterilerde çıkan olaylarda 5 bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti.

İran Şehit ve Gaziler Vakfının Adli Tıp Kurumu tarafından 21 Ocak'ta yapılan açıklamadaysa can kaybının 3 bin 117 olduğu bildirilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın askeri müdahale tehditleri, İsrail'le 28 Şubat'ta başlatılan ortak saldırılarla gerçeğe dönüşmüştü.

Trump, pazar akşamı Truth Social'dan yaptığı paylaşımda İran'la anlaşmaya varıldığını bildirdi. Tahran yönetimi, mutabakat zaptının cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde imzalanacağını, bu kapsamda Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin de eski haline döndürüleceğini açıkladı.

Anlaşmanın detayları henüz bilinmiyor ancak ABD'nin, İran'ın 24 milyar dolarlık dondurulmuş malvarlığını serbest bırakabileceği ve petrol yaptırımlarını kaldırabileceği öngörülüyor.

Reuters analizine göre İran halkı, anlaşmanın ekonomik koşullarda somut bir iyileşme yaratmasını bekliyor. Adının paylaşılmaması şartıyla ajansa konuşan İranlı üst düzey yetkililerden biri, halkın "savaştan ve ekonomik sıkıntılardan bıktığını" vurguluyor. Elde edilecek fonların büyük olasılıkla yeniden inşa çalışmaları, bankalara likidite sağlanması ve geniş kapsamlı ekonomik destek için kullanılacağını söylüyor.

Kaynaklar, Tahran yönetiminin yaşam standartlarının iyileştirilmemesi halinde protestoların yeniden alevlenebileceğinin farkında olduğunu belirtiyor.

Yetkililerden bazıları, İran'ın anlaşmayı ve Hürmüz'ü tekrar açmayı bu ekonomik sıkıntıları hafifletebilmek için kabul ettiğini savunuyor. Berlin merkezli düşünce kuruluşu Alman Uluslararası ve Güvenlik İlişkileri Enstitüsü'nden Hamidrıza Azizi, "İran'daki dini yönetimin asıl sorunları savaş bitince başlayacak" diyor. 

Diğer yandan savaş nedeniyle Devrim Muhafızları'nın yönetim üzerindeki gücünün arttığı hatırlatılıyor. Analistlere göre Devrim Muhafızları, rejimin ayakta kalmasına katkı sağlayacak bir anlaşmaya sıcak bakıyor. Buna karşılık ultra muhafazakar Paydari Cephesi, özellikle Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından ABD'yle yürütülecek müzakerelere mesafeli yaklaşıyor.

Tahran liderliğinin, savaşta destek aldığı daha şahin kanadı müzakerelere ve anlaşmanın rejimin yararına olacağına ikna etmesi gerekeceği yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Tesnim