Yeni Amerikan rüyası “pasif gelir” oldu

Başta Z kuşağı olmak üzere birçok kişi, geleneksel çalışma modellerinin imkanlarını yetersiz görüyor (Unsplash)
Başta Z kuşağı olmak üzere birçok kişi, geleneksel çalışma modellerinin imkanlarını yetersiz görüyor (Unsplash)
TT

Yeni Amerikan rüyası “pasif gelir” oldu

Başta Z kuşağı olmak üzere birçok kişi, geleneksel çalışma modellerinin imkanlarını yetersiz görüyor (Unsplash)
Başta Z kuşağı olmak üzere birçok kişi, geleneksel çalışma modellerinin imkanlarını yetersiz görüyor (Unsplash)

ABD'de geleneksel şekilde mesai yapmadan "pasif gelir" kazanmaya yönelik girişimler giderek artıyor.

Wall Street Journal'ın haberine göre özellikle yapay zekanın yükselişi ve çalışanların geleneksel işlere yönelik memnuniyetsizliği "pasif gelir" arayışını hızlandırıyor.

Teksaslı mühendis Greg Keogh, büyük boy bir tüy toplama rulosu tasarlayarak ürünü Amazon'da satışa sunduğunu anlatıyor.

İşini büyütmek yerine mevcut düzeyde bırakmayı tercih eden girişimci, bugün ayda iki saatten az çalışarak yılda yaklaşık 50 bin ila 115 bin dolar gelir elde ettiğini söylüyor.

Kanada'da yaşayan Michaël Tremblay da yapay zeka yardımıyla hazırladığı PDF rehberleri Etsy'de satarak ayda yüzlerce dolar kazanıyor. İspanya'ya taşınan Matt Ebso ise yapay zeka aracılığıyla ses örneklerinden oluşturduğu ses klonlarını lisanslayarak ayda yaklaşık 3 bin dolar gelir elde ediyor.

Bu eğilim yalnızca bireysel başarı hikayeleriyle sınırlı değil.

New York Merkez Bankası verilerine göre Amerikalı çalışanların maaş ve terfi imkanlarından memnuniyet oranı martta 2014'ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. Geçen yıl yapılan bir ankette Amerikalıların yarısından fazlası, Z kuşağının ise yüzde 60'ı tam zamanlı bir işin finansal hedeflerine ulaşmaları için yeterli olmayacağını söyledi.

Yan gelir kaynakları da hızla yaygınlaşıyor. Bankrate anketine göre her 4 Amerikalıdan biri ek iş yapıyor. Cash App'in araştırmasına göre ise 18-28 yaş grubundakilerin yüzde 44'ünün tam veya yarı zamanlı iş dışında bir gelir kaynağı bulunuyor.

Ancak uzmanlar pasif gelir girişimlerindeki başarı hikayelerinin yanıltıcı olabileceği uyarısında bulunuyor. Virginia Commonwealth Üniversitesi'nden sosyolog Victor Tan Chen, pasif gelir arayışını "Kumarhane gibi işleyen ekonomimizde bahis oynamak gibi" diye niteliyor.

ABD Federal Ticaret Komisyonu da (FTC) son yıllarda "otomatik pasif gelir" vaatleriyle milyonlarca dolarlık dolandırıcılık yapan platformlar hakkında işlem başlattı.

Uzmanlara göre pasif gelir mümkün ancak az emekle işleyebilecek modeller son derece nadir. Birçok başarılı örnekte bile başlangıçta yoğun emek, teknik bilgi veya doğru zamanlama gerekiyor.

Keogh da "Başlangıçta ne kadar çok zorluk yaşarsanız, sonrasında iş o kadar pasif hale gelebilir" diyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios



Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı
TT

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), cuma günü yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da yaşanan savaşın ardından İran'ın nükleer silah geliştirmediğinden emin olunabilmesi için ülkede "son derece kapsamlı bir doğrulama ve denetim sistemi" uygulanmasının gerekli olduğunu vurguladı.

İran'da ise Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin yalnızca Tahran'ın belirlediği deniz koridorları üzerinden mümkün olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, İran ile koordinasyon sağlanmadan ilan edilecek herhangi bir yeni deniz koridorunun "kabul edilemez olduğu ve deniz güvenliği açısından risk oluşturduğu" ifade edildi. Devrim Muhafızları ayrıca, bu şartlara uymayan gemilere karşı gerekli tedbirlerin alınacağını duyurdu.

Öte yandan Lübnan, perşembe günü bölgede gerilimin düşürülmesi ve istikrarın sağlanması yönündeki çabaların önündeki en önemli başlıklardan biri olarak öne çıktı.

Reuters'ın, İran müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesi, Tahran ile Washington arasında nihai bir anlaşmaya varılmasının temel şartlarından biri olarak görülüyor.

Buna karşılık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail askerlerinin "gerekli olduğu sürece" Güney Lübnan'da kalacağını belirtti. Netanyahu ayrıca, İsrail ordusuna Lübnan'da operasyon yapma serbestisi tanıdığı talimatını verdiğini açıkladı.


Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
TT

Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)

İsrail’in Güney Lübnan’daki hareket serbestisinin, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana en düşük seviyeye gerilediği bildirildi. Söz konusu ateşkesin, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütülen müzakerelerin etkisiyle şekillendiği ifade ediliyor.

Buna rağmen İsrail ordusunun, “güvenlik gerekçeleri” ile sınırlı operasyonlarını sürdürdüğü belirtilirken, Hizbullah ise şu ana kadar ateşkese bağlı kaldığını, ancak ihlalleri yakından izlediğini açıkladı.

Öte yandan Washington’da devam eden Lübnan–İsrail görüşmelerinde temkinli ancak olumlu bir hava olduğu, buna karşın İsrail’in işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilme mekanizması konusunda anlaşmazlıkların sürdüğü bildirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordusunun “güvenlik bölgesi” olarak tanımladığı alanlardan mevcut aşamada çekilmeyeceğini ve askeri varlığın güvenlik ihtiyaçlarına bağlı olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, tarafların “niyet beyanı” niteliğinde bir anlaşmaya yaklaşmış olabileceğini, ancak nihai sonuç için daha fazla zaman ve çalışma gerektiğini ifade etti.


Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
TT

Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İsviçre’de İran ile yapılan barış görüşmelerinin iki ülke arasında doğrudan bir iletişim kanalının kurulmasıyla sonuçlandığını açıkladı.

İngiltere merkezli muhafazakâr yayın organı UnHerd’e verdiği ve İsviçre dönüşünde kaydedilen ancak dün yayımlanan röportajda Vance, müzakerelerin temel hedeflerinden birinin İran tarafıyla doğrudan bir “iletişim hattı” oluşturmak olduğunu söyledi.

Vance, İranlıların bu kapsamda İran Devrim Muhafızları temsilcilerinden birinin Doha’ya gönderilerek ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yetkilisiyle görüşmesinin planlandığını belirtti. Bu kanalın, iki taraf arasındaki krizlerin çözümünde kullanılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Vance, bu mekanizmanın müzakerelerin somut kazanımlarından biri olduğunu ve ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltabilecek önemli bir adım olabileceğini söyledi.

Ayrıca İran ile yaşanan çatışmaların yönetiminin en karmaşık siyasi sınamalardan biri olduğunu belirten Vance, diplomatik sürecin askeri gerilimi azaltma ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme fırsatı sunduğunu vurguladı.

İsviçre görüşmeleri ve müzakere süreci

İsviçre’nin Burgenshtock kentinde yapılan ilk tur görüşmelerin ardından tarafların teknik müzakerelere hazırlandığı, bu sürecin haziran ayı sonunda yeniden başlayacağı bildirildi.

İran, yaptırımların kaldırılması, nükleer program, ekonomik yeniden yapılanma ve denetim mekanizmaları için dört ayrı çalışma grubu kurulduğunu açıklarken, ABD ise bir sonraki turun çerçeve ilkelerin uygulanabilir anlaşmalara dönüştürülmesine odaklanacağını belirtti.

Hürmüz ve bölgesel gerilimler

Hürmüz Boğazı, nükleer program denetimleri, dondurulmuş İran varlıkları ve deniz taşımacılığı gibi başlıkların anlaşmanın en tartışmalı alanları olduğu ifade ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez turu sırasında yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’ndan geçişe yönelik herhangi bir ücretlendirmeyi kabul etmeyeceklerini ve nihai anlaşmanın “doğrulanabilir ve uygulanabilir” olması gerektiğini vurgulamıştı.

Buna karşılık Tahran; Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemeleri, serbest bırakılan varlıkların kullanım mekanizmaları ve nükleer programın geleceği gibi konuların ancak nihai anlaşma çerçevesinde netleşeceğini savunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran makamları ayrıca, İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinden çekilmesi de dahil olmak üzere Lübnan dosyasının, önümüzdeki müzakerelerde güvence altına almaya çalıştıkları mutabakatların bir parçası olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.