İsrail'de iktidardaki Likud Partisi'nde yaşanan güven krizinin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu, seçim stratejisine karşı çıkan parti arkadaşlarını bu kez çok daha sert bir tehditle uyardı. Parti içindeki ön seçim planına itiraz edenlere seslenen Netanyahu, "Partiden ayrılıp yeni bir parti kurarak seçime girmemi mi istiyorsunuz? O zaman kaç oy alacağınızı görürsünüz" dedi.
Netanyahu'nun bu tehdidi yalnızca sözde kalmadı. Başbakanın bu seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği ve kamuoyunun olası tepkisini ölçmek amacıyla bir kamuoyu araştırması yaptırdığı ortaya çıktı. Yardımcılarının paylaştığı ve Kanal 15 (iNews24) adına bağımsız bir araştırma kuruluşunca hazırlandığı belirtilen ankete göre Netanyahu'nun Likud'dan ayrılarak yeni bir parti kurması halinde 23 milletvekili çıkarabileceği öngörülüyor. Aynı ankette, Netanyahu'suz bir Likud'un ise mevcut 36 sandalyeden yalnızca 7 milletvekilliğine gerileyeceği tahmin edildi.
Bu sonuçlar, Netanyahu'nun tehdidinin ciddi olduğunu ve bu ihtimali pratik düzeyde değerlendiren özel bir ekip oluşturduğunu gösteriyor. Likud yönetiminde ise böyle bir senaryonun ciddi endişe yarattığı belirtiliyor. Parti yöneticileri, 2005 yılında Ariel Şaron'un Likud'dan ayrılarak Kadima Partisi'ni kurduğu süreci hatırlatıyor. Şaron kısa süre sonra komaya girmiş olsa da, Ehud Olmert liderliğindeki Kadima seçimleri 29 sandalyeyle kazanmış, Netanyahu liderliğindeki Likud ise o dönemde 32 sandalyeden 12'ye gerilemişti. Bu nedenle parti liderinin ayrılması, Likud içinde hâlâ bir "kâbus senaryosu" olarak görülüyor.

Likud'daki anlaşmazlığın temelinde Netanyahu'nun savaş nedeniyle ilan edilen olağanüstü hâli gerekçe göstererek parti içi ön seçimleri iptal etme kararı bulunuyor. Bu önerinin ardından parti içindeki bazı isimler konuyu Likud'un iç mahkemesine taşıdı. Mahkeme, taraflara uzlaşma çağrısı yaparken Netanyahu, daha da tartışmalı yeni bir öneri sundu.
Başbakan, ön seçimlerin yapılmasını ancak seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi ve parti lideri sıfatıyla seçim listesindeki ilk 20 sıra içinde yer alacak 11 adayı tek başına belirleme yetkisinin kendisine verilmesi şartına bağladı. Bu düzenleme, Netanyahu'nun liste başını kendisine kişisel olarak sadık isimlerle oluşturmasını sağlayacak, mevcut milletvekilleri ve bakanların büyük bölümünün yeniden seçilme şansını ortadan kaldıracak. Bu nedenle parti içindeki çok sayıda isim öneriye sert tepki göstererek bunu siyasi varlıklarını hedef alan bir girişim olarak değerlendirdi.
Parti yöneticilerinden bazıları ise krizin büyümemesi için Netanyahu ile uzlaşma arayışını sürdürüyor. Masadaki önerilerden biri, Netanyahu'ya ilk 20 sıra için 5, ilk 40 sıra için ise ilave 5 aday belirleme hakkı tanınması ve mevcut bölge dağılımı korunarak ön seçimlerin yapılması yönünde.
Netanyahu'ya muhalif isimlerden Milletvekili Dani Biton, "Netanyahu'yu başbakan adayımız olarak biz seçtik ve görevine devam etmesini istiyoruz. Ancak Likud'u bugünkü gücüne yalnızca o taşımadı; biz de Netanyahu'yu bu noktaya getirdik. 7 Ekim'den sonra zayıfladığı düşünüldüğünde ona destek veren, yeniden güçlü bir başbakan olmasını sağlayan bizdik. Ama şimdi bize karşı güç gösterisi yapmamalı; partinin demokrasisine ve kurallarına saygı göstermelidir." ifadelerini kullandı.

Biton, Netanyahu'nun partiden ayrılma tehdidiyle ilgili soruya ise, "Bu beni mide bulandırıyor. Bu yakışıksız bir davranış. Şaron aynısını yaptığında Netanyahu onu en sert ifadelerle eleştirmişti. Görünen o ki hafıza kaybına yakalanmış." yanıtını verdi.
Öte yandan kamuoyu yoklamaları, Netanyahu'nun birlik içindeki bir Likud ile seçime girmesi halinde dahi siyasi ve askeri başarısızlıklarının etkisiyle iktidarı kaybetme riski taşıdığını gösteriyor. Parti içindeki bölünmenin derinleşmesi durumunda bu riskin daha da artacağı değerlendirilirken, Netanyahu'ya yakın bazı isimlerin iç krizin büyümeden uzlaşıyla çözülmesi için girişimlerini sürdürdüğü belirtiliyor.
Donald Trump ve eşi Melania, Beyaz Saray'ın balkonlarından birinde (DPA)
Barron Trump, Melania'nın en yakın arkadaşlarından biridir (AP)