Körfez ve Arap ülkeleri, İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik saldırılarını geniş çapta kınadı

Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, İran saldırısı sonucu Muharrak vilayetindeki bir binada hasar gören bir daire görülüyor. (X)
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, İran saldırısı sonucu Muharrak vilayetindeki bir binada hasar gören bir daire görülüyor. (X)
TT

Körfez ve Arap ülkeleri, İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik saldırılarını geniş çapta kınadı

Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, İran saldırısı sonucu Muharrak vilayetindeki bir binada hasar gören bir daire görülüyor. (X)
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, İran saldırısı sonucu Muharrak vilayetindeki bir binada hasar gören bir daire görülüyor. (X)

İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’i hedef alan saldırıları, Körfez ve Arap ülkelerinin tepkilerinin artmasına yol açtı. Söz konusu ülkeler, devletlerin egemenliğinin ihlal edilmesini reddettiklerini vurgularken, tırmanan gerilimin bölge güvenliği üzerindeki olası sonuçları konusunda uyarıda bulundu ve krizin diplomatik yollarla kontrol altına alınmasına yönelik çabaların sürdürülmesi çağrısı yaptı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Kuveyt ile Bahreyn’e yönelik saldırılarının yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliği ve seyrüsefer serbestisini hedef alan eylemlerini en sert ifadelerle kınadığını açıkladı.

Suudi Arabistan, söz konusu saldırıları uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık ihlali olarak nitelendirerek kesin bir dille reddettiğini belirtti. Riyad yönetimi ayrıca, bu ihlallerin bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik uluslararası çabaları zayıflattığını yineledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Kuveyt ve Bahreyn ile dayanışmasını yineleyerek, egemenlikleri ve güvenliklerini korumaya yönelik atacakları tüm adımlara tam destek verdiğini açıkladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi de saldırıları ‘en sert ifadelerle’ kınadı. Saldırıların Bahreyn ve Kuveyt’in egemenliğinin açık ihlali niteliğinde olduğunu ve iki ülkenin güvenliği ile istikrarını, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancıların can güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini belirten el-Budeyvi, bu tür saldırıların bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ile barışın tesisine yönelik çabaları baltaladığını söyledi. El-Budeyvi, KİK’in Bahreyn ve Kuveyt’in egemenliğini korumak ve güvenliklerini güçlendirmek amacıyla alacağı tüm tedbirleri desteklediğini yineledi.

Katar da İran’ın tekrarlanan saldırılarını sert bir dille kınayarak, bunların ‘Bahreyn ve Kuveyt’in egemenliğinin açık ihlali ve uluslararası hukukun ağır şekilde çiğnenmesi’ olduğunu belirtti. Doha yönetimi, bölgede gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenmesi, diyalog ve diplomasi yolunun sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, iki ülkeyle tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’i füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alan saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Abu Dabi yönetimi, saldırıların iki ülkenin egemenliğinin açık ihlali ve güvenlik ile istikrarlarına yönelik bir tehdit oluşturduğunu belirterek, Bahreyn ve Kuveyt’e tam destek verdiğini ve güvenlik ile istikrarlarını korumaya yönelik her türlü çabayı desteklediğini bildirdi.

Umman Dışişleri Bakanlığı ise yayımladığı açıklamada, Kuveyt ile tam dayanışma içinde olduğunu belirterek ülke topraklarını hedef alan askeri saldırıları kınadı. Umman, bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm eylemleri reddettiğini yineleyerek, taraflara itidal çağrısında bulundu ve gerilimin kontrol altına alınması için diyalog ile diplomatik yöntemlere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Ürdün de bugün İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’i füze ve İHA’larla hedef alan saldırılarını kınadı. Amman yönetimi, söz konusu saldırıları iki ülkenin egemenliğinin açık ihlali, güvenlikleri, istikrarları ve toprak bütünlüklerine yönelik tehdit, ayrıca tehlikeli bir tırmanış ile uluslararası hukuk ve BM Şartı’nın ağır ihlali olarak nitelendirdi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ürdün’ün kardeş Bahreyn ve Kuveyt ile tam dayanışma içinde olduğu vurgulanarak, egemenliklerini, güvenliklerini, vatandaşları ile ülkelerinde yaşayan yabancıların güvenliğini korumaya yönelik atacakları tüm adımlara destek verildiği belirtildi.

Mısır da İran’ın saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak, bunların bölgede sükûnetin sağlanması ve gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları baltalayan kabul edilemez bir tırmanış olduğunu bildirdi. Kahire yönetimi, Bahreyn ve Kuveyt ile tam dayanışma içinde olduğunu yineleyerek, güvenlik ve istikrarlarını korumaya yönelik alacakları tüm tedbirlere destek verdiğini açıkladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, mevcut müzakere sürecine bağlı kalınmasının, bölgedeki gerilimin azaltılmasına yönelik ciddi girişimlerin desteklenmesinin ve anlaşmazlıkların diyalog ile barışçıl yollarla çözülmesinin, bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Öte yandan Arap Birliği de İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik füze ve İHA’larla düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Arap Birliği, saldırıların egemenliğin, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın açık ihlali olduğunu belirtti. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, yayımladığı açıklamada, Körfez ülkelerini hedef alan ve bölgesel güvenlik ile istikrarı tehdit eden tüm İran saldırılarının derhal durdurulması çağrısında bulundu. Ebu Gayt, bölgesel ve uluslararası barış çabalarını baltalayan hukuka aykırı eylemlerinden dolayı İran’ın tam sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Ebu Gayt ayrıca, Bahreyn ve Kuveyt’in yönetimleri ve halklarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek, İran’ın saldırılarını durdurmaya yönelik alacakları tüm tedbir ve adımları desteklediklerini vurguladı. İlgili tüm taraflara da gerilimin düşürülmesine bağlı kalmaları ve kalıcı bir ateşkese ulaşılması amacıyla yürütülen sükûnet çabalarına destek vermeleri çağrısında bulundu.

Bahreyn daha önce yaptığı açıklamada, topraklarını hedef alan İran’a ait çok sayıda İHA saldırısını kınamış, saldırıyı ülke egemenliğinin açık ihlali ve vatandaşlar ile ülkede yaşayan yabancıların güvenliğine yönelik bir tehdit olarak nitelendirmişti. Manama yönetimi, uluslararası topluma İran’ın tekrarlanan saldırılarını durdurmak için harekete geçme çağrısında bulunurken, gerilimi düşürmeye yönelik çabaların baltalanması ve bölgesel güvenliğin istikrarsızlaştırılmasından Tahran’ı sorumlu tuttu.

Kuveyt de bugün sabaha karşı topraklarını hedef alan saldırıyı kınayarak, bunun ülke egemenliğinin ihlali, güvenlik ve istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit ile uluslararası hukuk ve BM Şartı’nın ihlali anlamına geldiğini belirtti. Kuveyt yönetimi, egemenliği ve ulusal güvenliğini korumak amacıyla gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.

Kınama açıklamaları, İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’i balistik füzeler ve İHA’larla hedef alan yeni saldırılarının ardından geldi. Bahreyn ordusu, pazar günü ülkenin İran tarafından füze ve İHA saldırılarına maruz kaldığını duyurdu. Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin ‘İran’ın düzenlediği çok sayıda hain hava saldırısını önleyerek imha ettiği’ belirtilirken, silahlı kuvvetlerin en üst düzey alarm durumunda olduğu ifade edildi. Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise İran saldırısı sonucu Muharrak vilayetindeki bir konut binasında maddi hasar meydana geldiğini, can kaybı yaşanmadığını ve ilgili birimlerin olay yerindeki çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Kuveyt Savunma Bakanlığı bugün erken saatlerde iki balistik füzenin hava savunma sistemlerince etkisiz hale getirildiğini, olayda can kaybı ya da maddi hasar yaşanmadığını açıkladı. Bahreyn ise topraklarını hedef alan İHA saldırılarını ülke egemenliğine yönelik bir saldırı ve krallığın güvenliğini doğrudan tehdit eden bir eylem olarak nitelendirdi. Söz konusu gelişmeler, bölgede gerilimin daha da tırmanmasını önlemek ve çatışmaların yayılmasını engellemek amacıyla bölgesel ve uluslararası diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşandı.



Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
TT

Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta Katar'ın kendisine hediye ettiği yeni başkanlık uçağı Air Force One ile ilgili güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Trump, Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi'nden ayrılırken son anda uçak değiştirmesiyle dikkat çekti.

Son anda uçak değiştirdi

Ankara'ya modifiye edilmiş bir Boeing 747 ile gelen Trump, uçağı "gerçekten olağanüstü" sözleriyle övmüştü.

Ancak kısa süre sonra beklenmedik bir kararla Türkiye'den ayrılırken bu uçağı kullanmamayı tercih etti.

Lüks başkanlık uçağı İngiltere'ye Trump olmadan giderken, ABD Başkanı eski Air Force One ile seyahat etti. Trump, bu kararın, ABD ordusunun yeni uçağı inceleyebilmesi amacıyla alındığını söyledi.

Güvenlik sistemi tartışması

New York Times'ın haberine göre Katar Kraliyet Ailesi tarafından hediye edilen yeni uçakta, eski Air Force One'larda bulunan gelişmiş savunma sistemlerinin tamamı yer almıyor.

ABD basınında yer alan haberlerde ise uçak değişikliğinin, İran ile artan gerilim nedeniyle Trump'ın güvenlik ekibinin tavsiyesi üzerine gerçekleştirildi yer aldı. İran'ın Türkiye'ye komşu olması da bu değerlendirmede etkili oldu.

Yeni uçakta bulunan gazetecilerden, savaş bölgelerinde uygulanan standart güvenlik prosedürleri kapsamında pencere perdelerini kapalı tutmaları istendi.

İlk etapta herhangi bir tehdit bulunduğunu reddeden Trump, daha sonra İngiltere'de yeniden Katar'ın hediye ettiği uçağa binerek Washington'a döndü. Bu sırada İran'ın kendisine yönelik olası suikast girişimlerine atıfta bulunarak, "Bu uğursuz kişiler yüzünden tehlikeli bir uçuşta olabilirsiniz. Onlarla uğraşmak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'dan açıklama

Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, AFP’ye yaptığı açıklamada, yeni başkanlık uçağının "başkanı ve ekibini korumaya yönelik üst düzey güvenlik protokolleriyle donatılmış gelişmiş bir platform" olduğunu belirtti.

Cheung, başkana yönelik tehditlere karşı mevcut tüm imkânların kullanıldığını vurgularken, daha önce ABD medyasına yaptığı açıklamada uçakta "şaşırtma ve elektronik karıştırma sistemleri" bulunduğunu söylemişti.

ABD Gizli Servisi ise konuya ilişkin soruları Beyaz Saray'a yönlendirdi.

Eski uçakta gelişmiş savunma sistemleri bulunuyor

Resmî makamlar yeni uçağın teknik özelliklerine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, eski Air Force One'ın radar karıştırma sistemleri, füze karşı tedbirleri ve çeşitli gelişmiş savunma teknolojileriyle donatıldığı biliniyor.

Yeni uçağın bu sistemlerin tamamına sahip olup olmadığı ise açıklanmadı. Ancak eski uçakta bulunan bazı özelliklerin yeni uçakta yer almadığı belirtiliyor.

Katar'ın hediyesi

Katar Kraliyet Ailesi, söz konusu lüks uçağı Trump'ın uzun yıllardır kullanılan başkanlık uçaklarının durumundan şikâyet etmesinin ardından geçen yıl hediye etmişti. Mevcut Air Force One uçakları 1990 yılından bu yana hizmet veriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, uçağın mümkün olan en kısa sürede hizmete alınabilmesi için kapsamlı bir modifikasyon süreci yürüttü. Uçak, 1 Temmuz'da Kuzey Dakota eyaletine yaptığı uçuşla ilk resmî görevini gerçekleştirdi.

Güvenlik ve etik tartışmaları sürüyor

ABD Hava Kuvvetleri, süreci hızlandırmak amacıyla özellikle iç tasarım konusunda bazı tavizler verildiğini kabul etti. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığına göre haziran ayında yapılan açıklamada, bu değişikliklerin güvenlik, emniyet veya haberleşme sistemlerini etkilemediği vurgulandı.

Buna karşın Senato'daki Demokrat üyeler, Hava Kuvvetleri'nden "ulusal güvenliğe ilişkin gerçek endişelerin" giderilmesini talep etti.

Eski Hava Kuvvetleri subayı John Teichert de Fox News'e yaptığı değerlendirmede, "Bir Katar uçağı ne kadar iyi donatılmış olursa olsun, sıfırdan ABD başkanlık uçağı standartlarında ve aynı savunma kabiliyetleriyle tasarlanmış olamaz" ifadelerini kullandı.

Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in teslim etmesi planlanan yeni nesil iki Air Force One hizmete girene kadar kullanılacak. Söz konusu uçakların teslimatı ise çeşitli nedenlerle defalarca ertelendi.

Trump, yeni Boeing uçaklarının göreve başlamasının ardından Katar'ın hediye ettiği uçağın Miami'de kurulacak başkanlık kütüphanesine devredileceğini ve burada sergileneceğini açıkladı.

Öte yandan, değeri yüz milyonlarca dolar olarak belirtilen bu hediye, ABD başkanlarının yabancı ülkelerden kabul edebileceği hediyelere ilişkin etik ve anayasal tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.


Hürmüz Boğazı krizi: “Avrupa şartlı geçiş ücretine sıcak bakıyor”

ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı krizi: “Avrupa şartlı geçiş ücretine sıcak bakıyor”

ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)
ABD'nin müttefiki Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin tanınmasına başından beri karşı çıkıyor (Reuters)

Avrupa ülkeleri, belirli şartlar altında Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin ücretlendirilmesine sıcak bakıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarının ardından İran, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirerek küresel piyasalarda enerji krizine yol açmıştı.

Beyaz Saray, Tahran yönetiminden Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini savaş öncesi duruma geri döndürerek hiçbir ücret talep etmemesini istiyor.

Ancak Tahran müzakerelerin başından beri Hürmüz üzerindeki hakimiyetinden vazgeçmeyeceğini vurguluyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, bugün Umman'da Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'yle bir araya gelecek.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre ziyarette, Hürmüz Boğazı ve bölgedeki deniz taşımacılığının güvenliğine odaklanılacak.

Tahran ve Maskat yönetimleri, boğazın yönetimi için işbirliği yapıyor. İran yönetimi, geçişlerin ücretlendirilmesi için Umman'la ortak çalıştıklarını öne sürmüştü ancak Maskat yönetimi, zorunlu ücretlendirme planına karşı olduğunu duyurmuştu.

Guardian'ın haberine göre Avrupa ülkeleri, zorunlu tutulmaması ve Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün kurallarına uyulması şartıyla geçiş ücreti uygulanmasına sıcak bakıyor.

Birleşik Krallık Başbakan Yardımcısı David Lammy, zorunlu geçiş ücretine karşı çıktığını söylemişti. Ancak Guardian'ın diplomasi editörü Patrick Wintour'un aktardığına göre kabinedeki bazı isimler seyrüsefer hizmetleri için ücretlendirme sistemlerinin kabul edilebilir olduğunu düşünüyor. Makalede, bazı Avrupa ülkelerinin de bunu değerlendirdiği savunulurken herhangi bir ülkenin adı paylaşılmıyor.

Yazıya göre Umman yönetimi, Britanyalı hukukçularla çalışarak Malakka Boğazı'ndaki modelin Hürmüz'e uyarlanmasını öngören bir öneri hazırladı. Bu kapsamda gemilerden zorunlu geçiş ücreti alınması yerine deniz güvenliğinin sağlanması, çevrenin korunması, kirlilik riskinin azaltılması ve acil durum hazırlıkları gibi hizmetler için gönüllü katkı mekanizması oluşturulması planlanıyor.

Erakçi'yle Busaidi arasındaki görüşmede bu önerinin de ele alınabileceği aktarılıyor. İran'ın Londra Büyükelçiliği'ndeki yetkililerin, bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan benzer önerilere ilgi gösterdiği ifade ediliyor.

Analizde, Tahran'da süreçle ilgili görüş ayrılıkları yaşandığına dikkat çekiliyor. İran Devrim Muhafızları'ndaki radikal kanat, ABD ve İsrail'in ülkeye savaş açarak uluslararası hukuku çiğnediğini, Tahran'ın da Hürmüz konusunda herhangi bir uluslararası deniz hukukuna bağlı hareket etme zorunluluğu olmadığını savunuyor. Daha ılımlı kesimlerse küresel anlaşmaların gözetileceği bir işbirliğinden yana.

Independent Türkçe, Guardian, Reuters


Ukrayna ordusu: Rusya’ya saldırılar küresel etki yaratacak

Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
TT

Ukrayna ordusu: Rusya’ya saldırılar küresel etki yaratacak

Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın ele geçirdiğini duyurduğu stratejik Kostantinovka kentindeki mevzilere füze atışı yapıyor (Reuters)

Ukrayna ordusu, Rusya'ya askeri harekatı hızlandırmak için "uzun menzilli saldırı" birimi kurdu.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, perşembe günü yaptığı açıklamada, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurulan özel komuta biriminin Rusya'ya "küresel etki yaratacak" saldırılar düzenleyeceğini belirtti.

Rusya'nın iç bölgelerindeki hedeflerin önceliklendirileceğini ve Moskova'nın "savaşı sürdürme kapasitesine darbe vurulmasının" planlandığını ifade etti.

Son dönemde Rusya'nın petrol ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını artıran Ukrayna, cuma günü Krasnodar bölgesindeki İlski petrol rafinerisiyle Leningrad bölgesindeki Ust-Luga petrol işleme tesisinin vurulduğunu duyurdu.

Rostov bölgesindeki bir petrol terminali ve deposunun da saldırılarda hasar gördüğü belirtildi.

Ukrayna'nın insansız hava araçları (İHA) komutanı Robert Brovdi, dünkü açıklamasında son 5 günde yaklaşık 50 yakıt gemisine hasar verildiğini, Azak Denizi'nde 10 tankerin vurulduğunu açıkladı.

Brovdi, saldırılar sayesinde Rusya'nın yaptırımları aşmak için kullandığı "gölge filonun" küçüldüğünü savundu.

Saldırıların Rus ekonomisi üzerindeki etkisi de giderek belirginleşiyor. Moskova, Kırım'da haftalardır süren akaryakıt krizi ve diğer bölgelerdeki arz sıkıntıları nedeniyle çarşamba günü mazot ihracatını yasaklamıştı.

Reuters'ın sektör kaynaklarına dayandırdığı hesaplamalara göre Rusya'nın benzin üretimi yaklaşık yüzde 65 azaldı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Ukrayna'yı yıpratma savaşında alt etmek isteyen Rusya'nın, Kiev'in artan drone saldırıları nedeniyle ilk kez ciddi anlamda baskı altında kaldığı yazılıyor.

Özellikle Ukrayna'nın, Moskova ve St. Petersburg'dan Sibirya'nın iç kesimlerine kadar uzanan saldırılarıyla Kremlin'in stratejilerini zora soktuğu ifade ediliyor. Buna rağmen uzmanlar, Ukrayna'nın son saldırılarının savaşın seyrini kesin biçimde değiştirdiğini söylemek için henüz erken olduğu görüşünde.

Eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni, çarşamba günü Telegraph'ta yayımlanan yazısında şu yorumları yapmıştı:

Rusya, Ukrayna'yı tamamen fethetmek için gerekli askeri kapasiteye sahip değil. Aynı şekilde Ukrayna da şu anda işgal altındaki tüm toprakları yalnızca askeri güçle kurtaracak imkandan yoksun. Askeri denge, kesin bir zaferden ziyade karşılıklı olarak birbirini engelleme durumuna dönüştü.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Telegraph