İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,15 Haziran 2026'da Kudüs'te basın toplantısında (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin son yıllarda elde ettiği “askerî başarıları” övdü ancak İsrail’in mücadelesinin henüz sona ermediğini ve “İran eksenine” karşı yapılacak daha çok iş olduğunu söyledi. Açıklamalarını, kendisine yakınlığıyla bilinen Kanal 14’e verdiği röportajda yaptı.
Netanyahu, İsrail’in son yıllarda İran, Hamas ve Hizbullah’a karşı yürüttüğü savaşların “sona erip ermediği” ya da “zaferle sonuçlanıp sonuçlanmadığı” yönündeki soruya, söz konusu cephelerde “büyük başarılar” elde edildiğini belirterek yanıt verdi. Ancak daha sonra gelen ısrarlı sorular üzerine, “Henüz bitmedi. Ortadoğu’da - ve dünyada - yaşamak istiyorsanız çok güçlü olmanız gerekir.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu, “İsrail her zamankinden daha güçlü. Bu tehditleri püskürttük ve büyük ölçüde zayıflattık. Ancak hâlâ yapılacak çok iş var. İran ekseninin kalıntılarıyla mücadele etmeliyiz ve barış anlaşmaları için fırsatları değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Açıklamalar, İran destekli Hizbullah ile süren çatışmaların ve İsrail’in Lübnan ile yakın zamanda imzaladığı, İsrail’in kademeli çekilmesini ve uzun vadede ilişkilerin normalleşmesini hedefleyen çerçeve anlaşmanın olduğu bir dönemde yapıldı.
ABD’den Hizbullah'ın mali kurumlarını hedef alan en kapsamlı yaptırımlarhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290701-abd%E2%80%99den-hizbullah%C4%B1n-mali-kurumlar%C4%B1n%C4%B1-hedef-alan-en-kapsaml%C4%B1-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar
ABD’den Hizbullah'ın mali kurumlarını hedef alan en kapsamlı yaptırımlar
Geçtiğimiz cuma günü Beyrut’un güney banliyösünde Aşure anma törenine katılan Hizbullah destekçileri (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı dün, Hizbullah'ın mali yapısıyla bağlantılı 5 mali kuruluş, 16 yetkili ve isim hakkında yaptırım kararı aldığını duyurdu. Bu adım, Hizbullah’ın finansman kaynaklarını kurutmayı hedefleyen kapsamlı bir tırmanmanın parçası olarak değerlendiriliyor.
Yaptırımlar, Hizbullah'ın mali yapısının iki merkezi kurumu olan ‘Karz'ul Hasen’ ve ‘Beyt'ul Mal’ı da kapsıyor.
ABD Hazine Bakanlığı, Karz'ul Hasen'i sivil toplum kuruluşu görünümü altında faaliyet gösteren ancak ‘bankacılık hizmetlerine benzer finansal hizmetler sunan, şekli hesaplar ve aracılar üzerinden fon alan ve bu fonları Hizbullah'ın askeri ile siyasi faaliyetlerini kolaylaştırmak için kullanan’ bir kuruluş olarak nitelendirdi.
Beyt'ul Mal ise bakanlığın tanımıyla Hizbullah'ın gayri resmi hazinesi ve Hizbullah'ın varlıklarını yönetiyor, fonlarını işletiyor ve grubun geleneksel bankacılık sistemiyle arasında köprü işlevi görüyor. Beyt'ul Mal'ın finansal faaliyetleri, Hizbullah Genel Sekreteri'nin doğrudan denetimine tabi bulunuyor.
ABD Hazine Bakanlığı, bu kuruluşları ‘Lübnan ekonomisinden döviz emmekle, ülkenin ihtiyaç duyduğu kaynakları Hizbullah ağına doğrudan aktararak likidite krizini daha da derinleştirmekle’ itham etti.
Yaptırım uygulanan kişiler
ABD Hazine Bakanlığı'nın açıklamasında yaptırım uygulanan 16 yetkili arasında öne çıkan isimler yer alıyor. Bunların başında Hizbullah'ın Merkezi Finans Birimi'ni yöneten İbrahim Ali Daher geliyor. Bu birim, Hizbullah’ın Lübnan içinde ve dışında yürüttüğü terör faaliyetlerinin finansmanı da dahil olmak üzere Hizbullah'ın genel bütçesini ve harcamalarını denetliyor. Merkezi Finans Birimi, Hizbullah'ın dünya genelindeki gelirlerini topluyor, Hizbullah'ın tüm birimlerinin ve bölümlerinin bütçelerini yönetip denetliyor ve tüm Hizbullah üyelerinin mali haklarının ödenmesini koordine ediyor.
İsrail’in hava saldırısı düzüenlediği Beyrut’un güney banliyösündeki Karz-ul Hasen Vakfı’na ait binalardan birinin enkazı, Ekim 2024 (Arşiv - Şarku’l Avsat)
Yaptırımlar, Karz'ul Hasen yetkililerini de kapsıyor. Kuruluşun İcra Direktörü Adil Muhammed Mansur ve Ahmed Muhammed Yezbek ile Abbas Hasan Garib, Mustafa Habib Harb, İzzet Yusuf Akar, Hasan Şehata Osman, Samer Hasan Fevaz, Ali Muhammed Karnib, Ni'me Ahmed Cemil ve İsa Hüseyin Kasır bu isimler arasında yer alıyor.
Beyt'ul Mal yetkilileri de yaptırım listesine alındı. Bu yetkililer, resmi finans sistemi içinde yüz milyonlarca dolarlık havale gerçekleştirirken Lübnan ve ABD bankalarındaki ortak hesapları kullanarak ABD’nin daha önce uyguladığı yaptırımlara karşın on yılı aşkın bir süre zarfında 500 milyon doların üzerinde fon hareketine imkân tanıdılar.
Devre dışı bırakma yöntemlerinin engellenmesi
ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında yaptırımların yalnızca hedef alınan kuruluş ve kişilerin ABD içindeki varlıklarını dondurmakla sınırlı kalmadığını, Hizbullah'ın resmi finans sistemini atlatmak için başvurduğu kanalları da devre dışı bırakmayı amaçladığını vurguladı. Özellikle ‘Hizbullah'a yıllar boyunca yaptırımlar altında mali bir çıkış yolu sağlayan döviz büfesi, altın merkezleri ve gayri resmi ticaret ağları’ bu kapsamda ele alınıyor.
Bu adım, ‘ticari veya hayır amaçlı faaliyet görünümü altında’ çalışan Hizbullah bağlantılı kişi ve ağları hedef alan benzer Amerikan tedbirlerinin bir devamı niteliğinde. Washington, bu sürecin bütününü Hizbullah'ın ‘mali oksijenini kesmek’ olarak tanımlıyor.
Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki ‘Önce Lübnan’ yazılı reklam panolarından biri yakılmaya çalışıldı (AFP)
Bu yeni yaptırımlar aynı zamanda siyasi bir ağırlık da taşıyor. Söz konusu yaptırımlar, Lübnan'ın egemenliğini yeniden tesis etmeye, Hizbullah'ı silahsızlandırmaya ve altyapısını tasfiye etmeye yönelik bir süreç oluşturmayı hedefleyen İsrail ve Lübnan arasında varılan ‘çerçeve anlaşmanın’ imzalanmasının ardından gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri, anlaşmanın korunmasının ‘yalnızca sahada güvenlik düzenlemelerini değil, güvenlik boyutuna paralel olarak Hizbullah'ı yeniden güçlendirmek ya da anlaşmanın uygulanmasını engellemeye çalışmak amacıyla fon yönlendiren ve sivil cepheler kullanan ağlara yönelik baskının sıkılaştırılmasını da kapsayan çift kulvarlı bir stratejiyi’ gerektirdiğine dikkati çekti.
ABD yönetiminden bir kaynak, bu yaptırımlara ilişkin Şark'ul Avsat'a yaptığı açıklamada “Bu yaptırımlar Hizbullah'a gayri resmi finansmandan yararlanma döneminin kapandığı yönünde güçlü bir mesaj iletirken aynı zamanda Lübnan makamlarına da paralel mali ağlara yönelik her türlü hoşgörünün daha güçlü Amerikan baskısıyla karşılanacağını bildiriyor" ifadelerini kullandı.
İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot Netanyahu'yu iktidardan indirmeyi ve hükümeti yönetmeyi hedefliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290695-i%CC%87srailin-eski-genelkurmay-ba%C5%9Fkan%C4%B1-eisenkot-netanyahuyu-iktidardan-indirmeyi-ve
İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot Netanyahu'yu iktidardan indirmeyi ve hükümeti yönetmeyi hedefliyor
İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (Reuters)
İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yerine geçmek amacıyla seçim kampanyasını resmen başlattığını açıkladı.
Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre Eisenkot, ilk seçim mitinginde “İsrail yeni bir sayfa açmayı hak ediyor ve bunu birlikte yazacağız” dedi.
“İsrail'in geleceği için 7 Ekim hükümetinin gelecek Ekim'de sona ermesini sağlamalıyız” diyen Eisenkot, “İsrail tarihinde yeni bir sayfa açacağız... çünkü İsrail kazanmalı ve kazanacak" ifadelerini kullandı. Eski Genelkurmay Başkanı, İsrail'in dürüst ve saygın bir Siyonist liderliğe ihtiyaç duyduğunu da vurguladı.
2023 eylülünde ‘Yemin’ (sağ) isimli partisini kuran Eisenkot, Gazze Şeridi’ndeki savaş boyunca Netanyahu'nun politikalarının en açık şekilde eleştirenlerden biri oldu. 7 Ekim 2023'te patlak veren savaşın ardından savaş konseyine katılan Eisenkot, 2024 yılının haziran ayında bu görevinden istifa etti.
İsrail televizyonu Kanal 12’nin bu hafta yaptırdığı kamuoyu araştırması, Eisenkot'un partisinin 120 sandalyeli İsrail perlamentosu Knesset'te 22 sandalye kazanabileceğini ve Netanyahu liderliğindeki 24 sandalye elde etmesi beklenen Likud Partisi’nin ardından ikinci sıraya oturabileceğini gösteriyor.
Fas asıllı olan Eisenkot, siyasete ilk kez 2022 yılında yine İsrail’in eski genelkurmay başkanlarından biri olan Benny Gantz ile birlikte girdi.
Şöhret peşinde aşırılık: Hollanda “nihilist tehdit” tehlikesine karşı uyardıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290694-%C5%9F%C3%B6hret-pe%C5%9Finde-a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1l%C4%B1k-hollanda-%E2%80%9Cnihilist-tehdit%E2%80%9D-tehlikesine-kar%C5%9F%C4%B1-uyard%C4%B1
Şöhret peşinde aşırılık: Hollanda “nihilist tehdit” tehlikesine karşı uyardı
Hafif hasara yol açan bir patlamanın ardından Amsterdam'daki bir okulun dışında nöbet tutan polis memurları (Reuters)
Reuters haber ajansı Hollandalı yetkililerin dün, ideolojik bir güdüye dayanmayan, sadece dikkat çekmek ve toplumsal statü kazanmak amacıyla şiddeti yücelten çevrimiçi alt kültürlerin tetiklediği ‘nihilist aşırılık’ olarak adlandırılan olgudan giderek artan biçimde endişe duyduklarını açıkladıklarını aktardı.
Hollanda Ulusal Terörle Mücadele ve Güvenlik Koordinasyon Merkezi, bu tür aşırılığın ‘yıkıcı ve insanlık dışı bir dünya görüşü’ tarafından harekete geçirildiğini, bu yapı içinde şiddetin başlı başına bir amaç ve saygınlık kazanmanın bir aracı olarak algılandığını bildirdi.
Merkez, bu çevrimiçi ağların çoğunlukla uluslararası nitelik taşıdığını ve giderek artan oranda aşırı eylemler teşvik ettiğini ve bunların faillerinin şiddet içerikli materyaller yayarak şöhret peşinde koştuğunu da vurguladı.
Merkez, gençlerin çevrimiçi ortamda gördüklerinden etkilenmeye daha açık olduğunu ve bazı vakaların gerçek yaşamda şiddet eylemlerine dönüşebileceği konusunda uyardı.
Militan aşırıların oluşturduğu tehdit, birincil endişe kaynağı olmayı sürdürürken yetkililer, nihilist aşırılığın yükselişinin tehdit tablosuna yeni ve öngörülemeyen bir boyut kattığını belirtti.
Reuters’ın haberi, Hollanda'daki aşırı sağ kökenli terör şiddeti riskinin değişmediğini, son birkaç yıldaki tutuklama sayısının ise görece düşük kaldığını ortaya koydu.
Gözaltına alınanların bir kısmı çevrimiçi tehditte bulunduğundan şüphelenilen gençlerdi, ancak bu kişilerin çoğunluğunun gerçek bir saldırı düzenlemek için hazırlık yaptığına dair kayda değer bir kanıt bulunmuyordu.
Haber, ‘sol aşırılıktan ya da hayvan hakları gruplarından kaynaklanan herhangi bir terör tehdidi bulunmadığını’ da kaydetti.
Ulusal tehdit düzeyi beş üzerinden dördü koruyor. Bu oran Hollanda'da önemli bir terör saldırısı riskinin sürdüğüne işaret ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة