ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda şimdiye kadar Afrika’ya yönelik en kapsamlı stratejisini ortaya koydu. Yönetim, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) eğitim ve destek aldığı belirtilen Sudan’daki Müslüman Kardeşler yapılanması ile ona bağlı silahlı unsurlara sert uyarılarda bulunarak yeni yaptırımlar uygulanabileceği mesajını verdi. Trump yönetimi ayrıca, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un kısa süre önce sunduğu girişim temelinde Libya krizinin çözülebileceği yönünde iyimser olduğunu ifade etti. Boulos’un aynı zamanda Mısır ile Etiyopya arasındaki Rönesans Barajı anlaşmazlığının çözümü ve Batı Sahra meselesinin özerklik girişimi temelinde sonuçlandırılması için de çok yönlü diplomatik temaslar yürüttüğü belirtildi.
Söz konusu yazılı açıklamalar, Trump yönetiminden üst düzey bir yetkilinin Şarku’l Avsat’ın sorularına verdiği yanıtlar kapsamında paylaşıldı. Açıklamalarda, Somali’nin toprak bütünlüğünün korunmasına verilen destekten, Sahel ve Afrika Boynuzu’nda giderek güçlenen terör örgütleriyle mücadeleye kadar kıtanın en acil krizlerine yönelik yoğun diplomatik çabalara yer verildi.
Sudan ve İran
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkili, Sudan konusunda askeri bir çözümün mümkün olmadığı yönünde net mesaj verdi. Yetkili, “ABD, Sudan’daki korkunç çatışmayı sona erdirmeye kararlıdır. Bu krizin askeri bir çözümü yoktur. Çatışan taraflar, ön koşul öne sürmeksizin şiddeti sona erdirecek ve Sudan halkının maruz kaldığı büyük insani acıları hafifletecek müzakereye dayalı bir çözüme yönelmelidir” ifadelerini kullandı.
Yetkili, Trump liderliğindeki Washington’ın ortakları ve diğer uluslararası aktörlerle birlikte, insani ateşkesin sağlanması ve çatışmaları körükleyen dış askeri desteğin sona erdirilmesi için çalıştığını belirtti. ABD’nin aynı zamanda insani yardımların engelsiz biçimde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlamayı, sivil yönetime geçiş sürecini desteklemeyi ve kalıcı barışın tesis edilmesini hedeflediğini kaydetti. Sudan’ın ancak barış ve istikrar ortamında bağımsız bir sivil yönetime yeniden kavuşabileceğini, ülkenin birliğini koruyabileceğini ve halkının beklentilerini karşılayabileceğini vurgulayan yetkili, bunun tek çıkış yolu olduğunu ifade etti.

ABD’li yetkili, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz mart ayında ‘küresel terör örgütü’ ve ‘yabancı suç örgütü’ olarak sınıflandırdığını belirttiği Sudan Müslüman Kardeşler yapılanmasının rolüne de değindi. Yetkili, örgütün ‘Sudan’daki çatışmanın çözümüne yönelik çabaları baltalamak ve radikal İslamcı ideolojisiyi yaymak amacıyla sivillere karşı aşırı şiddet kullandığını’ öne sürerek, “Mensuplarının önemli bir bölümü DMO’dan eğitim ve destek aldı. Bu kişiler sivillere yönelik toplu infazlar gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
Yetkili ayrıca, ABD yönetiminin Eylül 2025’te Müslüman Kardeşler’e bağlı olduğu belirtilen “Berâ bin Mâlik Tugayı’nı, ‘Sudan’daki acımasız savaştaki rolü ve İran’la bağlantıları’ gerekçesiyle yaptırım listesine aldığını hatırlattı. İran’ı ‘teröre en fazla destek veren ülke’ olarak nitelendiren yetkili, Tahran yönetiminin DMO aracılığıyla dünya genelinde ‘kötü niyetli faaliyetleri finanse edip yönlendirdiğini’ iddia etti.
ABD’nin, İran yönetimi ile Müslüman Kardeşler’in uzantılarının terör faaliyetlerine katılmasını veya bu faaliyetlere destek vermesini sağlayacak kaynaklardan mahrum bırakmak için elindeki tüm araçları kullanacağını vurgulayan yetkili, Mısır, Ürdün, Lübnan ve Sudan’daki Müslüman Kardeşler yapılanmalarının terör örgütü olarak sınıflandırılmasının, örgütün farklı ülkelerdeki kollarının neden olduğu şiddet ve istikrarsızlıkla mücadeleye yönelik kararlı çabaların bir parçası olduğunu söyledi. Gerektiğinde yeni terör örgütü tanımlamalarının da yapılabileceğini belirtti.
ABD’li yetkili, Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesinin, Müslüman Kardeşler’in bazı kollarının veya diğer unsurlarının terör örgütü olarak sınıflandırılmasının değerlendirilmesine yönelik süreci başlattığını ifade etti. İlerleyen dönemde ilave adımların atılabileceğini kaydeden yetkili, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, ‘Washington’ın grupları gerçek niteliklerine göre; terörü destekleyen ya da bizzat terör örgütü olan yapılar şeklinde sürekli gözden geçirdiği’ yönündeki açıklamasını hatırlattı.
Libya konusunda iyimserlik
Libya, Trump yönetiminin Afrika’daki öncelikli gündem maddeleri arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle Boulos’un sunduğu ve olumlu karşılanan girişim, Washington’ın Libya politikasında öne çıkan başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Boulos’un girişiminin ardından atılacak bir sonraki adım ve rakip iki hükümet arasındaki krizin yakında sona erip ermeyeceğine ilişkin soruyu yanıtlayan ABD’li yetkili, söz konusu çabalara verilen olumlu tepkiler konusunda temkinli iyimserlik taşıdıklarını ifade etti. Yetkili, bu kapsamda Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nın 18 Haziran’da yayımladığı açıklamanın yanı sıra, Temsilciler Meclisi (TM) üyeleri ile belediye başkanlarının daha sonra yaptıkları destek açıklamalarına dikkat çekti. Libyalıların devlet kurumlarının birleştirilmesinin sağlayacağı faydaları somut biçimde ortaya koyduğunu belirten yetkili, ulusal ölçekte ortak bir bütçe üzerinde anlaşmaya varılmasını ve Libya’nın doğu ile batısındaki askeri unsurların ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) öncülüğünde düzenlenen ortak tatbikatlara birlikte katılmasını bu sürecin önemli kazanımları arasında gösterdi.

ABD’li yetkili, Washington’ın Libya’da ‘yapıcı tüm taraflarla çalışmayı sürdüreceğini’ ve Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’na (UNSMIL) destek vererek ülkenin yeniden birleşik bir yönetime kavuşması ve ulusal seçimlerin yapılması için gerekli koşulların oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti. Yetkili, “Birlik, kalıcı istikrar ve demokratik meşruiyetin en güçlü temelidir. Her türlü ilerleme kapsayıcı olmalı ve nihai olarak Libyalılar tarafından belirlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Boulos, son olarak X platformunda yaptığı paylaşımda, Trump yönetiminin LUO Genel Komutanlığı’nın ABD’nin Libya’daki diplomatik çabalarına verdiği desteği yüksek takdirle karşıladığını ifade etti. Boulos, Libyalıların mevcut siyasi çıkmazdan çıkmayı ve kalıcı barış ile ulusal birlik sağlamayı hak ettiğini, ayrıca güvenilir ve başarılı seçimlere giden bir sürecin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Boulos, LUO Genel Komutanlığı’nın yayımladığı açıklamayı da memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu açıklamanın birlik, barış ve refah için daha önemli ve cesur adımlar atma yönünde bir irade ortaya koyduğunu söyledi.
Mısır ve Rönesans Barajı
ABD’li yetkili, ABD’nin Mısır ile Etiyopya arasında Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı krizine yönelik yakın vadede bir çözüm planı hazırlayıp hazırlamadığına ilişkin soruya, Trump’ın konuyla ilgili hassasiyetinin altını çizerek yanıt verdi. Yetkili, Trump’ın Nil Nehri’nin Mısır ve halkı için taşıdığı hayati önemi bildiğini ve uzun vadede Mısır, Sudan ve Etiyopya’nın su ihtiyaçlarını karşılayacak bir sonuç elde edilmesine katkı sağlamak istediğini belirtti. Bu ifadeler, Washington’ın arabuluculuk rolünü daha etkin şekilde üstlenmesine açık kapı bırakırken, henüz somut bir plan veya takvim açıklanmadığına da işaret etti.
Öte yandan, Somaliland bölgesinde İsrail varlığına yönelik artan bölgesel tepkiler ve Washington’ın bölgenin bağımsızlığını destekleyip desteklemediğine ilişkin soruya yanıt veren yetkili, dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. ABD’nin Somali’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, Somaliland’i de kapsayacak şekilde tanımaya devam ettiğini vurgulayan yetkili, buna karşılık İsrail’in de diğer egemen devletler gibi diplomatik ilişki kurma hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Çölde çözüm
ABD’li yetkili, Trump’ın yıllar önce Fas’ın Sahra bölgesine ilişkin ‘tarihi kararına’ ve ABD’nin tutumunun devam edip etmediğine dair soruya yanıt verdi. Yetkili, Trump’ın Fas’ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıdığını ve Washington’ın, Fas tarafından sunulan ciddi, güvenilir ve gerçekçi özerklik önerisini adil ve kalıcı bir çözümün temeli olarak desteklemeyi sürdürdüğünü ifade etti. ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin 2797 sayılı kararının uygulanmasını desteklemeye devam ettiğini ve BM öncülüğündeki süreci güçlü şekilde benimsediğini belirten yetkili, BM Genel Sekreteri’nin Batı Sahra Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın çabalarını da takdir etti. Yetkili, De Mistura’nın sürece katılımının, iyi niyetli müzakerelerin kolaylaştırılması ve her iki tarafın da kabul edebileceği, bölgesel istikrarı güçlendirecek barışçıl ve kalıcı bir çözüme ulaşılması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

ABD’li yetkili, ABD’nin Afrika’daki terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleye ilişkin soruya yanıt verirken, Somali’deki eş-Şebab, Nijerya’daki Boko Haram, Sahel bölgesindeki Nusret el-İslam ve’l-Müslimin ve DEAŞ ile El Kaide bağlantılı diğer gruplara karşı sürdürülen operasyonlara dikkat çekti. Yetkili, AFRICOM Komutanı General Dagvin Anderson’ın Somali’deki Amerikan hava operasyonlarına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, bu saldırıların ABD’nin ortaklarına kritik destek sağladığını ve aynı zamanda ABD çıkarlarına hizmet ettiğini söyledi.
Yetkili ayrıca AFRICOM’un, Nijerya’daki güvenlik tehditlerinin bertaraf edilmesi için ABD’nin özel kabiliyetlerini ortaklarla birlikte kullandığını ifade etti. ABD-Nijerya güvenlik iş birliğinin güçlü bir örnek olduğunu vurgulayan yetkili, bu ülkenin ABD’den yalnızca Washington’ın sağlayabileceği istihbarat, gözetleme, keşif ve istihbarat entegrasyonu gibi özel kapasitelere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ortaklarla birlikte çalışıldığında daha etkili sonuçlar alındığını belirten yetkili, bu tür iş birliklerinin terör tehditlerine karşı başarı sağladığını ifade etti.
Yetkili son olarak, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ile daha güçlü bir bölgesel iş birliği teşvik ettiklerini belirterek, terörle etkin mücadele için askeri koordinasyonun ve istihbarat paylaşımının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


