Etiyopya, Kızıldeniz'e çıkış hakkı konusundaki ısrarcı tutumunu sürdürürken ordu da ‘bu hakkın güvence altına alınması için yüksek hazırlık düzeyinin korunmasının önemini’ vurgulayarak bu sürece dahil oldu. Mısır ve Eritre ise söz konusu yaklaşımı sert biçimde reddediyor.
Öte yandan bir Etiyopyalı parlamenter bu söylemin ‘karşı çıkanlarla çatışma anlamı taşımadığını, aksine kalkınma ve refahın korunmasını teyit etmeye yönelik iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olduğunu’ düşünüyor. Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise bu yaklaşımı reddederek Etiyopya'nın, bu söylemin Etiyopya iç kamuoyuna yönelik olsun ya da bir gerilimi ifade etsin, tehlikesinin farkında olması gerektiğinin altını çizdi.
Etiyopya, Eritre'nin otuz yıllık bir savaşın ardından 1993'te bağımsızlığını kazanmasıyla denize çıkışı olmayan bir devlet hâline geldi ve başta Cibuti Limanı olmak üzere komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kaldı.
Mısır ve Eritre kıyısı olmayan bir devlet olarak Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki herhangi bir varlığını reddederken Başbakan Abiy Ahmed bu meseleyi halkının vazgeçilmez bir hakkı olarak görüp ısrarcı tutumunu sürdürüyor.
Etiyopya Haber Ajansı'nın pazartesi günü aktardığına göre Etiyopya Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula, Ulusal Savunma Akademisi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada ordunun ‘sürdürülen reformlar kapsamında örgütsel yapısını genişlettiğini, yüksek bir hazırlık düzeyini koruduğunu ve kendisini en güncel askeri teçhizat ve teknoloji ile donattığını’ söyledi.
Etiyopya'nın denize erişim arayışının yüksek bir hazırlık düzeyinin korunmasını gerektirdiğini ve özellikle Kızıldeniz ve Boynuz Afrika'daki güvenlik durumunun kötüleştiğini’ vurgulayan Halime, ‘dış güçlerin ve yerel silahlı grupların Etiyopya'nın güvenliğini zayıflatmak ve bölgede istikrarı sağlama rolünü engellemek amacıyla tam bir koordinasyon içinde hareket ettiği’ uyarısında bulundu.
Etiyopyalı parlamenter Muhammed Nur Ahmed ise Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Jula’nın sözlerinin ‘kimseyle çatışmak istediği anlamına gelmediğini, aksine ülkenin kapasitesini ve çıkarlarını koruma iradesini yansıttığını’ belirtti. Ülkesinin ‘kalkınma ve refaha odaklandığını ve başka engellerle ilgilenmediğini’ vurgulayan parlamenter, “Özellikle büyük nüfusumuz göz önüne alındığında Kızıldeniz'e erişim dahil meşru hedeflerimizi ve haklarımızı gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” şeklinde konuştu.
Muhammed Nur Ahmed, Addis Ababa'nın denize erişim talebinin uluslararası hukukla örtüştüğünü ve ‘bu hakkın reddedilmesinin uluslararası hukukla çeliştiğini’ vurguladı.
Halime ise Etiyopya'nın ‘Kızıldeniz'e erişim iddialarına dayanak oluşturacak hiçbir hukuki gerekçeye sahip olmadığını’ belirtirken ‘bu hakkın yalnızca egemen bir devletin Etiyopya'nın orada yer edinmesine mutabakat ve iş birliği çerçevesinde onay vermesi halinde söz konusu olabileceğini’ ifade etti. Halime, “Gerçek şu ki güvenliğinden hukuken sorumlu Kızıldeniz kıyısındaki devletlerden Etiyopya'nın talebine kolektif bir ret geldi; bu da uluslararası hukukun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
Abiy Ahmed, Nisan 2018'de göreve gelmesinden bu yana ‘liman diplomasisi’ aracılığıyla Kızıldeniz'e erişim sağlamaya çalışıyor. Etiyopya 2024 yılı başlarında ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki Berbera Limanı üzerinden denize erişim hakkı elde etmek için bir girişimde bulundu, ancak bu girişim Mogadişu, Kahire ve Arap Birliği'nin (AL) reddine takıldı.

Mısır'ın 2025 yılı sonlarında su payı üzerinde tehdit olarak değerlendirdiği ‘Büyük Etiyopya Rönesans (Hedasi) Barajı’nın işletmeye açılmasıyla birlikte Etiyopya'nın denize çıkış hakkına ilişkin açıklamaları da kesintisiz sürdü. Abiy Ahmed, ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdiği, 1993 yılında Eritre'nin bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkesinin denize erişimini yitirmesini düzeltme kararlılığını yineleyerek ülkenin artan ekonomik ve demografik ihtiyaçlarına dikkati çekti.
Eritre bu açıklamaları o dönemde sert biçimde reddederek bunu ‘bölgesel istikrara yönelik bir tehdit ve uluslararası hukukun açık ihlali’ olarak değerlendirdi ve ‘Assab Limanı'nın bağımsızlığından bu yana tartışmasız egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu’ vurguladı.
Geçtiğimiz mayıs ayında ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Eritre ziyaretinin ve kıyısı olmayan devletlerin Kızıldeniz'de var olmasını reddeden resmi teyidin ardından Etiyopya, Mısır'ı ‘denize erişimini engellemeye çalışmakla’ suçladı.
Abdulati, geçtiğimiz yılın ekim ayında yaptığı açıklamalarda ‘Mısır'ın Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarının yönetimine katılmasını reddettiğini’ de açıkça ortaya koymuştu.
‘Etiyopya'nın tek taraflı görüşünü ne bu bölgedeki herkese ne de uluslararası topluma dayatamayacağını’ vurgulayan Halime ise ‘hukuka uymak ve devletlerin egemenliğine saygı göstermekten başka yolu olmadığını’ da sözlerine ekledi.
