Analistler, yetkilileri yıpratacak ‘ani saldırıların’ devam edeceğini öngörüyor
Mali ordusu askerleri, ülkenin güneyinde aşırıcı grupların bulunduğu bölgelerin yakınında devriye geziyor. (Reuters)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Mali’deki çatışma haritası nereye doğru gidiyor?
Mali ordusu askerleri, ülkenin güneyinde aşırıcı grupların bulunduğu bölgelerin yakınında devriye geziyor. (Reuters)
İsyancı grupların düzenlediği koordineli saldırılar, Mali’de güvenlik sorunlarını daha da derinleştirirken, uzman ve analistler çatışma haritasının ‘tehlikeli bir eşiğe’ sürüklendiğini değerlendiriyor. Uzmanlar, tarafların kısa vadede yeni stratejik bölgeler ele geçirmesinin veya kaybettiği alanları geri almasının zor göründüğünü, buna karşılık yönetimi yıpratmayı hedefleyen ani ve yoğun saldırıların süreceğini öngörüyor.
Geçtiğimiz nisan ayında düzenlenen geniş çaplı saldırıların ve Savunma Bakanı Sadio Camara’nın Kati kentindeki evinde öldürülmesinin ardından, El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ile Azavad Kurtuluş Cephesi bünyesindeki Tuareg ayrılıkçıları hafta başında yeni saldırılar düzenledi. Saldırılar, ülkenin kuzey ve orta kesimlerindeki önemli kentlerin yanı sıra başkent Bamako’nun yaklaşık 70 kilometre güneyinde bulunan Mali’nin en büyük cezaevlerinden birini de hedef aldı.
Azavad Kurtuluş Cephesi bünyesindeki Tuareg isyancıları cumartesi günü, ülkenin kuzeydoğusundaki Kidal bölgesinde yer alan Anfis kasabasına girdiklerini ve buradaki bazı noktaları kontrol altına aldıklarını duyurdu. Ancak kasabanın bir kilometreden daha kısa mesafede batısında bulunan askerî üs halen düşmedi.
Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, söz konusu üste Mali ordusunun yanı sıra Rusya Savunma Bakanlığı’na bağlı Afrika Kolordusu unsurları da konuşlanmış durumda.
Anfis ile Aguelhok, Kidal bölgesinde Mali ordusunun varlığını sürdürdüğü son iki nokta olarak öne çıkıyor. Bölgede 25 ve 26 Nisan’da düzenlenen saldırıların ardından Kidal kenti Azavad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmişti.
En yakın müttefik
2020 ve 2021 yıllarında art arda gerçekleşen iki askerî darbenin ardından Mali, ülkeyi yöneten askerî yönetimin kontrolü altında bulunuyor. Askerî yönetim, ülkenin güvenliğini yeniden sağlamayı ve toprak bütünlüğünü korumayı taahhüt ediyor.
General Assimi Goita liderliğindeki askerî konsey ise eski sömürge gücü Fransa’ya sırtını çevirerek en yakın müttefiki haline gelen Rusya’ya yöneldi. Bamako yönetimi, Moskova ile enerji, savunma ve eğitim başta olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliğini sürdürüyor.
Mopti bölgesindeki Sevari kampında havan topu tatbikatına katılan bir Mali askeri (Reuters)
Ancak Fransa ve genel olarak Batı ekseninden uzaklaşarak Rusya ile ilişkilerini güçlendirmesi, Mali’yi onlarca yıldır süregelen güvenlik sorunlarından uzaklaştırmaya yetmiş görünmüyor.
Moritanyalı yazar ve siyaset analisti Ubeyd İmiycen, ülkenin kuzeyindeki durumun ‘karmaşık ve belirsiz’ olduğunu belirterek, bu bölgelerin Azavad hareketleri ile radikal İslamcı gruplar tarafından kendi siyasi ve etnik nüfuz alanlarının bir parçası olarak görüldüğünü söyledi.
Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan İmiycen, Rusya’nın bugün Mali’nin en önemli ortağı olduğunu, buna karşın Ukrayna’nın isyancı gruplara silah, eğitim ve sahada destek sağladığı yönünde yaygın iddiaların bulunduğunu ifade etti. İmiycen, “Bu tablo Mali’yi, Avrupalılar ve ABD tarafından desteklenen bölgesel güçlerle Batı karşıtı kamplarca desteklenen diğer bölgesel aktörler arasında sert bir güç mücadelesinin sahasına dönüştürdü” dedi.
Afrika meseleleri uzmanı Mahfuz Veled es-Salik ise son saldırıların çatışmanın seyrini köklü biçimde değiştirmediğini belirtti. Veled es-Salik, “Mevcut çatışma haritası önceki dönemden çok farklı değil. Son gelişmeler, bir bakıma nisan ayında düzenlenen saldırıların devamı niteliğinde. Ancak bu kez saldırılar daha düşük yoğunlukta gerçekleşti ve Bamako’daki merkezi yönetim üzerinde kayda değer bir etki oluşturmadı” değerlendirmesinde bulundu.
Saldırıların ülkenin kuzeyi, orta kesimleri ve güneyindeki Mali ordusuna ait noktaları hedef aldığını ifade eden Veled es-Salik, “Ancak bu saldırılar belirleyici sonuçlar doğurabilecek ölçüde güçlü değildi. Ayrıca mevcut göstergeler, saldırıların daha geniş bir alana yayılacağına ve büyük sonuçlar doğuracağına da işaret etmiyor” dedi.
Veled es-Salik, “Taraflardan biri kontrolünü daha da güçlendirmeye ve yeni alanlar ele geçirmeye çalışırken, diğer taraf bu bölgeleri geri almaya uğraşıyor. Ancak şu ana kadar taraflardan hiçbirinin diğeri karşısında belirgin bir üstünlük sağladığı söylenemez” ifadelerini kullandı.
Afrika’dan destek çağrısı
Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf, pazar günü yayımladığı açıklamada, Mali’nin kuzeyi, orta ve güney kesimlerindeki çeşitli bölgeleri hedef alan saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Yusuf, AB’nin saldırılar karşısında Mali halkı ve yönetimiyle tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.
Yusuf, söz konusu saldırıların, ‘terörizm ve şiddet yanlısı aşırılığın Mali, Sahel bölgesi ve Afrika kıtasının tamamı için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini bir kez daha hatırlattığını’ belirtti. Barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması amacıyla ortak çabaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yusuf, uluslararası insancıl hukuka tam bağlılık gösterilmesi ve sivillerin korunmasına sürekli öncelik verilmesi çağrısında bulundu.
Afrika’dan gelen çağrılara rağmen Veled es-Salik, mevcut askerî yönetim altında Mali’nin uluslararası veya bölgesel bir askerî gücün konuşlandırılmasını kabul etmesini beklemediğini söyledi. Veled es-Salik, “Aksi olsaydı Mali, önce Fransız ve Avrupa kuvvetlerini, ardından da Birleşmiş Milletler (BM) güçlerini ülkeden çıkarmazdı. Mali bugün Rusya’nın önceki yapılanması Wagner ve onun yerini alan Rus Afrika Kolordusu ile ittifak halinde” değerlendirmesinde bulundu.
Veled es-Salik, yakın vadede saldırıların başkent Bamako’nun düşmesine yol açacağı yönündeki ihtimali de düşük gördüğünü belirterek, silahlı grupların en güçlü olduğu 2012 ve 2013 yıllarında dahi tehdidin başkente kadar ulaşmadığını hatırlattı.
Silahlı grupların bundan sonraki süreçte de vur-kaç taktiğini sürdüreceğini öngören Veled es-Salik, “Bu gruplar saldırı düzenledikten sonra geri çekilecek, bir süre sonra yeniden toparlanarak yeni baskınlar gerçekleştirecek. Mevcut strateji ve izledikleri yöntem dikkate alındığında, en azından şimdilik başkent Bamako’nun doğrudan tehdit altında olduğunu söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları varhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5295872-yarg%C4%B1-karar%C4%B1n%C4%B1-verdi-japon-bal%C4%B1klar%C4%B1-duyarl%C4%B1-canl%C4%B1lar-ve-haklar%C4%B1-var
Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki bir suşicinin vitrininde sergilenen iki Japon balığı için harekete geçen hayvan hakları savunucuları zafer kazandı.
Jaulas Vacías (Boş Kafesler) adlı sivil toplum kuruluşu (STK), hayvan istismarı suçlamasıyla açtıkları davayı kazandıklarını duyurdu.
STK'nin avukatı Matías Trufero, güneş ve sokak gürültüsüne maruz kalan Fede ve Magui için "Oradan geçen ve durup bakan herkes, oranın balıklara uygun olmadığını görebilirdi" dedi.
Trufero, mahkemenin balıkları duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanıdığını aktardı. Balıkların bir uzmana verilmesi kararına, restoranın itiraz etmediğini de sözlerine ekledi.
Balıklara kucak açan Carlos José Aga, iki balığın vitrinde sergilenmesi için "İki kutup ayısını bir kafesin içinde saunaya sokmak gibi" dedi.
40 litrelik akvaryumlarından alınan balıklar, Aga'nın evindeki 2 bin 500 litrelik yeni yuvalarına taşındı.
Balık uzmanı Aga, Fede ve Magui'nin keyfinin artık yerinde olduğunu söyledi.
Balıkların duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanınması, uygunsuz koşullarda tutulan diğer hayvanlarla ilgili davaları da etkileyebilir.
Arjantin mahkemeleri, Almanya'da doğup 20 yıl boyunca Buenos Aires Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Sandra adlı orangutanın "insan olmayan kişi" diye nitelenmesine 2014'te hükmetmişti.
İyi beslense ve kötü davranışa maruz kalmasa da, 1986 doğumlu maymunun tutsak edilip sergilenmesinin onun haklarını ihlal ettiği belirtilmişti.
Bunun üzerine Buenos Aires Hayvanat Bahçesi, 2016'da ekoparka dönüştürülmüş, içindeki hayvanlarsa doğal yaşam alanlarına ya da koruma merkezlerine gönderilmişti.
Independent Türkçe, CNN, AP
İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5295870-i%CC%87ran%E2%80%99%C4%B1n-telefon-operasyonu-abd-askerlerinin-yeri-tespit-edildi
İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
İran istihbaratının, savaşta Amerikan personelinin yerini telefon takibiyle tespit ettiği iddia edildi.
Financial Times'ın (FT) haberine göre İran, savaş sırasında Ortadoğu'daki mobil ağlara yönelik siber saldırılar düzenleyerek ABD askerlerinin konumlarını belirlemiş.
Telekom verilerini inceleyen Mobile Surveillance Monitor'un paylaştığı bilgilere göre bölgedeki operatörler çok sayıda "SS7 ping" talebini engelledi.
SS7, küresel telekomünikasyon ağlarının birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir sinyalleşme protokolü.
Siber güvenlik uzmanları, SS7 ping taleplerinin uluslararası dolaşımdaki (roaming) belirli telefonların yerinin tespiti için kullanılabileceğini söylüyor.
Kanada merkezli araştırma enstitüsü Citizen Lab'den Gary Miller, "İran'ın gerçek zamanlı ve kesintisiz konum bilgisi elde etme kapasitesi" olduğunu vurguluyor. Tahran yönetiminin SS7 ve mobil ağ erişimini kullanarak böyle bir operasyon yürütmüş olabileceğini öne sürüyor.
İran ve desteklediği Şii örgütler, savaşta Irak, Bahreyn ve Körfez'de ABD ordusuna ait çeşitli hedeflere saldırılar düzenlemişti. Bahreyn'deki ABD 5. Filo üssü yakınında Amerikan savunma personelinin konakladığı Crowne Plaza oteli de martta füze saldırısına uğramıştı.
Habere göre, saldırılarda Amerikan personelinin nerede kaldığına ilişkin bilgiler bu siber saldırılarla elde edilmiş olabilir. Bahreyn yönetiminden gazeteye gönderilen açıklamada, ülkenin telekomünikasyon ağına yönelik saldırılar olduğu ancak gerekli tüm önlemlerin alındığı, sistemde herhangi bir sorunun tespit edilmediği bildirildi.
Diğer yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), nisanda Kongre'ye sunduğu raporda, "düşman aktörlerin ticari konum verilerini kullanarak ABD personelini hedef aldığına veya gözetlediğine ilişkin çok sayıda tehdit raporu" alındığı doğrulanmıştı.
Ancak adının paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li bir yetkili, böyle bir veri takibinin saldırılarda belirleyici rol oynadığı iddialarının "gerçeği yansıtmadığını" savundu.
Haberde, İranlı telekom operatörlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) ABD personelini takip etmek için cep telefonlarında kişiye özel reklamlar sunan çeşitli yazılımlardan faydalandığı da iddia ediliyor.
Eski CIA yetkilisi Michael Stokes, akıllı telefonların konum, bağlantılar ve hatta adım sayıları gibi büyük miktarda veriyi sürekli dışarı sızdırdığını söylüyor. Birçok devlet görevlisinin güvenli cihazlar yerine kişisel akıllı telefonlarını kullanmasının ciddi bir ulusal güvenlik riski yarattığını vurguluyor.
Independent Türkçe, Financial Times, Iranwire
İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkasıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5295821-i%CC%87srailin-ahmedinejad%C4%B1-kendi-saflar%C4%B1na-%C3%A7ekme-giri%C5%9Fiminin-perde-arkas%C4%B1
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Macar hükümetinin üst düzey bir yetkilisi, 2024 yılının başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki bir üniversitenin rektöründen beklenmedik bir talepte bulundu.
Yetkili, üniversite rektörü Prof. Gergely Deli’ye, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nin iklim değişikliği üzerine bir konferans düzenlemesi ve beklenmedik bir konuğu, geniş çevrelerce eleştirilen eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı bu konferansa davet etmesi gerektiğini bildirdi.
Gerekçe ise çok daha şaşırtıcıydı. Yetkili Deli'ye, konferansın yalnızca bir kılıf olduğunu, Ahmedinejad'ın bu vesileyle Budapeşte'de, açıkça düşmanı olarak bilinen İsrail istihbarat mensuplarıyla gizli görüşmeler yapabileceğini söyledi.
Deli, bu davetin hem kendi itibarına hem de üniversitenin itibarına zarar verebileceğinin farkındaydı. Ancak verdiği bir röportajda, belki de hayat kurtarmaya yardımcı bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti.
Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki düşmanınız var ve bu iki düşman birbiriyle konuşmak istiyorsa, elinizden geleni yapıp onları konuşturmanız daha iyidir."
Bilgilerin hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan sürece ilişkin bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililere göre Ahmedinejad'ın 2024 yılında üniversiteye yaptığı ziyaret ve ertesi yıl gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü bir çabanın parçasıydı. Bu çaba, Ahmedinejad'ı, zamanı geldiğinde İran'ın yeni lideri olarak konumlandırılabilecek bir istihbarat varlığı haline getirmeyi amaçlıyordu.
Eski ABD'li yetkililer, İsrail için Ahmedinejad'ın İsrail safına çekilmesinin yüksek bir öncelik olduğunu, dönemin İsrail İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea'nın bizzat 2024 yılında Macaristan'ın başkentine giderek Ahmedinejad ile görüşmesinin de bunu kanıtladığını belirtti. Yetkililer ayrıca, İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad'ın kısa bir süre sonra ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) Ahmedinejad ile temas halinde olduğunu bildirdiğini ekledi.
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud ofisinin resmi sözcüsü olan Dolat-e Bahar (Bahar Hükümeti) sitesi dün, Ahmedinejad’ın Tahran’da eski Dini Lider (Rehber) Ali Hamaney’in cenaze törenine katıldığını gösteren bir fotoğrafı yayınladı
İsrail'in Ahmedinejad merkezli bir rejim değişikliği planı inşa etme kararı, İran’ın nükleer programını hızlandırmasıyla, İsrail'in yok edilmesi çağrılarını tekrarlamasıyla ve Holokost (Yahudi soykırımı) inkârcılığıyla tanınan eski İran Cumhurbaşkanı ile ilişkisinin seyrinde olağanüstü bir dönüşüme işaret ediyor.
ABD'li yetkililere göre İsrail, son yıllarda Ahmedinejad'a konaklama ve seyahat masraflarını karşılamak üzere gizlice para aktardı. İsrailli istihbarat mensupları ayrıca, Budapeşte'ye yaptığı seyahatler de dahil olmak üzere, kendisiyle yurt dışında birçok kez bir araya geldi.
Bu çaba, ABD ve İsrail'in bu yılın şubat ayı sonlarında, İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde, Tahran'da sıkı gözetim altında yaşayan eski Dini Lider Ali Hamaney’in nakledilmesine yönelik cüretkâr bir operasyonla zirveye ulaştı. Amaç, mevcut rejimi devirmeyi ve Ahmedinejad'ı iktidara getirmeyi öngören planı devreye sokmaktı. Ancak plan başarısız oldu.
İsrail’in 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırısı, Ahmedinejad'ın konutunun bulunduğu kompleksi vurarak, korumalarının bulunduğu binayı ve zırhlı aracını hedef aldı. İranlı dört üst düzey yetkiliye göre saldırının ardından siyah bir Peugeot marka araç bölgeye geldi, Ahmedinejad'ı aldı ve büyük bir kargaşanın hakim olduğu bölgeden hızla uzaklaştı.
Operasyona dair bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililer, aracı Mossad mensuplarının kullandığını ve Ahmedinejad'ı İran içindeki gizli bir güvenli eve naklettiklerini belirtti.
Ancak yaşananlara vakıf kişilere göre İran’ın eski Cumhurbaşkanı bu çılgın kurtarma operasyonundan rahatsızlık duydu ve kendisini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan İsrail planı karşısında hayal kırıklığına uğradı.
Ahmedinejad daha sonra, hâlâ netlik kazanmamış koşullar altında güvenli evden ayrıldı. Ahmedinejad, 6 Temmuz'da merhum Dini Lider Ali Hamaney'in cenaze törenine kısa süreliğine katılana kadar bir daha kamuoyu önünde görünmedi.
Mevcut durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak İranlı dört üst düzey yetkili, Ahmedinejad'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve İran'ın kendisinin İsrail ile teması hakkındaki birçok ayrıntıyı öğrenmesinin ardından hâlihazırda ev hapsinde bulunduğunu belirtti.
İsrailli yetkililer, Tahran'daki hükümeti devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçası olan Ahmedinejad'ı İran'ın lideri olarak konumlandırma planına ilişkin kamuoyu önünde bir açıklama yapmadı. Planın bir başka unsuru ise, Irak'ın kuzeyinde konuşlu İranlı Kürt muhalif güçlerin silahlandırılıp eğitilerek sınırı geçip İran'ın batısına girmesini, orada bölgeler ele geçirmesini ve nihayetinde Tahran'a doğru ilerlemesini öngörüyordu. Ancak bu plan hiçbir zaman somut bir hal almadı.
İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Tamir Hayman, The New York Times gazetesinin Ahmedinejad'ın plandaki rolüne ilişkin ayrıntıları ilk kez ortaya çıkarmasının ardından, geçtiğimiz mayıs ayında PBS kanalında yayımlanan ‘Firing Line’ programında, “Rejim değişikliği planı, uygulanması öngörülen çok özel bir dizi özel operasyonu içeriyordu” yorumunda bulundu. Hayman, ayrıca "Ahmedinejad da bu dizinin bir parçasıydı” diye ekledi.
Mossad yetkilileri yorum taleplerine yanıt vermedi. Ahmedinejad'ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr de konuya dair yorum yapmayı reddetti.
Cumhurbaşkanlığı sonrası dönüşüm
2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Ahmedinejad, ülkenin en önde gelen katı muhafazakarlık yanlısı siyasetçileri arasında yer aldı. İsrail'in ortadan kaldırılması çağrısında bulunan Ahmedinejad döneminde İran, uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Bu da ülkenin gizli bir nükleer silah programı peşinde olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Ahmedinejad ayrıca, 2009 yılında yeniden seçilmesini protesto etmek amacıyla ülke genelinde patlak veren ayaklanmanın güç kullanılarak bastırılması talimatı verdi. Döneminde yargı organı, muhaliflere yönelik toplu idamlar gerçekleştirdi ve rakip ile hasımları hapse attı.
Ahmedinejad, 2024 yılının haziran ayında İçişleri Bakanlığı'ndaki cumhurbaşkanlığı seçim aday kayıt komitesi binasına geldiği sırada destekçilerine el sallarken (Arşiv – EPA)
Ancak cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Ahmedinejad, tutumunu yumuşattı ve iktidarda bulunduğu yıllara damgasını vuran İsrail karşıtı söylemini sınırlandırdı. Ahmedinejad, İran pop müziği kültürüne değindiği röportajlar ve konuşmalar yaparak, güvenlik güçlerini gösterileri güç kullanarak bastırmaları nedeniyle eleştirdi ve yönetici sınıfı mali yolsuzlukla suçlayarak, daha ılımlı yeni imajını sergilemeye özen gösterdi.
Ahmedinejad ayrıca kendisinin ayırt edici işareti haline gelen bol haki rengi ceketinden vazgeçerek modern kesimli takım elbiseler giymeye başladı. Düzensiz sakalına özen gösterdi ve botoks yaptırdığı izlenimi verdi. Ayrıca İngilizce öğrenmeye başladı.
Tahran'daki ofisinde her sabah, sıradan vatandaşların şikayetlerini dinlemek üzere bir saat süren halka açık toplantılar düzenliyordu. Bazı vatandaşlar, devlet bürokrasisiyle uğraşırken yardım talep etmek için kendisine başvuruyordu. Bazen bakanlıklara, bazı başvuru sahiplerine kredi verilmesini tavsiye eden mektuplar yazıyordu. Ahmedinejad ayrıca düzenli olarak ülkenin farklı bölgelerine seyahat ediyor, şehirlerde ve kırsal bölgelerde destekçileriyle bir araya geliyordu.
Ahmedinejad, Tahran'da düzenlenen Liderlik Uzmanlar Konseyi'nin açılış töreninin kenarında, müttefiki ve İran Rehberi'nin danışmanı Said Celili ile konuşurken (Arşiv - ILNA)
Ahmedinejad'ın İran hükümetiyle ilişkisi karmaşık bir şekilde devam etti. Üst düzey liderler kendisini bir kenara itip hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Ancak yine de İran’ın Dini Lideri'ne danışmanlık yapan üst düzey bir konseyde diğer üst düzey yetkililerle birlikte oturmasına izin verildi. Ahmedinejad, şubat ayında savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce bu konseyin toplantısına katıldı.
İran içinde birçok kişi, Ahmedinejad'da yaşanan bu değişimin arkasında siyasi saikler olduğunu düşündü ve bunu, popülist imajını güçlendirme ve kendisini iktidardaki yetkililerden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Ahmedinejad, işçi sınıfına mensup İranlılar arasındaki destek tabanını korumaya devam etti. Danışmanları ise hedefinin bir gün yeniden iktidara dönmek olduğundan emindi.
Ahmedinejad'ın eski yakın çevresinden ve üst düzey danışmanlarından biri olan Abdurrıza Davari, telefonla verdiği bir röportajda şunları söyledi:
“Ahmedinejad bunu para için yapmayacaktır. Zaten parası var, geniş bir ekonomik ağı var. Bunu iktidar için yapacaktır. İktidarın başında olmak istiyor."
İki adam yıllar önce aralarında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle küs düşmüştü.
Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla özel görüşmeleri anlatan yakın çevresinden bir isme göre Ahmedinejad, en yakın yardımcıları ve kendisine yakın sınırlı sayıda kişiye, yabancı güçlerin yardımıyla İran'ın gelecekteki lideri olma hedefini paylaştı.
Kaynağa göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı adaylığından üç kez elenmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti rejimi karşısında hayal kırıklığına uğradı ve mevcut rejim sürdüğü sürece iktidara ulaşamayacağı sonucuna vardı.
Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, bir savaşın patlak vermesi ve rejim değişikliği yaşanması halinde, Amerikalıların ve İsraillilerin ülkeyi tanımayan, İran dışından bir muhalif figürü seçeceğinden ve bunun ülkenin istikrarını sarsacağından endişe ediyordu. Ahmedinejad, yakın çevresine kendisini eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e benzer, reformist bir rol üstlenebilecek biri olarak tanımlıyordu. Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, iktidara gelmesi halinde İran'ın İsrail'i tanıyacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ‘Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’ çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceğini belirtiyordu.
Dönemin istihbarat değerlendirmelerine dair bilgi sahibi İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerine göre İsrail istihbarat servisleri, o dönemde Ahmedinejad ile İran rejimi arasında derinleşen çatlağı yakından takip ediyordu. İki yetkili, kendilerinin özellikle ilgisini çeken şeyin, Ahmedinejad'ın İran’ın Dini Lideri'ne ve kendisini yeniden cumhurbaşkanlığı adaylığından eleyen üst düzey yetkililere yönelik artan hoşnutsuzluğu olduğunu belirtti.
Ahmedinejad'ın hareketliliği, İran İslam Cumhuriyeti'ni yabancı müdahalelerden korumakla görevli DMO’ya bağlı istihbarat servisi içinde şüphe uyandırmaya başladı.
İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisi, bu şüphelerin, Ahmedinejad'ın 2017 yılında Trump'a açık mesajlar yöneltmeye başlamasının ardından tırmandığını belirtti.
Dört yetkiliye göre bu yıl gerçekleşen ve başlangıçta Ahmedinejad'ı DMO’nun denetiminden kurtaran İsrail saldırısının ardından, İran istihbarat servisleri kendisinin İsrail ile bağlantısını soruşturmaya ve buna ilişkin delil toplamaya başladı.
Yurt dışındaki görüşmeler
İsrail istihbarat mensuplarının Ahmedinejad'ı ilk kez ne zaman devşirmeye çalıştığı net değil. Ancak İranlı yetkililer, en azından Ahmedinejad'ın 2023 yılında çevre konularına odaklanan bir konferansa katılmak üzere Guatemala'ya yaptığı seyahat sırasında bir temasın gerçekleştiğini belirtti. Davet, çoğu Latin Amerika ülkesine kıyasla İsrail ile daha yakın diplomatik ilişkilere sahip bir ülke olan Guatemala hükümetinden gelmişti.
Ahmedinejad, Tahran Havalimanı'nda güvenlik güçleri tarafından durdurulup kendisine biniş kartı verilmesinin reddedilmesi ve ülkeden ayrılmasına izin verilmemesi nedeniyle bu seyahati neredeyse gerçekleştiremiyordu.
Ahmedinejad buna, havalimanında saatlerce süren bir oturma eylemi düzenleyerek karşılık verdi. Bu eylem kamuya açık bir gösteriye dönüştü; sıradan İranlı yolcularla, havalimanı ve havayolu personeliyle fotoğraflar çektirdi ve sosyal medya hesaplarında güncellemeler paylaştı.
Sonunda İran makamları, Ahmedinejad'ın uçağa binip konferansa katılmasına izin verdi.
Ahmedinejad, seyahati sırasında paylaştığı bir video kaydında şunları söyledi:
"Bazı insanlar bana Guatemala'ya gitmememi söyledi, ama onlara kardeşim olan Guatemala Çevre Bakanı'nın beni davet ettiğini söyledim. Bu, Latin Amerika'da çok önemli bir ülke."
Ertesi yıl Ahmedinejad, Ludovika Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılmak üzere Macaristan'a ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Budapeşte'de, geçen aya kadar beş yıl boyunca Mossad başkanlığı yapan David Barnea ile bir araya geldi.
O dönemde sağ görüşlü Başbakan Viktor Orban tarafından yönetilen Macaristan, muhtemelen Avrupa'daki diğer herhangi bir ülkeye kıyasla İsrail ile daha yakın ilişkilere sahipti. Orban ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Nisan 2025'te Netanyahu, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde bir konuşma yaptı ve üniversite kendisine kamu hizmeti ödülü verdi.
İki ay sonra Ahmedinejad, İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat mensuplarıyla buluşmasına kılıf oluşturan bir ziyaretle yeniden Budapeşte'ye gitti.
Tüm yurt dışı seyahatlerinde kendisine eşlik eden, Devrim Muhafızları'na bağlı Ensar Birimi'nden İranlı korumaları, Ahmedinejad'ın en az iki kez güvenlik refakatçilerinden kaçarak Haziran 2025 seyahati sırasında uzun görüşmeler yapmak üzere ortadan kaybolabildiğini bildirdi.
İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisine göre korumalar seyahate ilişkin raporlarında, Ahmedinejad'ı ortadan kaybolmasıyla ilgili sorguladıklarını, kendisinin ise üniversite hocalarıyla görüştüğünü söylediğini belirtti.
Konferans sırasında İran’ın eski Cumhurbaşkanı konuşmasını İngilizce yaptı ve daha önce tüm konuşmalarını açtığı Kur'an ayetinden bu kez vazgeçerek dinleyicileri şaşırttı.
Seyahatine ilişkin olarak sosyal medya hesaplarında paylaştığı video kayıtlarına göre koyu mavi renkli, modern kesimli bir takım elbise giyen Ahmedinejad, ‘ortak insanlık’ ve ‘değişen dünya düzeni’ hakkında konuşurken yeni bir dünyanın nasıl ortaya çıkabileceğine dair kendi vizyonunu sundu.
Ahmedinejad, Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye Fars şair Firdevsi'nin ‘Şehname’ adlı eserinin bir kopyasını hediye ederken, Deli de kendisine üniversitenin amblemini hediye etti.
Deli, geçtiğimiz ay yapılan bir röportajda, Ahmedinejad'a davet gönderdiğinde, Almanca ‘paravan’ veya ‘kukla’ anlamına gelen ‘Strohmann’ rolünü üstlendiğini belirtti.
Ahmedinejad, şubat ayının sonlarında Tahran'daki evinden aceleyle siyah bir Peugeot marka araçla götürülmesinden geçtiğimiz haftaya kadar kamuoyu önünde görülmemişti.
6 Temmuz'da ise İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine, ani ve kısa bir şekilde katıldı. Video kayıtları, sıcaklığın 32 dereceye yaklaşmasına rağmen Ahmedinejad'ın kalın bir ceket giydiğini, cerrahi maskesinin ise çenesinin altına sarkmış vaziyette olduğunu gösterdi. İran’ın diğer eski cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ise cenaze törenine davet edilmedi. İki eski lider de törenlerin hiçbirinde görünmedi.
Ahmedinejad, başı öne eğik bir şekilde tek kelime etmeden ayakta dururken etrafı güvenlik görevlisi olduğu izlenimini veren kişilerle çevriliydi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة