Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
TT

Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)

Kremlin Sarayı’ndan bugün yapılan açıklamada, Türkiye'nin elindeki Rus hava savunma sistemlerini üçüncü bir ülkeye satma olasılığı konusunda Ankara ile temas halinde olduklarını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre söz konusu satışın gerçekleşebilmesi için Moskova'nın onayının alınması gerekiyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, AFP'nin konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta, "Bu hususta Türk tarafıyla temaslar yürüttük ve temaslarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye, Rus yapımı hava savunma sistemlerini 2017 yılında satın almıştı.

Gözler Erdoğan'ın "Bizi takip etmeye devam edin" sözlerinde

Rus "S-400" füze sistemleri dosyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sistemlerin akıbetiyle ilgili bir soruya verdiği "Bizi takip etmeye devam edin" cevabıyla yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'ya yönelik yaptırımların kaldırılma ihtimalinden bahsettiği bir dönemde yapıldı.

Söz konusu yaptırımlar, Türkiye'nin S-400 sistemlerini satın alma kararı üzerine ABD tarafından devreye alındı. Washington yönetimi, Ankara'nın Rus sistemini kullanmasının Amerikan F-35 savaş uçaklarının güvenliğini tehlikeye atacağı ve bu uçakların yetenekleriyle ilgili hassas bilgilerin Moskova'ya sızdırılması olasılığından duyduğu endişe nedeniyle bu yaptırımları uyguladı.



İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan bir tankere saldırdığını duyurdu

6 Eylül 2026’da Bender Abbas açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda bir petrol tankerinin yanından geçen tekne (AFP)
6 Eylül 2026’da Bender Abbas açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda bir petrol tankerinin yanından geçen tekne (AFP)
TT

İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan bir tankere saldırdığını duyurdu

6 Eylül 2026’da Bender Abbas açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda bir petrol tankerinin yanından geçen tekne (AFP)
6 Eylül 2026’da Bender Abbas açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda bir petrol tankerinin yanından geçen tekne (AFP)

İran Devrim Muhafızları, dün yaptığı açıklamada, bir gaz tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan “yasa dışı güzergâh” üzerinden geçmeye çalıştığı sırada hedef alındığını duyurdu. Tahran, Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana boğaz üzerindeki kontrolünü sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan deniz trafiğini izleyen kuruluşlar, dün Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında kimliği belirsiz mühimmatın bir gemide yangına yol açtığını bildirdi. Ancak olayda farklı bir geminin hedef alındığı belirtildi.

İran’ın resmî medyasında yayımlanan açıklamada Devrim Muhafızları, deniz kuvvetlerinin “Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirleri ve İran halkının Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik kurma arzusu doğrultusunda” hareket ettiğini belirtti.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre açıklamada, bu kapsamda birkaç saat önce NV Sunshine adlı büyük gaz tankerinin, Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki “yasa dışı güzergâhtan” geçmeye çalışırken vurulduğu ifade edildi.

İran, Körfez’den yapılan hidrokarbon ihracatı açısından kritik öneme sahip boğazda, gemilerin kendi tercih ettiği güzergâhı kullanabilmesi için Tahran’dan izin almasında ısrar ediyor.

Ancak giderek daha fazla sayıda gemi, boğazın güney kıyısı boyunca, Umman kıyılarına yakın alternatif bir güzergâhı kullanma riskini göze alıyor.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), Birleşik Arap Emirlikleri’nde Hameriyye Adası açıklarında, boğazın güneybatısında ve kıyıdan 13 deniz mili (24 kilometre) uzaklıkta bulunan bir geminin mühimmatla vurulduğunu ve bunun sonucunda gemide yangın çıktığını bildirdi.

Kurum açıklamasında, “Mürettebatın durumu, hasarın boyutu ve çevresel etkiler şu aşamada bilinmiyor. Yetkililer olayla ilgili soruşturma yürütüyor” denildi.

İngiliz güvenlik şirketi Vanguard da olayı doğrulayarak, hedef alınan geminin Panama bayraklı GEM NO 2 adlı ham petrol tankeri olduğunu açıkladı.

Söz konusu olay, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 500 kilometre batısında, Katar açıklarında bir tankerin hedef alınmasından birkaç gün sonra meydana geldi.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaştan bu yana Körfez’de bulunan veya boğazdan geçmeye çalışan gemiler defalarca saldırıya uğradı.

İran, bazı gemilerin geçiş yapmayı başarmasına rağmen o tarihten bu yana boğazdaki deniz trafiğini aksatıyor. ABD medyasında, Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın güney güzergâhını kullanan gemileri korumak amacıyla askerî girişimlerde bulunduğu yönünde haberler yayımlandı.

ABD ise İran limanlarına yönelik karşı abluka uygulamaya koydu ve Tahran’la bağlantılı gemilere birçok kez ateş açtı.

Hürmüz Boğazı, küresel ekonomi açısından hayati önem taşıyor. Savaş öncesinde dünya genelindeki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyordu.


Senato’daki Demokratlardan Trump’a Tepki: Rus dizeli anlaşması ihanet

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump. (Arşiv- Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump. (Arşiv- Reuters)
TT

Senato’daki Demokratlardan Trump’a Tepki: Rus dizeli anlaşması ihanet

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump. (Arşiv- Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump. (Arşiv- Reuters)

ABD Senatosu’ndaki Demokratların Lideri Chuck Schumer, Dış İlişkiler Komitesindeki en kıdemli Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ve Bankacılık Komitesinin önde gelen Demokrat üyesi Senatör Elizabeth Warren; Başkan Donald Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizeli satın alınması konusunda vardığı anlaşmaya ilişkin açıklamasını Ukrayna’ya, Avrupalı müttefiklere ve ABD’nin ulusal güvenliğine bir "ihanet" olarak değerlendirdi.

Senatörler yaptıkları açıklamada, "Artık yeter, bu kadarı da fazla. Başkan, Rusya'nın savaş makinesini finanse etmek yerine İran ile olan savaşını sonlandırmalıdır" ifadelerini kullandı.

Trump’ın, ABD’nin küresel ölçekte Rus dizeli alımına izin vereceğine dair açıklaması, milletvekillerinin beklentilerinin oldukça uzağında kaldı.

Söz konusu açıklama; Kongre’nin geçtiğimiz ay oy birliğine yakın bir çoğunlukla kabul ettiği ve Trump’ın da imzalayarak yasalaştırdığı, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse eden Rus enerjisini satın alan ülkelere sert yaptırımlar öngören yasal düzenlemenin hemen ardından geldi.


Washington, “Saldırı cazibesi” ile “Müzakere kazanımları” arasında

Arap Denizi’nde bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanan ABD savaş uçağı (CENTCOM)
Arap Denizi’nde bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanan ABD savaş uçağı (CENTCOM)
TT

Washington, “Saldırı cazibesi” ile “Müzakere kazanımları” arasında

Arap Denizi’nde bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanan ABD savaş uçağı (CENTCOM)
Arap Denizi’nde bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanan ABD savaş uçağı (CENTCOM)

Washington, İran’a yönelik ani ve sınırlı bir askerî saldırının cazibesi ile müzakerelerden elde edilebilecek kazanımlar arasında gidip geliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Tahran’ın müzakereleri yalnızca Hürmüz Boğazı meselesiyle sınırlandırma ve boğazı 7 gün içinde yeniden açma planını reddetmesinin ardından, olası bir uzlaşmanın önündeki en önemli koşul İran’ın nükleer program konusunda taviz vermesi olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’ın New York Times’ten aktardığına göre ABD’li yetkililer, Amerikan ordusunun üç gün sürmesi planlanan yoğun bir askerî harekât düzenleme seçeneklerini değerlendirdiğini belirtti. Buna karşılık yönetim içindeki bir kesim, Tahran’ı somut tavizler vermeye zorlamak amacıyla ekonomik baskının sürdürülmesini ve bu yönteme daha fazla zaman tanınmasını savunuyor.

Trump’ın yakın zamanda düzenlenmesi beklenen saldırıdan vazgeçmesi ise kararın yükselen petrol fiyatlarından mı, yoksa Tahran’ın müzakerelere ciddi biçimde dönmek istediği yönündeki değerlendirmeden mi kaynaklandığı sorusunu gündeme getirdi.