İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
TT

İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)

Macar hükümetinin üst düzey bir yetkilisi, 2024 yılının başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki bir üniversitenin rektöründen beklenmedik bir talepte bulundu.

Yetkili, üniversite rektörü Prof. Gergely Deli’ye, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nin iklim değişikliği üzerine bir konferans düzenlemesi ve beklenmedik bir konuğu, geniş çevrelerce eleştirilen eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı bu konferansa davet etmesi gerektiğini bildirdi.

Gerekçe ise çok daha şaşırtıcıydı. Yetkili Deli'ye, konferansın yalnızca bir kılıf olduğunu, Ahmedinejad'ın bu vesileyle Budapeşte'de, açıkça düşmanı olarak bilinen İsrail istihbarat mensuplarıyla gizli görüşmeler yapabileceğini söyledi.

Deli, bu davetin hem kendi itibarına hem de üniversitenin itibarına zarar verebileceğinin farkındaydı. Ancak verdiği bir röportajda, belki de hayat kurtarmaya yardımcı bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti.

Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki düşmanınız var ve bu iki düşman birbiriyle konuşmak istiyorsa, elinizden geleni yapıp onları konuşturmanız daha iyidir."

Bilgilerin hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan sürece ilişkin bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililere göre Ahmedinejad'ın 2024 yılında üniversiteye yaptığı ziyaret ve ertesi yıl gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü bir çabanın parçasıydı. Bu çaba, Ahmedinejad'ı, zamanı geldiğinde İran'ın yeni lideri olarak konumlandırılabilecek bir istihbarat varlığı haline getirmeyi amaçlıyordu.

Eski ABD'li yetkililer, İsrail için Ahmedinejad'ın İsrail safına çekilmesinin yüksek bir öncelik olduğunu, dönemin İsrail İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea'nın bizzat 2024 yılında Macaristan'ın başkentine giderek Ahmedinejad ile görüşmesinin de bunu kanıtladığını belirtti. Yetkililer ayrıca, İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad'ın kısa bir süre sonra ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) Ahmedinejad ile temas halinde olduğunu bildirdiğini ekledi.

rtghyj
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud  ofisinin resmi sözcüsü olan Dolat-e Bahar (Bahar Hükümeti) sitesi dün, Ahmedinejad’ın Tahran’da eski Dini Lider (Rehber) Ali Hamaney’in cenaze törenine katıldığını gösteren bir fotoğrafı yayınladı

İsrail'in Ahmedinejad merkezli bir rejim değişikliği planı inşa etme kararı, İran’ın nükleer programını hızlandırmasıyla, İsrail'in yok edilmesi çağrılarını tekrarlamasıyla ve Holokost (Yahudi soykırımı) inkârcılığıyla tanınan eski İran Cumhurbaşkanı ile ilişkisinin seyrinde olağanüstü bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD'li yetkililere göre İsrail, son yıllarda Ahmedinejad'a konaklama ve seyahat masraflarını karşılamak üzere gizlice para aktardı. İsrailli istihbarat mensupları ayrıca, Budapeşte'ye yaptığı seyahatler de dahil olmak üzere, kendisiyle yurt dışında birçok kez bir araya geldi.

Bu çaba, ABD ve İsrail'in bu yılın şubat ayı sonlarında, İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde, Tahran'da sıkı gözetim altında yaşayan eski Dini Lider Ali Hamaney’in nakledilmesine yönelik cüretkâr bir operasyonla zirveye ulaştı. Amaç, mevcut rejimi devirmeyi ve Ahmedinejad'ı iktidara getirmeyi öngören planı devreye sokmaktı. Ancak plan başarısız oldu.

İsrail’in 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırısı, Ahmedinejad'ın konutunun bulunduğu kompleksi vurarak, korumalarının bulunduğu binayı ve zırhlı aracını hedef aldı. İranlı dört üst düzey yetkiliye göre saldırının ardından siyah bir Peugeot marka araç bölgeye geldi, Ahmedinejad'ı aldı ve büyük bir kargaşanın hakim olduğu bölgeden hızla uzaklaştı.

Operasyona dair bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililer, aracı Mossad mensuplarının kullandığını ve Ahmedinejad'ı İran içindeki gizli bir güvenli eve naklettiklerini belirtti.

Ancak yaşananlara vakıf kişilere göre İran’ın eski Cumhurbaşkanı bu çılgın kurtarma operasyonundan rahatsızlık duydu ve kendisini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan İsrail planı karşısında hayal kırıklığına uğradı.

Ahmedinejad daha sonra, hâlâ netlik kazanmamış koşullar altında güvenli evden ayrıldı. Ahmedinejad, 6 Temmuz'da merhum Dini Lider Ali Hamaney'in cenaze törenine kısa süreliğine katılana kadar bir daha kamuoyu önünde görünmedi.

Mevcut durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak İranlı dört üst düzey yetkili, Ahmedinejad'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve İran'ın kendisinin İsrail ile teması hakkındaki birçok ayrıntıyı öğrenmesinin ardından hâlihazırda ev hapsinde bulunduğunu belirtti.

İsrailli yetkililer, Tahran'daki hükümeti devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçası olan Ahmedinejad'ı İran'ın lideri olarak konumlandırma planına ilişkin kamuoyu önünde bir açıklama yapmadı. Planın bir başka unsuru ise, Irak'ın kuzeyinde konuşlu İranlı Kürt muhalif güçlerin silahlandırılıp eğitilerek sınırı geçip İran'ın batısına girmesini, orada bölgeler ele geçirmesini ve nihayetinde Tahran'a doğru ilerlemesini öngörüyordu. Ancak bu plan hiçbir zaman somut bir hal almadı.

İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Tamir Hayman, The New York Times gazetesinin Ahmedinejad'ın plandaki rolüne ilişkin ayrıntıları ilk kez ortaya çıkarmasının ardından, geçtiğimiz mayıs ayında PBS kanalında yayımlanan ‘Firing Line’ programında, “Rejim değişikliği planı, uygulanması öngörülen çok özel bir dizi özel operasyonu içeriyordu” yorumunda bulundu. Hayman, ayrıca "Ahmedinejad da bu dizinin bir parçasıydı” diye ekledi.

Mossad yetkilileri yorum taleplerine yanıt vermedi. Ahmedinejad'ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr de konuya dair yorum yapmayı reddetti.

Cumhurbaşkanlığı sonrası dönüşüm

2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Ahmedinejad, ülkenin en önde gelen katı muhafazakarlık yanlısı siyasetçileri arasında yer aldı. İsrail'in ortadan kaldırılması çağrısında bulunan Ahmedinejad döneminde İran, uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Bu da ülkenin gizli bir nükleer silah programı peşinde olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Ahmedinejad ayrıca, 2009 yılında yeniden seçilmesini protesto etmek amacıyla ülke genelinde patlak veren ayaklanmanın güç kullanılarak bastırılması talimatı verdi. Döneminde yargı organı, muhaliflere yönelik toplu idamlar gerçekleştirdi ve rakip ile hasımları hapse attı.

cdfvrgth
Ahmedinejad, 2024 yılının haziran ayında İçişleri Bakanlığı'ndaki cumhurbaşkanlığı seçim aday kayıt komitesi binasına geldiği sırada destekçilerine el sallarken (Arşiv – EPA)

Ancak cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Ahmedinejad, tutumunu yumuşattı ve iktidarda bulunduğu yıllara damgasını vuran İsrail karşıtı söylemini sınırlandırdı. Ahmedinejad, İran pop müziği kültürüne değindiği röportajlar ve konuşmalar yaparak, güvenlik güçlerini gösterileri güç kullanarak bastırmaları nedeniyle eleştirdi ve yönetici sınıfı mali yolsuzlukla suçlayarak, daha ılımlı yeni imajını sergilemeye özen gösterdi.

Ahmedinejad ayrıca kendisinin ayırt edici işareti haline gelen bol haki rengi ceketinden vazgeçerek modern kesimli takım elbiseler giymeye başladı. Düzensiz sakalına özen gösterdi ve botoks yaptırdığı izlenimi verdi. Ayrıca İngilizce öğrenmeye başladı.

Tahran'daki ofisinde her sabah, sıradan vatandaşların şikayetlerini dinlemek üzere bir saat süren halka açık toplantılar düzenliyordu. Bazı vatandaşlar, devlet bürokrasisiyle uğraşırken yardım talep etmek için kendisine başvuruyordu. Bazen bakanlıklara, bazı başvuru sahiplerine kredi verilmesini tavsiye eden mektuplar yazıyordu. Ahmedinejad ayrıca düzenli olarak ülkenin farklı bölgelerine seyahat ediyor, şehirlerde ve kırsal bölgelerde destekçileriyle bir araya geliyordu.

yj6jku
Ahmedinejad, Tahran'da düzenlenen Liderlik Uzmanlar Konseyi'nin açılış töreninin kenarında, müttefiki ve İran Rehberi'nin danışmanı Said Celili ile konuşurken (Arşiv - ILNA)

Ahmedinejad'ın İran hükümetiyle ilişkisi karmaşık bir şekilde devam etti. Üst düzey liderler kendisini bir kenara itip hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Ancak yine de İran’ın Dini Lideri'ne danışmanlık yapan üst düzey bir konseyde diğer üst düzey yetkililerle birlikte oturmasına izin verildi. Ahmedinejad, şubat ayında savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce bu konseyin toplantısına katıldı.

İran içinde birçok kişi, Ahmedinejad'da yaşanan bu değişimin arkasında siyasi saikler olduğunu düşündü ve bunu, popülist imajını güçlendirme ve kendisini iktidardaki yetkililerden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Ahmedinejad, işçi sınıfına mensup İranlılar arasındaki destek tabanını korumaya devam etti. Danışmanları ise hedefinin bir gün yeniden iktidara dönmek olduğundan emindi.

Ahmedinejad'ın eski yakın çevresinden ve üst düzey danışmanlarından biri olan Abdurrıza Davari, telefonla verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“Ahmedinejad bunu para için yapmayacaktır. Zaten parası var, geniş bir ekonomik ağı var. Bunu iktidar için yapacaktır. İktidarın başında olmak istiyor."

İki adam yıllar önce aralarında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle küs düşmüştü.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla özel görüşmeleri anlatan yakın çevresinden bir isme göre Ahmedinejad, en yakın yardımcıları ve kendisine yakın sınırlı sayıda kişiye, yabancı güçlerin yardımıyla İran'ın gelecekteki lideri olma hedefini paylaştı.

Kaynağa göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı adaylığından üç kez elenmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti rejimi karşısında hayal kırıklığına uğradı ve mevcut rejim sürdüğü sürece iktidara ulaşamayacağı sonucuna vardı.

Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, bir savaşın patlak vermesi ve rejim değişikliği yaşanması halinde, Amerikalıların ve İsraillilerin ülkeyi tanımayan, İran dışından bir muhalif figürü seçeceğinden ve bunun ülkenin istikrarını sarsacağından endişe ediyordu. Ahmedinejad, yakın çevresine kendisini eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e benzer, reformist bir rol üstlenebilecek biri olarak tanımlıyordu. Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, iktidara gelmesi halinde İran'ın İsrail'i tanıyacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ‘Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’ çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceğini belirtiyordu.

Dönemin istihbarat değerlendirmelerine dair bilgi sahibi İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerine göre İsrail istihbarat servisleri, o dönemde Ahmedinejad ile İran rejimi arasında derinleşen çatlağı yakından takip ediyordu. İki yetkili, kendilerinin özellikle ilgisini çeken şeyin, Ahmedinejad'ın İran’ın Dini Lideri'ne ve kendisini yeniden cumhurbaşkanlığı adaylığından eleyen üst düzey yetkililere yönelik artan hoşnutsuzluğu olduğunu belirtti.

Ahmedinejad'ın hareketliliği, İran İslam Cumhuriyeti'ni yabancı müdahalelerden korumakla görevli DMO’ya bağlı istihbarat servisi içinde şüphe uyandırmaya başladı.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisi, bu şüphelerin, Ahmedinejad'ın 2017 yılında Trump'a açık mesajlar yöneltmeye başlamasının ardından tırmandığını belirtti.

Dört yetkiliye göre bu yıl gerçekleşen ve başlangıçta Ahmedinejad'ı DMO’nun denetiminden kurtaran İsrail saldırısının ardından, İran istihbarat servisleri kendisinin İsrail ile bağlantısını soruşturmaya ve buna ilişkin delil toplamaya başladı.

Yurt dışındaki görüşmeler

İsrail istihbarat mensuplarının Ahmedinejad'ı ilk kez ne zaman devşirmeye çalıştığı net değil. Ancak İranlı yetkililer, en azından Ahmedinejad'ın 2023 yılında çevre konularına odaklanan bir konferansa katılmak üzere Guatemala'ya yaptığı seyahat sırasında bir temasın gerçekleştiğini belirtti. Davet, çoğu Latin Amerika ülkesine kıyasla İsrail ile daha yakın diplomatik ilişkilere sahip bir ülke olan Guatemala hükümetinden gelmişti.

Ahmedinejad, Tahran Havalimanı'nda güvenlik güçleri tarafından durdurulup kendisine biniş kartı verilmesinin reddedilmesi ve ülkeden ayrılmasına izin verilmemesi nedeniyle bu seyahati neredeyse gerçekleştiremiyordu.

Ahmedinejad buna, havalimanında saatlerce süren bir oturma eylemi düzenleyerek karşılık verdi. Bu eylem kamuya açık bir gösteriye dönüştü; sıradan İranlı yolcularla, havalimanı ve havayolu personeliyle fotoğraflar çektirdi ve sosyal medya hesaplarında güncellemeler paylaştı.

Sonunda İran makamları, Ahmedinejad'ın uçağa binip konferansa katılmasına izin verdi.

Ahmedinejad, seyahati sırasında paylaştığı bir video kaydında şunları söyledi:

"Bazı insanlar bana Guatemala'ya gitmememi söyledi, ama onlara kardeşim olan Guatemala Çevre Bakanı'nın beni davet ettiğini söyledim. Bu, Latin Amerika'da çok önemli bir ülke."

Ertesi yıl Ahmedinejad, Ludovika Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılmak üzere Macaristan'a ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Budapeşte'de, geçen aya kadar beş yıl boyunca Mossad başkanlığı yapan David Barnea ile bir araya geldi.

O dönemde sağ görüşlü Başbakan Viktor Orban tarafından yönetilen Macaristan, muhtemelen Avrupa'daki diğer herhangi bir ülkeye kıyasla İsrail ile daha yakın ilişkilere sahipti. Orban ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Nisan 2025'te Netanyahu, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde bir konuşma yaptı ve üniversite kendisine kamu hizmeti ödülü verdi.

İki ay sonra Ahmedinejad, İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat mensuplarıyla buluşmasına kılıf oluşturan bir ziyaretle yeniden Budapeşte'ye gitti.

Tüm yurt dışı seyahatlerinde kendisine eşlik eden, Devrim Muhafızları'na bağlı Ensar Birimi'nden İranlı korumaları, Ahmedinejad'ın en az iki kez güvenlik refakatçilerinden kaçarak Haziran 2025 seyahati sırasında uzun görüşmeler yapmak üzere ortadan kaybolabildiğini bildirdi.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisine göre korumalar seyahate ilişkin raporlarında, Ahmedinejad'ı ortadan kaybolmasıyla ilgili sorguladıklarını, kendisinin ise üniversite hocalarıyla görüştüğünü söylediğini belirtti.

Konferans sırasında İran’ın eski Cumhurbaşkanı konuşmasını İngilizce yaptı ve daha önce tüm konuşmalarını açtığı Kur'an ayetinden bu kez vazgeçerek dinleyicileri şaşırttı.

Seyahatine ilişkin olarak sosyal medya hesaplarında paylaştığı video kayıtlarına göre koyu mavi renkli, modern kesimli bir takım elbise giyen Ahmedinejad, ‘ortak insanlık’ ve ‘değişen dünya düzeni’ hakkında konuşurken yeni bir dünyanın nasıl ortaya çıkabileceğine dair kendi vizyonunu sundu.

Ahmedinejad, Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye Fars şair Firdevsi'nin ‘Şehname’ adlı eserinin bir kopyasını hediye ederken, Deli de kendisine üniversitenin amblemini hediye etti.

Deli, geçtiğimiz ay yapılan bir röportajda, Ahmedinejad'a davet gönderdiğinde, Almanca ‘paravan’ veya ‘kukla’ anlamına gelen ‘Strohmann’ rolünü üstlendiğini belirtti.

Ahmedinejad, şubat ayının sonlarında Tahran'daki evinden aceleyle siyah bir Peugeot marka araçla götürülmesinden geçtiğimiz haftaya kadar kamuoyu önünde görülmemişti.

6 Temmuz'da ise İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine, ani ve kısa bir şekilde katıldı. Video kayıtları, sıcaklığın 32 dereceye yaklaşmasına rağmen Ahmedinejad'ın kalın bir ceket giydiğini, cerrahi maskesinin ise çenesinin altına sarkmış vaziyette olduğunu gösterdi. İran’ın diğer eski cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ise cenaze törenine davet edilmedi. İki eski lider de törenlerin hiçbirinde görünmedi.

Ahmedinejad, başı öne eğik bir şekilde tek kelime etmeden ayakta dururken etrafı güvenlik görevlisi olduğu izlenimini veren kişilerle çevriliydi.



Bangladeş'in lemurlarını Hintli milyarder mi çaldı?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Bangladeş'in lemurlarını Hintli milyarder mi çaldı?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Bangladeş'teki bir safari parkından çalınan iki halka kuyruklu lemurun, Hindistan'ın en zengin ailesi tarafından işletilen bir hayvanat bahçesinde bulunduğu bildirildi.

Bangladeş Suç Soruşturma Dairesi, lemurların Mart 2025'te Gazipur Safari Parkı'ndan çalınarak yurtdışına kaçırılan üç lemurdan ikisi olduğunu açıkladı.

Afrika'daki Madagaskar'a özgü lemurların nesli kritik tehlike altında.

Soruşturmacılar, çalınan lemurların 2018'de gümrüğe sahte beyanda bulunularak Dakka Havalimanı üzerinden Bangladeş'e getirildiğini söyledi. Lemurlar kurtarılarak safari parkına götürülmüştü.

Bangladeş'te yayımlanan Ajker Potrika gazetesinin haberine göre Dakka yönetimi, hayvanların ülkeye geri getirilmesi için Interpol'den yardım istedi. Ancak lemurların kimliklerini doğrulayacak mikroçip, benzersiz kimlik numarası veya kayıtlı DNA profillerinin bulunmaması süreci zorlaştırıyor.

Yetkililer, halen Bangladeş'te bulunan yavru lemurun DNA profilini çıkarmaya çalışıyor. Böylece bu hayvanın yasa dışı yollarla Hindistan'a götürülen iki lemurla kan bağı olup olmadığı belirlenecek.

Gazetenin haberine göre lemurlar, Chuadanga'daki Darshana sınırından Hindistan'a kaçırıldı ve yaklaşık 4,8 milyon Hindistan rupisine (yaklaşık 2,45 milyon TL) satıldı.

Soruşturmacılar, itiraf ifadelerine atıfta bulunarak, hayvanların bir hayvanların bir güvenlik görevlisinin yardımıyla çalındığını ve sınırdaki bir kaçakçılık aracısı sayesinde Hindistan'a götürüldüğünü söyledi. Lemurlar, Hindistan'ın batısındaki Jamnagar kentine ulaşmadan önce birkaç kişinin elinden geçti. Hayvanların burada Vantara yaban hayatı merkezine bağlı bir kuruma satıldığı öne sürüldü.

Soruşturmacılar kaçakçılık davasında şüpheli 8 kişiden 6'sının yerel mahkemeye itirafta bulunduğunu söyledi.

Bangladeşli yetkililer, Vantara'daki lemurların fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılmasının ardından durumdan haberdar olduklarını ve bunun üzerine hayvanları geri almak için girişimlerde bulunduklarını açıkladı.

The Independent, yorum için Vantara'yla iletişime geçti ancak henüz yanıt alamadı.

cvfgbhyj
Narendra Modi, 4 Mart 2025'te Gujarat eyaletinin Jamnagar kentinde Vantara'nın açılışını yaptıktan sonra Anant Ambani'yle poz vermişti (Hindistan Basın Bilgi Bürosu)

Vantara, Gujarat'ta yaklaşık 14 bin dönümlük bir hayvanat bahçesi. Merkez, Asya'nın en zenginlerinden Mukesh Ambani'nin sahibi olduğu iş holdingi Reliance'ın desteklediği Radhe Krishna Temple Elephant Welfare Trust tarafından işletiliyor.

Vantara, milyarder sanayicinin oğlu Anant Ambani'nin fikriydi.

Ambani ailesi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'yle uzun süredir yakın bir ilişki içinde. Modi, Mart 2025'te hayvanat bahçesini açmıştı.

Hayvan hakları grupları, Vantara'nın gerçek bir koruma girişimi olarak değerine ilişkin şüphelerini dile getirdi. Gruplar, merkezin hayvanları nasıl edindiği konusunda yeterli şeffaflık bulunmadığına, ayrıca nadir türlere ve görkemli altyapıya ağırlık verildiğine dikkat çekti. Gruplar ayrıca Uttarakhand ve Madhya Pradeş gibi eyaletlerden özel hayvanat bahçesine hayvanların taşınmasının kamuya ait hayvanat bahçeleri üzerindeki etkisini de sorguladı.

Vantara ayrıca hayvanların usulsüz şekilde ithal edildiği yönündeki iddialarla karşı karşıya kaldı. Bu iddialar Almanya ve Avrupa Birliği'ndeki yetkililerin yakın incelemelerine yol açtı.

Vantara ise iddiaları "tamamen yanlış ve asılsız" diyerek reddediyor.

Independent Türkçe


Kanada eyaleti, Trump'la alay etmek için yeni sınır tabelaları dikti

Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti salı günü, ABD'yle süregelen gerilime atıfta bulunan ve Kanada'nın 'güçlü, gururlu ve ASLA 51. eyalet olmayacağı' ifadelerinin yer aldığı sınır tabelalarını tanıttı (AFP/CBC ekran görüntüsü)
Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti salı günü, ABD'yle süregelen gerilime atıfta bulunan ve Kanada'nın 'güçlü, gururlu ve ASLA 51. eyalet olmayacağı' ifadelerinin yer aldığı sınır tabelalarını tanıttı (AFP/CBC ekran görüntüsü)
TT

Kanada eyaleti, Trump'la alay etmek için yeni sınır tabelaları dikti

Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti salı günü, ABD'yle süregelen gerilime atıfta bulunan ve Kanada'nın 'güçlü, gururlu ve ASLA 51. eyalet olmayacağı' ifadelerinin yer aldığı sınır tabelalarını tanıttı (AFP/CBC ekran görüntüsü)
Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti salı günü, ABD'yle süregelen gerilime atıfta bulunan ve Kanada'nın 'güçlü, gururlu ve ASLA 51. eyalet olmayacağı' ifadelerinin yer aldığı sınır tabelalarını tanıttı (AFP/CBC ekran görüntüsü)

ABD-Kanada ticaret savaşı ve ABD Başkanı Trump'ın Kanada'nın 51. eyalet olabileceği yönündeki tehditleri sürerken, Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti salı günü Trump yönetimine gönderme yapan yeni sınır tabelaları tanıttı.

Tabelalarda, "Kanada, Britanya Kolumbiyası'na hoş geldiniz. Güçlü, gururlu ve ASLA 51. eyalet olmayacak. Üzgünüz!" ifadeleri yer alıyor.

Bu tabelalar, ABD'den yapılan 20 milyar dolarlık ithalata uygulanan gümrük vergilerinin yürürlüğe girdiği gün tanıtıldı.

Britanya Kolumbiyası Başbakanı David Eby, salı günü düzenlenen tanıtım etkinliğinde, "Bu, kendine has bir Kanada mesajı; özgüvenli, esprili ve son derece net" dedi.

Britanya Kolumbiyası, Kanada'nın bir parçasıdır ve Kanada satılık değildir.

Müzakerelerde kayda değer bir ilerleme sağlanamazken, ABD-Kanada ticaret savaşı giderek daha fazla internet şakaları, siyasi jest ve medya gösterileri üzerinden yürütülür hale geldi.

Geçen ay Başkan Trump, Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü olarak değiştirmişti. Daha sonra da Ontario Gölü tabelasını devirdiği ve ağır silahlı "Donald Duck'lar"ın kıyılarda devriye gezdiği, yapay zekayla oluşturulduğu anlaşılan videolar paylaşmıştı.

ABD Başkanı hafta sonu yaptığı bir dizi paylaşımda da tüm Kuzey Amerika'yı kapsayan bir ABD bayrağı görseli ve kendisini bir hokey oyuncusu olarak Kanada Başbakanı Mark Carney'yle agresif bir şekilde karşı karşıya gelirken gösteren karikatür tarzı bir görsel paylaşmıştı.

Kanadalı liderler de kendi jestleriyle karşılık veriyor.

Başkan Trump'ın Amerika Gölü talimatının ardından Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısına "Ontario Gölü. Şimdi ve Daima" mesajını taşıyan dev bir  pano yerleştirerek yanıt vermişti.

Carney, ABD'ye "internet şakaları paylaşmayı bırakma" çağrısında bulunmuştu.

fvgthyj
Kanada'nın ABD'ye karşılık niteliğindeki gümrük vergileri salı günü yürürlüğe girerken, Trump yönetimi de aynı gün yeni misilleme adımlarını duyurdu (AFP)

Carney geçen hafta yaptığı açıklamada, "Amerikalılar mim paylaşmayı, laf sokmayı ve sert görünmeye çalışmayı bırakıp bu görüşmeleri yapma konusunda ciddileştiğinde, o zaman bu görüşmeleri yapabiliriz" demişti.

Yapıcı bir yaklaşım değil ama onların demokrasi anlayışı bu.

Ne var ki ticaret savaşı giderek tırmandı.

Kanada'nın karşılık niteliğindeki gümrük vergilerinin yürürlüğe girdiği gün Trump yönetimi Kanada'yı belirli ABD devlet ihalelerinin dışında tutma ve çeşitli Kanada süt ürünleri, alkollü içeceklerle motosikletlerin ithalatını yasaklama yönünde adımlar attı.

Kanada'nın Kanada-ABD ticaretinden sorumlu bakanı Dominic LeBlanc salı günü X'te , "ABD müzakereye hazır olduğunda hükümetimiz, Kanada'nın egemenliğine tam saygı gösteren, daha güvenli ve karşılıklı fayda sağlayan bir ticaret ilişkisi doğrultusunda iyi niyetle ve yapıcı bir şekilde çalışacaktır" diye yazdı.

Gümrük vergisi savaşının turizmden petrol, tarım ve otomotiv üretimine kadar çeşitli sektörleri etkileyerek, özellikle Kuzey ve Güney Dakota, Maine, Idaho ve Montana gibi ABD-Kanada sınırına yakın eyaletler üzerinde ilave bir etki yaratması bekleniyor.

Independent Türkçe


İran’ın yer altındaki nükleer tesisi yeniden gündemde: UAEA erişemiyor, ABD vurmayı planlıyor

İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınında bulunan Cebel el-Fas’taki tünel girişleri, 30 Haziran 2026 (Reuters / Vantor)
İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınında bulunan Cebel el-Fas’taki tünel girişleri, 30 Haziran 2026 (Reuters / Vantor)
TT

İran’ın yer altındaki nükleer tesisi yeniden gündemde: UAEA erişemiyor, ABD vurmayı planlıyor

İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınında bulunan Cebel el-Fas’taki tünel girişleri, 30 Haziran 2026 (Reuters / Vantor)
İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınında bulunan Cebel el-Fas’taki tünel girişleri, 30 Haziran 2026 (Reuters / Vantor)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, İran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yakınındaki, yoğun şekilde tahkim edilmiş Cebel el-Fas bölgesinde yeni hareketlilik belirtileri tespit edildiğini açıkladı. Ajansın tünel kompleksine erişimi ise halen mümkün değil.

Grossi, perşembe günü Bloomberg TV’ye yaptığı açıklamada, uzaktan algılama görüntülerinin inşaat sahası çevresinde hareketlilik tespit ettiğini ancak burada yürütülen faaliyetlerin niteliğine ilişkin somut bir bilgi bulunmadığını söyledi. Grossi, “Bu inşaat sahasının çevresinde bazı hareketlilik belirtileri var” dedi ve UAEA müfettişlerinin henüz tünel kompleksine girmediğini belirtti.

Cebel el-Fas, Tahran’ın yaklaşık 220 kilometre güneyinde, Natanz kompleksinin yakınındaki Zagros Dağları’nda bulunuyor. Bölgenin geliştirilmesine, yaklaşık altı yıl önce İran’ın santrifüj üretim tesislerinden birine yönelik sabotaj saldırısının ardından başlandı.

xsdcfrg
UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, 7 Eylül 2026'da Viyana’daki merkezinde düzenlenen UAEA Guvernörler Kurulu’nun 1816. toplantısının açılışında konuşma yaparken (UAEA)

Grossi, Tahran’ın o dönemde tesisleri saldırılara karşı daha iyi koruma sağlamak amacıyla dağların içindeki tünellere taşımaktan söz ettiğini hatırlattı.

Batılı istihbarat servisleri, İran’ın Cebel el-Fas’in içinde uranyum zenginleştirmek amacıyla kullanılabilecek açıklanmamış bir nükleer tesis inşa ettiğinden şüpheleniyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) uzmanları ise İsrail istihbaratının santrifüjlerin tesise taşındığı yönündeki bilgilerini doğrulayamadı veya yalanlayamadı.

Merkezin uydu görüntülerine dayanarak yaptığı bir analiz, bu yıl inşaat çalışmalarında belirgin bir artış yaşandığını ortaya koydu. Çalışmalar kapsamında tünel girişlerinin tahkim edilmesi, iç yolların asfaltlanması ve erişim noktalarının güçlendirilmesi yer aldı.

Merkez uzmanları, inşaat çalışmalarının devam etmesinin, söz konusu tesisin planlanan kullanım amacı uranyum zenginleştirmekse henüz zenginleştirme faaliyetlerini yürütmeye hazır olmadığını gösterdiğini belirtti.

Trump’tan tehditler

Grossi’nin açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgeye saldırı düzenleme tehditlerini yinelemesinin ardından geldi. Trump, Washington’ın bölgede yeni hareketlilik tespit ettiğini söyledi.

Trump, çarşamba günü düzenlenen bir Cumhuriyetçi Parti mitinginde “Cebel el-Fas’te bazı hareketlilikler olduğunu görüyoruz” dedi ve Tahran’ı yeni adımlar atmaması konusunda uyardı. Trump, “İran’a tavsiyem, bizi oyalamaya çalışmaması. Çünkü çok sert bir şekilde vurmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı.

Trump daha önceki açıklamalarında da bölgeyi hedef almakla tehdit etmişti. CNN ise ABD ordusunun bölgeye yönelik saldırı planlarını hazır tuttuğunu bildirdi.

CNN’e konuşan konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Cebel el-Fas’in Washington’ın değerlendirdiği hedef gruplarından biri olduğunu ve saldırı planlarında ABD cephaneliğindeki en büyük bombalardan bazılarının kullanılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Ancak tesisin derinliği ve çevresindeki granit kayaların yapısı, ABD’nin nükleer olmayan en ağır mühimmatının tesise nüfuz ederek içeride bulunabilecek unsurları imha etme kapasitesine ilişkin soru işaretleri doğuruyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD’nin İran’daki derin yer altı tesislerini hedef alma kabiliyetini sınadığını ve bu tesislere ulaşabilecek saldırı araçlarını geliştirdiğini belirtti.

Denetimsiz stok

Cebel el-Fas’teki hareketlilik, İsrail ve ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarının ardından UAEA müfettişlerinin Haziran 2025’ten bu yana İran’ın nükleer programının bazı bölümlerine erişememesiyle aynı döneme denk geliyor.

Grossi, bu hafta UAEA Guvernörler Kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, ajansın o tarihten bu yana İran’ın silah yapımına yakın düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun durumunu doğrulayamadığını veya nerede bulunduğunu belirleyemediğini söyledi.

Ajansın doğrulama faaliyetlerinin durmasından önce kayda geçirdiği son miktar, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 440,9 kilogram uranyumun yanı sıra daha düşük oranda zenginleştirilmiş 8 bin 599,6 kilogram malzemeydi.

sdds

Grossi, bilgi eksikliği ve tesislere erişim sağlanamamasının “nükleer yayılma açısından ciddi bir endişe kaynağı” oluşturduğunu söyledi. Grossi ayrıca ajansın Tahran’ın daha önce bildirdiği stoklara ilişkin “bilgi sürekliliğini” kaybetmesinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtiğini belirtti.

İran, saldırıların ardından nükleer malzemelerde meydana gelmiş olabilecek değişikliklere ilişkin Güvence Anlaşması kapsamında sunması gereken raporu henüz UAEA’ya iletmedi. Tahran, siyasi süreçte ilerleme sağlanmadan önce iş birliği yapmayacağını ajansa bildirdi.

Grossi, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) taraf olmasının ve Güvence Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerinin savaş veya siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle askıya alınamayacağını vurguladı.

Dosya Güvenlik Konseyi’nin önünde

UAEA Guvernörler Kurulu, çarşamba günü Tahran’ın nükleer faaliyetleriyle bağlantılı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle İran’ın nükleer dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gönderilmesini onayladı.

35 ülkeden oluşan kurul, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından sunulan kararı 23 oyla kabul etti. Üç ülke karara karşı çıkarken sekiz ülke çekimser kaldı. Rusya, Çin ve Nijer karara karşı oy kullandı.

Kararda İran, nükleer güvencelere ilişkin yükümlülüklerine uymamakla ve açıklanmayan nükleer faaliyetler konusunda iş birliği yapmamakla suçlandı. Guvernörler Kurulu, Haziran 2025’te İran’ın açıklanmayan tesislerde bulunan uranyum izlerine ilişkin soruşturma kapsamında tam iş birliği yapmaması nedeniyle güvenceler ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiği sonucuna varmıştı.

Tahran karara tepki gösterdi

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, kararı kınayarak ABD ve Batılı ülkeleri İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıların yol açtığı sonuçları Tahran’a karşı harekete geçmek için bahane olarak kullanmakla suçladı.

Garibabadi, X platformundan yaptığı açıklamada, “Güvence altındaki İran nükleer tesislerine saldırıyor, doğrulama sürecinin doğal işleyişini engelliyor, ardından da bu engellemeyi Guvernörler Kurulu’nda karar almak için bahane olarak kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Batılı ülkelere seslenen Garibabadi, “Bu adımlarla politikalarınızın ve uygulamalarınızın başarısızlığını telafi edemeyecek ve Güvenlik Konseyi’nde hiçbir sonuç elde edemeyeceksiniz” dedi.

İran’ın Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki temsilciliği de kararın “nükleer silahların yayılmasının önlenmesi sisteminin daha fazla aşınmasına ve nihayetinde çökmesine” katkıda bulunacağı uyarısında bulundu.

Tahran, bu hafta dağıtılan diplomatik bir notada Batılı ülkeleri UAEA’yı “savaş aracına” dönüştürmekle suçlamış ve Haziran 2025’te başlayan saldırıları örnek göstermişti. Söz konusu saldırılar, İran’ın nükleer yükümlülüklerini yerine getirmediğine ilişkin önceki kararın kabul edilmesinden bir gün sonra başlamıştı.

İran temsilciliği ayrıca UAEA’yı bilgilerin gizliliğini korumamakla suçladı. Temsilcilik, geçmişte hassas bilgilerin sızdırıldığını ve bu bilgilerin daha sonra İran’ın iddiasına göre güvence altındaki nükleer tesislere yönelik sabotaj faaliyetlerini kolaylaştırmak için kullanıldığını belirtti.

Antlaşmadan çekilme tehdidi

Kararın kabul edilmesi Tahran’da sert tepkilere yol açtı. Bazı siyasetçiler, nükleer programın geliştirilmesinin hızlandırılmasından İran’ın NPT üyeliğini yeniden değerlendirmesine kadar uzanan bir dizi adım atılması çağrısında bulundu.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi milletvekili Ruhullah Necabet, Tahran’ın karara karşılık nükleer programının “teknik gelişimini” hızlandıracağını söyledi.

Necabet, “Tehdit ve dosyanın Güvenlik Konseyi’ne gönderilmesi yolunun hiçbir faydası yok” dedi. İran’ın taviz vermeyeceğini belirten Necabet, Tahran’ın tutumunun “daha ciddi ve kararlı” olacağını ifade etti.

Necabet ayrıca Meclis’in UAEA ile iş birliğinin askıya alınmasına ilişkin yasa da dahil olmak üzere daha önce kabul edilen yasalarla yetinmeyeceğini ve Guvernörler Kurulu’nun adımları karşısında sessiz kalmayacağını söyledi.

İran Meclisi Başkanlık Divanı üyesi Ali Rıza Selimi ise NPT’den çekilmenin Tahran’ın verebileceği yanıtlardan biri olabileceğini belirtti.

sdfrgt
Natanz nükleer tesisi (sağ üstte) ve güneyindeki Cebel el-Fes’te devam eden inşaat çalışmalarını gösteren, 15 Haziran 2026’da çekilmiş uydu görüntüsü (AP / Planet Labs)

Selimi, “İran kesinlikle karşılık verecek ve ciddi karşılık seçenekleri hazırladık. Pişman olacakları bir şey yapmamaları gerekiyor” dedi.

“Seçeneklerimizden biri NPT’den çekilmek olabilir. Sonuna kadar seyirci kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi İbrahim Rızai de oylama öncesinde yaptığı açıklamada, İran’ın NPT üyeliğinin “hiçbir fayda sağlamadığını” söylemiş ve UAEA’yı hassas tesisler ve İranlı bilim insanlarına ilişkin bilgileri istihbarat servislerine aktarmakla suçlamıştı.

‘Hürmüz’ karşılık seçenekleri arasında

Milletvekili Ali Rıza Abbasi, perşembe günü tehditlerin kapsamını genişleterek İran’ın NPT üyeliğini yeniden değerlendirmesinin gündeme alınacağını söyledi.

Abbasi, “Bundan sonra Hürmüz Boğazı’nda onlara karşı misilleme yaptırımları uygulayacağız ve onları büyük ölçüde pişman edeceğiz” dedi.

Abbasi, UAEA’yı ve müfettişlerini İranlı bilim insanları ve nükleer tesislere ilişkin bilgileri ABD ve İsrail’e aktarmakla suçladı. UAEA raporlarının yaptırımların yanı sıra nükleer tesislere yönelik sabotaj ve saldırıların önünü açtığını savundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise çarşamba günü İran’ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmesi veya nükleer programını ilerletmesi halinde İsrail’in yeniden harekete geçmeye hazır olduğunu söyledi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhabbi, Tahran’ın Netanyahu’nun tehditlerini ciddiye almadığını belirterek İran’ın İsrail’i tehditlerini gerçekleştiremeyecek kadar “küçük” gördüğünü söyledi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da perşembe günü İran’ın İsrail’e yönelik olası bir saldırısı konusunda uyarıda bulunarak bunun İran’a “daha önce hiç maruz kalmadığı ağır zararlar” verecek “güçlü bir karşılıkla” karşılanacağını söyledi.

Katz, karşılığın İran’ın “savaş ve terör makinesi” için kaynak ve kapasite sağladığını öne sürdüğü başlıca enerji tesislerini de kapsayacağını belirtti. Katz, Tahran’ın karşı karşıya olduğu ekonomik ve askeri baskılar nedeniyle İsrail’e saldırma yoluna başvurabileceğini de ifade etti.