İran, Hürmüz’den sonra Babülmendeb’i de mi kapatacak?

İran yönetimi ve desteklediği Husiler, Kızıldeniz'deki tehditleri artırmaya başladı

Yemen'deki Husi milisleri, Gazze savaşı nedeniyle Babülmendep'teki ticari gemileri hedef almıştı (Reuters)
Yemen'deki Husi milisleri, Gazze savaşı nedeniyle Babülmendep'teki ticari gemileri hedef almıştı (Reuters)
TT

İran, Hürmüz’den sonra Babülmendeb’i de mi kapatacak?

Yemen'deki Husi milisleri, Gazze savaşı nedeniyle Babülmendep'teki ticari gemileri hedef almıştı (Reuters)
Yemen'deki Husi milisleri, Gazze savaşı nedeniyle Babülmendep'teki ticari gemileri hedef almıştı (Reuters)

İran yönetimi, baskıyı artırmak için Hürmüz Boğazı'nın ardından Kızıldeniz'de de gemi trafiğini yavaşlatmayı planlıyor.

Tahran destekli Husilerin siyasi büro üyesi Muhammed Farah, pazartesi günkü açıklamasında, ABD'nin Suudi Arabistan'ı Yemen'e saldırması için kışkırttığını öne sürerek, bunun sürmesi halinde Babülmendep Boğazı'nın kapatılabileceği tehdidini savurmuştu:

Mevcut durum daha da kötüleşirse, Babülmendep Boğazı ve Hürmüz Boğazı operasyonel bir ittifak kapsamında kapatılacaktır. Bu durumda petrol fiyatları, korkunç bir şokla varil başına 200 dolara fırlayacaktır.

Reuters'ın analizine göre, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan boğaz Tahran yönetiminin savaştaki "son kozu" olabilir. Ortadoğu uzmanı Fawaz Gerges, İran'ın ABD'ye hem Hürmüz hem de Kızıldeniz'deki gemi trafiğini aynı anda sekteye uğratabileceği mesajı vermek istediğini söylüyor:

İran sonuna kadar gitmeye hazır görünüyor. Tahran hem yakın çevresinde hem de daha geniş bir alanda gerginliği tırmandırıyor. Buradan sadece Hürmüz Boğazı'nın değil Babülmendep Boğazı'nın da risk altında olduğu mesajı çıkıyor.

Analistlere göre çatışmanın Körfez'den Kızıldeniz'e doğru yayılması küresel ticaret ve enerji tedarikindeki krizi daha da derinleştirecek. Bu durum Washington ve Tahran'ı yeniden müzakere masasına oturmaya zorlayabilir.

İran devletine ait medya kuruluşu Press TV'nin analizinde de Washington ve Tahran arasındaki mutabakat zaptının tek taraflı olarak Beyaz Saray tarafından bozulduğu, Devrim Muhafızları'nın da savunmadan saldırı odaklı bir stratejiye geçtiği yazılıyor.

Analizde, "İki ayrı bölgede küresel deniz taşımacılığını tehdit etme kapasitesinin, İran'ın stratejik nüfuzunu önemli ölçüde artırdığı" vurgulanıyor. Böyle bir hamlenin, özellikle Asya ekonomileri üzerindeki "arabuluculuk yapmak ya da taraf seçmek" baskısını artıracağı ifade ediliyor.

Hürmüz ve Babülmendep'in aynı anda kapatılmasının Avrupa'dan Çin, Hindistan ve Japonya'ya kadar geniş bir etki yaratacağı belirtiliyor.

Reuters'ın görüş aldığı  King's College London'dan Andreas Krieg ise Tahran'ın sadece topyekun savaşın kaçınılmaz olduğunu düşünmesi halinde Husileri kullanarak Babülmendep'i kapatma yoluna gireceğini ifade ediyor.

Körfez ülkeleriyse diplomatik çözüm yolunun gittikçe çıkmaza girmesinden endişeli. Suudi Arabistanlı düşünce kuruluşu Körfez Araştırma Enstitüsü'nden Abdulaziz Sager şunları söylüyor:

İran'ın zafer kazanması da yenilmesi de bölge için sonuçlar doğuracak. Körfez ülkelerinin çoğu, bu durumun daha istikrarlı bir bölgesel güvenlik ortamı oluşturması halinde, ikinci seçeneğin getireceği bedelleri daha kabul edilebilir bulabilir.

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Temmuz'daki açıklamasında, Hürmüz'deki deniz ablukasının yeniden yürürlüğe girdiğini ve boğazdan geçen gemilerden ABD tarafından ücret alınacağını duyurmuştu. Bir gün sonraki açıklamasında bu kararından geri dönerek Körfez ülkeleriyle ticaret anlaşmaları yapılacağını söyledi. CNN'in aktardığına göre özellikle Körfez ülkeleri devreye girerek Trump'ı bu fikirden vazgeçirmiş.

Husiler, Gazze savaşının başlamasının ardından Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlemişti. Büyük denizcilik şirketlerinin gemilerini Afrika'nın güneyinden dolaştırmasına yol açan saldırılar, taşıma maliyetlerini artırmış ve ABD'yle Britanya'nın Yemen'e hava saldırıları düzenlemesine neden olmuştu.

Independent Türkçe, Reuters, CNN, Press TV



İsrail ordusu, askerlerinin Filistinlilerin alınlarına numara yazılmasından ders çıkarıyor

Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Eski Şehir'de İsrail askerleri... 15 Ağustos 2026 (DPA)
Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Eski Şehir'de İsrail askerleri... 15 Ağustos 2026 (DPA)
TT

İsrail ordusu, askerlerinin Filistinlilerin alınlarına numara yazılmasından ders çıkarıyor

Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Eski Şehir'de İsrail askerleri... 15 Ağustos 2026 (DPA)
Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Eski Şehir'de İsrail askerleri... 15 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde düzenlenen bir baskın sırasında sorgulanmadan önce gözaltına alınan Filistinlilerin alınlarına askerler tarafından kimlik numaraları yazılmasının ardından “ders çıkarıldığını” bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre ordu, pazartesi günü Kabatiye beldesinde düzenlenen operasyon sırasında “güvenlik güçlerinin sorgulanan şüphelileri numaraladığını” belirtti. Açıklamada, “Komutanlar personele olayın ciddiyetini vurguladı ve gerekli dersler çıkarıldı” denildi.

Ordunun açıklaması, sosyal medyada yayılan ve bir Filistinli gencin alnına siyah kalemle “44” numarasının yazıldığını gösteren görüntülerin ardından geldi. Görüntülerde genç, yaklaşık 10 saat süren baskın sırasında askerlerin tutumundan şikâyet ediyor.

Videoda görünen Kabatiye sakini Ahmed Hesnavi, yerel Filistin medyasına yaptığı açıklamada, “Bizi alıkoydukları evde kadınların da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 kişi vardı” dedi.

Yaklaşık 10 gün önce İsrail hapishanelerinden serbest bırakıldığını belirten Hesnavi, “Bize vahşice davranıyorlar... Bu, bizi aşağılamanın bir başka yöntemi” ifadelerini kullandı.

Hesnavi, ordunun bölgeye yakın zamanda yerleşen İsrailli yerleşimcilere yönelik olası saldırılar konusunda bölge sakinlerini uyarmak amacıyla geldiğini söyledi. Geçen hafta bölgedeki diğer toplulukların sakinleri de AFP’ye benzer açıklamalarda bulunmuştu.

Geçen hafta Kabatiye yakınlarında Ganim yerleşimi kuruldu. Bir başka yerleşim olan Kadim’e de kısa süre içinde yerleşimcilerin taşınması bekleniyor.

İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’daki yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Yerleşimlerin sayısı, Binyamin Netanyahu hükümeti döneminde önemli ölçüde arttı.


ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında çatışmayı önlemek için mekanizma üzerinde çalışıyor

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
TT

ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında çatışmayı önlemek için mekanizma üzerinde çalışıyor

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Türkiye sınırı yakınlarındaki bir Suriye hava üssüne düzenlediği saldırının ardından, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında çatışmayı önlemeye yönelik bir mekanizma oluşturmak için çalıştıklarını söyledi.

Aynı zamanda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, Ankara’nın İsrail saldırısı konusunda önceden bilgilendirilmediğini belirterek, “Dolayısıyla uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gördü ve makul olarak kendi karşılığını vermeye hazırlanabilirdi” ifadelerini kullandı. Barrack, bu sözlerle olası bir Türk askeri müdahalesine işaret etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansa telefonla açıklamada bulunan Barrack, “Neyse ki sağduyulu insanlar gerilimin daha fazla artmasını önlemeyi başardı” ifadelerini kullandı.


Netanyahu’nun ofisi: Suriye’nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmesi İsrail’in güvenliğini tehdit ediyor

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Netanyahu’nun ofisi: Suriye’nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmesi İsrail’in güvenliğini tehdit ediyor

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, Suriye’yi ülkenin kuzeydoğusundaki bir askeri üsse Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmekle suçlayarak, bunun “İsrail’in güvenliğini tehdit ettiğini” belirtti. Açıklama, Şam ve Washington’un İsrail tarafından gerçekleştirildiğini bildirdiği Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırıların ardından geldi.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “İsrail ve Suriye, güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk güçlerinin konuşlandırılmasını kabul ederek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “İsrail, Suriye’yi böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda defalarca uyardı. Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi seçti” denildi. İsrail’in “güvenliğine yönelik hiçbir tehdide müsamaha göstermeyeceği” vurgulanan açıklamada, “mevcut duruma dönülmesinden memnuniyet duyulacağı” ifade edildi.