Türk-İsrail rekabeti ve yeni Ortadoğu'nun oluşumu

Türkiye, İsrail'i “terör devleti” olarak nitelendiriyor, İsrail ise Ankara'yı “yeni İran” olarak adlandırıyor

Pete Reynolds
Pete Reynolds
TT

Türk-İsrail rekabeti ve yeni Ortadoğu'nun oluşumu

Pete Reynolds
Pete Reynolds

Türkiye İsrail'i ilk kez 1949'da tanıdı ve iki ülke arasındaki ilişkiler, içinde bulunduğumuz 2026 yılı başlarında tarihi stratejik ortaklıktan açık ve uzun vadeli bir stratejik rekabete dönüştü. Bu radikal değişim, 7 Ekim 2023 saldırısı ve Gazze Savaşı'ndan sonra, Tel Aviv'in Türkiye'yi özellikle Suriye'de bölgesel nüfuzuna yönelik artan bir tehdit olarak algılamasıyla gerçekleşti.

2025-2026'ya gelindiğinde, diplomatik anlaşmazlık, İsrail'in Türkiye'yi “yeni İran” olarak nitelendiren açıklamalarıyla birlikte Suriye, Doğu Akdeniz ve Washington'un stratejik koridorlarında nüfuz için yapısal bir rekabete dönüştü. Buna rağmen, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki güçlü kişisel ilişki göz önüne alındığında, Amerikan baskısı nedeniyle doğrudan gerilim sınırlı kalmayı sürdürüyor.

1. Bölgesel nüfuzu genişletme

Suriye, en öne çıkan saha

Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin devrilmesi, yoğun bir rekabetin kapısını araladı. Türkiye, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni hükümeti güçlü, birleşik bir merkezi devlet kurma konusunda destekliyor; silah, istihbarat ve teknik yardım sağlıyor. Suriye'de askeri üsler kurmayı da planlamıştı, ancak İsrail saldırılarından sonra bu planları geçici olarak durdurdu. Ayrıca “yeni Suriye” ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzalamayı hedefliyor.

Suudi Arabistan, İsrail ile herhangi bir ilişkiyi reddetmeye ve onu tanımayı Filistin devletinin kuruluşu ile sonuçlanacak barış görüşmelerine bağlamaya devam ediyor. Aynı zamanda Riyad, Ankara'ya her zamankinden daha çok yaklaşıyor

İsrail ise Esed'in devrilmesinden sonraki ilk yedi ayda 988 hava saldırısı ve topçu bombardımanı gerçekleştirdi; bu, önceki yıllarda Esed rejimi döneminde gerçekleştirdiği saldırıların ortalama üç katı. İsrail, Türkiye'nin Suriye’de kurmak üzere olduğu hava üslerini hedef aldı, güney Suriye'deki varlığını genişletti ve özerklik isteyen Dürzi milislerine destek verdi. İsrail, yeni Suriye'yi hareket özgürlüğünü sınırlayacak potansiyel bir tehdit olarak görüyor ve Türkiye veya İran'ın burada herhangi bir şekilde nüfuz sahibi olmasını önlemek için Suriye'yi zayıf ve parçalanmış halde tutmaya çalışıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi sırasında yapılan görüşme, 8 Temmuz 2026 (Reuters)Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi sırasında yapılan görüşme, 8 Temmuz 2026 (Reuters)

Doğu Akdeniz ve Libya

Burada Türkiye, “Mavi Vatan” doktrinini uyguluyor ve 2019'da Libya ile MEB anlaşması imzaladı ve bunu Suriye ile genişletmeyi hedefliyor. İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki artan askeri iş birliği (Aralık 2025'te ortak tatbikatlar) nedeniyle “kuşatılma” korkusu yaşıyor. İsrail, Doğu Akdeniz Gaz Forumu gibi Akdeniz'deki enerji ittifaklarının bir parçası.

Diğer bölgeler

Somali: Türkiye'nin 2017'den beri Somali'de askeri üssü bulunuyor; İsrail ise Somaliland'ı tanıyan ilk ülke oldu ve ABD raporlarına göre şu anda orada bir askeri üs inşa ediyor.

Kızıl Deniz, Yemen ve Sudan: Vekil güçler aracılığıyla aralarında dolaylı bir rekabet bulunuyor.

Bu genişleme, rekabeti durumsal olmaktan ziyade yapısal hale getiriyor.

 2. İttifaklar kurma

İsrail:

Ortak askeri tatbikatlar ve iş birliği yoluyla Yunanistan ve GKRY, ayrıca BAE ve Hindistan ile ittifaklarını güçlendirdi. İran'a kıyasla üstün askeri yetenekleri, ona rekabet avantajı sağladı ve İran ile bir savaş durumunda askeri ürünleri için Körfez pazarları bulması bekleniyor.

Suudi Arabistan, İsrail ile herhangi bir ilişkiyi reddetmeye ve onu tanımayı Filistin devletinin kuruluşu ile sonuçlanacak barış görüşmelerine bağlamaya devam ediyor. Aynı zamanda Riyad, savunma sektörü de dahil olmak üzere Ankara'ya her zamankinden daha çok yaklaşıyor.

Türkiye, düşük maliyet ve kanıtlanmış savaş performansı sayesinde Afrika, Asya ve Ortadoğu'da pazar payını artırırken, İsrail yüksek teknoloji sektörlerindeki hakimiyetini sürdürüyor

Türkiye:

Katar ile ittifakını güçlendirdi, ancak Tahran ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı ve İran tehditlerine karşı müttefiklerini desteklemekten uzak durdu. Ankara, Azerbaycan ile askeri ortaklığını genişletti ve Dağlık Karabağ'da insansız hava araçları (İHA) ile somut başarılar elde etti. Türkiye ayrıca Somali'deki askeri üssü aracılığıyla Güney Kızıldeniz'de varlığını sürdürüyor, ancak Bab’ul Mendeb'deki Yemen Husi krizine müdahale etmedi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Türkiye, yeni Suriye hükümetine verdiği kapsamlı destek ile orada da güçlü bir varlığa sahip. Ankara, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere bazı Arap devletleriyle ilişkilerini geliştirme girişimlerinde başarı elde etti ve dizginsiz İsrail'e karşı istikrarlı bir güç olarak konumlandı.

Hem İsrail hem de Türkiye Washington'da nüfuz kazanmak için yarışıyor, ancak Ankara şu anda Erdoğan'ın Trump ile olan kişisel ilişkisinden faydalanırken, ABD-İsrail ilişkileri Netanyahu ve Trump arasında İran ve Lübnan krizlerinin çözümü konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gergin durumda.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Girit'teki Suda Körfezi Deniz Üssü'ne varıyor, 23 Mart 2026 (AFP)Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Girit'teki Suda Körfezi Deniz Üssü'ne varıyor, 23 Mart 2026 (AFP)

3. Askeri sanayi ve rekabet

Her iki ülke de bu alanda önemli ihracatçı güçler, ancak insansız hava araçları ve insansız sistemler pazarlarında rekabet halindedirler.

Türkiye

Muazzam bir başarı elde etti. Savunma ve havacılık alanında ihracatı 2025 yılında 10 milyar doları aşarak 2021’deki ihracat rakamının neredeyse üç katına ulaştı ve 2026 için de sürekli büyüme öngörülüyor. Baykar önde gelen bir şirket ve TB2 insansız hava aracı 30'dan fazla ülkede konuşlandırılmış olup Ukrayna, Libya, Suriye ve Azerbaycan'da başarıyla kullanıldı.

Bazı tahminlere göre Türkiye, düşük fiyatlar ve esnek ihracat koşullarıyla (ve daha az siyasi koşulla) dünyanın silahlı insansız hava araçlarının yaklaşık yüzde 65'ini tedarik ediyor. Suudi Arabistan, Ankara için askeri üretimde önemli bir ortak haline geldi.

İsrail

Savunma ihracatında rekor seviyeye ulaştı (bazı haberlere göre 2025 yılında yaklaşık 19,2 milyar dolar). Heron gibi insansız hava araçları, Demir Kubbe, füzeler, siber yetenekler ve istihbarat gibi gelişmiş teknolojilerde üstünlüğe sahip. BAE ve Hindistan gibi ülkelerle üretim ortaklıkları bulunuyor.

Rekabet

Türkiye, düşük maliyet ve kanıtlanmış savaş performansı sayesinde Afrika, Asya ve Türkiye'nin NATO ile entegrasyonunu derinleştirmeye çalışmasıyla dolaylı bir silahlanma yarışı yaşanıyor.

Trump, İsrail'in güçlü itirazlarına rağmen, Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma ve yaptırımları kaldırma konusunda büyük bir açılım gösterdi. Netanyahu, anlaşmanın “askeri dengeyi bozacağı” konusunda uyardı

4. Siyasi pozisyonlar ve diplomatik gerilim

Türkiye

Hamas'ı siyasi olarak destekledi ve İsrail'i “terör devleti” ve “soykırımcı” olarak nitelendirdi. Kasım 2024'te tüm diplomatik ilişkilerini kesti. Ağustos 2025'te İsrail uçaklarına hava sahasını kapattı ve ticareti kesti. Kasım 2025'te, Netanyahu ve 36 İsrailli yetkili hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı. Şubat 2026'da ise bir İsrail casus hücresini çökertti.

İsrail

Türkiye'yi “çifte standart” uygulamakla (Kıbrıs'ı işgal etmek ve Suriye'ye müdahale etmek) itham ederken, Netanyahu da Türkiye'yi “Ermeni soykırımı” yapmakla suçladı. Şubat 2026'da Naftali Bennett gibi İsrailli yetkililer, Türkiye'yi İsrail'i kuşatmaya çalışan “yeni İran” olarak tanımladı. İsrail basınında yaklaşan Türk tehdidini ele alan haber ve makaleler arttı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ı Ankara Havalimanı'nda karşılıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ı Ankara Havalimanı'nda karşılıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)

5. Trump'ı memnun etme çabası ve ABD ile ilişkiler

Türkiye, Erdoğan ve Trump arasındaki yakın kişisel ilişkiden (Trump'ın “dostluk” ve “karşılıklı saygı” olarak tanımladığı) faydalandı.

Erdoğan, Trump'ı 2024’deki zaferi için tebrik eden ilk isimlerden biriydi.

Erdoğan, Eylül 2025'te Beyaz Saray'ı ziyaret etti.

Ekim 2025'te Trump, Türkiye'yi Mısır, Katar ve ABD ile birlikte Gazze ateşkesinin dört garantöründen biri ve yeniden inşa ile uluslararası istikrar çabalarında potansiyel bir ortak olarak adlandırdı. Türkiye, Hamas'ı anlaşmayı kabul etmeye ikna etmeye yardımcı oldu.

Türkiye için F-35 krizi

Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO zirvesinden kısa bir süre önce veya zirve sırasında, Trump, İsrail'in güçlü itirazlarına rağmen, Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma ve yaptırımları kaldırma konusunda büyük bir açılım gösterdi. Netanyahu, anlaşmanın “askeri dengeyi bozacağı” konusunda uyardı ve Türkiye'yi “dost olmayan bir müttefik” olarak tanımladı. Erdoğan, ABD'nin vaatlerini yerine getireceği konusunda iyimser olduğunu ifade etti. Trump ayrıca, İran ile gerilimin artması bağlamında, Türkiye'nin İsrail ve ABD'ye karşı bir savaşa katılmasını kendisinin engellediğini iddia etti.

Türkiye şu anda askeri üretim kapasitesinin esnekliğinden ve Trump ile olan ilişkisinden faydalanırken, İsrail teknolojik üstünlüğüne, Batı ve Körfez’deki ittifaklarına güveniyor

Türkiye, İran ile gerilimi artırma konusunda temkinli davrandı ve ABD güçlerinin Türkiye'deki askeri üssünü İran'a doğrudan saldırılar düzenlemek için kullandığı yönündeki haberlere rağmen savaşa girmedi. Türkiye bu haberleri reddetti ve İran da çatışmanın başında Türk topraklarını hedef alsa da daha sonra saldırılarını durdurdu. Ankara, Suriye'de ve F-35 programı konusunda Trump ile iyi ilişkilerinden faydalanarak avantaj elde etmeye çalışıyor.

Gelecek beklentileri

Türk-İsrail rekabeti yapısal ve uzun süreli hale geldi ve Gazze'nin ötesine, Suriye'ye, Doğu Akdeniz'e ve küresel nüfuz alanlarına yayıldı. İsrail baskısının yeni hükümeti zayıflatabileceği ve kaosa veya doğrudan Türk müdahalesine kapı açabileceği Suriye'deki yanlış bir hesap, en büyük riski oluşturuyor.

Porto Riko, Ceiba'daki eski Roosevelt Roads Deniz Üssü'nde ABD Deniz Piyadelerine bağlı iki F-35 uçağı pistte ilerliyor, 29 Ekim 2025 (Reuters)Porto Riko, Ceiba'daki eski Roosevelt Roads Deniz Üssü'nde ABD Deniz Piyadelerine bağlı iki F-35 uçağı pistte ilerliyor, 29 Ekim 2025 (Reuters)

Buna rağmen, ABD'nin rolü sayesinde yakın vadede bir doğrudan gerilim olasılığı düşük olmayı sürdürüyor. Trump, Erdoğan'ın kendisine duyduğu saygı nedeniyle “ben başkan olduğum sürece bu olmayacak” diye ısrar ediyor. Rekabet, Suriye'deki çatışmaları durdurma mekanizması gibi gerilimi azaltma mekanizmalarıyla yönetilebilir, ancak İran zayıflatıldıktan sonra yeni Ortadoğu'yu şekillendirmeye devam edecektir.

Türkiye şu anda askeri üretim kapasitesinin esnekliğinden ve Trump ile olan ilişkisinden faydalanırken, İsrail teknolojik üstünlüğüne, Batı ve Körfez’deki ittifaklarına güveniyor. Ancak gelecek, Gazze ve Suriye'deki gelişmelere ve Washington'un iki müttefiki arasında ne kadar denge kurabileceğine bağlı.

Bu rekabet sadece diplomatik bir anlaşmazlık değil, gelecekteki bölgesel düzenin şekli üzerine bir mücadeledir.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."



Tahran intikam tehdidinde bulundu, Washington 2027’ye kadar sürebilecek savaşa hazırlanıyor

Tahran intikam tehdidinde bulundu, Washington 2027’ye kadar sürebilecek savaşa hazırlanıyor
TT

Tahran intikam tehdidinde bulundu, Washington 2027’ye kadar sürebilecek savaşa hazırlanıyor

Tahran intikam tehdidinde bulundu, Washington 2027’ye kadar sürebilecek savaşa hazırlanıyor

Washington ile Tahran arasındaki çatışma yeni bir aşamaya girerken, ABD ordusu İran’da yaklaşık 100 hedefi ve iki devlet tankerini vurdu. İran da bölgedeki “ABD üslerini” füze ve İHA’larla hedef aldı.

Wall Street Journal gazetesi bugün (Perşembe), ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in, Washington’un İran’la savaşın uzun süre devam etmesi ihtimaline hazırlandığının bir işareti olarak, ABD güçlerinin Ortadoğu’daki konuşlanmasını 2027 yılına kadar uzatmak için sessizce çalıştığını bildirdi.

Gazete ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı sona erdirdiğini ilan etme ihtimalini ve Tahran’ı taviz vermeye zorlamak amacıyla ekonomik baskıya daha fazla ağırlık verilmesini, üst düzey yardımcılarıyla gizlice görüştüğünü aktardı.

Sahadaki gelişmeler kapsamında İran Devrim Muhafızları, füze biriminden dört ve Besic güçlerinden üç kişi dahil olmak üzere 13 mensubunun öldürüldüğünü duyurdu. İranlı yetkililer ayrıca Ahvaz’da 7 kişinin öldüğünü, 8 kişinin yaralandığını; Hürmüz açıklarındaki Sirik’te ise 4 kişinin hayatını kaybettiğini ve 68 kişinin yaralandığını açıkladı.

Güney Lübnan’da ise İsrail güçleri bugün öğle saatlerinden önce Kantara, Hadatha ve Braşit Vadisi çevresindeki beldelerde patlamalar gerçekleştirdi. Resmî Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre bir İsrail birliği ayrıca Hıltâ Çiftlikleri bölgesine girerek bazı evleri kuşattı.


Alman yapımı denizaltı İsrail'e doğru yola çıktı

İsrail donanması personeli, “INS Drakon” denizaltısının üzerinde. (İsrail ordusu)
İsrail donanması personeli, “INS Drakon” denizaltısının üzerinde. (İsrail ordusu)
TT

Alman yapımı denizaltı İsrail'e doğru yola çıktı

İsrail donanması personeli, “INS Drakon” denizaltısının üzerinde. (İsrail ordusu)
İsrail donanması personeli, “INS Drakon” denizaltısının üzerinde. (İsrail ordusu)

Alman yapımı denizaltının birkaç gün içinde İsrail donanmasına katılması bekleniyor. Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığı habere göre söz konusu denizaltı İsrail donanmasının filosuna dahil edilecek.

Alman TKMS şirketi tarafından inşa edilen “INS Drakon” denizaltısı, salı günü Kiel'deki tersaneden ayrılarak Kiel Kanalı'nı geçti ve İsrail'e doğru ilerliyor.

Denizaltı, İsrail için üretilen bu sınıftaki altı denizaltının sonuncusu. 68 metre uzunluğundaki denizaltı, 10 torpido tüpüyle donatıldı.

İsrail'in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, teslimatın Alman donanmasının İsrail yapımı “LORA” füzesine yönelik gerçekleştirdiği ilk testle eş zamanlı olduğuna dikkat çekti.

Prosor, DPA'ya yaptığı açıklamada, “Bu bir tesadüf değil; yıllar içinde gelişen yakın stratejik iş birliği ve ortaklığın bir sonucu. Eşit ortaklar olarak yan yana duruyor ve bizi ortaklaşa etkileyen zorluklarla mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Alman donanması, daha önce kamuoyuna açıklanmayan bir test kapsamında, İsrail yapımı “LORA” füze sistemini Kuzey Atlantik'te başarıyla test etti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Jan Christian Kaack'ın açıklamasına göre test, füzenin Alman gemilerinde konuşlandırılabileceğini gösterdi. Füzenin menzilinin ise benzeri görülmemiş seviyede olduğu ifade edildi.

Almanya şimdi menzili 500 kilometreyi aşan bu füzelerin satın alınmasına yönelik hazırlıkları ilerletmeyi planlıyor.


Trump: Harry ve Meghan'ın ABD'den ayrılmasından memnunum

Sussex Dükü ve Düşesi Prens Harry ve Meghan (AFP)
Sussex Dükü ve Düşesi Prens Harry ve Meghan (AFP)
TT

Trump: Harry ve Meghan'ın ABD'den ayrılmasından memnunum

Sussex Dükü ve Düşesi Prens Harry ve Meghan (AFP)
Sussex Dükü ve Düşesi Prens Harry ve Meghan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump Prens Harry ve ailesinin ABD'den ayrılarak İngiltere'ye dönmesinden “memnuniyet duyduğunu” söyledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Trump dün, Harry ve Meghan'ın ülkeden ayrılma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Harry ve Meghan'ın, Sussex Dükü ve Düşesi olarak, son dönemde altı yılın ardından Kaliforniya'dan ayrılma niyetlerini açıklamalarının hatırlatılması üzerine Trump, “Bundan memnunum. Onların hayranı değildim” ifadelerini kullandı.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Kraliyet ailesine karşı son derece saygısız davrandıklarını düşünüyorum. Bu hoşuma gitmedi. Kraliyet ailesinin yerinde olsaydım onları bir daha kabul etmezdim.”

Kraliyet ailesindeki görevlerinden çekilmelerinin ve ABD'ye taşınmalarının üzerinden altı yıldan fazla bir süre geçtikten sonra Prens Harry ve eşi Meghan Markle, 28 Ağustos'ta İngiltere'ye döndü.

Harry ve Meghan, 2020'den beri kraliyet ailesinin aktif üyeleri arasında yer almıyor. Çiftin herhangi bir resmi görev üstlenmesi de beklenmiyor.