İran mutabakatı askıya aldı, savaş genişliyor

Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
TT

İran mutabakatı askıya aldı, savaş genişliyor

Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, yeni ve tehlikeli bir evreye girdi. Tahran yönetimi, dün yaptığı açıklamada, Washington ile İslamabad'da imzalanan mutabakat zaptındaki bütün yükümlülüklerini askıya aldığını duyurdu. Siyasi yatıştırma sürecinin tamamen çöktüğünü gösteren bu hamle, bölgede uzun soluklu bir çatışma riskini beraberinde getiriyor.

Diplomatik çabaların tamamen durma noktasına geldiği bir ortamda, çatışmanın kapsamı genişliyor. ABD ordusu, İran içindeki hedeflere yönelik operasyonlarını art arda yedinci gecesinde de sürdürürken, Tahran yönetimi misilleme kapsamını genişleterek Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki hedefleri vurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sivil altyapıyı hedef aldıkları yönündeki İran iddialarını reddederek, operasyonların sadece Devrim Muhafızları tarafından bölgesel deniz ulaşımını tehdit etmek amacıyla kullanılan tesislere odaklandığını savundu.

Ürdün'de ABD askerlerine saldırı

CENTCOM, cuma günü Ürdün'de gerçekleşen İran saldırıları sonucunda 2 ABD askerinin hayatını kaybettiğini ve bir askerin de kayıp olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, kayıpların İran'ın balistik füze ve İHA saldırılarına karşı verilen karşılık sırasında yaşandığı belirtildi.

İran'dan sert tepki

 İran dini lideri Mücteba Hameney dün yayımladığı yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın imzaladığı mutabakat zaptına atıfta bulunarak, "ABD'nin mutabakatı defalarca ihlal etmesi, Başkan Trump’ın imzasının hiçbir değerinin olmadığını ve güvenilirlikten yoksun olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Hameney ayrıca, "ABD, İran ulusunun ve direniş cephesinin Washington’a verecek unutulmaz dersleri olduğunu bilmelidir" diyerek sert bir uyarıda bulundu.



ABD, Ürdün'deki saldırıda iki askerin öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları'nı hedef aldı

ABD, Ürdün'deki saldırıda iki askerin öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları'nı hedef aldı
TT

ABD, Ürdün'deki saldırıda iki askerin öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları'nı hedef aldı

ABD, Ürdün'deki saldırıda iki askerin öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları'nı hedef aldı

ABD ordusu, bugün (Pazar) sabaha karşı, Ürdün'deki güçlerine yönelik ve iki Amerikan askerinin ölümüne yol açan saldırıların ardından İran'a yeni hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Bu saldırılar, Tahran'la çatışmaların yeniden başlamasından bu yana gerçekleştirilen ilk saldırılar oldu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) yaptığı açıklamada, hava saldırılarının İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemiciliği tehdit etme kapasitesini zayıflatmayı ve Devrim Muhafızları güçlerinin dün gece Ürdün'de görev yapan Amerikan askerlerine yönelik düzenlediği saldırıları derhal cezalandırmayı amaçladığı belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran arasındaki karşılıklı saldırıların sürdüğü bir dönemde, İran'ın Ürdün'e yönelik saldırılarında iki Amerikan askerinin öldüğünü, bir askerin ise kayıp olduğunu duyurmuştu.

İran dün, Körfez ülkeleri ve Ürdün'e yönelik yeni saldırılar düzenlerken, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney yazılı mesajında ABD'ye unutulmayacak dersler verme tehdidinde bulundu. Hamaney ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasının değersiz ve geçersiz olduğunu savundu.


İsrail, Batı Şeria'da yerleşimci yol ağıyla Filistinlilerle ayrışmayı derinleştiriyor

Kudüs'ü Batı Şeria'nın güneyindeki yerleşim birimleri ve bölgelerle bağlayan tünel yolu (Şarku’l Avsat)
Kudüs'ü Batı Şeria'nın güneyindeki yerleşim birimleri ve bölgelerle bağlayan tünel yolu (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail, Batı Şeria'da yerleşimci yol ağıyla Filistinlilerle ayrışmayı derinleştiriyor

Kudüs'ü Batı Şeria'nın güneyindeki yerleşim birimleri ve bölgelerle bağlayan tünel yolu (Şarku’l Avsat)
Kudüs'ü Batı Şeria'nın güneyindeki yerleşim birimleri ve bölgelerle bağlayan tünel yolu (Şarku’l Avsat)

İsrail, Batı Şeria'da, kurulması umulan bağımsız bir Filistin devletinin kalbini yerleşimciler için bir devlete dönüştürmek amacıyla yerleşim projelerini ilerletiyor. Bu süreç, yalnızca yerleşimcilerin kullanımına yönelik özel bir yerleşim yol ağının açılması, inşa edilmesi ve asfaltlanmasına dayanan yeni bir coğrafi gerçekliğin dayatılmasıyla ilerliyor.

Toprağı Savunma ve Yerleşimciliğe Karşı Direniş Ulusal Ofisi tarafından dün yayımlanan resmi bir raporda, ‘bu yolların yerleşim birimleri ve yerleşim yerlerini birbirine bağlamak için kullanıldığı, aynı zamanda Filistinlilerin yerleşim bölgelerini izole ederek birbirinden kopuk adacıklara dönüştürdüğü’ belirtildi.

Batı Şeria'da 900 bin yerleşimci yaşıyor. Bu yerleşimciler, Batı Şeria'nın yüzölçümünün yüzde 3'ü üzerine kurulu yerleşim birimlerine dağılmış halde. Bu yerleşim birimlerine, korunan bölgeler statüsüyle ve bağlantılı altyapı projeleri için Batı Şeria topraklarının toplamının yüzde 40'ı tahsis edilmiş durumda.

İsrail, yerleşimciler ile Filistinliler arasındaki ayrışmayı genişletme girişimi kapsamında, Batı Şeria'da her gün yeni yollar açıyor.


Avrupa-Körfez tarafından Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik iddialarına ret

Brüksel'de düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik ve iş birliği forumundan bir görüntü (KİK)
Brüksel'de düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik ve iş birliği forumundan bir görüntü (KİK)
TT

Avrupa-Körfez tarafından Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik iddialarına ret

Brüksel'de düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik ve iş birliği forumundan bir görüntü (KİK)
Brüksel'de düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik ve iş birliği forumundan bir görüntü (KİK)

Avrupa Birliği (AB) ile Körfez Arap Ülkeleri İş Birliği Konseyi (KİK), yayımladıkları ortak açıklamada, uluslararası deniz taşımacılığında kullanılan bir boğaz olarak Hürmüz Boğazı'ndan geçiş hakkı da dahil olmak üzere seyrüsefer özgürlüğünün, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında güvence altında olduğunu yeniden teyit etti. Açıklamada, tüm ülkelerin gemilerinin bu haklardan yararlandığı ve hiçbir devletin bu hakları askıya alamayacağı, engelleyemeyeceği ve herhangi bir şarta bağlayamayacağı vurgulandı.

AB Yüksek Temsilcisi ile KİK Dönem Başkanlığı tarafından yayımlanan ve Suudi Basın Ajansı (SPA) tarafından dün aktarılan açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan ticari gemilere ve Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Umman ve Ürdün dahil olmak üzere bölge ülkelerinin egemen topraklarına yönelik gerçekleştirdiği saldırılar en sert ifadelerle kınandı.

Açıklamada, bu saldırıların sivillerin ve denizcilerin hayatını tehlikeye attığı ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2817 sayılı kararını ihlal ettiği belirtilerek, bu eylemlerin hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağı vurgulandı.

Açıklamada, herhangi bir devletin Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik veya kontrol iddiasında bulunmasının meşru olmadığı ve reddedildiği, uluslararası deniz taşımacılığına herhangi bir izin, geçiş ücreti veya hizmet karşılığı ücret sistemi dayatılmasına karşı çıkıldığı belirtildi.

Hiçbir ikili düzenlemenin, mutabakatın veya devletler arasındaki muhtıranın, uluslararası bir boğazdan geçiş hakkını hukuka aykırı bir şekilde düzenleyemeyeceği veya kısıtlayamayacağı vurgulanan açıklamada, bu hakkın uluslararası hukuk kapsamında tüm devletlere güvence altına alınan bir hak olduğu ve hiçbir devletin kontrolüne veya iznine bağlı olamayacağı belirtildi.

AB ve KİK, bu saldırılardan etkilenen ülkelere ve tehlikeye maruz kalan tüm uyruklardan denizcilere tam dayanışma içinde olduklarını dile getirilerek, herhangi bir devletin güvenliğine yönelik her türlü saldırının, bu hayati su yolunun güvenliğine bağımlı olan tüm taraflar için endişe kaynağı olduğuna işaret edildi.

İki taraf, ortak açıklama aracılığıyla İran'ı, tüm saldırıları ve deniz taşımacılığına yönelik her türlü müdahaleyi derhal ve kayıtsız şartsız durdurmaya, Hürmüz Boğazı'nı herhangi bir şart, geçiş ücreti veya hizmet ücreti olmaksızın sürdürülebilir şekilde açık tutmaya ve uluslararası hukuk ile BMGK’nın 2817 sayılı kararına tam olarak uymaya çağırdı.

AB ve KİK, boğazdan geçişin güvenliğini etkileyecek herhangi bir tek taraflı veya hukuka aykırı mekanizma veya düzenlemenin dayatılmasını reddederek açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Devletler, deniz taşımacılığının yönetimi, güvenliği ve emniyetinden sorumlu yetkili uluslararası ve bölgesel kurumlar, özellikle de Uluslararası Denizcilik Örgütü çerçevesinde hareket etmeli ve bu kurumları desteklemelidir.”

Ortak açıklamada, AB ile KİK’in, seyrüsefer özgürlüğünü korumak, uluslararası deniz taşımacılığının ve denizcilerin korunmasını desteklemek, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'na uygun şekilde bölgede adil ve kalıcı barış ile güvenliği güçlendirmek amacıyla yakın koordinasyonu sürdürme kararlılığı vurgulandı.

AB ve KİK, itidal çağrısını yineleyerek, krizin çözümü ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için diyalog ve diplomasiye olan kararlı bağlılıklarını teyit etti.

Ortak açıklama, AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın AB adına ve Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdullatif ez-Zeyani'nin KİK Bakanlar Konseyi Başkanı sıfatıyla ortak başkanlığında, bu ayın 13'ünde Brüksel'de düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik ve iş birliği forumunun sona ermesinin ardından yayımlandı.