Marine Le Pen Elysee Sarayı’na gelirse Fransa nasıl bir ülke olur?

Marine Le Pen ve Jordan Bardella, 14 Temmuz 2016’da Nice kentinde yayaların arasına dalan ve 86 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden olan kamyon saldırısının onuncu yıldönümünde (AFP)
Marine Le Pen ve Jordan Bardella, 14 Temmuz 2016’da Nice kentinde yayaların arasına dalan ve 86 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden olan kamyon saldırısının onuncu yıldönümünde (AFP)
TT

Marine Le Pen Elysee Sarayı’na gelirse Fransa nasıl bir ülke olur?

Marine Le Pen ve Jordan Bardella, 14 Temmuz 2016’da Nice kentinde yayaların arasına dalan ve 86 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden olan kamyon saldırısının onuncu yıldönümünde (AFP)
Marine Le Pen ve Jordan Bardella, 14 Temmuz 2016’da Nice kentinde yayaların arasına dalan ve 86 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına neden olan kamyon saldırısının onuncu yıldönümünde (AFP)

Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (RN) lideri Marine Le Pen’in, 2027 baharında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıklamasıyla, Elysee Sarayı yarışında Beşinci Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerinden birine girildi. Bu karar, yalnızca siyasi bir rekabetin başlangıcı olmakla kalmayıp, kamu fonlarını zimmetine geçirmekten suçlu bulunan bir adayın, istinaf mahkemesinin seçilme hakkını iade etmesinin ardından cumhurbaşkanlığı kampanyası yürütmesiyle siyasi ve hukuki bir ilki teşkil ediyor.

Paris Mahkemesi, 2025 yılında Le Pen’i Avrupa Parlamentosu’na ait fonları zimmetine geçirmekten suçlu bularak, biri elektronik kelepçeyle ev hapsinde geçirilmek üzere dört yıl hapis, para cezası ve beş yıl süreyle kamu görevlerinden men cezasına çarptırmıştı. Ancak istinaf mahkemesi, ‘seçmenin seçme özgürlüğünü’ ve demokratik iradeyi koruma gerekçesiyle bu yasağı tamamlanmış sayılan 15 aya indirerek, adli sicilindeki mahkûmiyet kararı baki kalmak kaydıyla cumhurbaşkanlığı yarışına dönmesinin önünü açtı.

Le Pen, Bardella ve kurumlar

Kamuoyu yoklamaları, Ulusal Birlik Partisi’nden herhangi bir cumhurbaşkanı adayının şu anda ilk turda yaklaşık yüzde 40’lık bir oy oranına sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, rakiplerinin tek bir aday arkasında birleşememesi halinde Le Pen’i ikinci tura kalma ve hatta cumhurbaşkanlığını kazanma konusunda en güçlü aday konumuna getiriyor.

Ancak söz konusu yargı kararının önemi sadece hukuki boyutla sınırlı kalmayıp, Le Pen’in benimsediği siyasi söylemin niteliğine de uzanıyor. Kararın ardından hızla masumiyetini ilan eden ve mahkumiyete itiraz etmeyi sürdüreceğini vurgulayan Le Pen, kendisini siyasi sistemin ve yargının bir kurbanı olarak sunuyor. Birçok gözlemciye göre bu yaklaşım, ABD Başkanı Donald Trump tarafından yerleştirilen popülist üsluptan ilham alıyor. Bu yöntem; kurumların istenmeyen kararlar verdiğinde sorgulanması, yargı süreçlerinin siyasi bir hedef alma olarak nitelendirilmesi ve alınan mahkumiyetin, kendisini halkın iradesinin temsilcisi olarak gören bir adaya yönelik ‘zulmün’ kanıtına dönüştürülmesi esasına dayanıyor.

deryju
14 Temmuz’da Fransız İhtilali’nin yıldönümü kutlamaları kapsamında Şanzelize Caddesi’nde düzenlenen geleneksel hava gösterisi (AFP)

Analistler, bu dönüm noktasının önümüzdeki seçim kampanyasının niteliğini değiştirebileceğini belirtiyor. Siyasi programlardan ziyade kurumlara ve yargıya yönelik saldırılara odaklanması beklenen kampanyanın, halihazırda artan siyasi ve toplumsal bölünmelerle karşı karşıya olan Fransız toplumunda kutuplaşmayı daha da derinleştirmesinden endişe ediliyor.

Le Pen’in Elysee Sarayı’na çıkması durumunda, savunduğu katı iç politikaları uygulamak üzere hükümeti kurma görevini partinin 30 yaşındaki genç lideri Jordan Bardella’ya devretmesi bekleniyor.

Buna karşılık, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron liderliğindeki merkez kanat, iktidardaki on yılın ardından zayıflık ve dağınıklık dönemi yaşamaya devam ediyor. Macron’un ikinci döneminin sona ermesi; Rusya-Ukrayna savaşından Transatlantik gerilimlerine, ekonomik yavaşlamadan toplumsal hoşnutsuzluğun tırmanmasına kadar ardı arkası kesilmeyen krizlerle aynı döneme denk geldi. Merkez güçlerin henüz Le Pen ile ciddi şekilde rekabet edebilecek bir figür çıkaramamış olması ise aşırı sağcı liderin en büyük kozlarından birini oluşturuyor.

Köklü değişikliklerin öncüsü mü?

Dış politika alanında ise Le Pen’in cumhurbaşkanlığına yükselmesi, Fransa’nın yöneliminde köklü bir kırılmayı beraberinde getirebilir. Macron, ilk görev süresinden bu yana Avrupa Birliği’nin (AB) güçlendirilmesini ve savunma alanında daha büyük bir Avrupa özerkliğine doğru ilerlenmesini politikasının iki temel sütunu haline getirmiş, ikinci döneminde ise buna Ukrayna’ya yönelik desteği eklemişti. Buna karşılık Le Pen, AB’ye karşı daha kuşkucu bir vizyon benimsiyor ve mevcut yapısında radikal bir değişiklik yapılmasını savunuyor. AB kurumlarının, özellikle de Avrupa Komisyonu’nun yetkilerinin azaltılmasını isteyen Le Pen, mevcut modelin yerine, karar alma süreçlerinde daha büyük bağımsızlığa sahip egemen devletler arasında gevşek bir ittifak kurulması çağrısında bulunuyor. Ayrıca göçü sınırlandırmak amacıyla Schengen Anlaşması’nın sonlandırılmasını ve ulusal sınırlarda sıkı kontrollerin yeniden başlatılmasını destekliyor. Bunun yanı sıra Le Pen, Fransa’nın AB bütçesine yaptığı mali katkıyı da önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor.

sdfrgthy
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (DPA)

Le Pen, Fransa’nın NATO ile ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulunarak, siyasi üyeliğin korunması kaydıyla Paris’in ittifakın entegre askeri komutasından ayrılmasını savunuyor. Bu seçeneğin Fransız askeri kararlarının bağımsızlığını artıracağını ve Paris’e savunma politikalarını şekillendirmede daha büyük bir serbesti tanıyacağını ileri süren Le Pen’in bu yaklaşımı, kıtanın karşı karşıya olduğu güvenlik sorunları karşısında Fransa’nın NATO içindeki rolünün zayıflamasından endişe eden Avrupalı müttefikler arasında huzursuzluk yaratıyor.

Buna paralel olarak Rusya’ya yönelik yaptırımların sıkılaştırılmasına karşı çıkan Le Pen, Ukrayna’ya verilen askeri desteğin de azaltılmasını destekliyor.

Olası eksen kaymasının etkileri yalnızca Fransa ile sınırlı kalmayıp; Ukrayna’daki savaş, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve Ortadoğu’da süregelen gerilimler nedeniyle kıtanın benzeri görülmemiş güvenlik sınamalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde tüm Avrupa’ya uzanıyor. Bu nedenle birçok Avrupalı lider, yaklaşan Fransa seçimlerini AB ve NATO bünyesindeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek kritik bir dönemeç olarak değerlendiriyor.

Peki ya diğer adaylar?

Radikal solun lideri (Boyun Eğmeyen Fransa Partisi) Jean-Luc Melenchon, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dördüncü kez yarışmak üzere hazırlıklarını sürdürürken, önümüzdeki aylarda geleneksel sağ ve merkez kanattan başka isimlerin de adaylığını açıklaması bekleniyor. Ancak bu güçlerin yaşadığı derin bölünme, özellikle de köklü reformları hayata geçirmekte ve ekonomiyi darboğazdan kurtarmakta başarısız olan geleneksel partilere yönelik toplumsal hoşnutsuzluğun arttığı bir dönemde, Ulusal Birlik Partisi’ne net bir avantaj sağlıyor.

dfghyj
Radikal solun lideri Jean-Luc Melenchon (AFP)

Adaylık tablosu henüz netleşmemiş olsa da, seçim kampanyasına ekonomi, hayat pahalılığı, göç, güvenlik ve mevcut jeopolitik sınamalar karşısında savunma harcamalarına ilişkin tartışmaların yanı sıra muhtemelen iklim değişikliği başlıklarının damga vuracağı kesin görünüyor. Ayrıca Le Pen’in davasının siyasi mücadelenin bir parçası haline gelmesiyle birlikte, yargı meselesi de temel bir odak noktası olmayı sürdürecek.

Fransa seçim tarihi, geleneksel partilerin aşırı sağın Elysee Sarayı’na çıkmasını engellemek adına ikinci turda bir ‘Cumhuriyet Cephesi’ oluşturma kabiliyetini defalarca göstermiş olsa da, mevcut koşullar bu kez farklı bir tabloya işaret ediyor. Zira geleneksel partilerin popülaritesi gözle görülür bir şekilde gerilerken, Le Pen seçim tabanını genişletmeyi ve kendisini iktidardaki siyasi elite karşı bir alternatif olarak sunmayı başarmış durumda.

csvf
Paris’teki Eyfel Kulesi çevresinde arka arkaya gelen sıcak hava dalgaları nedeniyle kurumuş çimler (AFP)

Böylece 2027 seçimleri, yalnızca Fransa cumhurbaşkanlığı için bir rekabet olmanın ötesinde; iç krizlerin büyük jeopolitik kırılmalarla kesiştiği bir dönemde Fransa’nın geleceği, Avrupa ve dünyadaki konumu üzerine bir referandum niteliği taşıyor. Bu durum, seçim sonuçlarının etkilerini Fransa sınırlarının dışına taşıyarak, özellikle AB’nin geleceği ve Fransa’nın NATO içindeki rolü başta olmak üzere tüm Avrupa kıtasını ilgilendiren bir gelişmeye dönüştürüyor.

Le Pen’in muhalifleri, onun Elysee Sarayı’na çıkması halinde ‘Marianne’ın gözyaşı dökeceğini’ savunurken; destekçileri ise Fransa’nın 1792’den bu yana simgesi olan Marianne’ın, cumhuriyetin ve değerlerinin sembolü olarak eski ihtişamına yeniden kavuşacağını ileri sürüyor.



Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı
TT

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Salı), İran’la devam eden veya planlanan herhangi bir görüşmenin bulunmadığını belirterek Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile devam eden veya planlanan hiçbir görüşme yok. Deniz ablukası tamamen yürürlükte. Hürmüz Boğazı açık ve normal şekilde işliyor. Tüm deniz mayınları temizlendi veya patlatıldı” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca Truth Social hesabından, Hürmüz Boğazı’nı gösteren ve bölgeyi “yeni Amerikan toprağı” olarak tanımlayan bir harita yayımladı. Trump, son günlerde dile getirdiği bu fikri haritayla yeniden gündeme getirdi.

Bu gelişmeler yaşanırken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, “Hürmüz Boğazı, ABD geçici anlaşmanın hükümlerine uyana kadar kapalı kalacak” dedi. Galibaf ayrıca Washington’ın İran’a yönelik ablukayı kaldırmasını ve yaptırımlara son vermesini istedi.

İran Meclisi’nde konuşan Galibaf, koşullar arasında ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarına son vermesi, Tahran’ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakması ve tüm cephelerdeki tehditler ile askeri operasyonlara son vermesinin bulunduğunu belirtti.


Nijerya Ordusu, 160'tan fazla teröristin öldürüldüğünü açıkladı

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
TT

Nijerya Ordusu, 160'tan fazla teröristin öldürüldüğünü açıkladı

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)

Nijerya ordusu, ülkenin farklı bölgelerinde terör örgütlerine karşı yürüttüğü askeri operasyonların sonuçlarını açıkladı. Ordu, özellikle ülkenin kuzeyinde, DEAŞ’ın Batı Afrika kolunun faaliyet gösterdiği eyaletlerde yoğunlaşan operasyonlarda 160’tan fazla teröristin öldürüldüğünü bildirdi.

Savunma Bakanlığı Medya Operasyonları Direktörü Tümgeneral Michael Onouha tarafından dün yapılan açıklamada, Nijer eyaletinde (kuzey Nijerya) hava kuvvetlerinin geçen hafta Mariga bölgesindeki Sanjiku ve Baba-Duka çevresinde teröristlerin mevzilerine düzenlediği hava saldırılarında “büyük başarı” sağladığı belirtildi.

Ordu, hava saldırılarında “çoğu motosiklet kullanan çok sayıda teröristin oluşturduğu büyük bir grubun” hedef alındığını bildirdi. Açıklamada, “Uçaklar teröristleri füzeler ve makineli tüfek ateşiyle hedef aldı; böylece hareket ve faaliyetleri etkili biçimde engellendi” denildi.

cgtnht
Pazartesi günü teröristlerin bölge sakinlerine yönelik saldırısının ardından Kebbi eyaletinde devriye gezen güvenlik güçleri (Reuters)

Ordu sözcüsü Tümgeneral Onouha, ilk raporlara göre bölgede yaklaşık 120 ceset ve 300 motosiklet bulunduğunu, sahadaki sonuçlara ilişkin askeri değerlendirmelerin sürdüğünü belirtti. Sözcü ayrıca hava kuvvetlerinin başka bir operasyonda, bölge halkından çalınan hayvanlara el koymaya çalışan bir terörist grubu hedef aldığını ve 46 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Ordu, 7-13 Ağustos tarihleri arasındaki askeri operasyonların bilançosunu da açıkladı. Buna göre onlarca terörist etkisiz hale getirilirken, bölgede terörist gruplar tarafından kaçırılan 40 rehine kurtarıldı.

Açıklamada, operasyonlar kapsamında teröristlerle iş birliği yapan kişilerin ve lojistik destek sağlayanların da gözaltına alındığı; silah ve mühimmatın yanı sıra büyük miktarda çalıntı ham petrol ve yasa dışı yöntemlerle rafine edilmiş petrol ürünlerinin ele geçirildiği belirtildi.

Tümgeneral Michael Onouha, bu sonuçların “kararlı saldırı operasyonlarının ve terörle mücadele çalışmalarının” sürdürülmesi sayesinde elde edildiğini belirtti. Ordunun hedefinin “terör ağlarını zayıflatmak, lojistik ikmal hatlarını kesmek ve suçluları hareket ve manevra kabiliyetinden mahrum bırakmak” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Onouha, operasyonların kuzeydoğu Nijerya’da görev yapan Hadin Kai askeri gücü tarafından yürütüldüğünü belirtti. Söz konusu güçlerin yıllardır kuzeydoğudaki Borno ve Adamawa eyaletlerinde teröristlere yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü, bu bölgelerde DEAŞ ve Boko Haram örgütlerinin önemli mevzilerinin bulunduğunu kaydetti.

Bu eyaletlerdeki operasyonlarda çok sayıda militanın “etkisiz hale getirildiği”, örgütlerle iş birliği yaptığından şüphelenilen kişilerin gözaltına alındığı ve Mandara Dağları’ndaki bir terörist bölgesinden kaçan 5 kadın rehinenin kurtarıldığı bildirildi. Ayrıca Borno eyaletinin farklı bölgelerinde aralarında terörist militanların yanı sıra kadın, çocuk ve gençlerin de bulunduğu 19 kişinin güvenlik güçlerine teslim olduğu açıklandı.

Tümgeneral, teslim olanların kararlarını “gıda sıkıntısı, devam eden askeri baskı ve terörist gruplar arasındaki iç çatışmalar” ile gerekçelendirdiklerini söyledi.

vfgbhyj
Pazartesi günü Kebbi eyaletindeki bir güvenlik merkezini koruyan iki polis (Reuters).

Kuzeybatıda ise Fansan Yama Operasyonu güçleri Zamfara, Kebbi ve Katsina eyaletlerinde çeşitli başarılar elde etti. Askeri sözcü, Zamfara’da teröristlere aktarılmak üzere olduğu öne sürülen parayı taşıyan şüpheli bir lojistik destekçinin gözaltına alındığını açıkladı. Ayrıca Zurmi’de, el yapımı patlayıcı imalatında uzman oldukları düşünülen iki yabancının yakalandığı bildirildi.

Bu bölgede en önemli kara çatışması, Kebbi eyaletindeki Sakaba yerel yönetim bölgesine bağlı Makoko köyünde yaşandı. Askerler silahlı çatışmada 18 teröristi öldürdü. Ordu, operasyon sırasında yerel güvenlik teşkilatından bazı personelin, bir yerel güvenlik grubunun bir üyesinin ve bir sivilin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Öte yandan ordu, ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde DEAŞ militanlarının ileri bir askeri üsse düzenlediği saldırının püskürtüldüğünü ve güvenlik güçlerinin saldırganlara ağır kayıplar verdirdiğini açıkladı.

Kuzeydoğudaki Hadin Kai Ortak Görev Gücü askeri medya sorumlusunun vekili Yüzbaşı Mohammed Goni, erken uyarı ve gözetleme sistemleri üzerinden ilerleyen teröristlerin tespit edilmesinin hemen ardından, saldırganları ilerledikleri güzergâhlardan birinde durdurmak üzere bir muharebe ekibinin gönderildiğini belirtti.

Goni, çatışmanın yoğun karşılıklı ateş altında gerçekleştiğini ve muharebe ekibinin saldırganları bu hatta kesin olarak püskürtmeyi başardığını söyledi. Teröristlerden ikinci bir grubun pusu ekibinin çevresinden dolaşarak kampa sızmaya çalıştığını, ancak yoğun ateşle karşılaşarak geri püskürtüldüğünü ifade etti.

dfvg
Nijerya ordusuna ait bir helikopter, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üste teröristlere yönelik operasyonlara katılıyor (Arşiv-AFP)

Goni, güvenlik güçlerinin çok sayıda teröristi etkisiz hale getirdiğini ve aralarında dolu şarjörleriyle birlikte Kalaşnikof tüfekleri, roketatar ve roketatar mühimmatı ile itici barutları, dijital video kamera ve çok sayıda destek ekipmanının bulunduğu önemli miktarda askeri malzeme ele geçirdiğini belirtti. Bunun sahadaki taktik kapasite ve kontrolün açık göstergesi olduğunu söyledi.

Ordu sözcüsünün açıklamasında, “Gözetleme sistemlerinden elde edilen sonraki görüntüler, teröristlerin öldürülen militanlarının çok sayıda cesedini Timbuktu Üçgeni olarak bilinen bölgeye doğru sürüklediğini gösterdi. Dikkat çekici olan, güçlerimiz arasında herhangi bir kayıp yaşanmamış olmasıdır” ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Afrika’nın nüfus bakımından en büyük ülkesi ve Batı Afrika’nın en güçlü ekonomisine sahip Nijerya, 2009’dan beri silahlı bir isyanla mücadele ediyor. Boko Haram ve DEAŞ’ın Batı Afrika kolunun öncülük ettiği saldırılarda şimdiye kadar binlerce kişi hayatını kaybetti.


Netanyahu ve Kushner’ın görüşmesi sırasında İsrail’den sert açıklamalar

Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
TT

Netanyahu ve Kushner’ın görüşmesi sırasında İsrail’den sert açıklamalar

Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)

İsrail, Kudüs'te Başbakan Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Jared Kushner ve beraberindeki heyetin gerçekleştirdiği görüşme sırasında Gazze ve Lübnan'a yönelik sert mesajlar gönderdi.

Kushner ile Netanyahu'nun dün dört saat süren toplantısı devam ederken, İsrail ordu sözcüsü birliklerinin Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerin yanı sıra güney Lübnan'daki Ali et-Tahir tepeleri bölgesine de hava saldırıları düzenlediğini teyit etti.

İsrail ordusu yayımladığı uyarıda, Hamas'ın sahte bir ılımlılık sergileyerek ABD'yi ve arabulucuları kandırdığını, gerçekte ise İsrail'i yok etme amacına sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ettiğini belirtti.

Görüşme sert ABD mesajlarıyla ön plana çıkarken, İsrail medyasında yer alan haberler Kushner-Netanyahu görüşmesine dair farklı bir tablo ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre Netanyahu, Hamas'ın aldatıcı bir politika izlediğini, güçlerini yeniden tahkim etmeye devam ettiğini, vergiler ve yağmalanan yardımlar yoluyla maddi kazanç elde ettiğini belirterek Kushner'i ikna etti. Bu doğrultuda, Hamas silahlarını bırakana kadar operasyonların sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.