İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ile iletişim kanallarının kademeli olarak arttığını açıkladı. Pezeşkiyan, müzakerelerle ilişkili tüm gelişmelerin kendi yönlendirmesiyle gerçekleştiğini belirtti. Dini Lider Hamaney’in Washington ile diyalog konusundaki tutumuna dair yönetim kurumları içindeki görüş ayrılığı artarken göreve gelmesinden bu yana sağlık durumu ile ülkeyi yönetme biçimine ilişkin süregelen belirsizlik de devam ediyor.
Pezeşkiyan, İran Radyo ve Televizyon Kurumu'nu, Hamaney'in tutumlarından ABD ile müzakereyi reddeden ifadeleri seçici bir şekilde yayımlamakla ve özel toplantılarda mevcut durumun sona erdirilmesi gerekliliğine dair verdiğini belirttiği talimatları göz ardı etmekle suçladı.
İran Cumhurbaşkanı, kamuya açık bir törende, İran Cumhurbaşkanlığı sitesinin aktardığına göre ‘televizyonun yalnızca ABD ile müzakere edilmemesine ilişkin bölümü yayınladığını, oysa Dini Lider'in özel toplantılarda bu duruma bir son verilmesi gerektiğini vurguladığını’ söyledi.
Pezeşkiyan, müzakerelerle ilgili tüm adımların İran Dini Lideri'nin ‘talimatları doğrultusunda’ uygulandığını ekleyerek, hatalı ve dosyanın farklı boyutlarını dikkate almadığını belirttiği açıklamaları eleştirdi.
Resmi basın organlarının yayımladığı bir video kaydında Pezeşkiyan, İran’ın Dini Lideri Mücteba Hamaney ile iletişim düzeyinin gün geçtikçe arttığını, sorunları onun yönlendirmeleri doğrultusunda çözebilmeleri için bunun daha da artması gerektiğini’ belirtti.
Bu açıklama, savaşın başlangıcında babası, eski Dini Lider Ali Hamaney'in hayatını kaybettiği hava saldırısından bu yana kamuoyu önünde görünmeyen Mücteba Hamaney'in sağlık durumuna ilişkin aylardır süren spekülasyonların ardından özel bir önem kazandı.
‘İletişim’ veya ‘erişim’ düzeyinin arttığına dair bu ifade, adına tekrarlanan kararlar ve açıklamalar yayımlanmasına rağmen, üst düzey yetkililerin yeni Dini Lider ile temaslarının göreve seçilmesinden bu yana sınırlı kaldığını üstü kapalı bir şekilde kabul ettiklerini de gösteriyor.
Pezeşkiyan, geçtiğimiz mayıs ayında Mücteba Hamaney ile görüştüğünü açıklamıştı. Bu açıklama, İranlı bir yetkilinin görevi devraldığından bu yana Dini Lider ile doğrudan bir görüşme gerçekleştirdiğine dair ilk açıklama niteliği taşıyordu. Üç gün sonra ise Hatemu'l-Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi, Mücteba Hamaney ile görüştüğünü ve kendisine askeri gelişmelere ilişkin bir rapor sunduğunu açıkladı.
Şimdiye kadar Pezeşkiyan ve Abdullahi, Dini Lider ile görüştüklerini açıklayan tek yetkililer olmaya devam ediyor. Bu iki görüşmeyi belgeleyen herhangi bir fotoğraf veya kayıt yayımlanmadı, Hamaney'in kamuoyu önünde görünmeme durumu ise sürüyor.
Sahne dışında kalan Dini Lider
Mücteba Hamaney, 8 Mart'ta, babasının öldürülmesinin üzerinden yaklaşık on gün geçtikten sonra İran'ın Dini Lideri olarak seçildi. O tarihten bu yana makamlar, kendisine ait herhangi bir güncel görüntülü veya sesli kayıt yayımlamadı.
Kamuoyu önündeki varlığı, adına yayımlanan yazılı açıklamalarla sınırlı kaldı; toplantılarını belgeleyen fotoğraflar veya konuşma ile sesli mesaj kayıtları bulunmuyor. Bu durum, makamların büyük meselelere ilişkin Dini Lider'in tutumlarını sunma konusunda daha önce izlediği yöntemden açık bir sapma teşkil ediyor.
Mücteba Hamaney'e yakın üç kaynak, nisan ayında Reuters'a yaptıkları açıklamada, babasının öldürüldüğü saldırının kendisinin de yüzünden ve bacaklarından ağır yaralanmasına yol açtığını belirtmişti.
Reuters’a konuşan üst düzey kaynaklar, fotoğraf ve sesli kayıtların bulunmayışının sağlık ve güvenlik değerlendirmelerinden kaynaklandığını belirtti. Üç taraf arasındaki anlaşmazlığı çözmeye yönelik diplomatik çabaların sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen ilk ABD ve İsrail saldırılarında Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından güvenlik riskleri yüksek seyretmeye devam ediyor.

Belirsizlik son olarak, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Mücteba Hamaney ile ‘hiçbir zaman’ yüz yüze görüşmediğini ve liderliği devraldığından bu yana kendisini görebilen yetkili sayısının sınırlı olduğunu açıklamasının ardından daha da derinleşti.
Pezeşkiyan, arttığını belirttiği iletişimin niteliğini veya Dini Lider ile şahsen görüşüp görüşmediğini açıklamadı. Aynı şekilde, kendisine mevcut durumu sona erdirme çağrısında bulunduğunu atfettiği ‘özel toplantıların’ nasıl gerçekleştirildiğini veya yönergelerinin hükümete ve müzakere ekibine hangi mekanizma aracılığıyla ulaştığını da belirtmedi.
Yönergelerin yorumu üzerine mücadele
Pezeşkiyan'ın açıklamaları, Dini Lider'in devlet işlerini yönetme kapasitesine ilişkin şüpheleri gidermeyi amaçlarken, aynı zamanda özellikle savaş ve ABD ile müzakereler konusunda, iktidar içinde tutumlarının yorumlanmasına ilişkin bir çekişmeyi de ortaya koyuyor.
Resmi medya organları ve sert çizgili şahsiyetler, müzakereyi reddeden ifadeler üzerinde yoğunlaşırken, Pezeşkiyan, Hamaney'in kapalı toplantılarda krizin sona erdirilmesi çağrısında bulunduğunu, diplomatik hareketliliğin de kendi onayı ve yönergelerine dayandığını belirtiyor.
Bu görüş ayrılığı, İran ile ABD arasında savaşı sona erdirecek müzakerelere zemin hazırlaması beklenen mutabakat muhtırasının çökmesinin ardından gündeme geldi. Süreç, Hürmüz Boğazı'nda gemileri hedef alan saldırıların ardından durmuş, bunu ABD'nin askeri karşılığı izlemişti. Ardından çatışma, on günden fazla süredir devam eden karşılıklı saldırılarla yeni bir aşamaya girdi.
Muhtıra, müzakerenin şartları, olası tavizlerin sınırları ve diplomatik sürecin çökmesindeki sorumluluk konusunda yönetim kurumları içinde bir bölünmeye yol açtı.
Pezeşkiyan, hükümetin adımlarını Dini Lider'in yönergelerine dayandırarak, ekibini katı muhafazakar çizgideki muhaliflerinin, kendisine verilen yetki sınırlarını aştığı veya Washington ile müzakerede çok ileri gittiği yönündeki suçlamalarına karşı korumaya çalışıyor.
Hamaney'in kamuoyu önünde görünmemesi, doğrudan görsel veya sesli bir söylemin bulunmaması nedeniyle, rakip tarafların yönergelerine dair farklı yorumlar sunmasına geniş bir alan tanıyor.
Devlet televizyonuyla karşı karşıya gelme
Pezeşkiyan'ın İran Radyo ve Televizyon Kurumu'na yönelttiği eleştiriler, hükümet, savaş ve diplomatik sürece ilişkin kurumun sunduğu söylemle daha önce yaşanan eleştiri ve çekişmenin bir devamı niteliğinde.
İran Cumhurbaşkanı, 14 Temmuz'da hükümet ile silahlı kuvvetleri birbirine karşıt iki kamp olarak tasvir eden yaklaşımı eleştirerek “Televizyonda silahlı kuvvetlerin bir tarafta, hükümetin ise diğer tarafta olduğu söylendiğinde, bu bir çatlağın varlığı anlamına gelir; bu, İsrail'in söylemidir” ifadelerini kullandı.
Pezeşkiyan'ın tekrarlanan eleştirileri, anlaşmazlığın kapalı kapılar ardından çıkarak savaş ve müzakerelerin kamuoyuna sunulma biçimine, ayrıca Dini Lider adına konuşma ve yönergelerinin anlamını belirleme yetkisine sahip tarafa kadar uzandığına işaret ediyor.
Pezeşkiyan, dün yaptığı konuşmada ayrıca önceki Dini Lider Ali Hamaney'in hükümetine verdiği desteği hatırlatarak, onun ‘her zaman bir dağ gibi’ kendisinin ve hükümetin arkasında durduğunu söyledi. Pezeşkiyan sözlerini, "Bugün de İran Dini Lideri'nin desteğine ihtiyacımız var” şeklinde sürdürdü.
Rızai’den farklı bir anlatı
İran Dini Lideri’nin danışmanı ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) eski komutanı Muhsin Rızai, Mücteba Hamaney'in tutumlarına ilişkin, ABD'ye karşı uyarıda bulunma ve müzakerelere güvensizlik üzerinde yoğunlaşan farklı bir yorum sundu.
Rızai, Dini Lider'in ‘hikmetli ve yol gösterici açıklamalarının’ şüphe tozunu dağıttığını ve düşmanların İranlılar arasında belirsizlik ve tereddüt tohumları ekme girişimlerini boşa çıkardığını belirtti.
Rızai, İran'ın düşmanlarının son haftalarda ‘psikolojik ve algı savaşı’ yoluyla, ulusal birliğin geriye gittiği ve yeni bir savaşı dayatıp genişletmek için koşulların uygun hale geldiği izlenimini yaratmaya çalıştığını ekledi.
DMO’ya yakın haber ajanslarının aktardığına göre Rızai, Hamaney'in ABD tarafından ‘anlaşmaların bozulması, yalanlar ve tekrarlanan aldatmaca’ yönündeki teyidini yineleyerek, bunun müzakereden sorumlu yetkililere açık bir uyarı niteliği taşıdığını ve eleştirmenlere diplomasi sürecini denetleme konusunda bir rol tanıdığını değerlendirdi.
Rızai ayrıca, Dini Lider'in iç birliğin korunması ve kişilere haksızlık yapılmasından kaçınılması ihtiyacına yaptığı vurguya değinerek, bunun belirli bir kişi veya siyasi akım lehine tutumların araçsallaştırılmasından kaçınma gerekliliğini hatırlattığını belirtti.
İki anlatı arasındaki fark, Dini Lider'in talimatlarının siyasi anlamına ilişkin görüş ayrılığının derinliğini ortaya koyuyor. Pezeşkiyan, müzakereyi meşrulaştırmak ve mevcut durumu sona erdirmeye yönelmek için bu yönergelere dayanırken, Rızai ise bunları Washington'a duyulan güvensizliği vurgulamak ve müzakere ekibini uyarmak için kullanıyor.
DMO’nun artan nüfuzu
Mücteba Hamaney, liderliğe gelmesini büyük ölçüde, babasının pekiştirdiği sert çizgili yaklaşımın güvenilir bir koruyucusu olarak seçilmesini destekleyen DMO’nun desteğine borçlu.
Karar alma çevrelerine vakıf kaynaklar, savaş sırasında güçlenen Devrim Muhafızları'nın nüfuzunun, daha sert bir dış politikaya ve iç politikada daha sıkı bir denetime işaret ettiğini belirtmişti.
Dini Lider'in kamuoyu önünde görünmemesi gölgesinde askeri kurum, savaş, güvenlik ve bölgesel politikanın yönetiminde daha görünür hale gelirken, hükümet müzakereler için bir alan korumaya ve bunu liderliğin yönergelerinin bir parçası olarak sunmaya çalışıyor.
Pezeşkiyan'ın açıklamaları, Hamaney'in sağlık durumu ve karar alma mekanizmasına ilişkin soruları kesin yanıtlar olmadan bıraktı. Sorular, kendisine erişim sağlayabilen taraflara, talimatlarını aktaran yetkililere ve bunları İranlılara yorumlama hakkına sahip taraflara kadar genişledi.
Dini Lider adına yazılı açıklamalar yapılmaya devam ederken, kendisinin görsel ve sesli olarak görünmemesi, Cumhurbaşkanlığı, DMO ve resmi basın organları arasında politikasının sınırlarını çizme ve savaş ile müzakerelere ilişkin gerçek tutumunu belirleme konusundaki rekabeti daha da derinleştiriyor.