Olmert: Filistinlilere yönelik saldırılarımız Yahudi karşıtlığını körüklüyor

Düşmanca açıklamalar ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik işlediği suç niteliğindeki saldırılar nedeniyle, bunun bedelini ödeyenler var

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (sağda) ile mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu, 2009 yılında Knesset’te (Getty Images)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (sağda) ile mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu, 2009 yılında Knesset’te (Getty Images)
TT

Olmert: Filistinlilere yönelik saldırılarımız Yahudi karşıtlığını körüklüyor

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (sağda) ile mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu, 2009 yılında Knesset’te (Getty Images)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (sağda) ile mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu, 2009 yılında Knesset’te (Getty Images)

İbrani medyası ve İsrail hükümeti, bazı Batılı ülkelerde Yahudilere ve Yahudi kurumlarına yönelik saldırıların arttığı uyarılarını sürdürürken ve bu olayları ‘antisemitik saiklerle işlenen suçlar’ olarak nitelendirirken, eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert’ten dikkat çekici açıklamalar geldi. Olmert, gerçeklerle yüzleşme çağrısı yaparak, “Filistinlilere yönelik insanlık dışı saldırıların asıl sorun olduğunu; dünyanın artık bunu kaldıramadığını” söyledi.

Olmert, İsrail gazetesi Maariv’e verdiği röportajda, “Yahudilere yönelik saldırılar dünyada zaten vardı; ancak bu saldırılardaki büyük artış, profesyonel ve ciddi şekilde ele alınması gereken tehlikeli bir gelişmedir. Etkili bir çözüm için sorunun doğru şekilde tanımlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

Olmert sözlerini şöyle sürdürdü: “Meselenin sadece bize yönelik düşmanlık ya da İsrail’in siyasi propagandasındaki bir aksaklık olduğunu göstermeye çalışanlar, kafasını kuma gömenler gibi davranıyor. Bu artışın nedeni, dünyanın Batı Şeria’da suç işleyen Yahudiler tarafından Filistinlilere yönelik gerçekleştirilen vahşi saldırılara artık tahammül edememesidir. Ayrıca bazı İsrailli bakanların ve milletvekillerinin Filistinlilere karşı saldırgan, ırkçı ve kibirli açıklamalar yapması ve dünyanın tepkisini çeken küstah bir politikanın izlenmesidir.”

Yahudi Karşıtlığıyla Mücadele Hareketi (CAM) tarafından yayımlanan raporda, 2025 yılının dünya genelinde antisemitik saldırılar açısından 30 yılı aşkın sürenin en ölümcül yılı olduğu belirtildi.

Dün yayımlanan raporda, “Bu saldırılar Yahudilerin hayatını korku dolu hale getirdi. Özellikle Sidney (Avustralya), Manchester (Birleşik Krallık), Washington ve Boulder’da (ABD) meydana gelen saldırılarda 20 kişinin öldürülmesi, 2025 yılını Yahudi cemaatlerini hedef alan antisemitik şiddet açısından 1994’teki Buenos Aires saldırısından bu yana en kanlı yıl haline getirdi” ifadelerine yer verildi.

fgt
İngiltere’nin başkenti Londra’nın kuzeybatısında, polisin ‘antisemitik nefret suçu’ olarak değerlendirdiği bir olayda ateşe verilen Yahudi Hatzalah örgütüne ait dört ambulanstan birinin yanmış kalıntıları (Reuters)

CAM yayımladığı açıklamada, “Antisemitizm artık geçici bir dalga değil, yeni bir gerçeklik haline geldi” ifadesini kullandı. Açıklamada, “Hükümetlerin, Yahudilere yönelik saldırılar gerçekleştirildikten sonra yalnızca tepki vermekle yetinmeyi bırakması ve güvenlik için büyük kaynaklar ayırarak, yasaları sıkılaştırarak ve sosyal medya platformlarını kendi kurallarını uygulamaya zorlayarak önleyici tedbirler almaya başlaması gerekiyor” denildi.

Raporda, 2022 ile 2025 yılları arasında antisemitik olayların toplam sayısının yüzde 136 arttığı, şiddet içeren olaylarda ise yüzde 97’lik yükseliş kaydedildiği belirtildi. Raporda, 2024 ile 2025 arasında toplam olay sayısında düşüş yaşanmasına rağmen, rakamların 7 Ekim saldırısı öncesindeki seviyelerin hâlâ çok üzerinde olduğu ifade edildi.

Raporda, en dikkat çekici saldırılardan bazılarına da yer verildi. Bunlar arasında, Aralık ayında Avustralya’da Bondi Plajı yakınlarında Hanuka Bayramı kutlamaları sırasında düzenlenen silahlı saldırıda 15 kişinin öldürülmesi de gösterildi.

Ekim ayında ise Yom Kipur sırasında Manchester’da ibadet edenlerle dolu bir sinagogu hedef alan saldırıda iki kişi öldürüldü. ABD’de düzenlenen iki ayrı saldırıda da üç kişi hayatını kaybetti.

Yahudi çevrelerinden birçok kesim, İsrail’i Gazze Şeridi’ndeki savaşın yol açtığı kapsamlı yıkımın, Batı Şeria’daki vahşi ve saldırgan uygulamaların ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya yönelik günlük baskınların ağır bir bedel doğuracağı konusunda daha önce uyarmıştı. Bu çevreler, söz konusu politikaların dünyadaki aşırılık yanlısı güçleri İsraillilere ve dünya genelindeki Yahudilere karşı daha düşmanca ve şiddet yanlısı hale getireceğini belirtmişti. Ancak İsrail hükümeti bu uyarıları dikkate almadı. Hükümet, sorumluluğunu reddederek saldırıları, işgal altındaki bölgelerdeki uygulamalarıyla hiçbir bağlantısı olmayan, Yahudilere yönelik ırkçı saldırılar olarak nitelendirmeyi sürdürüyor.