Rusya, bir uzlaşma sağlanmasına yönelik girişimleri izlerken ültimatomu reddediyor

Patriot sisteminin ruhsatlandırılmasında zorluklar yaşanıyor... Moskova ise Ukrayna’ya silah taşıyan gemileri hedef almaya devam ediyor

Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
TT

Rusya, bir uzlaşma sağlanmasına yönelik girişimleri izlerken ültimatomu reddediyor

Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)

Rusya'nın sahadaki askeri hamlelerini artırması ve Ukrayna'ya Batı'dan silah ile askeri teçhizat taşıyan liman ve gemileri hedef alması, Moskova'nın savaşta yeniden inisiyatifi ele geçirme ve Kiev'in daha güçlü müzakere kozları ile siyasi çözüm arayışlarını önleme çabasının devamı olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna yönetiminin Batılı ülkelerle son dönemde silah tedariki ve ortak savunma sanayii üretimi anlaşmalarını hızlandırmasına karşın Moskova, bu girişimlerin cephede kısa vadede kayda değer bir değişiklik yaratmasının zor olduğunu savunuyor. Rus yetkililer, Ukrayna'nın savunma kapasitesini artırmaya yönelik anlaşmaların uygulanmasında ciddi güçlükler olduğunu belirtirken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'nın çıkarlarını gözetmeyen yeni siyasi çözüm planlarına karşı uyarıda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin'in 15 Ağustos 2025'teki basın toplantısı öncesinde (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin'in 15 Ağustos 2025'teki basın toplantısı öncesinde (AFP)

Lavrov, Moskova'nın çatışmanın sona erdirilmesine yönelik "bağlayıcı takvimler" ve "ültimatom diliyle" dayatılacak hiçbir planı kabul etmeyeceğini ifade etti.

Moskova, Ukrayna'nın silahlanma hamlelerini dikkatle izliyor

Rus yetkililer, iki hafta önce düzenlenen NATO Zirvesi'nden beri Ukrayna'nın silahlandırılmasına ilişkin gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini belirtti.

Moskova'nın gündeminde, Avrupa ülkeleriyle ortak savunma sanayii projeleri kapsamında imzalanan anlaşmaların yanı sıra, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile ABD Başkanı Donald Trump arasında salı günü gerçekleştirilen ve ardından Kiev ile Washington arasında daha kapsamlı askeri iş birliğinin başlayabileceği yönünde iddiaların ortaya atıldığı kapalı görüşme de yer aldı.

Kremlin'e yakın medya kuruluşları, söz konusu görüşmenin önemini küçümseyen yayınlar yaptı. Rus haber ajansı RIA Novosti, Trump'ın görüşmede Zelenskiy'ye savaşın sona erdirilmesi gerektiğini söylediğini belirtirken, bu durumu Washington'un diplomatik çözüm arayışını sürdürdüğünün ve Kiev üzerindeki baskıyı artırdığının göstergesi olarak değerlendirdi.

Patriot üretimi konusunda şüpheler

Moskova, Ukrayna'ya Patriot hava savunma füzelerinin ortak üretimi için lisans verilmesine yönelik ilk anlaşmaların uygulanmasının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Trump ve Zelensky'nin 28 Temmuz 2026'da Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği görüşmeden bir sahne (AFP)
Trump ve Zelensky'nin 28 Temmuz 2026'da Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği görüşmeden bir sahne (AFP)

RIA Novosti'nin Batılı kaynaklara dayandırdığı haberine göre Ukrayna, ABD'li havacılık şirketi Boeing'in lisans vermeye yanaşmaması nedeniyle Patriot füzelerini kendi topraklarında üretemeyecek. Polonya ve Almanya ise daha önce Ukrayna adına ortak üretimi üstlenmeye hazır olduklarını açıklamıştı.

Alman Welt televizyonu da Patriot füzelerinin yönlendirme başlıklarının Boeing tarafından üretildiğini, şirketin bu teknolojinin üçüncü ülkelere lisanslanmasına sıcak bakmadığını ifade etti.

Rus kaynaklar ayrıca zamanlama sorununa da dikkat çekti. Kiev'in kış gelmeden Patriot füzelerine acil ihtiyaç duyduğu belirtilirken, Amerikan sistemlerine yönelik füze üretiminin uzun ve son derece karmaşık bir teknolojik süreç olduğu, ayrıca ABD'nin de kendi hava savunma stoklarını yenilemek için bu sistemlere ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

Askeri uzmanlar, Ukrayna'da kurulacak üretim tesislerinin Rus saldırılarının hedefi olmasının önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle lisans verilse bile Ukrayna'nın kısa vadede bu üretimden fayda sağlamasının mümkün olmadığı görüşü dile getiriliyor.

Rus medyası ayrıca Axios'un haberine dayanarak Zelenskiy'nin Trump'tan ortak üretim başlayana kadar Ukrayna'nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla "kış paketi" olarak adlandırılan askeri yardımın hızlandırılmasını talep ettiğini yazdı.

Güney Kore'deki bir ABD üssünde bulunan Patriot füze sistemleri (Arşiv- Reuters)
Güney Kore'deki bir ABD üssünde bulunan Patriot füze sistemleri (Arşiv- Reuters)

Söz konusu paketin, Ukrayna'nın enerji altyapısını kış aylarında hedef alabilecek saldırılara karşı kullanılmak üzere 300 Patriot önleme füzesini içerdiği belirtilirken, Rus kaynaklar Trump yönetiminin bu mühimmatı kısa sürede teslim edebileceği hakkındaki şüphelerini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın RIA Novosti'den aktardığına göre bir kaynak, ABD'nin Patriot üretiminin Ukrayna'da yerelleştirilmesine yönelik Kiev'in beklentilerini fiilen sınırlandırdığını öne sürdü. Kaynağa göre Washington, üretimin Ukrayna yerine Polonya'da yapılmasının daha güvenli olacağını savunuyor.

Rusya'dan limanlara ve askeri sevkiyata yeni saldırılar

Bu gelişmeler yaşanırken Rusya, Ukrayna'nın derinliklerindeki altyapı hedeflerine yönelik saldırılarını genişletiyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, dün gece Ukrayna'nın Yujni Limanı'nda Batı menşeli askeri yük taşıdığı belirtilen iki ticaret gemisinin vurulduğunu açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için kullanılan limanlar ve deniz araçlarına yönelik yüksek özellikli saldırıların sürdüğü belirtilerek, hava platformlarından fırlatılan hassas güdümlü mühimmat ve saldırı tipi insansız hava araçlarıyla (Kamikaze- İHA) askeri nitelikli yük taşıyan iki ticaret gemisinin hedef alındığı ifade edildi.

Karadeniz kıyısında, Odessa'nın yaklaşık 30 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Yujni Limanı, Batı'dan gelen askeri yardımların ulaştırıldığı önemli lojistik merkezlerden biri olarak biliniyor.

30 Temmuz'da Kiev'deki bir pazara Rus saldırısının ardından çıkan yangını bir itfaiyeci söndürüyor (AFP)
30 Temmuz'da Kiev'deki bir pazara Rus saldırısının ardından çıkan yangını bir itfaiyeci söndürüyor (AFP)

Rusya'nın son saldırıları, Ukrayna'nın ikmal hatlarını kesintiye uğratmayı ve özellikle güney limanları üzerinden artan Batılı silah sevkiyatını engellemeyi amaçlayan stratejisinin devamı olarak değerlendiriliyor.

Savunma Bakanlığı ayrıca gece boyunca hava, kara ve deniz unsurlarının katılımıyla Ukrayna'daki havaalanları, savunma sanayii tesisleri, limanlar, enerji altyapısı ve askeri lojistik merkezlerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlendiğini açıkladı.

Lavrov'dan Batı'ya sert suçlamalar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batı'nın son aylarda Kiev'e verdiği desteğe yönelik eleştirilerini sertleştirdi.

TASS haber ajansına konuşan Lavrov, Batılı ülkelerin Rusya'yı zayıflatmaya ve parçalamaya çalıştığını savundu.

Batı'nın, Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik saldırılarını "savaşın dönüm noktası" gibi göstermeye çalıştığını söyleyen Lavrov, yeniden "Rusya'ya stratejik yenilgi yaşatma" ve "Rusya'nın sömürgeden arındırılması" söylemlerinin gündeme getirildiğini belirterek, bunun ülkesini parçalama girişimi anlamına geldiğini ifade etti.

Lavrov, "Durum tehlikeli bir noktaya ulaştı. Batı dünyasının tamamı Rusya'ya karşı birleşti. Londra daha sert, ABD ise nispeten daha düşük düzeyde olmak üzere Batı, Ukrayna üzerinden Rusya'ya karşı savaş yürütüyor. Kiev'e en gelişmiş silahlar sağlanıyor ve Ukrayna için yeni, yüksek teknolojili füze savunma sistemleri üretileceği açıklanıyor. Bu daha önce görülmemiş bir durum" değerlendirmesinde bulundu.

Lavrov, 23 Temmuz'da Manila'da düzenlenen ASEAN toplantılarında (Reuters)
Lavrov, 23 Temmuz'da Manila'da düzenlenen ASEAN toplantılarında (Reuters)

Baltık ülkelerinin Rusya'ya karşı "ön cephe" hâline geldiğini ileri süren Lavrov, bu ülkelerin son dönemde topraklarında nükleer silah konuşlandırılmasına yönelik yasağı kaldırdıklarını da hatırlattı.

Bu bir ültimatom

Lavrov, Batı'nın Ukrayna konusunda Rusya'ya ültimatom verdiğini savundu.

Batılı ülkelerin önce ateşkes ilan edilmesini, ardından Fransa ve İngiltere öncülüğünde çok uluslu bir gücün Ukrayna'ya konuşlandırılmasını, daha sonra ise Avrupa, ABD, Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in aynı müzakere masasında buluşmasını planladığını belirten Lavrov, "Bunun anlamı nedir? Bu açık bir ültimatomdur" şeklinde konuştu.

Rusya'nın çıkarlarını dikkate almayan hiçbir girişimi kabul etmeyeceklerini yineleyen Lavrov, "Ülkemizi ve çıkarlarımızı savunacak orduya, donanmaya ve giderek güçlenen savunma kapasitesine sahibiz" ifadelerini kullandı.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News