İranlı üst düzey bir yetkili, Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin geçişine yönelik yeni düzenlemeler konusunda yürütülen görüşmelerin son aşamaya yaklaştığını belirtti. Ancak anlaşmanın tamamlanmasının boğazın otomatik olarak yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan yetkili, uygulamaya geçilebilmesi için İran’ın yeni bir karar alması ve ABD’nin önceki taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve müzakerelerde İranlı uzman heyetine başkanlık eden Kazım Garibabadi, Tahran ile Maskat’ın üç haftadan uzun süredir gemi geçiş güzergâhları ve deniz trafiğinin gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeleri görüştüğünü açıkladı. Garibabadi, bu konunun daha önce İslamabad Mutabakat Muhtırası’nda da ele alındığını ancak söz konusu mutabakatın daha sonra geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya konuşan Garibabadi, ABD’nin saldırıları yeniden başlatması ve Washington’ın ‘taahhütlerinden vazgeçmesi’ nedeniyle müzakerelerin kolay ilerlemediğini söyledi. Yaklaşık 60 yıldır gemilerin Arap Körfezi’ne giriş ve çıkışlarını Umman kara sularını kullanarak gerçekleştirdiğini hatırlatan Garibabadi, bu sistemin değiştirilmesinin de teknik açıdan zorluklar içerdiğini belirtti.
Garibabadi, İran’ın talebi üzerine Umman’ın giriş ve çıkış güzergâhlarında ‘köklü’ değişiklikleri görüşmeyi kabul ettiğini, tarafların güzergâh haritaları ile bunlara ilişkin hukuki, güvenlik ve egemenlik boyutları da dahil olmak üzere birçok konuda ön mutabakata vardığını kaydetti.
Görüşmelerin yalnızca yeni bir rota belirlenmesini kapsamadığını ifade eden Garibabadi, ayrıca deniz trafiğini koordine edecek ortak bir İran-Umman merkezi kurulmasının, Umman Denizi’nden Arap Körfezi’ne veya ters yönde seyreden gemilerden gerekli bilgilerin alınmasının ve iki kıyı ülkesinin egemenliği ile güvenliğine ilişkin düzenlemelerin de müzakere edildiğini söyledi.
Garibabadi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin herhangi bir düzenlemenin yalnızca İran ile Umman arasında kararlaştırılması gerektiği görüşünde olduğunu belirterek, başka hiçbir ülkenin bu düzenlemelerin belirlenmesine müdahale etme hakkını tanımadıklarını ifade etti. İran’ın boğaza yönelik dış müdahaleyi reddettiğini söyleyen Garibabadi, son çatışma turunun ABD baskısıyla güney geçiş koridorunun açılmasıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Bu, kendiliğinden gerçekleşen bir açılım değil
Garibabadi, Umman ile yürütülen mutabakat sürecinin ‘Hürmüz Boğazı’nın tamamen ya da derhal yeniden açılması anlamına gelmediğini’ vurgulayarak, uygulamaya geçilmesi için birbirinden bağımsız bir dizi şartın yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Garibabadi, ABD’yi İslamabad Mutabakat Muhtırası kapsamındaki yükümlülüklerini iptal etmek, deniz ablukasını yeniden uygulamak, savaşı yeniden başlatmak ve özellikle petrol sektörüne yönelik olmak üzere daha önce geçici olarak kaldırdığı yaptırımları yeniden devreye sokmakla suçladı. Ayrıca Washington’ın dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasına yönelik süreci de durdurduğunu öne sürdü.
Söz konusu başlıkların, İran ile Umman arasındaki mutabakatın uygulanmasını ve gemi trafiğinin yeniden düzenlenmesini kapsayan ‘ikinci aşamaya’ geçilip geçilemeyeceğini belirleyeceğini ifade eden Garibabadi, ABD’nin taahhütlerine geri dönmesinin ‘gerekli bir şart’ olduğunu ancak Washington’ın birkaç hafta sonra yeniden geri adım atabileceğine ilişkin güvensizlik nedeniyle bunun tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
Garibabadi, Tahran’ın ABD’den Washington’ın yükümlülüklerine yeniden dönmeye hazır olduğuna ilişkin mesajlar aldığını ancak İran’ın bir sonraki aşamaya geçme konusunda henüz karar vermediğini belirtti. Son günlerde ABD ile doğrudan müzakereler yapıldığı iddialarını da reddeden Garibabadi, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki ülke arasında görüşmeler yürütüldüğüne ilişkin açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savundu.

ABD’den gelen mesajların, Washington’ın ne kadar ciddi olduğunun anlaşılması amacıyla incelendiğini söyleyen Garibabadi, ABD’nin askeri seçeneğin hedeflerine ulaşmadığını kabul edip etmediğinin ve gelecekte taahhütlerini yeniden geri çekmeden yerine getirmeye hazır olup olmadığının değerlendirildiğini ifade etti.
Garibabadi, Tahran’ın karar almadan önce üç temel soruya yanıt arayacağını belirtti: “ABD önceki politikasının yanlış olduğunu kabul etti mi? Taahhütlerine gerçekten geri dönmeye hazır mı? Ve kısa süre sonra yeniden geri adım atmasını önleyecek hangi güvenceler mevcut?”
Yeni bir ABD açıklaması ya da siyasi taahhüdün İran açısından ‘ilk aşamada güven verici’ olabileceğini ancak bunun güçlü bir güvence oluşturmayacağını dile getiren Garibabadi, Tahran’ın Washington’a duyduğu güvensizlik temelinde müzakere sürecini sürdüreceğini, herhangi bir mutabakatın uygulanmasının temel güvencesinin ise ‘İran İslam Cumhuriyeti’nin gücü’ olmaya devam edeceğini söyledi.
Yeni güzergâh
Garibabadi, üzerinde müzakere edilen modelin ‘1968’den bu yana uygulanan düzenlemelerin devamı olmadığını, savaş sonrasında ortaya çıkan değişiklikleri ve İran’ın güvenlik kaygılarını dikkate alan yeni bir sistem’ olduğunu söyledi.
Garibabadi, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte hâlihazırda kullanılan iki geçici güzergâhın kapatılacağını belirtti. Bunların, Lark Adası yakınındaki kuzey rotası ile Umman sularında bulunan güney rotası olduğunu ifade etti.
Yeni güzergâhın önemli bir bölümünün İran kara sularından, diğer bölümünün ise Umman kara sularından geçeceğini kaydeden Garibabadi, ticari gemilerin Arap Körfezi’ne girişte ve çıkış güzergâhının bazı bölümlerinde İran kara sularını kullanacağını söyledi.
İran’ın boğaz üzerindeki ‘fiilî egemenliğini’ tesis etmek için her iki güzergâhın da tamamen kendi kara sularından geçmesini şart koşmadığını belirten Garibabadi, ancak giriş ve çıkışın bütünüyle Umman kara sularından yapıldığı mevcut sistemin sona erdirilmesini istediklerini ifade etti.
Garibabadi, savaş öncesindeki düzenlemelerin İran Devrimi’nden önce varılan bir mutabakata dayandığını, bu düzenlemenin 1979 yılında yeniden teyit edildiğini söyledi. Ancak mevcut güvenlik koşullarının, Tahran’ı yaklaşık altmış yıldır yürürlükte olan sistemi değiştirme talebinde bulunmaya yönelttiğini belirtti.
Yeni modelin, İran’ın barış dönemlerinde Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini daha etkin biçimde kullanmasına yönelik bir strateji olduğunu dile getiren Garibabadi, bunun İran’ın boğazı sık sık kapatmayı planladığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Garibabadi, bölgede istikrarın sağlanması, İran’a yönelik tehditlerin ortadan kalkması ve diğer tarafların taahhütlerini yerine getirmesi halinde deniz trafiğinin normal seyrine dönebileceğini söyledi. Ancak Tahran’ın, ulusal güvenliğinin tehdit altında olduğunu değerlendirdiği her durumda kısıtlamaları yeniden uygulayacağını da sözlerine ekledi.
Uzatılabilecek geçici düzenlemeler
Garibabadi, yeni güzergâhın geçici nitelikte olacağını belirterek, uygulamanın gelişmelere bağlı olarak iki ila dört ay veya daha uzun süre yürürlükte kalabileceğini, ardından kalıcı ve istikrarlı bir düzene geçilmesinin değerlendirileceğini söyledi.
Garibabadi, İslamabad Mutabakat Muhtırası’nın İran tarafından uygulanacak bir aylık düzenlemeyi ve gemilerin 60 gün boyunca geçiş ücretinden muaf tutulmasını öngördüğünü, bunun ardından ise Umman ile kalıcı bir sistemin müzakere edilmesinin planlandığını ifade etti.
Ancak İran’ın, ABD’nin mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerinden vazgeçtiği değerlendirmesi nedeniyle mutabakatın beşinci maddesini artık uygulamadığını belirten Garibabadi, Tahran’ın da buna karşılık Hürmüz Boğazı’na ilişkin taahhüdünü askıya aldığını söyledi.
Garibabadi, Umman ile yürütülen mevcut görüşmelerin İslamabad Mutabakat Muhtırası’ndan bağımsız, ikili bir süreç olarak sürdürüldüğünü öne sürerek, bölge ülkeleri ile diğer bazı tarafların da boğaza ilişkin düzenlemelerin iki kıyıdaş ülke arasında varılacak anlaşmayla belirlenmesi gerektiği görüşünü benimsediğini savundu.
Geçiş ücretlerine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Garibabadi, bu konuda kararın ikinci aşamaya geçilmesine ve İran’ın üst düzey makamlarının Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin alacağı karara bağlı olacağını ifade etti. İran’ın savaş, abluka ve yaptırım koşulları devam ederken boğazı tek taraflı olarak açmasının beklenemeyeceğini dile getirdi.
Garibabadi, geçiş ücretlerinden muafiyet süresinin ne kadar olacağı ve çatışmaların yeniden başlamasından önce geçen günlerin 60 günlük muafiyet süresine dahil edilip edilmeyeceğine ilişkin değerlendirmelerin ise henüz erken olduğunu, çünkü Tahran’ın Washington ile yeni bir müzakere süreci başlatmadığını söyledi.
Saha ve diplomasi
Garibabadi, İran’ın İslamabad Mutabakat Muhtırası’na yaklaşık üç hafta boyunca bağlı kaldığını belirterek, ABD’yi Hürmüz Boğazı’nda mutabakatı ihlal etmekle suçladı. Garibabadi, bunun üzerine Tahran’ın önceki düzenlemeleri askıya aldığını ve boğazı yeniden ‘savaş koşullarına’ döndürdüğünü söyledi.
Tahran’ın boğazın kapatılması ile askeri karşılıkları eş zamanlı yürüttüğünü ifade eden Garibabadi, bunun Washington’a, mutabakatların yalnızca karşı taraf yükümlülüklerine bağlı kaldığı sürece geçerli olduğu mesajını vermeyi amaçladığını belirtti. Garibabadi, güç kullanımına ise askeri ve siyasi unsurları bir araya getiren ‘bileşik bir stratejiyle’ karşılık verileceğini savundu.
İran karar alma mekanizmasında görüş ayrılığı bulunduğu yönündeki iddiaları dolaylı olarak reddeden Garibabadi, diplomatik girişimlerin ülkenin askeri kurumuyla tam koordinasyon içinde yürütüldüğünü söyledi. “Saha ile diplomasi birlikte çalışıyor ve birbirleriyle çelişmiyor” diyen Garibabadi, Hürmüz Boğazı’na ilişkin tüm tutum ve girişimlerin savaşın gerekleri doğrultusunda ‘yüzde 100 koordinasyon’ içinde yürütüldüğünü ifade etti. İran siyaset literatüründe ‘saha’ kavramı, ülkenin düzenli ordusuna paralel yapıdaki Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgesel faaliyetlerini ifade ediyor.
Bölgesel arabuluculuk girişimlerine de değinen Garibabadi, Pakistan’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı ülkeye davet ettiğini ancak ziyaret tarihlerinin henüz netleşmediğini söyledi. Garibabadi, İslamabad’ın önceki müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenmesinden bu yana iki ülke arasındaki temasların sürdüğünü belirtti.
Garibabadi, İran ile Umman arasında yürütülen mutabakatın tamamlanmak üzere olduğunu ancak yürürlüğe girmesinin yeni bir siyasi karara, ayrıca ABD’den gelen mesajların ve Washington’ın ablukayı sona erdirme ile yükümlülüklerine geri dönme konusundaki ciddiyetinin değerlendirilmesine bağlı olduğunu ifade etti. Güzergâhlara ilişkin anlaşmanın tamamlanmasının ise tek başına Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması anlamına gelmeyeceğini vurguladı.